• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 22 1234567891011 ... SonSon
211 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    25-09-2007
    Mesajlar
    1,373
    Karizma Gücü
    5

    Dinde Zorlama Yoktur Olayı...

    Bu konu bene çok yanlış anlaşılıyor, dinde ne gibi zorlama yoktur?
    Bir kimsenin dine girmesi konusunda o kişiye baskı işkence ısrar v.s yapılamaz, bu Allah tarafından yasaklanmıştır, kişi kendi özgür ifadesi ile islam dinini seçerse müslümandır, zorlama ile müslüman olunmaz...

    Ne diyor vatandaş?
    Dinde zorlama yoktur, isteyen oruç tutar isteyen namaz kılar, istemeyen yapmaz...
    İşte burda durmak lazım, eğer islam dinini seçmiş ve müslüman olmuş ise, seçtiği dinin şartlarına uymak zorundadır.

    Eğer şartlara uymaz ve ben müslümanım derse, onu görüpte müslüman olacakların islamı yanlış anlayıp yanlış uygulamalarına sebep olur.
    Kısaca; evet dinde zorlama yoktur, kimse zorla müslüman yapılamaz, lakin müslümanım diyen birisinin islam dini dışına çıkmasına müsade yoktur.

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    belirttiğiniz mevzu kişinin "kendisini kabul ettiği gerçekliğe yakınlaştırma" tercihidir.

    kişiye nasıl, islamiyete girmesi için zorlama yapılamıyorsa, namaz kılması veya oruç tutması için de zorlama yapılamaz.

    nedeni de çok açıktır, bütün bunlar Allah rızası için yapılır. Ve siz birisinden zorla Allah'ın rızasını aramasını isteyemezsiniz.

    Zorlamayla yaptırılacak namaz ancak Hz. Peygamberin, "öyle namazlar vardır ki, kişiye ancak yorgunluğu vardır" şeklinde ifade ettiği namazlardan olacaktır . Bazı oruçlar için de "öyle oruçlar da vardır ki, kişi sadece aç kalmıştır" buyurmuştur.

    Maun suresinde belirtilen "Namazlarında ne yaptığını bilmezcesine namaz kılanlara yazıklar olsun" hitabı önümüzde duruyorken biz insanları namaza, oruca zorlamaktan bahsediyoruz. Sebep? Allah'ın kabul etmeyeceği daha çok namaz olsun diye mi? Böyle bir mantık olamaz.

    Vazifemiz, insanların gönlünde Allah'a kulluk etme aşkını uyandırmaktır. Gecenin bi yarısında Rabbinin rızası için kalkıp kulluk edecekse kalksın. Korkutarak, sindirerek "kendimize mi taptırıyoruz insanları yani"

    bu yaklaşımınızı beğenmediğimi belirtmek isterim.
    Bu mesaj en son " 14.04.08 " tarihinde saat 14:30 itibariyle aslanbash tarafından düzenlenmiştir...
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    25-09-2007
    Mesajlar
    1,373
    Karizma Gücü
    5
    Hayır hasenat Allah rızası için yapılır, islamın şartları keyfiyete bırakılmaz.
    Yani en azından islami bir yönetimde bu devlet eliyle yaptırılır, eğer müslüman isen, yani ben müslümanım diyorsan, şartlarına uymaya mecbursundur.
    Bir gemiye binip te o geminin kurallarına aykırı hareket edebilir misiniz?
    Adamı atarlar denize.
    İslama girmek tercih meselesidir, müslüman, şartlarını yerine getirmek için ve şartlarının ne olduğunu bilerek islamı kabul eder.

  4. #4
    Kapkarışık adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-01-2008
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı aslanbash tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    belirttiğiniz mevzu kişinin "kendisini kabul ettiği gerçekliğe yakınlaştırma" tercihidir.

    kişiye nasıl, islamiyete girmesi için zorlama yapılamıyorsa, namaz kılması veya oruç tutması için de zorlama yapılamaz.

    nedeni de çok açıktır, bütün bunlar Allah rızası için yapılır. Ve siz birisinden zorla Allah'ın rızasını aramasını isteyemezsiniz.

    Zorlamayla yaptırılacak namaz ancak Hz. Peygamberin, "öyle namazlar vardır ki, kişiye ancak yorgunluğu vardır" şeklinde ifade ettiği namazlardan olacaktır . Bazı oruçlar için de "öyle oruçlar da vardır ki, kişi sadece aç kalmıştır" buyurmuştur.

    Maun suresinde belirtilen "Namazlarında ne yaptığını bilmezcesine namaz kılanlara yazıklar olsun" hitabı önümüzde duruyorken biz insanları namaza, oruca zorlamaktan bahsediyoruz. Sebep? Allah'ın kabul etmeyeceği daha çok namaz olsun diye mi? Böyle bir mantık olamaz.

    Vazifemiz, insanların gönlünde Allah'a kulluk etme aşkını uyandırmaktır. Gecenin bi yarısında Rabbinin rızası için kalkıp kulluk edecekse kalksın. Korkutarak, sindirerek "kendimize mi taptırıyoruz insanları yani"

    bu yaklaşımınızı beğenmediğimi belirtmek isterim.
    Ah be Aslanbaş kardeşim.Bu arkadaşın yaklaşımını beğenmediniz,haklısınız.Ama sorun arkadaşda değil.Çünkü arkadaşın yaklaşımını okuyunca kendi geçmişim aklıma geldi.

    Banada bir zamanlar aynı şekilde öğretilmişti maalesef.Türkiye şeriat olunca namaz kılmayanlar değnekle kıldırılacak denmişti.Yada cizye verecekler.Yani zorla milleti gayrimüslim yapacaklar ki,parasıylada olsa sopadan kaçabilsin.

    Yukarıda sizin açtığınız konuda size bir önerim olmuştu naçizane.Bu önerimde ne kadar haklı olduğumu şimdi daha iyi anlıyor,siz akademisyenlerin daha çok çaba göstermesi gerektiğini tekrar belirtiyorum.

    Ben deist eğilimler gösteren bir zat iken,sayenizde perspektifimi değiştirmiş bulunmaktayım.Her ne kadar sorgulamalarım devam etsede.Bende sağladığınız başarı,umarım yukarıdaki arkadaş ve onun gibi düşünenlerdede sağlanır.

    Allah yardımcınız olsun dileklerimle.

  5. #5
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Konu çok ince noktalarda düğümleniyor ,

    Akabeli arkadaşın söyledikleri belki bazılarına itici gelebilir ama bunu biraz da günümüze uyarlayarak düşünelim.

    Askerlik vatan sevgisi için yapılır , kimse zorlanamaz diyebi,lir misiniz ? Veya vergi kutsaldır , kimse vergi vermesi için zorlanamaz diybilir misiniz ?

    Namaz ve zekat emri Kuranda özellikle bir arada defalarca emredilmiştir.
    Namaz kılma savaşta bile terk edilmemesi gerekn bir ibadet olduğunu yine Kuranı Kerimde Allah'ın emretmesiyle anlıyoruz.

    Zekat meselesinide yine Kuranı Kerimde namaz ile birlikte defalarca zikredilmesinden anlıyoruz.

    Kaplarışık arkadaşım , bu emirlerin zorla yaptırılma meselesi senin kafanı karıştırabilir ama bunu herhangi bir devletin olmazsa -olmaz kuralalrından olduğunu düşünürsen o zaman anlayabilirsin.

    Bakın namaz müslümanların birlik ve beraberliği için , sosyal dayanışma için özellikle cemaatle kılınması tavsiye edilmiş bir ibadettir.Zekatta aynı şekilde toplumda kişilerin keyfine değil bizzat devlet tarafından toplanarak ihtiyacı olan kişilere dağıtılması emredilen bir uygulamadır.
    Vergiyi nasıl ödemekle mükellef isek aynı şekilde zekatıda ödemekle mükellefiz.Kimse bu benim Allah ile benim aramda , istersem veririm , istemezsem vermem diyemez.

    Akabeli arkadaşımında dediği gibi İslam dinine kimse zorla sokulmaz.Herhangi bir devlette kimseyi vatandaşı yapmaya zorlayamaz ama o ki,şi isteyerek o ülkenin vatandaşlığına geçerse o ülkenin kanunlarına uymak zorundadır.İslam dininin de kanunları vardır , insanlar İslamı öğrenip , İslama girerlerde isteyerek girdikleri bu dinin emirlerine uymakla mükelleftirler.



    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  6. #6
    _SaMa_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2008
    Mesajlar
    362
    Karizma Gücü
    0
    evet dinde zorlama yoktur,
    evet dinde Allah'ın farzla kıldığı şeyler yapılmalıdır,yapılmak zorundadır.
    çünkü bunlar Allah'ın farz kıldığı şeylerdir,
    yalnız!
    bu farzları kimse kimseye zorla yaptıramaz çünkü yüce olan Allah'tır ve Allah yapana da,yapmayana da meyvesini verecektir
    Allah veriyorsa meyvesinin kimseye birşey düşmez,kimseye kimseye,"yapacaksın!" diyemez!
    gιттιη уα…нєя şєу уαѕαк вαηα…gιттιη уα…ѕözℓєя уαℓαη вαηα…gιттιη уα…ηєƒєѕ αℓмαк нαяαм вαηα…gιттιη уα…вιттιм!

    :hz

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    03-04-2008
    Mesajlar
    2,946
    Karizma Gücü
    0
    Dinde zorlama yoktur denilirama hep zorlanılır..
    aslında benim anlayışıma göre din kişi ile tanrı arasındaki manevi bağdır.. bu bağın arasına peygamber dışında kimseyi sokmamak lazım.
    kimseyi zorlamadan ve kimseninde tesirinde kalmadan.

  8. #8
    Kapkarışık adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-01-2008
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    5
    Student arkadaşım,yorumunuzu ilk okuduğumda aklımdan geçen cevap ''yorum yok,herşey ortada'' idi.Yanlız bunu burada dile getirip başkaca yorum yapmamak alabildiğince terbiyesizlik olacağından,size olan saygımdan dolayı altınıda doldurmak istedim.

    İki yorum çarpışmış yukarıda.Akabeli ve aslanbaş.Araya naçizane ben girmişim durum 2-1 olmuş.Sonrada sizin mesajınıuzla 2-2. Maç kaç kaç biter bilinmez ama;

    Vergi,askerlik beşerle ilgilidir.Devlete ve millete olan borçdur,alınır,ve yol,su,elektrik ve güvenlik olarak size geri döner.Devlet bir hizmetçidir aslında.En organize hizmet şirketi gibide düşünülebilri.Hatta apartman yönetimi,site yönetimi gibi.

    Fakat Allah'la kul arasına girildiğinde (helede değnekle),iş çığrından çıkar,boşuna kılınan namazlar hanesine hergün bir yenisi eklenir.Riyakarlık ve hatta nefret başlar.Gönüllerin fethi,gönüllerin nefretine dönüşür.

    İçtihat etmeyi bilmeyenler,içtimayla koyun güder hale gelirler.(valla bu lafı şimdi ettim,güzel laf oldu)

    Ve Yaratan sizin gibi düşünen yöneticileri başımızdan eksik etsin der,affınıza sığınırım.
    Bu mesaj en son " 14.04.08 " tarihinde saat 15:57 itibariyle Kapkarışık tarafından düzenlenmiştir... Neden: ohooo ben yazana kadar maç 4-2 olmuş student aleyhine

  9. #9
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    akabelının ıslamdan dınden zerre kadar anladıgını sanmıyorum bır dınsız olarak ıslamı ondan daha ıyı savunabılecegımı de bılıyorum...neyse...

    hem dıyor ıslamda zorlama yok hem dıyor bırılerı yanlıs anlatır dını namazını kılacaksın orucunu tutacaksın gıbı mılletı ıkıleme dusuren acıklamalar yapıyor...sen kendıne bak,dınını ne kadar dogru yasıyonda mılletın ınancını zorla degıstırmeye calısıyosun ?

    karsında kı de ınsan,hıc mı saygın tahammulun sevgın yok ? görmuyomusun abd de ab ulkelerınde ne hale sokuluyor bu dın...sen şu ana kadar kendı dının adına ne yaptında kalkmış görevden vazıfe cıkarıyosun ?
    ............
    imza

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    "dinde zorlama yoktur" konusu içerisinde Hz. Peygamberin iki statüsü birbirine karıştırılmamalıdır. "Devlet Başkanı statüsü" "Peygamber statüsü".

    O insanların işlerini idare eden bir devlet başkanıydı.
    Zekatın ibadet yönünün yanında müslümanlardan alınan "vergi" yönü de bulunmaktaydı. Müslüman olmayanlardan alınan "cizye" gibi.
    Dolayısıyla "zekatını vermeyene bazı cezaların verilmesi"ni "dinde zorlama vardır" gibi bir çıkarımla birleştirmek çok yanlış. Bulunduğu ve yaşadığı topluma karşı olan kişinin yükümlülükleriyle, bizzat Allah'a karşı ıolan yükümlülüklerin "zorlama ile olması" farklılık arzeder.

    Zekatı bir vergi olarak, müslüman olmuş insanlardan, onların faydalanacağı bir biçimde kullanmak, bunu vermek istemeyenlere baskı uygulamak, günümüzde dahil olarak bütün zamanlarda gerçekleşmiş bir durumdur ve hiçkimse bu konuda "hz. Peygambere veya halifelere yanlış yaptığını söyleyemez."

    Ancak ben buraya 50 tane hadis yazabilirim ki; toplumla alakalı olmayan, kişisel ahlak veya maneviyatın yükseltilmesi amacıyla konulmuş hükümlerin uygulanmadığı durumlarda sahabiler sert tavır takınmışlarsa bile Hz. Peygamber bu konuda sert tavır takınanları uyarmıştır. O sav. bu kural ve ahkamı hiçe sayanları boş bırakmamıştır da ama. Karşısına almış, pek çoğuyla özel konuşmaları olmuştur, onlarla ilgilenmiştir. Peygamber statüsünü öne çıkartarak "nasihatte bulunmuş, akıllarını ve gönüllerini tatmin etmek suretiyle -kesinlikle cezalarla değil- onları yanlışlarından çevirmeye ikna etmiştir."

    Zina gibi, toplumu tehdit eden bir uygulama da dahi kendisine suçlarını itiraf için gelip, pişman olanları "Allah'tan af dilemelerini söyleyerek" geri gönderdiği defaalarca olmuştur. O sav. durumdan baskı ve caydırıcılık hissi çıkartabilecek vaziyetler çıkarmazdı.

    Ama toplum hakları söz konusu olunca buna asla izin vermezdi.
    Mesela zinaya karşı takındığı tutum bu iken, "hırsızlık suçu işlemiş soylu bir kadın için aracılık yapmaya çalışanlara kızmış ve kızı dahi suçu işlese cezasını vereceğini belirtmiştir."

    Ki O (sav.) müminleri ve münafıkları biliyordu. Yaptığını yalandan yere yapanları tanıyordu. Bizim böyle bir durumumuzda yok.

    Çok açık ve net söylüyorum. Müslüman olduğunu söyleyen insanlara karşı ibadetleri yönünde bir baskı oluşturmak onları nifaka sürükleyebilecek çok ciddi bir etken olabilir. Kaş yapayım derken göz çıkartabilecek, hem muhatabı, hem kendimizi ahirette altından kalkınmayacak bir hale sürükleyebilecek bir sebep olabilir. İbadetin özünde gönüllülük vardır. Buna zarar geldiği andan itibaren şahsen ben yapılmamasını yapılmasına tercih ederim. Allah'ı nazara alarak ibadetini yapmayan, beni nazara alarak ibadetini yapmasın kısacası.

    Çocukların ibadetlere alıştırılma süreçleriyle ilgili bazı hadisler hatıra gelebilir. Ben bunu bizdeki "yalan söyleyen çocuğun ağzına acı biber koymaya benzetiyorum." Çocuk yalanının sonuçlarının ciddiyetini anlayacağı yaşa kadar böyle cezalarla yaptığının kötü olduğu kendisine hatırlatılabilir. Namaz mevzuunda, alıştırma maksatlı kılması hatırlatılabilir, takibatı yapılabilir. Ama bütün bu süreçlerde onun namaza karşı olan iştiyakının da artması da sağlanmalıdır. Yoksa bu takibatın herhangi bir meyvesi olmayacak ve ilerleyen yaşlarda bu tedbirler ve yaptırımların bir işe yaramayacağı kesinkez görülecektir. Ben pek çok kişide gördüm. Görmeye de devam ediyorum. Ve şahsen bir insanı Allah'ın huzuruna gelmekten soğutan insanların bunun hesabını nasıl vereceklerini de bilemiyorum.
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. dinde gelenek , örf... ??
    TOPLUM VE İNSAN bölümünde mezarkabul39 tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 17.08.11, 17:32
  2. Dinde reform nasıl olur?
    2005 Konuları bölümünde AbdaL tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 13.07.05, 15:31

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •