Afiş yapıştıran delikanlı...
ESKİ Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş’ın son kitabı, yakın, hem de çok yakın tarihi merak edenler, hatırlamak isteyenler için bir hazine... (x)
Siz bugün Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan’ın “Amerikan emperyalizmine ve siyonizme karşı olduklarını düşünebilir misiniz, hayal edebilir misiniz?”
Ama dün...
* * *
YIL 1991, günlerden 30 Ocak, Refah Partisi İstanbul İl Başkanı, Recep Tayyip Erdoğan, il binasında şöyle diyordu:
“Körfez Savaşı, ABD’nin emperyalizmi ve siyonizmi dünyaya hâkim kılmak için yaptığı bir savaştır. ABD, Rusya sorununu çözdükten sonra, bütün dünyaya kendi emrinde tek bir devlet yapma kararı aldı. Böylece siyonizmin egemenlik planı yürürlüğe konuldu.”
* * *
YA Abdullah Gül, Refah Partisi sözcüsü, Tayyip Erdoğan’dan on bir ay, on dokuz gün sonra Meclis kürsüsünde coşmuştur:
“Körfez Savaşı’nın, Amerika’nın önderliğinde ve egemenliğinde dünyada yeni bir düzen kurmak için nasıl tezgâhlandığını dünya gördü. Ortadoğu’nun Müslüman halkı, bir yandan ülkesindeki zalim yönetimler tarafından inletilirken, diğer yandan da o zalim kuklaların kuklacısı emperyalist güçler tarafından katledilmektedir.”
Breh, breh, breh!
Ne üslup değil mi?
* * *
VE sonra 13 yıl sonra Tayyip Erdoğan Başbakan olarak Amerika’ya gitmiş, Ocak 2004’te “cesaret ödülü” almıştır.
Kimden mi?
Bu işleri iyi bilen, takma adı “Taha Kıvanç“ olan Fehmi Koru, Tayyip Erdoğan’a “cesaret ödülü” veren kuruluşu, 5 Şubat 2004 tarihli Yeni Şafak’ta şöyle değerlendiriyor:
“Tayyip Erdoğan’a ‘cesaret ödülü’ veren kuruluşun adı ‘American Jewish Congress (AJC)’... World Jewish Congress, Thedore Herzl tarafından 19. yüzyılın sonunda kurulmuştu ve birkaç yıl önce 100. yıldönümü kutlandı. Dünya Musevilerini bir ‘ulusal yurda’ kavuşturma amacıyla kurulmuş ve İsrail ile amacını gerçekleştirmiş örgütün bir türevi Amerika’daki... Daha önce AJC tarafından 10 kadar kişi ödüle layık görülmüş; bunlar arasında İsrailli veya Musevi olmayan tek kişi Recep Tayyip Erdoğan. Listede İsrail’in önemli bütün başbakanları yer alıyor. Türkiye başbakanına böyle bir ödülün verilmesi bayağı anlamlı...”
* * *
“BAD’ü harabül Basra” diye bir laf vardır.
Şevket Kazan da Basra harap olduktan sonra, AKP kurulduktan sonra uyanıyor; Yıl 2002, 18 Ağustos Aydınlık dergisi.
“Ben AKP’de üst düzey kadroda bulunan arkadaşların Amerika ile, Amerika’daki belli odaklarla irtibat (bağlantı) içinde olduğunu biliyorum. Herkes biliyor. Oranın tasvibi (onayı) ile hareket ettikleri, oranın hoşuna gitmeyecek birtakım davranışlardan çekindikleri açıkça gözüküyor... Bütün amaçları, oradan aldıkları desteği sürdürebilmek. Bunların kafalarında, ‘oradaki destek ile irtibat kurulmadıkça iktidar olunamaz’ diye bir fikir var... En büyük hatalarımızdan biri, dış politika konularını Abdullah Gül’e emanet etmemizdir... 1991 yılından 1998 yılına kadar partimizin dış ilişkiler genel başkan yardımcılığını yürütmüş olan bir arkadaştı.”
* * *
FAZİLET Partisi kapatılmış, Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül yeni bir partinin peşindeler. Neşe Düzel, “Radikal”deki söyleşisinde Şevket Kazan’a “Sizi tasfiye edeceklerini düşünebiliyor musunuz?” diye soruyor...
Ne tasfiyesi?
Şevket Kazan, “Ben bu camianın abisiyim... Hem Tayyip meselesi on yıldan beri söyleniyor. Bu çocuk benim yanımda büyüdü, ben 1977’de İstanbul Belediye Başkanı adayı iken duvarlara afiş yapıştıran delikanlıydı, yanımızda gelişti.”
Sayın Şevket Kazan kusura bakmasın ama duvarlara afiş yapıştıran delikanlı bir gelişti, pir gelişti.
* * *
DEDİK ya, Vural Savaş’ın kitabı yakın siyasi tarih için bir hazine, zaten adı yeter:
“AKP Çoktan Kapatılmalıydı.”
HASAN PULUR - Milliyet // 24 Mart '008


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla





