• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
10 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Mustafa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    9,477
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Onay Hiciv (Yergi) Nedir ???

    Hicv" (Yergi) nedir?


    Birinin kusurunu ve ayıbını meydana çıkarmak manasına gelir. İnsanların kötü ve çirkin yanlarını, kusurlarını ve ayıplarını açıklamak ve göstermek, toplumun acıklı ve gülünç yönlerini ele alarak alaylı bir ifade ile anlatmaktır. Hicivler, nazım veya nesir olarak kaleme alınabilirler.



    Hiciv'de esas gaye...

    Kusurların ve ayıpların açıklanması olmakla beraber temizlikten ve incelikten ayrılmamak gerekir. Eğer eserdeki ifade tarzı, edep sınırlarını aşarsa, o hiciv değil küfür olur. Hiciv inceliği ve temizliği elden bırakmamak şartıyla, hakkın ve hakikatin savunucusu, haksızlığın ve rezilliğin engelidir. Haksızlıkları ve çirkinlikleri sergilerken, kabalığa düşülmesi, bir takım değerlerin ayaklar altına alınması, edeb dışı üslup kullanılması bir sanat olması gereken hiciv için hoş bir görünüş sayılmaz. Bu yüzden hiciv ile küfürü ve argoyu birbirinden kesin olarak ayırmak gerekir.



    Türk Edebiyatı'nda Hiciv...

    Halk Edebiyatı'nda çok gelişmiş durumdadır. Aşık Edebiyatı geleneğinde birçok saz şairimiz tarafından birbirinden güzel hicivler kaleme alınmıştır.

    Divan Edebiyatı'nda hiciv pek gelişmiş bir tür değildir. Bu akım içinde en büyük hiciv şairleri Bağdatlı Ruhi ve Nef'i'dir.

    Edebiyatımızın Avrupai bir karakter almasına kadar, daha çok Halk Edebiyatı'nda yaygın bir tür olarak karşımıza çıkan hiciv, Batılılaşma döneminde önem kazanır ve büyük gelişme gösterir. Tanzimat'la beraber edebiyatımızda gelişmeye başlayan Avrupai türlerin yanında, hiciv sanatı da kendini göstermeye başlar. Hiciv yazan kişiye "Heccav" adı verilir. Hiciv'e Halk Edebiyatı'nda "taşlama" denir.

    Yeni Türk Edebiyatı'ndaki "eleştiri" türü de bu türle benzeşmektedir.



    Edebiyatımızın tanınmış hiciv üstadları...

    Ziya Paşa, Namık Kemal, Şair Eşref,Nazım Hikmet,Neyzen Tevfik, Refik Halit Karay, Arif Nihat Asya, H. Cengiz Alpay,Abdurrahim Karakoç...



    Müstehcen hicivleriyle tanınan Neyzen Tevfik bu türün son temsilcisidir. Son devirlerde ise hiciv mizaha dönmüştür. Refik Halid Karay, Ercümend Ekrem Talû, Osman Cemal Kaygılı, Fâzıl Ahmed Aykaç, Orhan Seyfi Orhon, Yûsuf Ziyâ Ortaç, Halil Nihad Boztepe bunlardan bazılarıdır.


    Farklı Kaynaktan Hiciv

    HİCİV

    Kişi,kurum ve olayları gülünç hale sokmak,alaya almak, iğnelemek veya hakaret etmek suretiyle küçük düşürmeyi ve rezil etmeyi amaçlayan ve genellikle manzum olan türe “hiciv” diyoruz.
    Hiciv türü Batı Edebiyatlarında “satire”, Arap Edebiyatında “hica” diye isimlendirilmiştir.
    Hica, Eski Arap Şiirinin temel türlerinden biridir. O, Arap kabileleri savaşa başlamadan önce, kabile şairlerinin rakip kabileyi kötüleyen, kendi kabilesini öven şiirlere verilen isimdir. Barış zamanlarında yapılan şiir yarışmalarında, bir şairin diğer şairler hakkında söylediği onlarla alay eden ve onları küçümseyen şiirlerine de hica denilmiştir. Bu tür şiirler İslamiyette hoş görülmez. Buna rağmen İslamiyet’in ilk dönemlerinde Müslüman olmayan şairlerin İslam Dinine ve bu dinin Peygamberine yönelik hicivlerine Müslüman şairler de hicivle karşılık vermişlerdir. Hica türünü Araplardan alan İranlılar hica kelimesini hecv şeklinde telaffuz etmişlerdir. Türk Edebiyatı’na da hecv şeklinde İran Edebiyatı’ndan girmiş, halk dilinde hicv şeklinde telaffuz edilmiştir. Türk Edebiyatı’nda hiciv kelimesi ile birlikte, hicvin söyleniş tarzı ve amacına göre latife, hezl, tehzil, mütayebe, mülatafa, tariz, zemm, şetm gibi isimler de kullanılmıştır. Türk Edebiyatı’nda ilk hiciv örnekleri 14. yy. sonlarında görülür. Bunlar İran Edebiyatı örnek alınarak söylenmiştir.
    Hiciv türü Türk şiirinin gelişmesine paralel bir seyir takip etmiştir. 15. yy da hiciv sayısı azdır. 16. yy da hiciv sayısında artış görülür. Bu yüzyıldaki hicivler genellikle latife tarzındaki şahsi hicivlerdir. 17. ve 18. yy lar en çok hiciv söylenen dönemlerdir. Hakaret ve küfür yoluyla söylenmiş hicivler çoğunluktadır. Sosyal hicivler bu dönemde artmaya başlar. 19. yy da hiciv, şekil ve muhteva bakımından değişmeye başlar. Sosyal hicivler artmış, hiciv dili daha seviyeli bir hale gelmiştir.
    Hicivleri ile tanınan şairler ; 15.yy da Şeyhi bir hicviyle meşhur olmuştur. 16. yy da Cafer Çelebi,Zati; 17. yy da Nefi,Bahai,Nevai; 18. yy da Osmanzade Taip, Haşmet, Kani, Süruri; 19. yy da Ayni, Kazım Paşa, Ziya Paşa ve Eşref’tir.




    Hiciv Örnekleri...



    Nef'i'nin çok sevdiğim bir hicvi var.
    Tahir adında kadının biri,Nef'i'ye "kelp" (köpek) demiş...Bunun üzerine de Nef'i şöyle cevap vermiş bir hicvinde:

    "Tahir efendi bana kelp demiş
    İltifatı bu sözde zahirdir
    Malikî benim mezhebim zira
    İtikadımca kelp tahirdir."

    Yani:
    "Tahir efendi bana kelp (köpek) demiş.
    İltifatı bu sözde aşikârdır,bellidir,açıktır.
    Benim mezhebim Malikîdir.
    İnancıma göre, Malikî mezhebine göre kelp (köpek) temizdir." (tahir:temiz)

    .......................

    "Ya baş derdi konuşun yahut hiç toplanmayın;
    Kurultay kapısında tokaları neyleyim?
    Bahsetme sayın bayım,beş yıllık planlardan,
    İki ucu kavuşmaz yakaları neyleyim?" (Öfke ve Hiciv/Necip Fazıl...)

    ******

    "Oy anam, oy anam oy!
    Başka dert yok, oy da oy
    Ellerde tek telli saz,
    Gezerler konvoy konvoy...
    Vicdanlar iç ceptedir,
    Yeter ki, milyonu koy...
    Gıdası kan ve ilik;
    Leş kargası artık doy!... (Öfke ve Hiciv s. 53/N.Fazıl...)

    .....................

    Yeşilaycı bir profesör, "içkinin zararları" konulu bir konferansta,konuşmasının bir yerinde dinleyicilere sormuş:
    "Eşeğin önüne biri su,diğeri de rakı dolu iki kova koysak hangisini içer?"
    Dinleyiciler:"Suyu." demiş...
    "Neden?" demiş prof.
    Neyzen de atılmış:"Eşekliğinden!"...




    Şehir ESKİŞEHİR'dir !



    YİNE BİR KEMAL, YENİ BİR KEMAL !


  2. #2
    Mustafa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    9,477
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Onay

    Şair EŞREF'ten

    mahalle komiserlerinden biri , aklını şair eşref'e taktırmıştı.
    o dönemlerde geceleri fenersiz sokağa çıkma yasağı vardı.
    ve bir gece mahalle komiseri, eşref'i fenersiz yakalamıştı:
    – haydi ulan yürü karakola, demişti.
    eşref direnince de, yakasına yapışıp bir tokat patlatmıştı. eşref de aynı biçimde yanıt vermişti komisere...
    derken iki polis daha gelmişti komiserin yanına. eşref'i, ite sürükleye karakola götürmüşler; ertesi gün de, "vazife başındaki zaptiye memuruna tokat atma" suçlamasıyla, müstantikliğe -sorgu yargıçlığına- sevketmişlerdi.
    müstantik, ohannes efendi adında, gün görmüş bir osmanlı ermenisiydi. sorularını bir kâğıda yazmış ve eşref'e uzatmıştı:
    – bunları cevaplayın, demişti.
    eşref de, "suallerinizin topuna cevaptır" notuyla, şu kıt'ayı yazıp uzatmıştı müstantik ohannes efendi'ye:

    elinde yok adalet; olsa da sen kim, adalet kim;
    kimi maznun [sanık] görürsen, hep "kabahat sendedir" dersin.
    polisler üstüme saldırdı, ben de sille aşkettim,
    be müstantik efendi!.. söyle, sen olsan ne b.k yersin?..

    Şehir ESKİŞEHİR'dir !



    YİNE BİR KEMAL, YENİ BİR KEMAL !


  3. #3
    Mustafa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    9,477
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Onay

    Şair EŞREF'ten

    ‘‘kabrimi kimse ziyaret etmesin allah için,
    gelmesin reddeylerim billahi öz kardaşımı.
    gözlerim ebna-yi ademden ol rütbe yıldı kim,
    istemem tek fatiha, tek çalmasınlar taşımı’’.

    Şehir ESKİŞEHİR'dir !



    YİNE BİR KEMAL, YENİ BİR KEMAL !


  4. #4
    Mustafa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    9,477
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Onay

    Şair EŞREF'ten

    "eylemem ölsem de kizbi ihtiyar,
    doğruyu söyler gezer bir şairim;
    bir güzel mazmun bulunca eşrefa!
    kendimi hicv eylemezsem kafirim"

    bugünün diliyle ;

    "ölsem de isteyerek söylemem yalan,
    doğruyu söyler gezer bir şairim;
    söyleyecek güzel bir söz bulunca
    kendimle bile kafa bulmazsam kafirim"
    .

    Şehir ESKİŞEHİR'dir !



    YİNE BİR KEMAL, YENİ BİR KEMAL !


  5. #5
    Mustafa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    9,477
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Onay

    Neyzen Tevfik'ten

    Atatürk'ün büyük dil kongresini topladığı gün, başvekil de bakırköyünde genişletilen bez fakrikasını açmaya gelmişti.
    dil kongresine bütün bakanlar, milletvekilleri ve bazı büyükelçiler de gelmişlerdi.
    dil konusunda tezi olanlar, kürsüye çıkıp konuşmuşlar, fikirlerini beyan etmişlerdi.
    bunlar arasında üniversite profesörlerinden cafer kırımi bey de kürsüye çıkarak tezini savunurken, kırımlı olması dolayısıyla söz arasında ruslar hakkında biraz sitemde bulununca Atatürk çok kızmış ve:
    - "burası siyaset meydanı değildir, indirin şunu hemen" deyince profesörü kürsüden indirmişlerdi. Neyzen Tevfik bu olayı öğrenince şu kıtayı yazmıştı:


    fabrika yaptı sümerbank bez için,
    çok muazzam bir eser bu laf değil,
    dil işinde ehli dil tezden dedi:
    s.çtı cafer bez getirsin başvekil..


    .

    Şehir ESKİŞEHİR'dir !



    YİNE BİR KEMAL, YENİ BİR KEMAL !


  6. #6
    Mustafa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    9,477
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Onay

    Neyzen Tevfik'ten

    Beşiktaş'taki iskele meydanında ufka bakan ve eliyle de rüzgardan dalgalanan kaftanini tutan bir barbaros hayrettin paşa heykeli vardır.. altında da Yahya Kemal'in şiiri yazılıdır:



    deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
    barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..
    adalar'dan mı? tunus'tan mı, cezayir'den mı?
    hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi
    yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;
    o mübarek gemiler hangi seferden geliyor?





    neyzen tevfik bunu görmüş, beğenmemiş.. "'geliyor da geliyor' diye tutturmuş yahya kemal".. sonra neyzen aşağıdaki dörtlüğü yazmış..



    ebedi bilgini hayrettin kaptan
    beş asır önceden biliyor gibi
    ıkına sıkına yazdığın şiire
    barbaros k.çını siliyor gibi...

    Şehir ESKİŞEHİR'dir !



    YİNE BİR KEMAL, YENİ BİR KEMAL !


  7. #7
    Mustafa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    9,477
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Onay

    Neyzen Tevfik'ten



    değil mi?


    ulu tanrı'm, akıl ermez sırrına,
    binbir ismi hakda pinhan edersin.
    içirirsin sabrın peymanesini,
    hikmetini sonra ayan edersin.

    gizlenirsin bir nüvenin içinde,
    ademin de şeytanın da cinin de,
    her milletin ayrı ayrı dininde
    şirke, küfre, rayhi bürhan edersin.

    aşk olursun, gönlümüzü yakarsın,
    leyla olur karşımıza çıkarsın,
    rakıyb olur canımızı sıkarsın,
    vuslatını bize hicran edersin.

    bozuktur düzenin, olmazsın akort,
    tavşana kaç dersin, tazıya aport,
    haham, papaz, hoca ettikçe zart zurt,
    alay eder, güler isyan edersin.

    sen indirdin yere şu dört kitabı,
    ayrı ayrı her birinin hisabı,
    her bir dinin sensin putu, mihrabı,
    yalanına kendin iman edersin.

    zerdüşt olmuş görünmüşsün ateşte,
    brahmen'in vişno'sısın güneşte,
    bir parlayış parladın ki kureyş'te
    mahbubunu zatına şan edersin.

    hem goncasın, hem bülbülsün, hem diken,
    hem canansın, hem de çileyi çeken,
    hikmetine def'ineler açıkken
    seyyah, derviş olur selman edersin.

    yok olmadan var olmanın yolu yok,
    kendin gibi seni arayan pek çok,
    hiç şaşırmaz kaderden attığın ok,
    sevdiğini aşka nişan edersin.

    çiftçi olur, öküzünü haylarsın,
    ağa olur, hizmetkarı paylarsın,
    yersin, göksün, yıllar, günler, aylarsın,
    asırları toplar bir an edersin.

    görünürsün her velide, delide,
    mustafa'da avram'da pandeli'de,
    bir maymuncuk gibi her bir kilide
    hem uyarsın hem de bühtan edersin.

    neşve olur, gizlenirsin şarabda,
    helal, haram yazılırsın kitabda,
    sevdalarla şu inleyen rebabda,
    sensin, aşıkları nalan edersin.

    zincir olur mecnunları bağlarsın,
    görür, acır, karşısında ağlarsın,
    irmak olur dere tepe çağlarsın,
    tufan olur, dehri viran edersin.

    bir ot idin, kamış oldun, ney oldun,
    feryadına karşılık hey hey oldun,
    su, kök, filiz, asma, üzüm, mey oldun,
    her katranı bana umman edersin.

    çıban olur, enselerde çıkarsın,
    yanar canın yine kendin sıkarsın.
    kendin yapar, kendin yakar yıkarsın,
    sigortadan ne kar, ziyan edersin?

    maymun olur, ısırırsın kralı,
    hala yunan canevinden yaralı,
    yıldızını o yar sardı saralı,
    venizelos'musun devran edersin, .

    bir iraden adam yapar eşeği,
    azlolurken batar ona döşeği,
    gazabındır şu felaket şimşeği,
    her nereye çaksan suzan edersin.

    çıkmayan bir candan umut kesilmez,
    rahmetinden zerre bile eksilmez,
    gözümüzü senden başkası silmez,
    güldürmeden önce giryan edersin.

    şımartırsın bir sonradan görmeyi,
    öğretirsin halka çorap örmeyi,
    o çalarken tam gözünden sürmeyi,
    yakalarsın, hapse ferman edersin.

    zengin olur kasaları kitlersin,
    fakir düşer garip başın bitlersin,
    deri, kemik, beden bizi ciltlersin,
    hicranlara canlı divan edersin.

    la'netin mi şu şin islam kapısı,
    yedi cehennneme bedel yapısı,
    zebanilerde mi bunu tapısı?
    bu çeteyi sen perişan edersin.

    dar-ün nedve midir şu dar-ül-hikme
    savurdular birbirine çok tekme.
    kuyruğu sakattır, pek hızlı çekme,
    eşeklerle bizi handan edersin.

    kudururlar arpalıkla, tiridle,
    girişirler kafa, göz, yüz, dividle;
    geğirirler, anırırlar, tecvidle,
    harf-ı meddi yular, kolan edersin!

    fitne için yeter izmir'li cüce,
    yelken takar devedeki hörgüce,
    kürek çeker akıntıya her gece,
    boklu dereye mi kaptan edersin?

    uçarken havada gaflete daldım,
    fena suretinden bir buse aldım,
    süleyman tahtının altında kaldım,
    cibril'i şaşırtan o burak benim.

    felek allem, kader kallem eyledi,
    hind'de buda tur'da musa eyledi,
    beni bana herkes nasıl söyledi?
    dillerde destanda bu merak benim.

    serseri bir kıdemliyim ocakta,
    kaynamışım nice kabda kucakta,
    buz kesildim sinirimden sıcakta,

    Şehir ESKİŞEHİR'dir !



    YİNE BİR KEMAL, YENİ BİR KEMAL !


  8. #8
    Mustafa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    9,477
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Onay

    HİCİV VADİSİNDE BİR TECRÜBEİ KALEMİYE


    Bir varmış
    bir yokmuş.
    Develer tellallık edip satarken develeri,
    bir benim babam varmış,
    bir de bir zatımuhteremin pederi.
    Benim babam,
    dazlak kafalı ufak tefek bir adam.
    O bir zatımuhteremin pederi
    İkinci Sultan Hamidin
    meşhur hırsız seraskeri.
    Benim babam,
    dolu koymuş
    boş çıkmış,
    bütün ömrünce çevirmiş simsiyah defterleri.
    O, bir zatımuhteremin pederi -
    Yemen çölünde açlıktan ölenlerin
    suyundan, ekmeğinden çalarak,
    kumun üstüne akan kandan
    yüzde yüz komisyon alarak
    han, hamam, apartıman yapmış...
    Ey zatımuhterem!
    Şaire, "Kısa kes, diyelim, sözlerini!"
    Ölmüş sizin serasker
    peder.
    Benim de babam öldü.
    Ve dünyaya yummadan evvel
    ışıklı çocuk gözlerini
    siz onun yanındaydınız.
    Son beş papelin hesabını vermeden ölmesin, diye
    kalbinin atışını saydınız.
    Tutmuyordu babamın öpülesi elleri.
    O eller..
    Babamın gözleri artık
    simsiyah defterleri göremiyordu...
    Fakat yine siz haklısınız:
    o gündü hesap günü.
    Taktınız tenezzülen kendi elinizle siz
    bir ölünün burnuna gözlüğünü,
    beş papelin hesabını istediniz.
    İşte o hesabı şimdi ben veriyorum.
    Size bir tokat
    borcum vardı.
    Dikkat!
    Kolumu geriyorum.
    İkimiz karşı karşıyayız.
    Sizin peder ölmüş.
    Öldü benim babam.
    Karşı karşıya kaldık iki meşhur adam.
    Benim şöhretim nerden gelir,
    ben neyimle meşhurum -
    -MALUM!.
    Size gelince:
    sizi meşhur eden şey:
    hırsız bir babanın kanlı altınlarını çalan
    hırsız bir oğlun parasıdır.
    Sizin şöhretiniz:
    lanetle dolu bir yükün
    çuval darasıdır.
    Şöhretiniz:
    kıvrak çengiler, büyük kemancılar veren
    çingene çadırlarının yüz karasıdır.
    İnanmazsanız eğer,
    karıştırsın alim efendiler
    kalın yapraklı kitaplar gibi seneleri:
    anlarsınız ki, Edirne boyu
    çingeneleri,
    görmemiştir soyunuz gibi bir soyu...
    Bir varmış
    bir yokmuş.
    Develer tellallık edip satarken develeri,
    bir benim babam varmış,
    bir de bir zatımuhteremin pederi.
    Ey zatımuhterem!
    Ölmüş sizin serasker
    peder.
    Öldü benim babam.
    Karşı karşıya kaldık
    iki meşhur adam...


    N.Hikmet - 1933

    Şehir ESKİŞEHİR'dir !



    YİNE BİR KEMAL, YENİ BİR KEMAL !


  9. #9
    Türkmen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-02-2005
    Mesajlar
    3,211
    Karizma Gücü
    0
    Çok güzel olmuş hocam teşekkürler..
    Tengrici !


    İki insan arasında geçen konuşma..
    - En sevdiğim çikolata Halley!
    - O ne len ? Ülkerci mi oldun ?
    - Yiğidi öldür hakkını yeme.Bende sevmiyorum o mülüşleri ama ürünleri güzel genellikle.
    - Ne haklarını yerim ne ürünlerini, zaten malzemeden çalıyolar domuz yağı yoktur yazıyor üstünde.
    - E o normal. Sen öyle bir ürün yapsan kendi türünün vücudundan yağ koyar mıydın ?

  10. #10
    sekerkamisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-12-2005
    Mesajlar
    1,153
    Karizma Gücü
    0
    Guzel bir calisma olmus.

    "Baykal efendi secim hezimetinin sebeplerini baskalarinin komurlugunde degil kendi odunlugunda arasin" desem bu da hiciv oluyor mu?
    Bu mesaj en son " 25.03.08 " tarihinde saat 22:32 itibariyle sekerkamisi tarafından düzenlenmiştir...
    Asr'a yemin olsun ki, hiç şüphesiz insan hüsrandadir. Inananlar, salih amel işleyenler, hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna


    Siirlerim

    Üstadım tekerlek hala tümsekte
    Şimdilerde biraz ilerlesekte.
    Bugün tembellikten hak etmesekte
    Yarın elbet bizim elbet bizimdir
    Gün doğmuş, gün batmış, ebet bizimdir-Sekerkamisi


    Kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne
    Acırım tükürüğe billahi tükürsem yüzüne!-M. Akif ERSOY


 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •