• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 5 12345 SonSon
45 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7

    'Laikliği zorla dayatamazsınız' AB komisyonu başkanı !

    AKP davası için 'İlişkilere darbe vurur' uyarısı yapan AB yetkililerine Komisyon Başkanı Barroso eklendi: Demokrasiyle bağdaşan karar alınmasını arzuluyoruz


    Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso yarın başlayacak Türkiye ziyareti öncesi ilk mesajlarını dün Kanal D Ana Haber'de verdi. Mehmet Ali Birand'ın sorularını yanıtlayan Barroso, AKP'ye açılan davayla ilgili 'hipotezler üzerinden yorum yapmak istemediğini' söyledi ve "Nasıl ki zorla bir din dayatmak mümkün değilse aynı şekilde sekülerlik ya da laiklik de zorla dayatılamaz. Askeri yoldan ya da mahkemeler yoluyla olsun" dedi.



    Birand: Acaba Türkiye'de gerçekten neler olup bittiğini anladığınızı sanıyor musunuz, anlayabiliyor musunuz?



    Barroso: Öncelikle, gerçekten çok ilgiyle izlediğimi söylemek istiyorum. Gerçekten şu an Türkiye'ye gitmeyi çok büyük bir merakla bekliyorum. Ülkenize çok büyük hayranlık duyuyorum. Büyük bir ülke, büyük bir kültür. İlk kez AB Komisyonu Başkanı sıfatıyla geliyorum ve dolayısıyla en üst düzeyde Türkiye yetkili makamlarıyla görüşeceğim. Aynı zamanda muhalefet partileriyle de görüşeceğim, parlamentoda söz alacağım. Şu anki siyasi zamandan söz ediyorsanız açıkçası şaşırdığımızı itiraf etmeliyim, hatta biraz da kaygılandığımızı. Çünkü Avrupa'da seçimleri kazanmış bir partinin ve devletin birçok yöneticisinin aleyhinde bu tür bir hukuki, cezai sürecin başlaması çok normal değil yani bu gerçekten bizi kaygılandıran bir şey.



    Birand: Tabii iyi bir haber de var. İki yıldır 301. madde değişikliği bekleniyordu, şimdi değişiyor. Peki bu yeni ifade, komisyonu tatmin edecek mi?



    Barroso: Şu an önerilen kesin metni henüz görmüş değilim ama ilk anda, doğru yönde atılmış bir adım gibi görünüyor bana. Çünkü 301. madde şu anki haliyle bizlerin, Avrupa'daki basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü konusundaki zihniyetimize biraz aykırı gibi geliyor.



    Birand: Sizden az önce, muhalefet lideri sayın Baykal 301 konusunda söz aldı ve dedi ki; "Bakın Refah Partisi (RP) kapatıldığında Avrupa hiç sesini çıkarmadı. Şimdi ise soru soruyorlar." Peki Avrupa acaba sayın Başbakan Erdoğan'ı mı savunmak istiyor?



    Barroso: RP kapatıldığı sırada Türkiye aday ülke statüsüne sahip değildi. Dolasıyla birlikte çalışmak, bizim hem hakkımız hem de görevimizdir. Türkiye ve Avrupa kurumları olarak birlikte çalışmamız gerekiyor ve böylece birtakım sorunları birlikte çözmeliyiz. Ben Türkiye'ye ders verecek değilim katiyen, Türkiye'ye bir koşul da dayatacak değilim. Ama madem ki Türkiye AB'ye üye olmak istiyor, o zaman birlikte çalışmalıyız, tecrübeleri paylaşmalıyız ve birlikte hangi koşullarda bu hedefe ulaşabileceğimize bakmalıyız. Ama bu bir yana, bir şeyi açığa kavuşturmak istiyorum. AB Türkiye'yi destekliyor. Umarız, Türkiye, AB'ye üye olacaktır, yani A partisi ya da B partisi değil. Dolayısıyla doğal olarak bizim ilişkilerimiz hükümetler aracılığıyla, cumhurbaşkanları aracılığıyla yürütülüyor. Yarın muhalefet liderleriyle görüşeceğim ama şunu anlamak lazım. Biz modern, Avrupalı bir Türkiye istiyoruz ve bunu Türkiye haklının iyiliği için istiyoruz.



    Birand: Evet ama, komisyonun AKP'nin kapatılma davasıyla ilgili tavrı... Yani Türkiye'de bu konuda edindiğimiz izlenim şu: Sanki Avrupa, komisyon sayın Başbakan'a elini uzatmak istiyor ya da partisine destek vermek istiyor. Avrupa ne tür bir Türkiye'yi aday olarak kabul etti? Laik bir Türkiye'yi mi? Yani laiklik AB'ye üyelik için olmazsa olmaz bir koşul mu?



    Barroso: Biz Türkiye'nin bütününü destekliyoruz ve biz de Türkiye'nin meşru, demokratik makamlarıyla birlikte çalışıyoruz. Şu an için AKP iktidarda ve dolayısıyla sayın Başbakan Erdoğan'la birlikte çalışıyoruz. Kendisini gayet iyi tanıyorum ve çok da büyük saygım var. Ama bu şu demek değil, AB Komisyonu şu partiyi diğer partilere karşı destekliyor demek değil. Laiklik meselesine gelince... Bizim için, Avrupa açısından işin temeli şu: Mutlaka işin dini boyutuyla siyasi boyutu, kamu boyutu arasında bir ayrılma olması lazım. Esas olan özgürlüktür; dini özgürlük, tüm dinlerin özgürlüğü ama aynı zamanda da bir din sahibi olmama özgürlüğünün de olması lazım. Avrupa için önemli olan budur. Sekülerlik ya da laiklik diyebiliriz ama demokratik olmalı. Nasıl ki bir dini zorla dayatamazsınız, aynı şekilde sekülerlik ya da laiklik de, zorla, askeri yoldan olsun ya da mahkemeler yoluyla olsun, dayatamazsınız. Gerçekten bir ulusal diyalog zihniyeti içinde, özgürlük değerleriyle, hoşgörülük değerleriyle çeşitliliği, çoğulculuk değerlerini bir arada bağdaştırmak lazım. Benim Türkiye'ye çağrım bu. Ama tabii devlet deyince, devlet tabii ki herhangi bir dinden tamamen bağımsız olmalıdır.



    Birand: İşte bu yüzden de cumhuriyet başsavcısı bir tehlike olduğunu tespit etti. Anayasa Mahkemesi eğer AKP'nin kapatılması yönünde karar alırsa, ilişkilerimiz askıya alınır mı?



    Barroso: Birtakım hipotezler üzerinde fikir belirtmek istemiyorum. Biz tabi ki Anayasa Mahkemesi'nin kararının hukuk devleti ve demokrasi ilkeleriyle bağdaşan bir karar olmasını arzu ediyoruz. Üzerinde durmak istediğim şu: Türkiye mutlaka dışardan bakıldığında da - bunun üzerinde ısrarla durmak istiyorum- bireysel özgürlük değerlerinin, insan haklarına saygı değrlerinin ve aynı zamanda siyasi alanla dini alanın ayrıştığı bir ülke olarak görülmesi lazım.



    Birand: Türkiye'de birçok insan demokrasilerin de kendilerini koruması gerektiğini düşünüyor. Ve burada bu tartışma tekrar başlıyor yani laik bir Türkiye'yi mi Avrupa istiyor yoksa yarı laik, yarı demokratik, yarı esnek mi?



    Barroso: Bakın, biz Türkiye'yle Avrupa'daki tecrübelerimizi paylaşmak istiyoruz çünkü devlet laiktir dediğimiz zaman toplumun da laik olması anlamına gelmiyor bu. Çünkü Avrupa ülkelerinde de farklı dinler var çünkü Avrupa artan oranda farklı kültürleri, farklı dinleri bir arada bulunduruyor. Dolayısıyla eğer bana laik bir Türkiye istiyor musunuz derseniz evet, laik bir devlet olması lazım mutlaka. Ama toplumda varolan dinleri de tanımalı. Burada demokrasiyi de vurgulamak önemli. Çünkü laiklik mutlak bir değer değil. Demokrasi, insan haklarına saygı ve her bireyin, her erkeğin, her kadının haklarına saygı, bu temel bir husustur. Ve burada, Avrupa'da tek bir modelimiz yok, mesela başörtüsü sorununa gelince, değişik modellerimiz var Avrupa'da. Dolayısıyla ben burada bir tavır alacak değilim, almamalıyım da. Burada önemli olan husus şu: Türkiye'nin bir ulusal diyalog anlayışı içinde bu laikliğe saygı göstermenin yolunu bulmalıdır. Bunu yaparken de çoğunluğun arzusuna karşı gelmemelidir.



    Birand: Peki, komisyon açısından, mesela Venedik komisyonunun kriterleri uygulanabilir mi?



    Barroso: Türkiye artık Avrupa Birliği'ne aday. Sadece modellerimizi değil tecrübelerimizi de paylaşmak istiyoruz. Tabii ki Venedik komisyonunun bir doktrini var ve bu önemli, üzerinde düşünülmesi gerekir. Aynı şekilde Avru İnsan Hakları Mahkemesi'nin bütün içtihatı da dikkate alınmalı. Ama bu, din meselesi üzerinde bir tavır alma değildir. Dinle ilgili değil bu, demokratik partilerle ilgili. Çoğunluğun iradesine saygı gösterilmeli ama çoğunluğun da azınlığa saygı göstermesi lazım.



    Birand: Partinin kapatılması şu ya da bu şekilde ilişkilerimizi etkileyecek mi?



    Barroso: Demokratik normal bir sistemde, güçlendirilmiş bir sistemde, halkın çoğunluğu tarafından seçilmiş, seçimleri kazanmış bir partinin ve devletin en üst makamlarının bu şekilde sorgulanması pek normal değil. Tabii ki bunun birtakım sonuçları olur. Birçok kuşku uyandırabilir, Türkiye'nin hangi yoldan gittiği konusunda kuşku uyandırabilir. Benim Türk toplumuna çağrım, sadece Türk elitlerine, Türk siyasilerine değil, Türk toplumuna çağrım şu: Farklı güçler arasında diyalog olabilmesi lazım. Demokrasiyle bu dinle, devlet arasındaki ayrımın bağdaşabilmesi lazım.



    Birand: Şu anki ilişkileri nasıl tanımlayabilirsiniz? Çünkü eskiden olduğu coşku yok, biraz farklı gibi sanki?



    Barroso: Çalışıyoruz, ilerliyoruz. İyi ilişkiler yürüyor. Mesela ekonomik alanda olağanüstü ilişkilerimiz. Türkiye'deki yatırımın yüzde 80'i AB'den geliyor. Bu çok önemli bir husus. Büyüme, AB açısından da Türkiye'nin büyümesi önemli. Siyasi alanda baktığımız zaman, doğrudur, Avrupa'da Türkiye'nin üyeliği konusunda farklı görüşler de var. Ama gerçek şu ki müzakerelerde ilerliyoruz ve umarım temmuz ayından önce en az iki müzakere babı daha açılabilir. Müzakerenin temposu, Türkiye'nin reformlardaki hızına bağlı olacak.



    Birand: Sayın Erdoğan, bazı Avrupa ülkelerinin müzakereleri yavaşlattığından, oyunun kurallarını değiştirdiğinden yakınıyor,haklı mı sizce?



    Barroso: Hayır bu doğru değil, oyunun kuralları değişmiyor. Şu doğru ki bugün Avrupa kamuoyu, büyük bir genişleme hareketi de yaptığımız için başlangıçta altı ülke vardı, 12 oldu, 15 oldu, şimdi 22 ülke oldu. Yani neredeyse 500 milyon nüfusu var. Dolayısıyla bugün AB kamuoyu bütün AB'ye girmek isteyen ülkelere daha dikkatle bakıyor. Ama önemli olan Türkiye'nin reformlarını yapabilmesidir.



    Birand: Son derece zor bir ziyaret olacak sizin için. Peki ne olacak? Yeni bir ivme mi, yeni bir başlangıç mı?



    Barroso: Bakın, benim için her şeyden önce ülkenize gelmek çok büyük bir memnuniyet. Türkiye'yle görüşüp birazcık dinlemek için de geliyorum, sadece düşündüklerimi söylemek için değil. Ve aynı zamanda Türkiye'de gerçekten modern bir Türkiye, tamamen Avrupalı bir Türkiye ve Türk halkı için iyi bir Türkiye isteyen herkesi teşvik etmeye geliyorum.



    Birand: Son olarak da 'Kriter' adlı birdergi var, size getirdim. Burada bir resim var, siz oradasınız. 'Anahtar paspasın altında.' diyor. Bu sizin için bir işaret. Ve 'Konuya ne zaman geleceğiz, bilinmez' diyor. Genel ortamı yansıtıyor. Peki sizce AKP reformlar için elinden gelen her şeyi yaptı mı, geciktiler mi?



    Barroso: Bakın anahtar Türk halkının elindedir ve Türk makamlarının da tabii reformları sürdürmelerine bağlı. Bunu sayın Başbakan Erdoğan'a da söyledim. Üyelik müzakereleri diğer müzakereler gibi değil. Türkiye AB'ye üye olmasının AB'nin lehine olduğuna onu ikna edebilmeli. Aynı şekilde AB de Türkiye'nin AB'ye üye olmasının onun lehine olduğuna onu ikna edebilmeli.

    kaynak

    merak ettiğim bir konu var, üstüne vazife olan olmayan herkes içişlerimiz ile ilgili yorum yaparken içişleri bakanımız BEŞİR ATALAY nerelerde?

  2. #2
    Neurotomy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-04-2008
    Mesajlar
    406
    Karizma Gücü
    0
    chp'li gibi bulsalardı konuşturulardı mutlaka demekki yok,laikliğin bir dayatma olduğu her haliyle belli,kaldıki Laiklik diye bir şey yok Türkiyede,laiklik ismi verilen dine karşı bir tavır var sadece

  3. #3
    Sagun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-04-2008
    Mesajlar
    1,007
    Karizma Gücü
    5
    ABye göre kim en iyi uşak , en cici köpecik , o en demokrat

    Demokrat kararlar alırlar sen meraklanma, italyan domuz salamı
    Bizim laikliğimizden ona ne ?
    Onların ülkesinde camilerin önünde domuz gezdirmek gibi biz de kiliselerin önünde kurban kesiyor muyuz ? laikliğe asıl siz karışamazsınız, sen daha Türk bile değilsin ki, ele güne laf atıyorsun, elin avrupalısı .

    Yargı bağımsızlığını mı kaybediyor ? El alemin cipcop gavuru oralardan öttüğüne göre, yargıya gerek AK Medyadan, gerek AB-ABDden son derece baskı var ...

    Tam 1900 Osmanlısına döndük.

  4. #4
    Neurotomy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-04-2008
    Mesajlar
    406
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı sensoryal tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hadi bakalım o zaman gücünüz yetiyorsa çıkarın laiklik maddesini anayasadan?
    Türkiye'de dine karşı bir tavır ne zaman gördün?
    İslamın 5 şartından hangini yerine getiremedin?
    egemenlik kayıtsız şartsız milletindir,millet isterse çıkarabilirde bundan şüphen olmasın

    Türkiyede dine tavır ne zamanmı oldu? Türkiyede yaşadığınızdan eminmisiniz?

    zaten öyle kandırdınız milleti, islamın 5 şartından biri kelime-i şehadettir bunudamı yasaklamayı düşünüyordunuz?
    Bu mesaj en son " 09.04.08 " tarihinde saat 12:28 itibariyle Neurotomy tarafından düzenlenmiştir...

  5. #5
    Sagun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-04-2008
    Mesajlar
    1,007
    Karizma Gücü
    5
    Neuro ,birader,

    Senin din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde öğrendiğin din bilgisi o kadar yetersiz ki ,hala islam'ın şartını 5 olarak biliyorsun. 32 farzı ve diğer önemli kavramları öğretmek bir yana dursun ; kendinizi dindar sanıp çok sığ bir din bilginiz olmasına rağmen halkı sizler gibi sığ dini bilgilerle yaşamaya ,islamı sizler gibi tatbik etmeye ZORLUYORSUNUZ.

    Sizin yaşadığınız, başkalarına dayattığınız İSLAM falan değil, şekilcilik ,taklitçilik başka hiçbirşey değil.
    Artı İslam'a karışan, onu bunu yasaklayan bir ibare mi var laiklik ilkesinde yahut islam'a saldırı mı gördün bugüne kadar devlet zirvesinde?

  6. #6
    MyComputeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-06-2005
    Mesajlar
    1,760
    Karizma Gücü
    7
    Laiklik bizzat dinin koruyucusudur.
    Adilin ağzı bilgeliğini
    Ve dili hakkaniyeti söylemeli
    Kutsanmış olan cezbedici günahlara
    kanmayan insandır
    Bir kerelik denemek için ile olsa
    Yaşamın tacını alacaktır
    Oh,Tanrım, Kutsal Ateş,Merhamet et
    Oh, ne kadar huzurlu, ne kadar sevimli
    Ne kadar yardım sever, ne kadar kutsal
    Ey, saflığın zambağı..

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    06-04-2008
    Mesajlar
    204
    Karizma Gücü
    0
    cok güzel aciklamis. özellikle su iki yer cok güzel:

    Laiklik meselesine gelince... Bizim için, Avrupa açısından işin temeli şu: Mutlaka işin dini boyutuyla siyasi boyutu, kamu boyutu arasında bir ayrılma olması lazım. Esas olan özgürlüktür; dini özgürlük, tüm dinlerin özgürlüğü ama aynı zamanda da bir din sahibi olmama özgürlüğünün de olması lazım. Avrupa için önemli olan budur. Sekülerlik ya da laiklik diyebiliriz ama demokratik olmalı. Nasıl ki bir dini zorla dayatamazsınız, aynı şekilde sekülerlik ya da laiklik de, zorla, askeri yoldan olsun ya da mahkemeler yoluyla olsun, dayatamazsınız. Gerçekten bir ulusal diyalog zihniyeti içinde, özgürlük değerleriyle, hoşgörülük değerleriyle çeşitliliği, çoğulculuk değerlerini bir arada bağdaştırmak lazım. Benim Türkiye'ye çağrım bu. Ama tabii devlet deyince, devlet tabii ki herhangi bir dinden tamamen bağımsız olmalıdır.

    Bakın, biz Türkiye'yle Avrupa'daki tecrübelerimizi paylaşmak istiyoruz çünkü devlet laiktir dediğimiz zaman toplumun da laik olması anlamına gelmiyor bu. Çünkü Avrupa ülkelerinde de farklı dinler var çünkü Avrupa artan oranda farklı kültürleri, farklı dinleri bir arada bulunduruyor. Dolayısıyla eğer bana laik bir Türkiye istiyor musunuz derseniz evet, laik bir devlet olması lazım mutlaka. Ama toplumda varolan dinleri de tanımalı. Burada demokrasiyi de vurgulamak önemli. Çünkü laiklik mutlak bir değer değil. Demokrasi, insan haklarına saygı ve her bireyin, her erkeğin, her kadının haklarına saygı, bu temel bir husustur. Ve burada, Avrupa'da tek bir modelimiz yok, mesela başörtüsü sorununa gelince, değişik modellerimiz var Avrupa'da. Dolayısıyla ben burada bir tavır alacak değilim, almamalıyım da. Burada önemli olan husus şu: Türkiye'nin bir ulusal diyalog anlayışı içinde bu laikliğe saygı göstermenin yolunu bulmalıdır. Bunu yaparken de çoğunluğun arzusuna karşı gelmemelidir.

    hem ne demek ic mesele? Türkiye AB'ye aday. o halde AB elbette Türkiyedeki olup bitene degerlendirecek. AB kendi icine darbeci ve antidemokratik bir ülke almak istemez tabiki.

  8. #8
    Neurotomy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-04-2008
    Mesajlar
    406
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Sagun tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Neuro ,birader,

    Senin din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde öğrendiğin din bilgisi o kadar yetersiz ki ,hala islam'ın şartını 5 olarak biliyorsun. 32 farzı ve diğer önemli kavramları öğretmek bir yana dursun ; kendinizi dindar sanıp çok sığ bir din bilginiz olmasına rağmen halkı sizler gibi sığ dini bilgilerle yaşamaya ,islamı sizler gibi tatbik etmeye ZORLUYORSUNUZ.

    Sizin yaşadığınız, başkalarına dayattığınız İSLAM falan değil, şekilcilik ,taklitçilik başka hiçbirşey değil.
    Artı İslam'a karışan, onu bunu yasaklayan bir ibare mi var laiklik ilkesinde yahut islam'a saldırı mı gördün bugüne kadar devlet zirvesinde?

    Mesajları dikkatli okursanız ben İslamın 5 şartı var demedim,böyle zanneden bir arkadaşa cevap verdim

    İslama devletin saldırmasının bir şeklinide başsavcının iddianamesinde İslamı ne kadar övdüğünü okuyarak görebilirsiniz

  9. #9
    Sagun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-04-2008
    Mesajlar
    1,007
    Karizma Gücü
    5
    Orta92;

    O AB ülkelerinin hepsi Faşizmle, eski Komünist bloklarca yönetildi, kendi içlerinde gerek Rusya tarafından gerekse sosyal bakımdan birçok kez darbeler oldu.

    DArbeci ülke istemezmişmiş.

    kürtlerden başka AByi isteyen var mı bu memlekette ? AB senin neyini neylesin efendi ? Milyonlarca boş adam elini kolunu sallaya sallaya Avrupada dolaşacak ,yazık günah. Zaten Bulgaristanı,Polonyayı, Baltık ülkelerini aldılar bu avrupanın 10 - 15 yıllık işçi ve fah*şe ihtiyacını karşılar.

  10. #10
    eNigMaTr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-10-2005
    Mesajlar
    2,621
    Karizma Gücü
    0
    Ne kadar saçma bir konu ! Ne yani AB dedi diye bizim bu mağduriyetimiz ortadan kalkmışmı oldu !

    Ona bakarsanız ABD' de Ak Partinin kapatılmasını direk söylemese bile destekliyor...

    Eee o zaman sizde ABD sempatizanımı oluyorsunuz...

    Biraz düşünmek lazım...
    _______________
    ____________
    _________
    ____
    __



    ||BDP||

    TürkForum
    Bağımsız Demokrat Parti



    Yiğit isen uslandır beni,
    itirazlarımın altında kalayım,
    huzurla geri alayım söylediğim her itirazı !..

    _______________
    ____________
    _________
    ____
    __

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kanun kaçağı Gökçek anayasa komisyonu başkanı Burhan Kuzu'ya yalvarıyor.
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde 27 mayıs devrimdir tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 24.08.11, 17:24
  2. Şemdinli Komisyonu MİT’i dinledi
    2006 Konuları bölümünde alpi1907 tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 08.02.06, 16:23
  3. Soros'a göre Türkiye, laikliği fazla zorladı...
    2005 Konuları bölümünde hakdin tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 10.06.05, 10:21

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •