• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    09-11-2007
    Mesajlar
    416
    Karizma Gücü
    0

    Bebek Banyosu

    Banyo, bebeğin sağlıklı bir cilde sahip olması kadar, anne ile bebek arasında sevgi ve iletişim bağlarının kuvvetlenmesi açısından da önemlidir. Banyo için tamamen soyulması, tüm vücudunun çıplak olarak suyla teması, yıkama, kurulama ve giydirme sırasındaki anne ile temas hem fiziksel hemde ruhsal açıdan masaj gibidir. Bebek banyodan sonra rahatlar ve daha iyi uyur. Anne için de bebeğiyle temas etmiş olması ve onunla birlikte birşey yapması bir rahatlama ve doyum sağlar.
    Banyo bebek aç iken yaptırılmalı ve zamanı uyku saati öncesine denk getirilmelidir.
    Yıkamaya başlamadan önce gereksinim duyabileceğiniz her şeyi elinizin altında hazır bulundurun.
    Banyo suyunun uygun sıcaklıkta olduğundan emin olmak için dirseğinizle suyun sıcaklığını kontrol edin.
    Küvet bel hizanızda olsun. Böylece hem bebeğe daha iyi hakim olursunuz, hemde bel sağlığınızı korurusunuz.
    Mevsime, bebeğin ayına ve evin ısıl durmuna göre gerekirse banyo yaptıracağınız odanın ısısını ek ısıtıcılarla uygun dereceye arttırın.
    Mümkünse bebekler için özel üretilmiş 5.5 pH'lı veya nötr sabun ve gözleri yakmayan şampuan kullanın.
    Bebekler 2-3 günlükten itibaren istenirse hergün yıkanabilirler. Şartlara göre haftada 2-3 kez yapılması da yeterlidir.
    Göbek kordonu düşmemiş ve yeni düşmüş bebekler hiç çekinmeden yıkanabilirler. Yalnızca banyo öncesi ve kurulandıktan sonra göbekleri antiseptik bir solüsyonla ( batticon, biocadin, poviod vb ) güzelce temizlenmelidir.
    Vücudunu yıkarken; bebeği kolunuzla omzu ve boynunu destekleyerek, bir elinizle koltuk altından diğer elinizle ya kalçalarından ya da bacaklarından kavrayın ve banyo küveti içindeki suya, önce ayak ve bacaklarını daldırarak yavaşça tüm vücudunu başı dışarıda kalacak gibi sokun.
    Banyo sırasında bebeğin kulağına su kaçmasının hiçbir zararı yoktur. Hatta kulak salgılarının ıslanıp yumuşamasını ve daha rahat atılmasını sağlar, tıkaç oluşmasını engeller. Lütfen kulağına su kaçmasın diye kulaklarını tıkamaya çalışıp banyo işini zorlaştırmayın.
    Banyo sonrası tüm vücudunu ve cilt boğumlarını pamuklu havlu ile, yumuşak hareketlerle kurulayın. Kulağını kurulamak için sadece dıştan havlu, tülbent veya bir parça pamuk kullanın. Kesinlikle kulak yoluna pamuklu çubuklar uygulamayın, emmeyin.
    Cildi kuru ise dilerseniz bebe yağı ile vücudunu yağlayabilirsiniz.


    __________________
    SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    09-11-2007
    Mesajlar
    416
    Karizma Gücü
    0

    Çocuğum yemek yemiyor!

    0-6 yaş döneminde annelerin-babaların özellikle vurguladığı bir problemdir YEMEK YEMEK…
    “O kadar özenerek hazırlıyorum bir lokma bile yediremiyorum, benimle hep inatlaşıyor ve asla sözümü dinlemiyor.”
    “ Bir türlü YEMİYOR sadece televizyon karşısında yemek yedirebiliyorum.” gibi ifadeler kullanılmaya başlamışsa yemek yemek gibi çocuğunuzun sağlıklı gelişimi için gerekli olan bu temel ihtiyaç problem olmaya başlamış demektir.
    Yemek yemek ; çocuğunuzun önemli fiziksel ihtiyaçlarından biridir. Düzenli ve yeterli düzeyde beslenme çocuğunuzun sağlıklı büyümesi açısından öncelikli koşullardan biridir. Çocuğunuzun sağlıklı beslenmesi için almış olduğunuz yeşil ve vitamin dolu sebzelerle sırf sağlıklı beslensin diye saatlerinizi ayırarak hünerli ellerinizle hazırlamış olduğunuz o güzel tabağı önüne koyduğunuzda red cevabı almanız sizi çileden çıkarabilir. İşte burada sabırlı olmalı ve öfkenizi kontrol etmelisiniz. Hazırladığınız o güzelim yemeği yemiyor …peki bu durumda ne yapmalısınız.
    Öncelikle istediğimiz bu konuda onunla çok fazla inatlaşmamanız, genellikle bu durumda anne yemesi konusunda ısrarcı olmakta ve çocukla bir mücadeleye girmektedir. Yapılan bu tür müdahale ve mücadeleler çocuğu yemek gibi doğal bir ihtiyaçtan daha da uzaklaştırmakta ve anne-çocuk arasındaki uçurumu arttırmaktadır. Yemek yeme ile ilgili yaşanılan çatışma gün içindeki diğer çatışmalarınızın bir başlangıcını oluşturacaktır. Onunla inatlaşmayın , yemeğin doğal bir ihtiyaç ve rutin bir aktivite olduğunu ona konuşmalarınız ve davranışlarınızla gösterin. Ona bu konuda anne ve baba olarak doğru model olmalısınız.
    Yemek saatlerinde yemek masasında ailecek yer almalı ( yemek masasında herkesin belirli bir yeri olabilir) ve menüde yer alan yemekler ailenin tüm üyeleri tarafından sırası ile yenmeli, ( babanın yemek seçme veya pırasa yememe gibi bir özelliği varsa bu çocuk için yanlış bir model oluşturabilir) Yemek hazırlanmadan 10-15 dakika önce yemeği hazırlayacağınızı ona iletmelisiniz. Oyun aktivitesi veya uğraşısı bitmeden oyunun başından apar topar yemek masasına oturtulacak bir çocuğun yemek masasında mutsuz olması ve yemeğini yemeye tepki göstermesi beklenilen bir sonuçtur. Bu nedenle öncelikle onu sözel şekilde hazırlayın “Birazdan yemek yiyeceğiz” gibi, oyun aktivitesini ona göre ayarlamasını sağlamış olacaksınız, bu şekilde suç da sizden kalkacaktır, artık yemek masasında daha haklı olabileceksiniz.
    Yemek öncesinde yemeğin hazır olacağını söylemenize rağmen yemek masasına gelmeyen bir çocuğunuz varsa ; inatlaşmayın , siz ve diğer aile üyeleri masadaki yerlerinize oturun ve yemeğinize başlayın, onun bu davranışını görmemezlikten gelin ve onunla ilgilenmeyin, asla ve asla başka yemek alternatifi sunmayın, yemeği yemek masası dışında bir yere taşımayın.Unutmayın yemek sadece yemek masasında yenir ve doğal bir ihtiyaçtır. Bu durumda anneler genelde olaya duygusal yaklaşmakta ve bu tür çözümler üretebilmektedirler, bu tür alternatif çözümler çocuğunuzun bu problem davranışını pekiştirmekte ve sağlıksız beslenmesine neden olmaktadır. Unutmayın hiçbir çocuk açlıktan ölmedi.
    Diğer öğüne kadar bir yemek sunmayın ve bu konuda onunla konuşmayın, yemek saati dışında acıktığını vurgulayan bir çocuğunuz var ise “yemeklerimizi sadece yemek saatinde yiyoruz, yemek yerken seni de çağırmıştık , fakat gelmedin bu nedenle diğer yemek saatine kadar beklemelisin” şeklinde bir cevap vermeniz yararlı olacaktır. Fakat bu olayı dramatize etmemeye özen gösterin, sadece onunla konuşun ve yapmanız gereken aktiviteye geri dönün, bir dahaki öğünde güzel yemekler hazırlayacağınızı ifade edin ( sevdiği birkaç yemek yapabilirsiniz: alıştırma aşaması) . Bu yaş döneminde yaptırmak istediğiniz tüm davranışlarda oyun ve eğlenceyi kullanmalısınız. Çocuğun dünyasına giden en kısa yol oyundur. Hazırladığınız o güzel tabaklarda bir gülen yüz, bir çocuk şekli olması ( bu şekle bir isim de takabilirsiniz) çocuğunuzu yemek yemeğe motive edecektir. Yemek yeme çalışmalarının başlangıcında menüyü hazırlarken çocuk doktorunuzun vermiş olduğu listeden çocuğunuzun sevdiklerini seçmeniz yararlı olacaktır.
    Tabağına yemeği koyarken ne kadar istediğini sorabilirsiniz, böylece yemek miktarını kendi tercih etmiş olduğunda kendi tabağından da sorumlu olacaktır. Tekrar istediğinde verebileceğinizi ifade edin. Masadaki diğer aile üyeleri tabaklarındaki yemeği bitirme konusunda doğru model olmayı unutmamalıdırlar. Yemeğini yerken sürekli “yemeğini ye!” gibi komutlar vermemelisiniz, biliyorsunuz yemek yemek doğal bir ihtiyaç ve uyarıya gerek yok . Bu davranışınızla çocuğunuz daha çok dikkat çekmeye çalışabilir ve yemek yeme konusunda sizinle daha fazla inatlaşabilir. Sevmediği bir yemeği zorla yedirmeye çalışmayın.
    Onun da bir damak tadı olduğunu unutmayın, aynı vitamini verebilecek bir başka yemeği menüye ekleyebilirsiniz. Yemek yememesi ile ilgili hassasiyetinizi ona belli etmeyin bunu kullanmaya başlayabilir. Yemek sonrasında birlikte eğlenceli birkaç aktivite planlayın, yemeğini bitirmek için böylece onu motive edebilirsiniz. Yemek sonrasında maddi ödüller sunmamaya özen gösterin, Çünkü yemek yemek normal ve olması gereken bir davranıştır. Bunun için bir ödül anlamsız ve yararsızdır. Bunun için en büyük ödül mutlu olduğunuzu ona göstermektir.
    Çocuğunuz hastalık döneminde ise iştahında bir azalma görülebilir, bu durumda çok fazla ısrarcı olmamalı ve çocuk doktorunuzla birlikte hareket etmelisiniz. Çocuğunuzun beslenme ile ilgili problemleri uzun süre devam ediyorsa ve kilosunda belirgin düzeyde bir azalma söz konusu ise çocuk doktorunuza götürmeniz gerekmektedir.


    _________
    SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...

  3. #3
    akıN© adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-02-2008
    Mesajlar
    145
    Karizma Gücü
    0
    ama abur cubur yerler cips-çukulata olsuın bak nasıl yiyolar keretalar
    ·HAYALET·

  4. #4
    KUKLALARIN EFENDİSİ (: umudun_guncesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    10,233
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    zorlamamak en güzeli...
    en sonunda acıkınca kendi gelip istiyor ne de olsa
    kendi yeğenimden biliyorum...ilk zamanlar inatlaşırdık birbirimizle,sonradan bıraktım kendi haline şimdi kendi geliyor yemek için
    En basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım; inandığımı Sandılar...Bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım...

    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: ... Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186


  5. #5
    *h4yk0Liq_diL0s adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-01-2008
    Mesajlar
    2,773
    Karizma Gücü
    5
    bende küçük yaşlarda kuzenimi büyüttüm onunda problemi var ama ben pek zorlamadım yemek konusunda zamana bıraktım.. ve maşallah şuanda tosuncuk oldu
    Bu ampul pat-la-ya-cak.
    İçeride gerici, dışarıda verici, YAKINDA GİDİCİ




  6. #6

    Kayıt Tarihi
    09-11-2007
    Mesajlar
    416
    Karizma Gücü
    0

    Bebeğinizle aynı zamanda uyuyun

    Yeni doğan bebeğinizin bakımı sizi zorlayabilir. Uyku ve yeme-içme düzeniniz değişir. Uyku sorunu yaşıyorsanız, ortamı rahat uyuyabileceğiniz bir hale getirin. İşte birkaç öneri:

    * Bebeğinizle aynı saatlerde uyuyun: Telefonunuzun zil sesini kısın. Çamaşır, bulaşık gibi işler için uyku saatinizi değiştirmeyin. Bebeğinizle aynı zamanda uyumaya çalışın.

    * Sosyal ilişkilerinizi ikinci plana atın: Her ziyarete gelmek isteyeni kabul etmeyin. Özel bir dönem yaşıyorsunuz. Sevdiğiniz insanlar size misafirliğe geldiklerinde, onları ağırlamaya çalışmayın. Çünkü bu dönemde cidden desteğe ihtiyacınız var. Bir yandan anneliğe geçiş yapıp bir yandan misafirperver olmanız zor. Ziyaretinize gelen dostlarınızla durumunuzu paylaşın. Onlar bebeğinizle ilgilenirken, siz dinlenebilmek için kendinize vakit ayırın.

    BIRAKIN AĞLASIN!

    * Yatak odanızı yeniden düzenleyin: İlk zamanlarda yatak odanızı bebeğinizle paylaşmanız size kolaylık sağlayabilir. Ancak bebeğinizin nefes alması, ses çıkarması gibi etkenler uyumanızı engelleyebilir. Bebeğinizle ayrı odalarda uyumanız size daha rahat bir uyku sağlar. Bebeğinizi en geç bir yaşına gelinceye kadar, kendi odasında yatmaya alıştırın. Yatak odanızı ve yatağınızı yeniden dekore edin. Televizyonu yatak odasından çıkarın.

    * Bebeğinizle gereğinden fazla ilgilenmeyin: Bebeğinizin her nefes alışını takip etmek sizi yorar. Her ağladığında, bebeğinizin yanına koşmayın
    SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    09-11-2007
    Mesajlar
    416
    Karizma Gücü
    0

    Çocuğunuzun doktoru olun

    ÇOCUĞUN HASTA OLDUĞUNU ANNELİK İÇGÜDÜSÜ SÖYLER

    'Çocuğum gerçekten hasta mı' sorusunun yanıtını bulmak için tıp uzmanı olmaya gerek yok! Çünkü çocuğun hasta olduğunun en doğru habercisi annelik içgüdüsüdür! Eğer anne çocuğunun hasta olduğunu hissediyorsa fazla düşünmeden bir doktora gidilmelidir

    Prof. Dr. Murat Tuncer; mükemmel anne baba olmak isteyen aileler için hazırladığı 'Çocuk Sağlığı Rehberi' adlı kitabında hazırladığı önerileri anlattı:

    * Çocuğum hasta mı, ne zaman doktorumu aramalıyım?
    Bu soru, çoğu ebeveynin sürekli aklına takılan bir sorudur. Aslında cevabı çok önemli olan bu soru, bebeğimizi doktora ne zaman götürmemiz yanıtını da orta koyacaktır. Genellikle anneler bebeklerin sağlığının iyi veya sorunlu olduğunu içgüdüleriyle hissederler. Ancak bebeğinizin sağlığı konusunda hemen doktora başvurmanız gerektiğini gösteren belirtileri şöyle sıralayabiliriz: Bebeğin nedensiz ağlaması, aniden soluklaşması, emmeyi reddetmesi, vücut ısısının düşmesi (koltuk altında 36 derecenin altındadır), vücut ısısının yükselmesi (koltuk altında 37.n derecenin üzeridir), kusması, vücudunda morarmalar, daha çok uyuması, ellerinden veya bacaklarından birini daha az kullanması, titremeleri, gözünde kayma, sık aralıklarla su gibi ve kötü kokulu kaka yapmaya başlaması, bir haftadan uzun süre hiç kaka yapmaması, karnında ciddi gerginlik bulunması, idrarının koyu renk veya kanlı olması ve idrarının kokusunun değişmesi... Bunun yanında annelerin hiçbir belirgin bulgu olmadan bebeklerinde normal olmayan bir şey hissetmeleri ve hislerinin devam etmesi; bebek için doktora başvurmanın en geçerli nedeni olabilir!

    * Ailece yolculuğa çıkmak bebeğimizin sağlığını bozar mı?
    Bebeğinizle en kolay ve rahat yolculuk; henüz sadece anne sütü aldığı dönemde yapılandır! Bu bilinçle ilk 6 ayda her zaman yolculuk yapabilirsiniz. Ancak yolculuk yapacağınız araç çok önemli. Eğer uçak yolculuğuysa bazı konulara dikkat edilmeli. Biletinizi alırken önceden bebeğinizin olduğunu söyleyin ve yer rezervasyonunu en önde yaptırın. Uçağa ilk siz binin, en son siz inin. Böylece bebeğin daha rahat ortamda taşınması sağlanmış olur.

    UÇAKTAYKEN BEBEĞİ EMZİRİN

    Bebeğe mevsimine göre mümkün olan en az şeyler giydirip, yanınıza üzerini örtebileceğiniz pike türü bir örtü alın. Bebeği soymanız zor olur ancak örtmeniz kolaydır. Uçak havalanırken veya inerken, kabin basıncındaki değişiklikler bebeklerin kulakları tarafından çok yoğun hissedilir ve 'basınç etkisi' denen bir ağrı olur. Be nedenle, bu sırada bebekler ağlar. Bunu engelemek için bebeğinizi uçak kalkarken ve inerken emzirin veya emziğini verin. Bu sırada burnunu da burun damlalarıyla açın.

    * Arabayla yolculuk yaparken nelere dikkat etmeli?
    Arabanızla yolculuk yapacaksanız kalabalık olmamaya özen gösterin. Ara sıra mola verip çocuğun hava almasını sağlayın. Yolculukta anne sütü daha sık aralıklarla verilebilir. Arabanızın hava filtresini mutlaka temizletmiş olun. Bebeğiniz sarsıntıdan kusuyorsa bazı ilaçlar verilerek yola çıkmak doğrudur. Bu konuda doktora danışın. Bebekleri araba koltuklarına bağlı olarak koruyun. Bebeğinizle şehir içinde yalnız yolculuk yapıyorsanız bebek koltuğunu ön koltuğa ters yönde, yalnız değilseniz arka koltuğa sabitleyin.


    TATİLDE BESLENMEYE DİKKAT!

    * Tatile çıkmadan bebek sağlığı için aileler yanlarına neler almalı?
    Beslenme; seyahatlerin en önemli konusudur. Yolda ve gideceğiniz yerde beslenme olarak bebeğinizin ihtiyaç listesi çok önemlidir. Hazır mamayla beslenen bebeklerde biberonlar ve sterilizasyon için gereken malzemeleri taşımanızı öneririm. Bazı kavanoz mamaları da size beslenme konusunda yardımcı olabilir. Ağızdan ve fitil olarak kullanılabilecek ateş düşürücüler unutulmamalı. Sivrisinek sokmaları ve alerjik reaksiyonlar için ağızdan kullanılabilecek bir antialerjik şurup ile deriye sürülen kaşıntı giderici bir kremin yanınızda bulunması önemlidir. Acil kullanım söz konusu olmadığı için antibiyotik taşımanıza gerek yoktur. Ayrıca antibiyotik mutlaka doktor kontrolünde alınır. Bebekler için olan güneş yağı, nemlendirici, bebek şampuanı, pişik kremi ve göz damlaları da sizi ve bebeğinizi tatilde bir hayli rahatlatır.
    SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    09-11-2007
    Mesajlar
    416
    Karizma Gücü
    0

    Tuvalet eğitimi çocuğa nasıl verilmeli?

    Çocuğu tuvalete alıştırmak için neler yapılmalı?
    Tuvalet eğitimi çocuğun verdiği işaretlerle yönlenmeli. Ortalama 2-2.5 yaş eğitim için uygundur. Çocuklar tuvalet eğitimine kesinlikle zorlanmamalı. Çocuk önce tuvaletini yaptığını söyler. Daha sonra gizli olarak tuvaletini yapmaya başlar; bu da tuvaletin herkesin içinde yapılmayacağı içgüdüsünün gelişimiyle ilgilidir. Son aşamada ise alt bezinin çıkarılmasını ister. Çocuğunuzun bu işaretlerini izleyerek ve onun isteklerine paralel olarak tuvalet eğitimini sürdürün. Çocuğunuzun tuvalet eğitimine, onun tuvalet bezini değiştirmeden gözleyerek başlayın. Kakasını ve çişini ne zamanlar yaptığını, lazımlığı mı klozeti mi tercih ettiğini gözleyin. Bu arada; çocuğunuza artık büyüdüğünü ve bundan sonra büyük çocuklar gibi kiülot giyeceğini açıklayın ve altını bağlamaktan vazgeçin. Çocuğunuzun daha önce gözlemlediğiniz tuvalet saatlerinde onu 5 dakika tuvalette oturtun ve birlikte ıkınma ya da bardaktan bardağa su aktarma gibi oyunlar oynayın. Çişini tuvalete yaparsa veya siz tuvalete götürmeden çişi olduğunu söylerse onu övün, mükafatlandırın. Etrafı kirletirse de azarlamayın; hiçbir şey söylemeden onun üzerini değiştirmesine yardım edin. Başlangıçta geceleri de çocuğununuz uyuduktan bir saat sonra altını ıslatıp ıslatmadığını veya tuvaleti olup olmadığını kontrol edin. Size kızdığında tuvaleti size karşı bir protesto aracı olarak kullanmasına izin vermeyin ve onu azarlamamaya dikkat edin.

    ONU CESARETLENDİRİN, AZARLAMAYIN
    * Gece altını ıslatan çocuk için ne yapmalı?
    Gece tuvalete kaldırmak sıklıkla buşvurulan bir yöntem olmasına karşın, yararı çok azdır. Aksine mesane daha sık idrar yapmaya alışacağı için sorun daha da ağırlaşır. Bu konuda ilk yapılması gereken; bir çocuk doktoruna gidip böbrek fonksiyonlarıyla ilgili bir problemin olup olmadığını kontrol etmektir. İkinci adım olarak; çocuğunuzun sizin algılamadığınız başka bir sorunu var mı ona bakın. Eğer önemli bir ailevi problem varsa bu da neden olabilir. Özellikle erkek çocuklar babayla bir problem yaşarsa bu sorun gündeme gelir. Sorun yoksa; gece mutlaka yatmadan tuvalete gitmesini, akşam yatma saatine doğru meyve suyu içmemesini, eğer bu sorunla karşılaşırsa odasına temiz çamaşır koyacağınızı ve ıslanan çamaşırları kirli sepetine atmasını kimseye söylemeyeceğinizi anlatın. Daha sonra mesane kapasitesini artırmak için gün boyu bol sıvı almasını sağlayın ve dayanabileceği noktaya kadar tuvalete gitmemesini söyleyin. Bütün bunlardan sonra bir tiyatro oynamanız gerekecek. Ailede tuvalet ve çiş kelimelerini unutacaksınız! Eğer altını ıslatmışsa çarşaflarını o farkına varmadan değiştirin. Kesinlikle bu konuda bir memnuniyetsizlik hissettirmeyin. Tabii bu ailenin tüm fertleri için geçerli! Çocuğun odasının ayrılması ve tek yatması da sorunun çözümüne yardımcı olur. Ayrıca başarılı olacağı sportif faaliyetlere yönlendirerek kendine güven duymasını sağlayın. Süre tanıyın ve çocuğunuzu her yönden destekleyin.
    __________________

    SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£
    SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    09-11-2007
    Mesajlar
    416
    Karizma Gücü
    0

    Annesinden 5 günden fazla ayrı kalmasın

    İş veya tatil nedeniyle olabilecek anne-çocuk ayrılıklarını 5 günle sınırlı tutmak daha uygundur. Bunun üzerindeki ayrılıklarda bebeğinizi yanınızda götürün. İleride bu seyahat sizinle çocuğunuz arasında çok önemli tatlı anılar olarak kalacak ve iletişimizi güçlendirecektir. Eğer zorunlu olarak daha uzun bir ayrılık planlıyorsanız; seyahatten birkaç hafta önce evde iki bilgisayar kurup MSN veya skype gibi bir erişimle, bebekle görüntülü olarak konuşun. Daha sonraki birkaç günde başka bir evden aynı iletişimi kurun. Bu, bebeğiniz tarafından siz uzaklaşmadan uyguladığınız bir oyun olarak algılanacaktır. Seyahatteyken aynı iletişimi bulunduğunuz yerden sık sık, mümkünse her gün bir veya iki kez uygulayın ve onunla görüntülü olarak konuşun. Döndüğünde sizinle daha iyi iletişim kurabildiğini görecek ve ayrılığın zararlı etkilerini böylelikle en aza indireceksiniz.
    SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    09-11-2007
    Mesajlar
    416
    Karizma Gücü
    0

    Yazın çocuk sağlığı için 10 önemli başlık

    1- GÜNEŞ: Güneş çarpmasına karşı; güneşin etkisinin azaldığı sabah saat 11.00 ila akşamüstü 15.00 arası dışında kalan saatlerde dışarı çıkmamaya özen gösterin. Ultraviyole ışınlarının kanserojen etkilerinden korunmak için gerekli önlemleri alın, güneş kremleri kullanın. Çocuklar sürekli bir saatten fazla güneşte kalmamalı, ilk bir yaştaki bebekler koyu gölgede tutulmalı.

    2- SICAK ÇARPMASI: Güneş olmasa bile sıvı alınmadan yüksek ısıda kalmak, çocuk sağılığını tehdit edebilecek olaylara neden olur. Bu nedenle, bebekler kapalı ve sıcak ortamlarda bırakılmamalı. Uzun süre güneşte kalınmamalı. Yeterli sıvı ve elektrolit alınmalı.

    3- BESLENME: Ağır yağlı beslenme tarzından kaçınılmalı. Bol sıvı ve özellikle meyve suyu tüketilmeli. Yoğurt ve ayran tüketimi artırılmalı.

    4- KAZALAR: Ev kazaları, trafik kazaları ve suda boğulma gibi tehlikeler konusunda gerekli önlemler alınmalı. Balkon kapılarının sıcak nedeniyle açık bırakılması, 1-5 yaş arasındaki çocuklar için ciddi tehlikedir. Arı sokma alerjisi hikayesi bulunan aileler, mutlaka gerekli önlemleri alarak tatile çıkmalı.

    5- TATİL ÖDEVLERİ: Belirli aralıklarla çocukları sıkmayan alıştırma ve hatırlatmalar yapılmalı. Kitap okuma alışkanlığı artırılmalı. Oyuna yeterli zaman ayırılmalı.

    6- AİLE BAĞLARI: Yıl boyunca birlikte yapılamayan aktivitelere ağırlık verilmeli. Aile bağlarının ve aile için iletişimin güçlenmesi için fırsatlar değerlendirilmeli.

    7- YAZ İSHALLERİ: Besin zehirlenmeleri ve enfeksiyon ishallerini önleyebilmek için gerekli hijyen koşullar sağlanmalı. Dışarıda yemek yenen ortamlar konusunda seçici olunmalı. Anne sütü alan bebekler yaz ishallerinden büyük ölçüde korunacaklarından, anne sütüne yazın mutlaka devam edilmeli.

    8- SEYAHAT VE TRAFİK KAZALARI: Uçak seyahatlerinde işitme kayıplarına yol açabilen 'barotravma' konusunda gerekli önlemler alınmalı; çocukların burun ve geniz yolları burun spreyleri ve diğer önlemlerle açık tutulmalı. Kara seyahatlerinde çocuklara mutlaka emniyet kemeri takılmalı. Yaşı uygun olmayan çocuklar hava yastıklarından korunmalı

    9- HAVUZ VE DENİZ: Havuzun hijyenine dikkat edin. Emziren anneler, havuzdan çıkınca çok iyi temizlenmeli (özellikle memeler) ve bebeklerin havuz suyundan etkilenmeleri önlenmeli.

    10- TELEVİZYON: Televizyonun çocuklar üzerinde olumsuz etkilerinin, olumlu etkilerinden fazla olduğu düşünüldüğünde; çocuklara gelişimlerine uygun programlar kısa süreli olarak izletilmeli. İki yaşına kadar çocuklar her türlü televizyon programından uzak tutulmalı. Obeziteyi teşvik edeceğinden sportif aktivitelere zaman ayırabilmek için, televizyon karşısında geçirilen zaman kısıtlı olmalı.
    SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Bebek Bakımı Hamilelik ve Kadın hastalıkları
    2005 Konuları bölümünde Fransada tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 05.09.05, 11:58

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •