Ordu, siyaset üzerindeki etkisini çekmeden Türkiye, AB�ye giremez
Jessica Lutz, Hollanda Ulusal Radyo Televizyonunun Türkiye muhabiri. Utrecht Üniversitesinde okurken, farklılık olsun diye seçtiği Türkoloji bölümü Lutz�un hayatını değiştirmiş. 1989�dan bu yana Türkiye�de yaşıyor ve Türkleri kendine sahip çıkan insanlar olarak tanımlıyor. Lutz, Türkiye�de, Ortadoğu�da ve Kafkaslarda bağımsız gazeteci olarak çalıştı. Savaş arefesinde dört aylık hamile olarak Bağdat�tayken, temposunu düşürmeye ve İstanbul�a yerleşmeye karar verdi. Bunun yanında Türkiye�yi tanıtan �İstanbul�un Yüzleri� adında, içinde yirmiye yakın portrenin olduğu bir kitap yazmış. Lutz önümüzdeki haftalarda bu kitabı Hollanda'da yayınlayacak. Bu kitabın Türkiye�de yayınlanması için ise sponsor arıyor...
Lutz, Türkiye�nin gittikçe demokratikleşen bir ülke olduğunu belirtiyor. Yaşanan son krizle ilgili ise; �Şu anda Türkiye�de yargı �Senin çıkardığın yasalardan bana ne. Hangi yasanın iyi veya kötü olduğuna ben karar veririm� diyor. Neredeyse yargı yasa yapacak. Henüz o aşamaya gelmediler, ancak gelebilir. Bu benim için demokrasi adına büyük bir yara. Demokrasi ağır yaralanmıştır. Fakat kimse umursamıyor!� diyor.
TÜRKLER SAMİMÎ VE DÜRÜST İNSANLAR
* Türkiye�ye ne zaman yerleştiniz?
Temmuz 1989�da, ayın 1'inde yerleştim İstanbul�a. Hollanda Utrecht Üniversitesi�ne giderken yabancı dillerden Türkçeyi seçtim. Türkoloji okudum. Bunu yapmamdaki amaç kimsenin yapmadığı bir şeyi yapmaktı. Bu bölümde toplam beş öğrenciydik.
* Bu seçimi yaparken hiçbir Türk�ü tanıyor muydunuz ?
Ben ne Türk tanıyordum, ne de Türkiye�nin haritada yerini biliyordum. Benim öğrenim gördüğüm okulda dersleri rahibeler veriyordu. Bize öğretilen, Ortadoğu tarihi 1453�te bitti. Türklerin Bizans İmparatorluğunu fethetmesi bunda çok etkili olmuştu. Bundan sonrasıyla artık ilgilenmiyorduk. Büyük bir önyargı vardı.
* Peki Türkiye�ye geldiğinizde önyargılarınız değişti mi?
Benim zaten önyargım yoktu. Bunun dışında Türkiye�yle ilgili bir yargım yoktu. Meselâ babam asla İtalyan biriyle evlememi istemezdi. 1983�te Türkiye�ye geldiğimde Topkapı benim için çok kaotikti. Sen küçüksün o dönemlerdeki Topkapı otogarını bilmezsin. (Çok bizden olan bu cümle bana çok samimî ve sıcak geldi-HHK) Topkapı otogarındaki kargaşayı filmlerde bile görmemiştim. Herkes bağırıyordu ve heyecan doluydu. Tüm Türkiye�ye ordan gidebiliyordun. Bunun yanında Anadolu�yu turla gezdim. Her gittiğim yerde insanlar beni evine davet ediyordu ve çay ikram ediyordu. Hayatımda o kadar çok çay içmemiştim.
* Halbuki çoğu Avrupa ülkesinde Türkler �Barbar� olarak bilinir, öyle değil mi?
Bunu söyleyenler Türkiye�yi ve Türkleri tanımayanlar. Büyük babam Türkiye�ye yerleşeceğimi söylediğimde �Kendine dikkat et. Türkler acımasız insanlardır� demişti. Ama dedemin böyle düşünmesindeki sebep, Birinci Dünya Savaşında insanların birbirlerini öldürmeleriydi. Burada tam tersi bir tabloyla karşı karşıya kaldım. Türk insanları çok sıcak ve dürüst. Ne kadar �Biz yalancıyız. Dolandırıcıyız� deseler de... Ben Türkleri bana sahip çıkan insanlar olarak tanıdım. Böyle olmasa yirmi yıl kalmazdım zaten. Bunun yanında mimarinizi düzeltmeniz lâzım. Binalarınız çok kötü.
* Avrupa�daki Türklere bakarak olumsuz yorumlarda yapılıyor. Bu konudaki görüşünüz nedir?
Eski nesil Türkiye�nin imajını etkiliyor. Genç nesil Avrupa�ya entegre olduğunda görünmüyor. Eski nesile bakarak yorumlar yapılıyor. Türkler Hollanda�da yaşayan diğer halklardan farklı olarak birbirlerine daha kenetlenerek yaşıyorlar. Hollanda kültürüne kendilerini kapatıyorlar.
* Türkiye�de, gazetecilik yaptığınız süre içinde sizi derinden etkileyen olay var mı?
Bizim işimiz genellikle kötü taraflara bakmak. Beni en çok etkileyen olay, 1990�lı yıllarda Güneydoğu�da yaşananlar.
PKK�ya karşı savaş ateşliydi. Her iki taraf oldukça vahşi davranıyordu. İnsanlar katır sırtlarında evlerinden göçmek zorunda kalıyordu.
* Böyle bir ortam bir kadın gazeteci olarak sizi ürkütmüyor muydu?
Ürküyorduk, ancak korkmak bir heyecan veriyordu. Yoksa gazeteciliği yapamazsınız. Biz işimizi yaparken devlet bizden şüpheleniyor. Bizimle konuşan insanları karakollarda sorguluyordu. Bunun üzerine biz de onlara zarar gelmesin diye halkla konuşmuyorduk.
TÜRKİYE�Yİ, BRÜKSEL�DE
ORDU MU TEMSİL EDECEK?
* Güncele dönersek Türkiye�nin AB�ye entegre olacağını düşünüyor musunuz?
Türkiye isterse tabiî ki olur. Türkiye, AB�ye üye olan diğer ülkeler gibi farklı bir ülke. Hepimizin kültürü farklı. Meselâ yapısal olarak Hollanda�yla Bulgaristan�ın hiç alâkası yok.
* Türkiye�nin �Müslüman olması sorun� diyenler var. Katılıyor musunuz?
Müslüman olması sorun olmamalı. Avrupa�nın göbeğindeki Bosna Hersek de Müslüman bir ülke. Kimse ona bakmıyor. Avrupa Türkiye�nin büyük ve değişik bir ülke olmasından korkuyor. Türkiye, AB�ye girerse etkisi büyük olacak. Türkiye�nin birliğin dışında olmasının sebebi, hazır olmayışı. Türkiye bu haliyle AB�ye girse çiftçiler mahvolur. Bunun yanında son yıllardaki gelişmeler gösteriyor ki, Türkiye�de ordunun etkisi büyük. Şimdi de ön planda yargı var. Bunlar Avrupalıların anlayamayacağı tuhaflıkta olaylar. Ordu siyaset üzerindeki etkisini çekmeden Türkiye, AB�ye giremez. Bu durumda ordu Brüksel�e temsilci gönderip Türkiye�yi mi temsil edecek? Yargı mı ülkeyi yönetecek? Bu ülkeyi kim yönetiyor onu merak ediyorum. Hakikaten acayip bir durum. Türkiye�de iki kesim var ikisi de �Türkiye�yi biz yönetiyoruz� diyor. Bu kapatma dâvâsı benim açımdan Türkiye�nin en büyük krizi...
* Peki kapatma dâvâsını çalıştığınız televizyona nasıl anlatıyorsunuz?
Ben bu durumu Hollandalılara anlatamıyorum. Çalıştığım televizyon olayları kavrayamıyor. Gülünç buluyor. Hükümet partisi, cumhurbaşkanı nasıl yasaklanacak bunu anlayamıyorlar.
NEREDEYSE, YARGININ
KENDİSİ YASA ÇIKARACAK
* Siz Türkiye�yle ilgili ne anlatıyorsunuz?
Türkiye�nin demokratik bir ülke olma yolunda epey yol katettiğini anlatıyorum. Normal demokrasilerde politikacılar yasayı yapar, yargı kontrol eder. Şu anda Türkiye�de yargı �Senin çıkardığın yasalardan bana ne. Hangi yasanın iyi veya kötü olduğuna ben karar veririm� diyor. Nerdeyse yargı yasa yapacak. Henüz o aşamaya gelmediler, ancak gelebilir. Bu benim için demokrasi adına büyük bir yara. Demokrasi ağır yaralanmıştır. Fakat kimse umursamıyor!
* Toplum ne yapabilir ki?
Bence sokağa dökülsünler. Tıpkı Gül�ün cumhurbaşkanlığı öncesinde sokağa dökünüldüğü gibi. Bence demokrasi için bu gerekli.
* �Biz AKP�li değiliz. Neden sokağa dökülelim� denilebilir. Buna ne diyeceksiniz?
AKP�yi sevmeyebilirsin, ancak burada sözkonusu olan AKP değil, demokratik sistem. AKP kötü bir hükümet olabilir. Bunun cezasını sandık verir. AKP bence başörtüsü yasası konusunda yanlış yaptı. Bunu genel bir anayasa değişikliği içinde gündeme getirmeliydi. Bunu söylerken başörtüsü yasaklansın demiyorum. Başörtüsünü yasaklamak daha büyük bir hata.
BU SİZİN SİSTEMİNİZ VE SİZ HALLETMELİSİNİZ!
* AKP kapatılırsa bu AB sürecine nasıl yansır. Süreç durur mu?
Durabilir. Avrupa�da Türkiye�yi görmek istemeyen ülkeler bunu koz olarak kullanacaklar. Bence Avrupa, Türkiye�de demokrasiyi destekleyen bir tutum göstermeli. Avrupa, AKP�ye mi sahip çıksın? Buradaki hukuka mı? Burası sizin ülkeniz ve bu durum sizin meydana getirdiğiniz sistemin bir sonucu. Bence bu durumu sizin halletmeniz gerekir. Avrupa demokrasiyi desteklemek dışında birşey yapamaz ancak çekilip gelişmeleri seyreder.
* Türkiye�ye karşı olanlar bu durumu nasıl kullanacak?
Avrupa�daki Türkiye�yi istemeyenlerin birşey yapmasına gerek yok. Türkiye kendi kendini dışlatıyor. Türkiye�nin düşmanlarının birşey yapmasına gerek yok. Türkiye kendi kendine kötülük yapıyor. Geçen hafta İngiliz bir bakanla görüştüm. Fransa�nın bunu koz olarak kullanmak istediğinden bahsetti. Sarkozy, �Türkiye demokratik, Avrupalı bir ülke değil. Artık Türkiye�ye hayır diyelim� anlayışı içindeymiş. İngiltere tüm gücüyle Türkiye�nin AB sürecini desteklemekten yana ve Fransa�ya �sus� diyor. Fransa son gelişmelere çok seviniyor.
* Sizce dâvâ süreci kapatmayla biterse ne olur?
Bunu tahmin etmek çok zor. Türkiye�nin en büyük partisi kapatılırsa ve o partiyi parti yapan insanlara seçime katılma yasağı gelirse bu gerçek bir seçim olmaz. Böyle bir durumda Türk seçmeni seçimleri boykot etmeli. Hiçkimse oy vermemeli. Yargıçlar ülkeyi yönetmek istiyorlarsa yönetsinler. Benim fikrim Ordu ve Anayasa Mahkemesi Gül�ün seçilmesi önüne engel çıkardıktan sonra, AKP�nin seçimleri büyük bir zaferle kazandığı dönemde, Tayyip Erdoğan�ın Genelkurmay Başkanını emekliye sevk etmesiydi. Son olarak Genelkurmay başkanı Kıbrıs�la ilgili siyasî açıklamalar yaptı. Erdoğan bunalıma mı girdi bilmiyorum. Neden tepki vermiyor? Sadece sloganlar atıyor...
* Siz muhalefet partisi olan CHP�yi nasıl değerlendiriyorsunuz?
CHP�yi hiç kimse sosyal demokrat olarak tanımlamıyor. Eskiden CHP ve Kemalistler Batıcı idi. Batıya yönelmişlerdi ve umutları oradaydı. Son dönemde bu insanlar Batıya sırtlarını döndüler ve Batıdan korkuyorlar. Batının, Türkiye�yi parçalamak istediğini söylüyorlar. Bu tehlikeli bir gelişme. Korku yerine güvenle hareket etseler Türkiye bambaşka bir ülke olur. Bu insanların Batılı kimliklerini kullanıp Türkiyeyi ileri itmeleri lâzım ama tam tersini yapıyorlar.
KEMALİSTLER AKP�NİN MERKEZ PARTİ
OLMASINA SEVİNMELİLER
* Siz Kemalistleri nasıl tanımlıyorsunuz?
Batıya sırtlarını dönmüş, korkan insanlar. Kendilerini küçük bir adada hissediyorlar ve deniz gittikçe kendi aleyhlerinde yükseliyor. Suda etrafını saran köpek balıkları var. Bu durumun hayal olduğunu görmüyorlar.
* Bu korku ve suların yükselme hissi onlara akıl dışı hareketler yaptırabilir mi?
Öyle olmadı mı? Yargının davranışı öyle değil mi? Yargıyı oluşturan insanlar Türkiye�nin demokratik bir ülke olmasını istiyorlardı. Türkiye'nin, Avrupa�ya girmesini istiyorlardı. Artık onu istemiyorlar. Endişe verici gelişme.
* AB�nin Müslümanlara özgürlük alanı açtığından şikâyet ediyorlar...
Bu özgürlük alanının sonu yok diye korkuyorlar. Türkiye�nin insanları antidemokratik insanlar değiller. Ben radikal kesimin azınlıkta olduğunu düşünüyorum. AKP kitle partisi ve radikal değil. Kitlelerse uzlaştırıcıdır. Bence AKP, Kemalizmin zaferidir. Eskiden dinci olan gruplar sisteme çekilmiştir. CHP�liler buna sevinmek yerine korkuyu körüklüyor. CHP AKP�yi kucaklaması gerekirken itiyor...
* Yani siz AKP�nin sisteme entegre olarak uzlaştığını, sıranın CHP�de olduğunu mu söylüyorsunuz?
Evet aynen öyle...Türkiye�nin yüzde doksan dokuzu Müslüman deniyor. Bu ülkeyi Müslümansızlaştıramazsın ki. Kemalistler �din tamamen kişisel birşey olsun, siyaseti etkilemesin� istiyorlar. Din soyut bir kavram. İnsan için dini önemliyse umumî alanda da bunu ifade edecek. Sevinmesi gereken şey AKP�nin merkez parti olması keşke Kemalistler bunu görse.
Kaynak : Ordu, siyasetten elini çekmeli... haberi - Siyaset Haberleri - Cafe Siyaset -- www.cafesiyaset.com
Gerçekleri bir ecnebi bile görmüş,darısı yerlilerin başına.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla




