• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor

Konu: Hücre

  1. #1
    BuRnOut adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2004
    Mesajlar
    2,089
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8


    Hücre

    Bu yazı İtalyan yönetmen Michelangelo Antonioni'ye ithaf edilmiştir.


    Her şey güzel başlamıştı… Önce deniz manzaralı bir kafede sabah kahvaltısı, ardından birbirine kavuşan eller ve birbirinde kaybolan sevgi dolu gözler… Dahası da vardı, sürüp giden mutluluk hayalleri, umutlar, havada uçuşan martıların eşlik ettiği gündüz düşleri ve daha nice sevgi kırıntısı… Her şey güzel başlamıştı, ama öğleye doğru bir şeylerin eksikliği yavaştan kendini hissettiriyordu. Kadın içindeki huzursuzluğu yoracak bir sebep bulamamıştı. Daha erkendi, beklemeliydi… Gündüz vakti gökyüzünü saran o tozpembe hava, martıların neşe dolu nakaratları ve sevgilinin sevgi dolu çığırtkanlığı yerini nedensiz bir melankoliye bırakmıştı. Kusursuz bir boşluk haliydi etrafını saran. Derinlerden ve sarsıcı bir iç çekişi geldi, çok sonralarıydı… Sigaranın dumanı, iç çekişinin ağırlığını arttırırken erkek de aradaki mesafenin varlığını fark etmişti. Yanaştı, yakınlaştı, elleri kadının ellerini aradı. Eller artık buluşamaz oldu. Gözler birbirini ıskalıyordu. Aradaki mesafe artık büsbütün kendini gösterir oldu, sıcak hava yerini kuzeyden esen soğuk esintiye bırakırken, gökyüzündeki pembe bulutlarda buz mavisine çaldı. İşte o an anladı erkek de inkar ettiği şeyi…

    Aslında her zaman onunla birlikte yaşamıştı, kadını kollarına aldığında onu da kollarına alıyordu. Kadını her öpüşünde aslında onun sonsuzluğundan besleniyordu. Sahte mutluluk düşlerinin içindeyken bile onun varlığını içten içe hissediyordu. Hep içinde olduğu, ama o zamana dek hep varlığını inkar ettiği o yalnızlığı şimdi yüzüne vurmuştu. Apansızdı. Belki de vakitsizliği bu kadar şaşırtmıştı onu. Öyle ya, en mutlu oldukları anda üzerlerine çöküvermişti yalnızlıkları… İkisi de biliyordu, yalnız kalmalarının bir nedeni olmadığını… Hiç bitmeyecek sandıkları aşklarının sonu gelmişti. İkisi de aslında kendi hücrelerinde aşklarını yaşamıştı. Hücreler birleştiğinde ise; iki tarafta aslında herkesin kendi kendini sevdiğini ve aşklarının sadece bir yanılsamadan ibaret olduğunun farkına varmıştı. Artık konuşmadan anlaşıyorlardı, hücreler birleşmişti. ‘Seni seviyorum’ sözcüğü artık yankılanmaz oldu. Duvarlar o kadar daralmıştı ki… İkisi de tek bir hücrede yaşamaya dayanamadı, kırılgan duvarlar üstlerine çöktü. Her şey aniden olmuştu. Bir iç çekişiydi… Kadın, erkeğin hücresine dayanamaz oldu. Yalnızlıktan korkuyordu, ama başka biriyle hücresini de paylaşmak istemiyordu. Hücresinde kaybolmak, hücresinde düşler görmek ve kendini şekilden şekle sokmak, yüzünde farklı maskelerle insanlar arasında dolaşmak, sevmek, sevilmek, dokunmak, hissetmek, kaybetmek ve kaybolmak istiyordu. Ama tek kişilik bir sahne ona göre değildi.

    Bencilce çocuk yapmak istediğini söylediğinde bile yalnızlığına bir çare bulamayacağının farkındaydı. Aynaya çırılçıplak baktığında anladı; küçük bir bebeğin ona dost olamayacağını. Kafasının içindeki kağıt gemiler birer birer suya batarken bir iç çekişi geldi. İşte o an hücrenin duvarları yıkılıverdi. Sahte aşklardan ve sevgilerden ördüğü, isimsiz limanlarda bıraktığı aşıkların teniyle beslediği, kalınlığına aldanarak yıkılmaz sandığı hücresi yıkıldığında yalnızlığından başka bir şey değildi meydandaki. Her zaman oradaydı yalnızlığı, üstüne örülen duvarlar da onu gizlemeye yetmemişti. Hücrenin yıkık duvarları arasında kalan bedeniyse yılların izlerini taşıyordu. Her şeyin tanığıydı, solup giden bedeni. Şimdiye kadar sürekli sahip çıktığı aşkı, sevgisi, güzelliği, sadakati, namusu ve dahası yok olup gittiğinde saygı duyulacak ve onu ayakta tutacak hiçbir şeyi kalmamıştı. Sevgi yoktu, acı da yoktu. Her şey kusursuz bir yalnızlığa gömülmüştü. “Belki her şey bitti.” diye düşündü, ama aslında bu insanlığın yüzlerce yıllık yalnızlık halinden başka bir şey değildi. Ne biten bir şey vardı, ne de başlayan… Az ilerisindeki masadan yeni bir çift kalkıp gitti. Erkek, kadına ‘seni sevdiğimi biliyorsun değil mi’ diye sordu. Kadında hınzırca bir gülümsemeyle erkeğe sarıldı.


    28 Ocak 2008
    BuRnOut

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    10-02-2008
    Mesajlar
    102
    Karizma Gücü
    0
    güzeldi sağol.
    ama daha hiç kimse ayrılağına çare bulamamış..

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kanseri yok eden hücre...
    2006 Konuları bölümünde Ali tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 01.02.06, 16:27
  2. Kök hücre çalışmaları durduruldu
    2005 Konuları bölümünde bioking tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 18.10.05, 19:16

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •