• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
31 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    nur76 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-12-2007
    Mesajlar
    2,182
    Karizma Gücü
    5

    Başarılı Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

    Dedim: Çok yalnızım.



    Dedin: ... فَإِنِّي قَرِيبٌ
    Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186





    Dedim: Evet biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim.


    Dedin: وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَ دُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ
    Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf-205







    Dedim: Buda senin yardımını ister


    Dedin: أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ
    Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Nur-22







    Dedim: Tabii ki, beni affetmeni çok isterim.


    Dedin: وَاسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ
    (Öyleyse)Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin. Gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir. Hud-90









    Dedim: Çok günahkârım, bu kadar günahla ben ne yaparım?


    Dedin:أَلَمْ يَعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ هُوَ يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِ
    Allah'ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini.. ve Allah'ın tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi? Tevbe-104.









    Dedim: Defalarca tövbe edip tövbemi bozdum, artık yüzüm kalmadı.


    Dedin: اللَّهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ (2) غَافِرِ الذَّنبِ وَقَابِلِ التَّوْبِِ
    Allah aziz ve bilendir, o günahları bağışlayan ve kullarının tövbesini kabul edendir. Ğafir-2/3.









    Dedim: Bunca günahım var,hangisinin tövbesini yapayım?!


    Dedin: إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا
    Allah bütün günahları bağışlayandır. Zümer-53.









    Dedim: Yani yine gelsem yine beni bağışlar mısın?


    Dedin: وَ مَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُ
    Allah'tan başka günahları bağışlayacak olan yoktur. Ali İmran-135.











    Dedim: Ne kadar güzelsin Allah'ım! Bilmiyorum bu sözlerin karşısında niçin böylesine içim içime sığmıyor ve erimeye başlıyorum, seni çok seviyorum.


    Dedin: إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَ يُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ
    Şüphesiz ki Allah tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.




    Birden 'İlahım ve Rabbim benim senden başka kimim var' dedim.


    Sen de أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ
    'Allah kuluna yetmez mi?' (Zümer-36) dedin.













    Dedim: Sen ki beni bu kadar çok seviyorsun ve bana karşı bu kadar iyisin ben ne yapabilirim?


    Dedin: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا (41) وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا (42) هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا




    Ey inananlar! Allah'ı çokça zikredin. Ve O'nu sabah-akşam tesbih edin. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen Odur. Melekleri de size istiğfar eder. Allah, müminlere karşı çok merhametlidir. Ahzap-41/43.
    .
    __,_._,___
    :hz paylaştıkça çoğalan tek şey sevgidir :hz





    sessiz fırtınaların yıkımı beklenenden çok olur..

  2. #2
    egdt1970 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2007
    Mesajlar
    1,176
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6

    "O" rahmeti gazabını örtendir.

    Allahın ait hükümlere zannımızla sahip çıkmanın ne kadar abesle iştigal olduğunun ifadesi olan bir hikaye nakledeceğim MESNEVİ(1. kitap)den.
    Uzunca olduğundan bir kaç parça olarak alıntılayacağım.
    Allaha İmanın ve Rahmeti ilahinin ne olduğu ile ilgili.
    Tanrı razı olsun, Ömer zamanında, yoksulluk gününde gidip mezarlıkta çenk(saz)çalan ihtiyar çalgıcının hikâyesi
    İşittin mi? Ömer zamanında pek güzel, pek lâtif çenk çalan bir çalgıcı vardı.
    Bülbül onun sesinden kendini kaybeder; bir nağmesini dinleyenlerin şevki, yüz misli artardı.
    1915.
    Meclisleri, cemiyetleri, onun nağmeleri süsler; onun sesinden kıyametler kopardı.

    Sesi, israfil gibi mucizeler gösterir, ölülerin bedenlerine can bağışlardı.
    Yahut İsrafil’e yardım ederdi; onun nağmelerini dinleyen fil bile kanatlanırdı.
    İsrafil, birgün nağmesini düzer ve yüzlerce yıllık çürümüş ölüye can verir.
    Peygamberlerin de içlerinde öyle nağmeler vardır ki o nağmelerde isteyenlere, değer biçilmez bir hayat erişir.

    1920.
    Fakat o nağmeleri his kulağı duymaz, çünkü his kulağı , kötülükler yüzünden pis bir haldedir.

    İnsanoğlu perinin nağmesini işitmez; çünkü perilerin sırlarına yabancıdır.
    Gerçi perinin nağmesi de bu âlemdedir ama gönül nağmesi her iki sesten de yüksektir.
    Zira peri de, insan da mahpustur; ikisi de bu bilgisizlik ve gaflet zindanındadır.
    Rahman Sûresinden “Yâ ma’şaralcinn” âyetini oku; “Tenfüzû testa’tîû “ nun mânasını iyice bil!

    1925.
    Velîlerin içi nağmeleri evvelâ der ki: “Ey yokluk âleminin cüzüleri!

    Kendinize gelin; nefis yokluğundan baş çıkaran; bu hayali, bu vehmi bir tarafa atın!
    Ey Kevn ü fesat âleminde tamamiyle çürümüş canlar! Ebedî canlarınız ne vücuda geldi, ne doğdu!”
    O nağmelerden pek az, pek cüzi bir miktarını söylesem canlar, mezar ve merkatlerinden baş kaldırırlar.
    Kulak ver! O nağmeler uzakta değil; fakat sana söylemeğe izin yok.

    1930.
    Agâh ol ki velîler, zamanın israfil’idirler. Ölüler, onlardan can bulur, gelişirler.

    Ölü canlar, ten mezarında kefenlerine bürünmüş yatarlarken
    onların sesinden sıçrayıp kalkarlar

    Derler ki: Bu ses, öbür seslerden bambaşka; çünkü diriltmek Tanrı sesinin işidir.
    Biz öldük, tamamiyle çürüdük, mahvolduk. Fakat Tanrı sesi gelince hepimiz dirildik, kalktık.

    Tanrı sesi ister hicab ardından, ister hicabsız gelsin...Cebrail, Meryem’e, yakasından üfleyerek ne verdiyse Tanrı sesi de insana onu verir.
    "Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer."





  3. #3
    egdt1970 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2007
    Mesajlar
    1,176
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Allaha ait hükümlere zannımızla sahip çıkmanın ne kadar abesle iştigal olduğunun ifadesi olan bir hikaye nakletmeye devam.. Allaha İmanın ve Rahmeti ilahinin ne olduğu ile ilgili. ..
    MESNEVİ(1. kitap)dan.
    Tanrı razı olsun, Ömer zamanında, yoksulluk gününde gidip mezarlıkta çenk(saz)çalan ihtiyar çalgıcının hikâyesi devamı.....


    "1935. Ey derileri altında yokluğun çürütüp mahvettiği kimseler! Sevgilinin sesiyle yokluktan dönün, tekrar var olun!
    O ses, Tanrı kulunun boğazından çıksa da esasen ve mutlaka Padişahtan gelmektedir.
    Tanrı ona dedi ki: “Ben dilim, sen vücutsun. Ben senin hislerin, memnuniyet ve gazabınım,
    Yürü! Benimle duyan, benimle gören sensin. Sır sahibi olmak da ne demek? Bizzat sır sensin.

    Sen mademki hayret âleminde “Lillâh” sırrına mazhar oldun, ben de senin olurum. Çünkü “Kim, Tanrı’nın olursa Tanrı onun olur.”
    1940. Sana bazen sensin derim, bazen de benim derim. Ne dersem diyeyim, ben aydın ve parlak bir güneşim.
    Her nerede bir çırağlıktan parlasan orada bütün âlemin müşkülleri hallolur.
    Güneşin bile gideremediği, aydınlatamadığı karanlık, bizim nefsimizden kuşluk çağı gibi aydınlanır.
    Âdem evlâdına esmasını bizzat gösterdi. ( Âdem’i, isimlerine mazhar etti); diğer mevcudata esma, Âdem’den açıldı.
    Nurunu, istersen Âdem’den al, istersen ondan...şarabı, dilersen küpten al, dilersen testiden!
    1945. Çünkü bu testi, küple adamakıllı birleşmiştir; o iyi bahtlı testi, senin gibi ( zâhiri zevklerle şad değil, hakiki neşeyle neşelenmiş) tir.
    Mustafa, “Beni görene benim yüzümü gören kişiyi görene ne mutlu” dedi.
    Bir mumdan yanmış olan çırağı gören, yakînen o mumu görmüştür.
    Bu tarzda o mumdan yakılan çırağdan başka bir çırağ, ondan da diğer bir mum yakılsa ve ta yüzüncü muma kadar, hep o ilk mumun nuru intikal etse, sonuncu mumu görmek, hepsinin aslı olan ilk mumu görmektir.
    İstersen o nuru, son çırağdan al, istersen ilk çırağdan...hiç fark yok.

    1950. Nuru, dilersen son gelenlerin mumundan gör, dilersen geçmişlerin mumundan."
    "Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer."





  4. #4
    M.571 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-08-2007
    Mesajlar
    1,676
    Karizma Gücü
    0
    Çok beğendim. Paylaştığınız için teşekkür ederim.

    İyi forumlar.

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    27-11-2005
    Mesajlar
    9,261
    Karizma Gücü
    8
    çok güzel bir konu olmuş umut veriyor teşekkür ederim kendi adıma
    ....

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    06-01-2008
    Mesajlar
    89
    Karizma Gücü
    0
    teşekkürler

  7. #7
    hiskenderun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-03-2008
    Mesajlar
    69
    Karizma Gücü
    0
    eline yüreğine sağlık çok güzeldi

  8. #8
    egdt1970 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2007
    Mesajlar
    1,176
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Çok beğendim. Paylaştığınız için teşekkür ederim.
    İyi forumlar.
    teşekkürler
    Alıntı hiskenderun tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    eline yüreğine sağlık çok güzeldi
    Güzelliklere ortaklığınıza müteşekkirim.Allah gönlünüze göre versin..
    Allaha ait hükümlere zannımızla sahip çıkmanın ne kadar abesle iştigal olduğunun ifadesi olan bir hikaye...
    Allaha İmanın ve Rahmeti ilahinin ne olduğu ile ilgili.
    ..
    MESNEVİ(1. kitap)dan.
    Tanrı razı olsun, Ömer zamanında, yoksulluk gününde gidip mezarlıkta çenk(saz)çalan ihtiyar çalgıcının hikâyesidevamı.....
    .............................
    "
    “ Zamanınızdaki günlerde Rabbinizin güzel kokuları vardır. Kendinize gelin; o güzel kokuları almaya çalışın “ hadîsinin tefsiri
    Peygamber, “Hakkın güzel ve temiz kokuları ,bu günlerde esecek,
    O vakitlere kulak verin, aklınız o vakitlerde olsun ki, bu çeşit güzel kokuları alasınız, bu fırsatı kaçırmayınız
    dedi.
    Güzel koku geldi, sizin haberiniz yokken esip, esip gitti... Dilediğine can bağışlayıp geçti.
    Başka bir koku daha erişti; uyanık ol ey arkadaş, uyanık ol ki bundan da mahrum kalmayasın.
    1955. Ateş meşrepli olan can, ondan ateş söndürme kabiliyetini kazandı. Hoş olmayan can, onun lûtfu ile hoş bir hale geldi.
    *Ateşli can, onun yüzünden söndü. Ölü, onun aydınlığından kaftan giyindi.
    Bu tazelik, Tûbâ ağacının tazeliği; bu hareket, Tûbâ ağacının hareketidir. Halkın hareketlerine benzemez.
    Eğer bu ebedî nefha, yere göğe nazil olsa… yer ehliyle gök ehlinin ödleri su kesilirdi.
    Esasen bu nihayeti olmayan nefhanın korkusundan, gökler, yeryüzü ve dağlar o emaneti yüklenmekten çekindiler. “Feebeyne en yahmilnehâ” âyetini oku da gör.
    Korkusundan dağın yüreği kan olmasaydı “Eşfakne minhâ” denir miydi?
    1960. Bu Tanrı kokusu dün gece bize bir başka türlü zuhur etti, fakat birkaç lokma geldi, kapıyı kapadı.
    Lokma için bir Lokman, rehin oldu. Şimdi Lokman'ın sırası; ey lokma sen çekil.
    Bu mihnet ve meşakkat lokması yüzünden Lokman'ın ayağına batan dikeni çıkarın.
    Onun ayağında diken değil, gölgesi bile yok. Fakat siz, hırstan onu fark edemiyorsunuz.
    Hurma olarak gördüğünü diken bil. Çünkü, sen çok nankör, çok görgüsüzsün!

    1965. Lokmanın canı, Tanrının bir gül bahçesindeyken neden can ayağı bir dikenden incinsin.
    Bu diken yiyen vücut, devedir. Mustafa’dan doğan da bu deveye binmiştir.
    Ey deve! Sırtında öyle bir gül dengi var ki kokusundan sende, yüzlerce gül bahçesi meydana gelmiştir.
    Halbuki sen, hâlâ mugeylân dikenine ve kumsala meylediyorsun.

    Bu arta kalası dikenden gülü nasıl toplayacaksın?
    Ey bu arama yüzünden taraf taraf, bucak bucak dolaşıp duran! Ne vakte kadar “Nerede bu gül bahçesi” diyeceksin?"



    "Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer."





  9. #9
    egdt1970 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2007
    Mesajlar
    1,176
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Allaha ait hükümlere zannımızla sahip çıkmanın ne kadar abesle iştigal olduğunun ifadesi olan bir hikaye...
    Allaha İmanın ve Rahmeti ilahinin ne olduğu ile ilgili.





    MESNEVİ(1. kitap)dan.

    Tanrı razı olsun, Ömer zamanında, yoksulluk gününde gidip mezarlıkta çenk(saz)çalan ihtiyar çalgıcının hikâyesi devamı.....
    ............................

    1970. Ayağındaki bu dikeni çıkarmadıkça gözün görmez. Nasıl dönüp dolaşabilirsin?
    Ne şaşılacak şey, cihana sığmayan Âdemoğlu, gizlice bir dikenin başında dolaşıp durmakta!
    Mustafa bir hemdem elde etmek için geldi; “Kellimînî yâ Humeyrâ” dedi.
    “Ey Humeyrâ! Nalı ateşe koyda bu dağ, lâl haline gelsin” buyurdu.
    Humeyrâ kelimesi, müennestir, can da müennesi semâidir. Araplar cana müennes demişlerdir.

    1975. Fakat canın müenneslikten pervası yok. Çünkü, ruhun ne erkekle bir alakası var, ne kadınla!
    Müzekkerden de yükselir, müennesten de. Bu, kurudan yaştan meydana gelen ruh (-u hayvanî) değildir ki.
    Bu can, ekmekten kuvvetlenen, yahut kâh şöyle, kâh böyle bir hale gelen can değildir.
    Bu ruh hoşluk verir, hoştur, hoşluğun ta kendisidir.
    Ey maksadına erişmek için vesilelere baş vuran! Hoş olmayan, insanı hoş bir hale getiremez.
    Sen şekerden tatlı bir hale gelsen bile o tat bazen senden gidiverir, bu mümkündür.
    1980. Fakat fazla vefakârlık sebebiyle tamamen şeker olursan buna imkân yoktur. Nasıl olurda şekerden tat ayrılır, imkânı var mı?
    Ey hoş arkadaş! Âşık, halis ve sâf şarabı, kendisinden bulur, onunla gıdalanırsa bu makamda artık akıl kaybolur, (bu sırra akıl ermez).
    Aklı cüzi sırra sahip gibi görünürse de hakikatte aşkı inkâr eder.
    Zekidir bilir; fakat yok olmamıştır. Melek bile yok olmadıkça Şeytandır.
    Aklı cüzi sözde ve işte bizim dostumuzdur. Ama hal bahsine gelirsen orada bir hiçten, bir yoktan ibarettir.
    1985. Varlıktan fâni olmadığı için o, hiçtir, yoktur. Kendi dileğiyle yok olmayınca nihayet zorla, istemediği halde yok olacaktır. Bu da ona yeter.
    Can, kemaldir, çağırması sesi de kemaldir. Onun için Mustafa “Ey Bilâl bizi dinlendir ferahlandır;
    Ey Bilâl! Gönlüne nefhettiğim o nefhadan, o feyizden dalga dalga coşan sesini yücelt.
    Âdem’i bile kendinden geçiren, gök ehlinin bile akıllarını hayrete düşüren o nefhayla sesini yükselt!
    ” buyurdu.
    Mustafa o güzel sesle kendinden geçti. Ta’rîs gecesinde namazı kaçtı.
    1990. O mübarek uykudan baş kaldırmadı; sabah namazının vakti geçip kuşluk çağı geldi.
    Ta’rîs gecesi, o gelinin huzurunda tertemiz canları, el öpme devletine erişti.
    Aşk ve can...her ikisi de gizli ve örtülüdür. Tanrıya gelin dediğim için beni ayıplama.
    Sevgili, benim sözüme darılsaydı susardım; bana bir lâhzacık mühlet verseydi sükût ederdim.
    Fakat
    “Söyle, bu söz ayıp olmaz. Senin sözün, gayb âlemindeki kaza ve kaderin zuhurundan başka bir şey değildirdemekte.
    "Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer."





  10. #10
    MeLaNcHoLi ercante adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-02-2007
    Mesajlar
    2,280
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    teşekkürler paylaştıgın için güzel bi konuu
    HER GECE SENİ ÖZLEDİĞİMİ SÖYLESEMDE
    FAYDASI YOK BİLİRİM...
    HER GECE SENİ UNUTMAK İÇİN SEVİŞSEMDE
    SEN BASKAYDIN SEVGİLİM...

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •