yalan yok, üzülmedim gidişine.
hemde hiç...
sadece unkapanından geçerken köprü üzerinde
denize olta sallayanları görünce aklıma geliyorsun,
nedensiz sebepsiz gözlerim kısılıyor ellerimi ceplerime sokuyorum...
bir de bakışlarımı çeviriyorum yoldan yana,
perşembe pazarında yürürken günlerden
pazarsa eğer...
arap camiinin sokağı yakıyor canımı,
dudağımda eski bir yara gibi kanıyor öpüşün...
yalan yok hiç üzülmedim; hemde hiç...
üzülmezdim de yolum şişhane yokuşuna
düşmeseydi eğer. neden bu yokuşlar
tek başına çıkılmaz ki...
domates fidelerinin o çıldırtan kokusu,
adamı yoldan çıkaran o lanet çiçek pasajı,
beyoğlu, o eski kitaplar, yıllar öncesinin
hüzünlerini yüklenip bıçak gibi gözlerime
sokan o siyah beyaz fotoğraflar,
mevlevihanedeki susmuşlar bahçesi,
galatasaray lisesinin yanındaki bu şehre
inat büyüyen incir ağacı bu kahreden
şehirde yaşamasam yolum düşmese bu cadde-i kebir’e,
adımlarım düşmese adımlarının
yanına bunu bilmesem düşünmesem eğer
yine de üzülürsem namerdim...
git......!!!!!
ama şunu bil bu şehirde tek başına simit yenmiyor
(Alıntı)


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

