1 Mart sabahından beri Ermenistan bambaşka bir gerçeklik yaşıyor.



Dokuz gündür Özgürlük Meydanı'nda başkan adayı Levon Ter Petrosyan ve taraftarlarının sürdürdüğü barışçıl eylem, 1 Mart sabahı güvenlik güçlerinin elektroşoklarla ve coplarla, göstericilerin üzerine saldırmasıyla sona erdi.

Operasyona dek, dokuz gün boyunca başkent Yerevan'da, her gün onbinlerce insanın katıldığı ve tek bir şiddet olayının dahi yaşanmadığı yürüyüşler düzenleniyordu.

Güvenlik güçleri ile göstericiler arasında benim bugüne kadar hiç tanık olmadığım türden bir ilişki vardı. Göstericiler her fırsatta güvenlik güçlerini aralarına çağırıyor ve onları kendilerinden ayrı tutmadıklarını ifade ediyorlardı.

Göstericilerin polise karşı attığı en sert slogan "Ayıp, Ayıp" oluyordu. Ermenistanda güvenlik güçlerinin halka rağmen, halka karşı silah kaldırması kabul edilemez birşeydi.

'Göstericilerin gözünün yaşına bakılmayacak'

Herhalde iktidar bu gerçeği bildiğinden, 1 Mart sabahı göstericilerin 'gözünün yaşına bakmamak' üzere daha önce de uygulanan bir taktik olan Karabağ'dan özel birlikler getirtmişti.

06:45'de yapılan operasyonda, orada olanların anlatımlarına göre, Karabağlı özel timler öylesine dövüyordu ki göstericileri, Ermenistan polisi araya girmeye çalışıyordu.




Bu yaşanan Ermenistanlılar için büyük bir şoktu. İlk defa 'kendilerinden' bildikleri insanların yine kendilerine karşı bu kadar katı olabileceklerini toplu halde görmüş, yaşamışlardı.

Bu kızgınlıkla Özgürlük Meydanı'ndan çıkartılan göstericiler daha sonra Fransız Konsolosluğu'na doğru yöneldiler. Bir görgü tanığının anlatımına göre siyasi iltica talebinde bulunacaklardı. Burada kısa sürede toplanan kalabalık daha sonra Ter Petrosyan alana gelinceye kadar buradan ayrılmayacağını açıkladı.

Akşam saatlerinde miting alanına döndüğümde, ortamın çok gergin olduğunu, göstericilerin sabah yaşanan olaydan sonra ellerinde levyelerle hazırlıklı bir şekilde beklediklerini gördüm.

Gece saatlerindeki olaylar

Alanda olan bir görgü tanığı, polislerin bulunduğu taraftan kalaşnikofların sesinin duyulmasıyla göstericilerin polise saldırdığını, polisin ise geri çekilip kaçtığını anlatıyor.

Çatışmanın bitmesinin hemen ardından da devlet başkanı Robert Koçaryan, olağanüstü hali ilan etti.

Cumartesi gecesi yaşanan çatışmada resmi bilgilere göre 8 kişi hayatını kaybetti. Ama bu resmi bilgilere kamuoyunun güveni az, daha fazla sayıda insanın hayatını kaybettiğine dair iddialar var. Yüzlerce yaralı da var tabii...

Ermenistanlılar bugünlerde pek çok yeni acı gerçekle yaşamaya çalışıyor. En büyük acı hiç kuşkusuz ülke tarihinde ilk kez bir gösteri dağıtılırken insanların ölmüş olması. Ayrıca, kentin merkezinde tanklar, panzerler, otomatik silahlı askerler duruyor.

Medya sustu

Olağanüstü hal medyaya tam bir sansür getiriyor. Seçimlerin tekrarlanmasını isteyen muhalefet üzerine her tür kısıtlama getirilmiş durumda. Sesleri şiddetle bastırılmış Ermenistanlılar için tüm bunlar kabul edilemez bir gerçekliğin yansımaları.

Devlet Televizyonu H1, göstericiler ve polis arasında yaşanan çatışmanın yarattığı toplumsal yarayı normalleştirmek için elinden geleni yapıyor. Başka ülkelerde de polisin kendi vatandaşını dövdüğünü, gerektiğinde ateş ettiğini kendi vatandaşını öldürdüğünü, önemli olanın devletin bekaası olduğunu anlatan yayınlar yapıyor.


Erivan'daki göstericiler

Ama hesaba katılmayan bir şey var; binlerce yıl devletsiz yaşamış ve sonunda bu kadar hassas bir coğrafyada, bu kadar az nüfusla bir devlet kurabilmiş Ermeniler, halkına fiziksel şiddet uygulayan, öldüren bir devlet fikrini anlamıyor ve kesinlikle reddediyor.

Robert Koçaryan'ın başkan seçilmesinden bir yıl sonra 27 Ekim 1999'da, Ermenistan, kanlı parlamento baskınını yaşamıştı. Bu olayın gölgesi yetmiyormuş gibi Koçaryan, giderayak, "barışçıl göstericileri dayakla ve ölümle bastıran lider" olarak tarihe yazılamaya aday gözüküyor.

Levon Ter Petrosyan ise, beş ay önce "karanlık ve soğuk yıllarının" lideriyken, beş ay sonra bugün Koçaryan'a karşı sözünü sakınmamış, halkı örgütleyebilmiş, kamuoyu nezdindeki imajını en olumsuzdan, olabilecek en olumlu noktaya taşımış gözüküyor.

Ancak olaylarda ölenlerin olması ve muhalefetin tutuklamalarla uzun bir süre susturulma ihtimali Ermenistan'da gelecek dönemde yine ciddi bir siyasi muhalefetin şekillenememesi olasılığını da içinde barındıyor.

Bakalım olağanüstü hal bitince, Ermenistan'da neler olacak?


BBCTurkish.com | Dünyaya Açılan Pencere | Ermenistan'da siyasî ve sosyal kriz

Asya da bir karmasa gidiyor.