Yorgun ikindilere yasladım başımı. Zamanın akışında avucuma düşen ne kadar düş varsa bir bir topladım. Şimdi yaşamak zamanı. Ölüm değerken sensiz dakikalarıma..
Yaz diyen her sözü gömüyorum derinliğime. Bilmeni istemediğim ne varsa sığa çıkıyor ben gömdükçe. Hangi cümlenin sonuna nokta koymaya çabalasam üzerine bir nokta daha ekletiyor seni düşünmek. Ve biz hep bu oluyoruz seninle. Bitmemiş masalın iki noktası. Devamında neyin geleceği bilinmeyen…
İtiraflarımın hep sonuna bir sen düşürüyor hayat ben istemeden. İtirazlandığım ne varsa yaptığımı görüyorum ve gördüğümce yaşamaktan yoruluyorum hayatı. Gördüğümce nefes almaktan, birkaç adım ötede neyin beklediğini bilmeden yaşamaktan yoruluyorum. Yorgun masalların yorgun kahramanları oluyoruz her geçen dakikada. Bilmeden mi kabulleniyoruz ayrılığın hengâmesini, bilerek mi? Küçük ışıltılarını yitirdiğim yıldızlarımı arıyorum kara gökyüzünde. Her bulutun ardına bakışım bir hüsrana dönüşüyor. Arayışlarım nafile, bildiğim bütün karalar gibi boyanıyor yıldızlarımın da parlaklığı…
Sana çıkıyor her şey, sana bittiği gibi. Susuyorum bu yüzden. Bir masal olduğunu bilerek sesimin en gizli bölmelerine gizliyorum itiraflarımı. Duyarsan, acır içim. Duyarsan yeniden...
Yetim bir çocuk şimdi yüreğim. Okşanmayı bekleyen fakat bir türlü okşayacak ele kendini uzatmaya gücü yetmeyen. Yetimliğim çoğalıyor yokluğunda. Zaman diyorsun. Sessizliğinde gizleniyor tesellilerin. Ve herkes gibi tedavi olurum sanıyorsun zamanla. Zamanın acımasızlığını bilmeden. Farkımı görmeden. Zaman diyorsun… Karaya boyuyorum sesimin en gür halini. Sana başlattığım her beni, karaya boyuyorum ve sana ulaşamadan kesiyorum varlığımı hayatın nefes alıp vermelerinden.
Bilmediğim yerindeyim yaşımın. Ortası sandığım yerinde hep bir geç kalınmışlık hissi yakalıyor beni. Sonuna gelmişim gibi tükenişlere çıkıyor sabahlarım… Yine de bir şükür düşürüyorum dilime; yatağımdan yere değerken adımlarım. “güne, geceye ve seni verene” diye uzayıp duruyor dudağımda mırıltılarım. Bilmediğim yerindeyim yaşımın. Çok geç kalınmışlığında belki. Belki çok erken yaşanmışlığında...
Yorgun ikindilere yasladım başımı. Avucumda bütün düşlerim, okudum ve sürdüm yüzeme bir duanın sonu gibi. Sana ulaşacakmış gibi. İçim titredi yorgunluğumun en seni özleyen dakikalarında. Aklımda gülüşün; sana çıkıyor her şey; sana başladığı gibi…
the smile when you tore me apart


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla

okuduğunuz için.. 
yüreğine sağlık

