Yağmur yağdığında seller akardı eskiden ...Bir de arap kızı vardı,ama şimdi bir kere bile camdan bakmadı…Yarım kalan bir pabuç var bende,çağırsalar da gidemem ki oyununların en afillisine...
Tazı olmalıydı,kaçan tavşanı tutan...tavşan da vardı tazı da ,ama ne kaçan oldu ne tutan…
Yakan top muydu o çarpan ,hiç canımın kalmadığı anda beni oyundan çıkaran,Buldum saklambaçtı benim oyunum.Ya kimse bulamazsa beni,oyunun kuralı bu ama saklamalıyım kendimi...
Kutu kutu pense ne demekti acaba? Elmamı da yediler işte...Bana da sapı kaldı...
Al satarım balda satarım,götürmeyin beni amca zorunlu eğitimi ben tamamladım.
Bir kayıkçı vardı yüreği küreğinde olan ,peki ama su nerde? inek içti,inek nerde ?dağa kaçtı dağ nerde? site oldu!
Kaçtım çaresizce karanlığa geldi buldu beni kör ebe.kör ebe değil ki bu ama sadece siyah takmış gözlerine.
Cam fanusları yaşam alanı yapan,gerektiği kadar su ve alabildiği kadar oksijenle yaşamaya çalışan mutsuz kölelerin sahipleri; hatırladınız mı bu oyunları?sorum size efendim,muhatabım siziniz,yaşamın mutsuz kölelerini büyütmeye çalışan siz…
Yetişemedi hayat öpücüğü pamuktan olan prensese,kimsesiz kalmış cücelerin yedisi,koministmiş zaten şirinler,güzel ve çirkin aynıymış,calimeroya yine haksızlık yapılmış,sihirli lamlardan yok,kırmızı başlıklı kızı da kurt kapmış, Ne tavşan kaçmış ne tazı yakalamış…
Üç elma düşmüş gökten,biri hormonlu,diğeri ilaçlı,sonuncusu da elma değilmiş zaten.
Sanırım kaybetmek kaçınılmaz bu oyunda...gidiyorum ben…kalanlar anlatsın ne kaldı?
Geçmişin felsefesi bazen unuttuğumuz oyunlarla yapılamaz mı?![]()


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı Yaparak Cevapla



...ama dediğim gibi oyunlar yarım kaldı akılda kalanlar sadece kuralları.Teşekkür ederim eklemeleriniz için.

