• Reklam
10 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    menat45 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2007
    Mesajlar
    492
    Karizma Gücü
    0

    Kızgın Atin şunu Timarhaneye!

    Yıllardan beri dağıttığı uyduruk kitaplarla zavallı yurdum insanına bilimin tüm dallarını öğreten(!) Harun Hoca yine dalavere peşinde!Peki Paranoid Şizofren olduğu mahkeme kararı ile tescilli ** gücünü nereden alıyor?Arkasında kimler var?
    Adnan Hoca'ya Mahkeme Dayanmadı
    05 Nisan 2008 11:38Adnan Okt'ar hakkındaki davanın görüldüğü mahkemenin heyeti, davadan çekilme kararı aldı.

    Kamuoyunda "Adnan Hoca" olarak tanınan Adnan Okt'ar'ın da aralarında bulunduğu 18 sanık hakkındaki davanın görüldüğü mahkemenin heyeti, davadan çekilme kararı aldı.
    İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanıklar Tarkan
    Yavaş, Halil Hilmi Müftüoğlu, Kartal İş ve Uğur Örmen katıldı. Diğer 14
    sanık ise duruşmaya gelmedi.

    Mahkeme Heyeti Başkanı Salih Öztürk, sanıklardan Halil Hilmi Müftüoğlu,
    Adnan Tınarlıoğlu, Korkut Yasa ve Tarkan Yavaş'ın, 3 Nisan 2008'de dava dosyasına dilekçe sunduklarını bildirdi.

    Başkan Öztürk, ayrıca sanık avukatlarından Kerim Kalkan'ın, mahkeme
    heyeti üyeleri hakkında tazminat davaları açılacağına dair bir dilekçe
    ile bunun eklerini 3 Nisan 2008 tarihinde, müdahil avukatlarının
    beyanlarına karşı diyeceklerine ilişkin dilekçeyi de bugün dosyaya ibraz
    ettiğini tutanağa yazdırdı.

    eçen celse sanıkların, mahkeme heyetinin reddine ilişkin taleplerinin
    mahkemelerince kabul edilmediğini ve bu karar aleyhine herhangi bir
    itiraz yapılmadığını belirten Başkan Öztürk, dosyanın usulen kendisinin
    imzasıyla İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiğini kaydetti.
    Başkan Öztürk, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin de mahkeme heyetinin
    reddine ilişkin talebi reddettiğini kaydetti.

    MAHKEMEDE TARTIŞMA &#199KTI

    Taraf avukatlarına bir diyecekleri olup olmadığını soran başkan Öztürk,
    avukat Uğur Poyraz'ın oturduğu yerden "talepleri olacağını" söylemesi
    üzerine, Poyraz'ı ayağa kalkması için uyardı.
    Bunun üzerine avukat Poyraz, "Ayağa kalkmıyorum. Hangi yasa maddesine
    göre ayağa kalkmamı istiyorsunuz. Keyfi uygulama yapıyorsunuz" diye konuştu.

    Başkan Öztürk'ün "Siz talebinizi söyleyin, bunu da yazacağım tutanağa"
    şeklindeki konuşmasına avukat Poyraz, "Yazın tabii, ama böyle yazacağım
    diye tehditvari şeyler olmasın" dedi.
    "Siz istediğiniz için değil, kendim ayağa kalkıyorum" diyerek ayağa kalkan Poyraz'ın beyanları tutanağa geçirilmeye başlandı.

    Bu sırada avukat Poyraz, ifadelerinin eksik olarak tutanağa geçirildiği
    gerekçesiyle beyanlarını kendi yazdırmak istedi.
    Avukat Poyraz, beyanlarını tutanağa şöyle yazdırdı:
    "Ayağa kalkmıyorum, 1136 sayılı Avukatlık Kanununa göre, ayrıca 5237
    sayılı CMK'ya göre, duruşma sırasında avukat ve Cumhuriyet Savcısı
    yalnızca hüküm fıkrası okunurken ve yemin edilirken ayağa kalkmakla
    mükelleftirler, bunun dışında avukatın ayağa kalkarak konuşması
    gerektiğine dair ne Anayasa'da, ne yasalarda hiçbir hüküm yoktur. Bu
    konuda İstanbul Barosu Başkanı Kazım Kolcuoğlu'nun şikayet eden
    mahkemelere gönderdiği yazılarda bu husus çok açık belirtilmiştir. Ben
    meslek örgütümün kurallarına bağlı kalmak zorundayım. Meslek örgütümün
    başkanı olan kişinin kanuna dayalı olarak belirttiği hususların dışına
    da çıkamam. Bu nedenle bir suç işledik ise hangi kanunun hangi maddesini
    çiğnediğimin bana şu anda açıklanmasını talep ediyorum, eğer bu açıklama
    yapılmazsa mahkeme başkanı ve üyeleri yasadan kaynaklanmayan bir hakkı
    sanık müdafiine karşı uygulamaya kalkmakla yasa dışına çıkmıştır. Açıkça
    kanunun ilgili hükmü şu anda belirtilmediği takdirde mahkeme başkanı ve
    üyelerini birlikte ve ayrı ayrı reddediyorum."

    Verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklardan
    Adnan Tınarlıoğlu'nun celse arasında verdiği dilekçede yer alan ve
    avukat Poyraz'ın bu celse yaptığı mahkeme heyetini red taleplerinin
    davayı uzatmaya yönelik olduğunu belirterek, istemlerin reddine karar
    verdi.

    Davanın bazı sanıkları tarafından dosyaya konulan dilekçelerin
    içeriklerinde, heyet başkanı ve üye hakimler hakkında iftira ve
    suçlamalar bulunduğunu anlatan mahkeme heyeti, bu nedenle heyet başkanı
    Salih Öztürk ile üye hakimler Naşit Gürel ile Nuran Yalınbaş'ın ayrı
    ayrı davadan çekildiklerini bildirdi.

    Dava dosyasının, çekilme gerekçelerini içeren dilekçeler ile üst
    mahkemeye gönderilmesini hükme bağlayan mahkeme heyeti, avukat Uğur
    Poyraz hakkında gereğinin takdir ve ifası için duruşma tutanağının bir
    örneğinin İstanbul Baro Başkanlığına gönderilmesini de kararlaştırdı.
    Verilen kararların taraflara anlatıldığı sırada duruşma salonuna gelen
    bir avukat, İstanbul Barosu tarafından davaya "gözlemci" olarak
    katılması konusunda görevlendirildiğini söyledi. Avukat bu durumun
    tutanağa geçirilmesini istedi.

    Mahkeme Heyeti Başkanı Salih Öztürk, duruşmanın tamamlandığını
    kaydederek, bu isteği reddetti.
    Bu sırada avukat Uğur Poyraz, müdahil avukat Rezzan Aydınoğlu'nun
    Cumhuriyet Savcısı Orhan Erbay ile konuşmasına tepki gösterdi.
    Poyraz ile Aydınoğlu arasında tartışma çıkması üzerine savcı Erbay,
    "Merak etmeyin, beni kimse etkileyemez" diyerek tarafları yatıştırmaya
    çalıştı.

    DAVANIN GEÇMİŞİ

    İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, yaptığı yargılama sonucunda 24 Ekim
    2005'te Adnan Okt'ar ile 34 sanık hakkındaki dava dosyasının zaman aşımı
    dolduğundan düşmesine karar vermişti.

    Kararı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 17 Mayıs 2007'de Adnan Okt'ar
    ile 17 sanık hakkındaki yerel mahkemenin kararını bozmuştu.
    Yüksek mahkeme, bozma kararında, "bu kişilerin grup olarak bir araya
    geldiklerini, basın-yayın kuruluşları üzerinde nüfuz elde etme,
    kendilerine ve başkalarına haksız çıkar sağlama, destekledikleri kişi ve
    siyasi partilerin seçimlerde oy elde etmesi için zor ve tehdit uygulamak
    suretiyle yıldırma, korkutma ve sindirme gücü kullanarak suç işlemek
    amacıyla örgüt kurduğunu" belirtmişti.

    Kararda, sanıkların eylemlerinin, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç
    Örgütleriyle Mücadele Kanununda, "baskı, cebir ve şiddet kullanarak
    çıkar amaçlı örgüt kurma ve yönetme" suçunu düzenleyen 1. maddesi
    kapsamına girdiğinin sabit olduğuna yer verilmişti.

    Yüksek mahkeme, bu suç yönünden aralarında Okt'ar'ın da bulunduğu 18
    sanık hakkında zaman aşımı süresinin dolmadığına işaret etmişti.
    Yeniden yapılan yargılamada İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, özel
    yetkili ağır ceza mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğuna karar
    vermişti. Uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla dosyanın gönderildiği
    Yargıtay 5. Ceza Dairesi ise davaya bakmakla İstanbul 2. Ağır Ceza
    Mahkemesinin görevli olduğunu belirterek, dosyayı iade etmişti.
    Adnan Hoca'ya Mahkeme Dayanmadı | Aktif Haber
    Bu mesaj en son " 05.04.08 " tarihinde saat 18:09 itibariyle Holocaust tarafından düzenlenmiştir...
    Kan yasası bu insanın:
    Üzümden şarap yapacaksın
    Çakmak taşından ateş
    Ve öpücüklerden insan!
    Can yasası bu insanın:
    Savaşlara yoksulluklara
    Ve binbir belaya karşın
    İlle de yaşayacaksın!

  2. #2
    N-BAYRAK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-08-2007
    Mesajlar
    5,476
    Karizma Gücü
    6
    Çok canını yaktı galiba O ne başlık öyle..
    Nasılsa alışacaksın sende zamanla
    Kiminde bir neştere rehin vereceksin damarlarını
    Bazen de uykularını kurban edeceksin faili ben kabuslara
    ama alışacaksın...

    Güller yâre sevgi kanıtı; benim elimde papatya...

  3. #3
    o(*_*)o ForumX adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    14,836
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    Yakındır o da

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-03-2008
    Mesajlar
    372
    Karizma Gücü
    0
    bu ne bitmez İslam düşmanlığı desek nasıl olur acaba

  5. #5
    menat45 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2007
    Mesajlar
    492
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı N-BAYRAK tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Çok canını yaktı galiba O ne başlık öyle..
    Çocuğum!Benim,ne hocayla ne de yanındaki mankenlerle bir işim olmaz.Ama sen ve senin gibiler bu sahtekarı bilim adamı sanıyor.Yazdığı(daha doğrusu Amerikan IRC'nin kopyalayıp dağıtımını yaptırdığı )uyduruklarla sizin küçücük beyninizi sulandırıyor!
    Kan yasası bu insanın:
    Üzümden şarap yapacaksın
    Çakmak taşından ateş
    Ve öpücüklerden insan!
    Can yasası bu insanın:
    Savaşlara yoksulluklara
    Ve binbir belaya karşın
    İlle de yaşayacaksın!

  6. #6
    <span style='color: #FF0000'>Kutadgu Bilig</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-03-2008
    Mesajlar
    5,139
    Karizma Gücü
    6

    Başarılı

    Alıntı N-BAYRAK tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Çok canını yaktı galiba O ne başlık öyle..
    belli ki çok canını yakmış

  7. #7
    menat45 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2007
    Mesajlar
    492
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Fields of Gold tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    belli ki çok canını yakmış
    Bizden geçti ama siz ufaklıkların canı çok yanacak,savunduğun adamı önce bir tanı;



    Adnan Hoca'nın deliliği tescillendi
    Önceki gece tutuklanıp cezaevine konulan Adnan *****'ın 7 ayrı hastaneden şizofren raporu bulunuyor.

    Kamuoyunda Adnan Hoca olarak bilinen Adnan *****'ın tam 7 sağlık kurumundan tescilli "şizofren" raporu var. Bu raporlar nedeniyle Adnan *****'ın Türk Ceza Kanunu'nun 46'ncı maddesindeki "akıl hastalarına ceza verilemeyeceği" hükmünden yararlanacağı öne sürülüyor. Adnan *****'a ilk şizofren raporu 1983 yılında Şişli Etfal Hastanesi tarafından verildi. Bu raporu ertesi yıl Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden alınan rapor izledi. 1985'de askerlik için çağrılan *****, askeri hastaneden üçüncü raporunu alırken, 1986'da Bulvar Gazetesi'nde yayınlanan yazısından dolayı tutuklanınca Adli Tıp'tan dördüncü raporu aldı. Hapishaneden gönderildiği Bakırköy'de ise 7 ay tedavi gördü. Hastanede antipsikotik ilaçlarla yapılan tedaviden sonra bırakılan Adnan Hoca, Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Eskişehir Hava Hastanelerinden de paronoid şizofren teşhisli raporlar aldı.

    Hangi hastaneler deli raporu verdi?

    1İlk rapor Şişli Etfal Hastanesi'nden 1983 yılında verildi. Bu raporda *****'a şizofren tanısı kondu.

    2İkinci raporu 1984 başında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi verdi. Buradaki tanı "paronoid" idi.

    31985 yılında son yoklamayı yapan Beşiktaş Askerlik Şubesi'nin gönderdiği İstanbul Gümüşsuyu Askeri Hastanesi'nden üçüncü raporu aldı. Bu raporda teşhis "ayırt edilemeyen tip" şeklindeydi.

    4 1986 sonunda tutuklanan *****'a bu kez Adli Tıp Kurumu rapor verdi. Rapordaki teşhis "Paranoid" oldu.

    51987'de hapishaneden gönderildiği Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde 7 aylık tedaviden sonra 5'inci raporu aldı.

    61988'de yeniden Beşiktaş Askerlik Şubesi'ne müracat eden ***** bu kez ileri tetkik için GATA'ya gönderildi ve 6'ncı raporunu aldı. Teşhis "Hastalık müzminleşmiş" şeklindeydi.

    71993'te ihbar üzerine Eskişehir Hava Hastanesi'ne yeniden sevkedilen Adnan ***** son raporunu aldı. Raporda "Askerliğe elverişli değildir" deniliyordu.

    İşte son rapor!
    (31 Mayıs 1988 tarihli Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) raporu)


    Ayakta, yaşında, ciddi ve kendine bakımlı görünümde, giyiniş ve tuvaletine özeni çok iyi, çevresinde olup bitenlerden haberdar olma isteği tarzında artmış, mizacı şüpheci, sosyabilitesi son derece kibar, alıngan, konuşma ve ses tonu normal, mimik ve jestleri, düşünce içeriğindeki patolojilere uygun, mağrur ve kendine güven ifade eder tarzda, hareketleri düşünce içeriğindeki patolojiler yoğun artmış, serbest zamanları diğer hastalar ile sohbet etme, odasında temizlikle uğraşma tarzındadır.

    Uyku, yeme, işeme, dışkılama alışkanlıkları tabii yönelimli. Hastalığı hakkında bozuk ağlı, şuur açık. Fikir akış, hız ve ritmi normal olup amaca varmakta, fikir içeriğinde obsesyon, megalomani ve mistik hezeyan ve referans fikirler tarzında bozulma mevcuttur.

    Spontan dikkat normal, volenter dikkatte artma mevcuttur. Hafıza tabii, yargılama tam, effektivite neşesizlik tarzında artmış, zaman zaman kuşku tarzında bozulmuştur. Davranışları klinik gözleme göre genel aktivitesi normal düzeyde olup, kendi halinde odasında oturma, ibadet etme, hastalarla konuşma tarzındadır.

    Yaşam öyküsünden ve eldeki belgelerden anlaşıldığı üzere 10 yılı aşkın süredir hasta olduğu, Şişli Etfal Hastanesi'nden Şizoid, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Atipik depresson (Paranoid hastalığı) dolayısıyla 1984-1985 ders yılına devam edemez. Bulvar gazetesinde çıkan yazılarından ötürü tutuklandığı, avukatının isteği üzerine Adli Tıp Kurumu rapor no: 32.2.2.1987 Paranoid, TCK'nun 46'ncı maddesinden istifade eder, tanı ve kararı aldığı bilahare Bakırköy Hastanesinde 9-10 aylık bir tedavi programına alındığı, Antipsikotik ilaçların kullanıldığı, kendisine verilen dini yayma görevine engel olmak isteyen esaslı bir grubun olması nedeni ile devamlı yollarını değiştirdiği, sık sık adres değiştirdiği, kamuoyunda sık sık tartışma ve açık oturumlara girdiği şeklinde ifade edilmektedir
    S A B A H O N L I N E 20.11.1999
    Kan yasası bu insanın:
    Üzümden şarap yapacaksın
    Çakmak taşından ateş
    Ve öpücüklerden insan!
    Can yasası bu insanın:
    Savaşlara yoksulluklara
    Ve binbir belaya karşın
    İlle de yaşayacaksın!

  8. #8
    N-BAYRAK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-08-2007
    Mesajlar
    5,476
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı menat45 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Alıntı N-BAYRAK tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Çok canını yaktı galiba O ne başlık öyle..
    Çocuğum!Benim,ne hocayla ne de yanındaki mankenlerle bir işim olmaz.Ama sen ve senin gibiler bu sahtekarı bilim adamı sanıyor.Yazdığı(daha doğrusu Amerikan IRC'nin kopyalayıp dağıtımını yaptırdığı )uyduruklarla sizin küçücük beyninizi sulandırıyor!

    Yok yok.. Kesin sana bişey yaptı Adnan 0ktar..

    Bilader, benim "bilim adamı" sandığımı nerden çıkardın

    Ben başlık hakkında konuşmuşum, sen benim "bilim adamı" dediğimi algılamışsın...

    Adnan 0ktar'ı tedavi eden doktorlara bir de seni göstermek lazım galiba

    Hayırlısı olsun...
    Bu mesaj en son " 05.04.08 " tarihinde saat 19:34 itibariyle N-BAYRAK tarafından düzenlenmiştir...
    Nasılsa alışacaksın sende zamanla
    Kiminde bir neştere rehin vereceksin damarlarını
    Bazen de uykularını kurban edeceksin faili ben kabuslara
    ama alışacaksın...

    Güller yâre sevgi kanıtı; benim elimde papatya...

  9. #9
    Neurotomy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-04-2008
    Mesajlar
    406
    Karizma Gücü
    0
    menat45 harun yahyanın darwinizmel ilgili bilimsel çalışmalarını çekemediğin içinmi Saldırıyorsun?

    Aşağıdaki yazıyı dikkatlice okursan Şizofreni teşhisi nasıl konulmuş anlayabilirsin;

    İlk Karalama Kampanyası ve Akıl Hastanesinde İşkence
    Adnan O k t a r'ın Darwinizm, materyalizm ve ateizm aleyhine yürüttüğü fikri çalışmalar bir süre sonra daha geniş çevrelerden de tepki almaya başladı. Sayın O k t a r'ın milliyetçi ve mukaddesatçı çalışmalarından rahatsız olan bazı çevrelerin etkisiyle, aleyhinde büyük bir komplo kuruldu. Bu komplo, Adnan O k t a r'ın büyük yankılar uyandıran Yahudilik ve Masonluk adlı eserini yazıp yayınladığı günlere denk gelmektedir.

    1986’nın yazında Adnan O k t a r, “Türk Milletindenim, İbrahim ümmetindenim.” sözlerinden ötürü tutuklandı. Bu ifade bir gazetede yayınlanan bir röportajda yer almıştı. Aynı dönemde çeşitli yayın organlarında, yukarıda ifade edilen çevrelerin etkisiyle, birtakım yanlış haberler, mesnetsiz bilgiler ve iftiralar yer almaya başladı.


    Adnan O k t a r önce tutuklandı ve cezaevine kondu. Sonra Bakırköy Akıl Hastanesi’ne nakledildi ve akıl sağlığı yerinde olmadığı iddiasıyla müşahade altına alındı. Hastanede, en tehlikeli hastaların bulunduğu "14A" koğuşunda tutuldu. 14A koğuşuna birkaç kilitli demir kapıdan geçilerek gidiliyordu. İçerisi oldukça bakımsız, izbe ve pisti. Bu ağır hastaların arasında cinayet çok sıradan bir olay olarak görülüyordu. İşte böyle bir ortamda Adnan O k t a r, 6 hafta yatağına ayak bileklerinden zincirlendi. Şuur bulandıran ilaçlar kendisine zorla verildi. Bu arada, onu ziyaret etme ve görme imkanı bulan genç arkadaşları onun bu dönemde de kararlılığını ve şevkini hiç kaybetmediğine şahit oldular. Onları İslam ahlakına davet edeceği düşünülerek, doktora öğrencilerini, hemşireleri ve hatta doktorları bile görmesine izin verilmiyordu. Bir süre sonra ailesi, yakınları ve arkadaşlarıyla da görüşmesi yasaklandı. Hatta, telefon görüşmesi bile yapmasına müsaade edilmiyordu. Faaliyetlerini durdurmadığı takdirde hayatı boyunca hastanede kalacağına dair tehdit edildi. Bazı kesimlerden Yahudilik ve Masonluk kitabını basmaktan vazgeçmesi için yoğun baskılar gelmeye başladı. Eğer kitabı basmaktan vazgeçerse, hemen hastaneden çıkabileceği, yaşamının bundan sonrasını refah içinde geçirebileceği gibi teklifler geldi. Kitabın tüm dosyalarını vermesi karşılığında, büyük maddi imkanlar teklif edildi. Ancak, kendisi tüm bu teklifleri geri çevirdi, baskı ve tehditlerden yılmadı. Tam tersine bu yaşadıkları, onun kararlılığını daha da arttırdı.

    O k t a r hapishanede ve akıl hastanesinde toplam 19 ay tutuldu ve sonra savcılığın, "ifadelerinde suç unsuru bulunmadığını" belirtmesiyle beraat etti ve mahkemece serbest bırakıldı.

    O k t a r'ın Darwinizm'in nasıl büyük bir aldatmaca olduğunu gösteren çalışmaları bu dönemde de sürdü. 1986’da Darwinizm'in iç yüzüyle ilgili tüm değerli araştırmalarını Canlılar ve Evrim kitabında topladı. Bu kitap bilimsel kaynakların ışığında evrim teorisinin açmazını gösteren bir kaynak eser olarak yıllarca tek referans olarak kaldı.

    Kokain Komplosu

    1991’in ortalarında yaptığı kültürel çalışmalardan rahatsız olan birtakım çevrelerin etkisiyle, Adnan O k t a r yeni bir komployla karşı karşıya kaldı. Bu dönemde kendisi, masonluk tarihi ve dünya masonluğunun örgütlenmesiyle ilgili son derece önemli bir kitap çalışması yapıyordu. O k t a r'ın annesiyle birlikte yaşadığı Ortaköy'deki evine gelerek arama yapan polisler, yaklaşık iki bin kitaptan oluşan kütüphanede, ellerini attıkları ilk kitabın içinde bir paket kokain buldular.
    Bu olaydan hemen sonra, o günlerde İzmir’de birkaç arkadaşıyla birlikte olan Adnan O k t a r tutuklandı. Daha sonra, 62 saat boyunca alıkonulduğu İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne nakledildi. 62 saat sonunda kokain testi için Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Sonuçlar gerçekten oldukça ilginçti! Adnan O k t a r’ın kanında kokainin bir yan ürününün çok yüksek miktarlarda bulunduğu açıklandı.
    Ancak daha sonra ortaya konulan delillerin tümü, bu iftiranın sadece bir komplo olduğunu kanıtladı. Öncelikle Adnan O k t a r’ın evinde bulunduğu iddia edilen kokainin komplonun bir parçası olduğu ortaya çıktı. Bu komplodan kısa bir süre önce Adnan O k t a r kendisine karşı gizli bir planın kurulmaya başlandığını hissetmiş ve Ortaköy’deki evinden ayrılmıştı. Sonra annesini arayıp kendisine karşı bir komplo kurulmasının muhtemel olduğunu söylemiş ve annesinden şahit olmaları için birkaç kişiyle birlikte evi temizleyip kontrol etmesini istemişti. Bunun üzerine Adnan O k t a r’ın annesi Mediha O k t a r komşularından birini ve kapıcılarını çağırmış ve hep beraber evi iyice temizleyip kitaplıktaki kitapların teker teker tozunu almışlardı. Adnan O k t a r’ın bu temizlikten sonra eve hiç gitmediği gerçeğine rağmen, 16 polis memuru eve operasyon düzenlemiş ve eve girer girmez kitapların arasında “bir paket kokain” bulmuştu.

    Mediha Hanım'ın komşusu ve kapıcısı, olaydan sonra "Adnan O k t a r'ın kütüphanesini hep beraber detaylıca temizledik, orada böyle bir paket yoktu" diye noter tasdikli bir ifade vermişlerdir.
    Kokain komplosunun ikinci aşaması, yani Adnan O k t a r'ın kanında çıkartılan kokain yan maddesi konusu da, bilimsel ve adli delillerle çürütülmüştür. Adnan O k t a r emniyette 62 saat kalmış, tahlil bundan sonra yapılmıştı. Ancak kokainin kandaki yan maddesine bakılarak, kaç saat önce ne kadar kokain alınmış olduğu bilimsel olarak hesaplanabiliyordu. Adnan O k t a r'ın kanında çıkartılan kokain dozu ise, 62 saat önceden alınmış olsa, Adnan O k t a r'ın ölümüne neden olacak kadar yüksek bir dozdu. Bu durum, kokainin Adnan O k t a r'ın vücuduna, 62 saatten çok daha kısa bir süre önce, yani gözaltında bulunduğu sırada girdiğini gösteriyordu. Yani kokain, Adnan O k t a r'a gözaltındayken, yemeğine karıştırılmak suretiyle verilmişti.
    Bu gerçek, aralarında Scotland Yard'ın da bulunduğu 30'a yakın uluslararası adli tıp kurumu tarafından teyit edildi. Hepsinin de, incelemeleri için kendilerine gönderilen dosya hakkındaki ortak cevabı şöyleydi: Kokain Adnan O k t a r'a göz altındayken yemeğine karıştırılarak verilmiştir. Olay komplodur.
    Daha sonra Türk Adli Tıp Kurumu da kokainin gözaltında yemeğine karıştırılmak suretiyle verildiğini teyid etti ve Adnan O k t a r mahkemede beraat ederek aklandı.
    Ancak kokain olayı çok önemli bir hususu gösteriyordu: Adnan O k t a r'a husumet besleyen ve her türlü kirli yöntemi devreye sokarak onu yolundan döndürmeyi amaçlayan bazı karanlık odaklar vardı. Adnan O k t a r'ı daha önce hapis ve baskıyla yıldırmaya çalışan söz konusu güç odakları, bu kez bir komploya başvurmayı tercih etmişlerdi.
    Tıp Kurumlarının vermiş olduğu, kokainin Adnan O k t a r'ın vücuduna 62 saatten çok daha kısa bir süre önce, yani gözaltında bulunduğu sırada girdiğini ispat eden raporlardan bir kısmının orijinallerini buradan görebilirsiniz:


    1-Institut für Rechtsmedizin der üniversitat münchen
    2- aachen üniversitesi adli tıp enstitüsü
    3- adalet bakanlığı adli tıp kurumu başkanlığı 5.ihtisas kurulu
    4- adalet bakanlığı adli tıp kurumu başkanlığı
    5- adli tıp raporlarında en önemli kaynak olarak kullanılan prof. dr. johhn ambre ye ait cizelge grafik
    6- basel polis ve askeri merkezi adli tıp laboratuarı
    7- bonn rheinischen friedrich-wilhelms üniversitesi adli tıp enstitüsü
    8- fransa içişleri bakanlığı polis laboratuarı
    9- glasgow üniversitesi adli tıp enstitüsü
    10- istanbul üniversitesi cerrahpaşa tıp fakültesi adli tıp enstitüsü
    11- kantonsspital st.Gallen , institut für gerichtliche medizin
    12- padova üniversitesi profesörü davide ferrara
    13- prof dr. h. w. raudonat - zentrum der rechtsmedizin
    14- tübingen üniversitesi adli tıp enstitüsü
    15- üniversita degli studi di parma facolta dı medicina e chirurgia
    16- viyana üniversitesi adli tıp enstitüsü
    Bu mesaj en son " 05.04.08 " tarihinde saat 20:09 itibariyle Neurotomy tarafından düzenlenmiştir...

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-03-2008
    Mesajlar
    372
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı menat45 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Çocuğum!Benim,ne hocayla ne de yanındaki mankenlerle bir işim olmaz.Ama sen ve senin gibiler bu sahtekarı bilim adamı sanıyor.Yazdığı(daha doğrusu Amerikan IRC'nin kopyalayıp dağıtımını yaptırdığı )uyduruklarla sizin küçücük beyninizi sulandırıyor!
    bizim küçücük beyinlerimiz ALLAH için çalışıyor senin kocaman ama boş beynin ALLAH a muhalefet ediyor, hangisi değerli acaba?

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •