ATA'NIN SİLAH ARKADAŞLARI TUTUKLANDI
Haziran 1926'da Atatürk'e karşı tertip edilen ve tarihe 'İzmir Suikastı' olarak geçen olayın ardından Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası bir yılını bile dolduramadan siyasi ömrünü tamamlarken, Atatürk'ün silah arkadaşları Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Fethi Okyar ve Ali Fuat Cebesoy azmettirici oldukları gerekçesiyle tutuklandı. Kazım Karabekir ve arkadaşları, er ve erbaşların yoğun protestoları altında yargılandı. Dava sonucunda aklandılar.
'İSMET ÇAYA ÇAĞIRIYOR'
Ancak dönemin Başbakanı İsmet İnönü'nün, silah arkadaşı Kazım Karabekir'i tutuklamak için başvurduğu yöntem, Karabekir ailesini derinden etkilemiş. Karabekir'in halen hayatta olan kızlarından Timsal Karabekir Yıldıran, babasının 'İsmet çaya çağırıyor' denilerek gece yarısı evinden alınıp götürüldüğünü belirtiyor. Bu söz Karabekir ailesi için korku ve endişenin parolası olmuş yıllarca.
ATATÜRK DE GECE ÇAĞIRINCA
Zaman gazetesine konşan Timsal Hanım, bu ruh halini 'Bizim evde 'İsmet çaya çağırıyor' lafı korku demekti.' ifadesiyle anlatıyor. Olaydan yıllar sonra Mustafa Kemal'in barışmak için babasını çağırdığını anlatan Timsal Hanım, ancak davet yine gece geldiği için annesi İclal Hanım'ın izin vermediğini vurguluyor: 'Annem 'İsmet çaya çağırıyor' sözünü hatırlatmış babama. 'Paşam geç oldu. Gece gitmeyin.' demiş.'
DİNE SAYGILIYIZ İFADESİ NEDENİYLE KAPANDI
Şeyh Sait İsyanı'nın ne kadar karmaşık olduğunun yıllar sonra bile tam anlaşılamadığını vurgulayan Timsal Karabekir, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın tüzüğünde yer alan 'Dine saygılıyız' ifadesinden dolayı kapatılmasını bir türlü anlayamamış: 'Laik devlet hepimizin, ancak dine saygısız bir parti de olamaz diye düşünüyorum. Müslüman bir ülkede bundan daha doğal ne olabilir? Üstelik de ilk özel parti denemesinde. Kapatmayı bu ifadeye dayandırdılar. 'Siz bu isyana kucak açtınız' denildi. Gerçekten talihsiz ve çok haksız bir suçlamaydı.'
SUİKASTİ PLANLAYANLA TOKALAŞINCA
Timsal Hanım, babasının İzmir Suikastı'yla ilişkilendirilmesini ise 'Ayrı bir üzüntü ve dehşet vesikası' olarak görüyor. Paşa'nın suçlandığı olay ise bir hayli ilginç: 'Babam, suikastı düzenlediği gerekçesiyle idam edilen Ziya Hurşit'in ağabeyi Faik Günday Bey'le TBMM'nin çıkışında karşılaşıp tokalaşıyor. Faik Bey eğilip babamın elini öpmek istiyor. İki dakikalık bir sohbeti oluyor. Bunun karşılığında 'Sen suikastın planlayıcısının ağabeyiyle görüştün bu işte senin de parmağın var' deniliyor.'
POLİSLER BAHÇEMİZDE YATIP KALKARDI
Timsal Hanım, babasının, İzmir Suikastı'ndan aklanmasına rağmen mutlu bir hayat süremediğini söylüyor. Vatana yaptığı onca hizmetten sonra bir doktora verecek parası olmadan emekli edildiğini iç çekerek anlatıyor. Ama asıl ağırlarına giden, gözaltında yaşamak olmuş: 'Asıl üzücü olan, uzun yıllar bugün müze olan evinde göz hapsinde kaldı. Bahçede polisler yatıyordu. Karşı evi polisler kiralamış, oradan evimizi gözetliyorlardı.'
Cumhuriyet tarihi boyunca 26 parti kapatıldı. Kapısına kilit vurulan ilk partiyi ise Atatürk'ün silah arkadaşları kurmuştu: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası...
Kurucuları arasında milli mücadelenin sembol isimlerinden Kazım Karabekir Paşa da vardı. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, tüzüğünde yer alan 'Dine saygılıyız' ifadesinden dolayı siyasi arenanın dışına itildi.
ZATEN EVE KADAR GELECEKSİN, TAŞI BAKALIM
Paşa ve ailesini takip sırasında gülünç olaylar da yaşanmış. Timsal Hanım, trajikomik olayları şöyle anlatıyor: 'Babam, annem ve ablalarım Cafer Tayyar Paşa'nın oğlunun sünnetine gidiyorlar. Tramvay değiştirmeleri gerekiyor. Ancak peşlerinde olan hafiyeler durumun farkına varamıyor. Babam hemen vatmana haber veriyor, 'Evladım içeride beni takip edenler vardı, gelsinler.' diyor. Annem çok kızıyor, 'Paşam madem atlatmışız, niçin çağırdın?' diyor. Babam, 'Olur mu hiç İclal, ekmek paralarını kaybederler.' diye cevaplıyor. Yine annemler alışverişten eve dönüşte ellerinde paketlerle istasyona gelmişler. Annem arkadaki hafiyeye 'Gel bakalım oğlum. Zaten eve kadar geleceksiniz, paketleri taşıyın bari' demiş.'
KAYNAK
ATATÜRK'ü öldürtmek istiyen, gayette din kavramını kullanıp halk'ı kandıran ve taht için siyaset yapanlar ,çağdaşlık,medeniyet ve ilericilik kavramlarından olduğunca uzak kalmış olacaklar ki, nesillerdir bu tipler türeyip duruyor üstüne üstlük bunların kapatılan partileri de kapanmaktan sıkılmıyor.
AK Parti de kapatılacak, büyük bir olasılıkla, tabi Sayın Abdullah Gül'ün yargılanması konusunda hukukçuların fikir ayrılığına düşmesi bana saçma geldi, yargılanması gereken yargılanır.
Adnan Mendereste Celal Bayar'ın hizmetinde idi, ki kendisi de İsmet İnönü'yü Afyonda ve Burdurda öldürtmek istedi. Demirel de dini kullanan bir siyasi idi ve büyük bir hukukçunun cenazesinde imam'ı linç ettirmek isteyen de o idi.
Tabi bunların partileri defalarca kapandı, kimisi de layıkıyla cezalarını buldular. Cumhuriyete, Laik Devlet Yapısına, İlerlemeciliğe, Türklüğe ve Türk Devletine karşı suç işleyen herkes cezasını alır , yapılan yanlarına kalmaz dedikçe , aramızda ne yazık ki cahil ve bir o kadar da kurnaz bir kitle ,kendisinden daha cahil diğer kitleleri kandırıp Laiklik = Dinsizlik palavrasıyla, binyılların yalanlarından " Din Elden gidiyor " safsatasıyla bunca insanı kandırdılar.
Eğer bugün gerçek bir Din eğitimi yapılıyor olsa idi ,köylerden kente gelen bu yobaz kitleler gayette çağdaş ve toplumcu bir kıvama gelirdi.
Bugünse gecekonduculuk,ayakçılık, Fortçuluk, yobazlık gırla gidiyor. Alim seviyesinde Din adamlarımız olsa idi, Laik devlet yapısı korunabilirdi diye düşünüyorum.


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla



