• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
35 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Hadis – Kuran çelişkileri

    alttaki yazılar siteden alıntıdır dıkkatli okuyalım...

    Kitabımızda eleştirdiğimiz hadisler, hadisçilerin kabul ettiği, en ünlü hadis kitaplarının hadisleridir. Hadisçilerin reddettiği, yalandır(mevzudur) dediği hadisleri almadık. Örneğin “Allah kendisini yaratmayı isteyince atı koşturdu ve onu koşturup terletti. Sonra kendisini bu terden yarattı.” veya “Allah melekleri iki kolunun ve göğsünün kıllarından yarattı.” veya “Allah’ın gözleri hastalandı,
    melekler Allah’ı ziyarete geldi.” veya “Allah’ı rüyada gördüm. Uzun saçlı güzel bir genç suretindeydi. Yeşil bir elbise giymiş, altın nalınları vardı.” hadisleri bunlara örnektir. (Hadis Müdafası İbni Kuteybe sayfa 66 – 67) Meşhur hadisçilerin bu tarz uydurma hadisleri nakledenleri yalanladıkları ve bu hadisleri kabul etmedikleri doğrudur. Fakat bu bölümde ve bundan sonraki bölümlerde en ünlü, en doğru, en güvenilir hadis kitaplarındaki hadisleri görünce, hadis kitaplarında doğru ile yalanın ayırt edilemeyecek şekilde karıştığını, hadis toplarken gösterilen doğru ile yalanı ayırt etme çabasının bir işe yaramadığını anlayacağız. Zaten Kuran yeterli, eksiksiz, tüm teferruatları içeren kitabımız olduğuna göre böyle çabalara da gerek yoktur.

    Kuran’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah’tan başkasının katından olsaydı elbette içinde bir çok çelişkiler bulacaklardı.

    4- Nisa Sûresi 82

    Hiç şüphesiz Hatırlatıcı’yı biz indirdik biz. Onun koruyucuları da gerçekten biziz.

    15. Hicr Sûresi 9

    Nisa suresindeki ayetten dinimizin kaynağının çelişkisiz olduğunu öğrenebiliriz. Allah Kuran’ın çelişkisiz olduğunu söyleyerek hem Kuran’ın doğruluğunu, hem de dinin kaynağının sahip olması gereken özelliği öğretiyor. Kuran ile çelişen hadislerin olması, hadislerin Allah katından olmadığının ve dinin kaynağı olamayacağının ispatıdır. Ayrıca Hicr suresindeki ayetten Kuran’ın korunduğunu , böylece dini kaynak olarak korunmuş bir kitaba sahip olduğumuzu anlıyoruz. Bu bölüm ve bundan sonraki 3 bölümde, hadislerin Kuran’la, kendi içlerinde ve mantıkla çelişkilerini sergilememiz sonucunda hadislerin korunmadığını ve binlerce uydurma ile düzeltilemeyecek şekilde karıştıklarını göreceğiz. Yani bu bölümlerde hadislerin dinin kaynağı kabul edilmesinin korkunç sonucunu görüp; çelişkisiz ve korunmuş olan dinimizin tek kaynağı Kuran’a, yalnız Kuran’a dönmenin gerekliliğini daha da iyi kavrayacağız.

    1- ALLAH’IN BALDIRI OLUR MU?
    Kuran:
    “ ... O’nun benzeri gibi hiçbir şey yoktur.”

    42- Şura Suresi 11

    Hadis: “Allah ahirette Peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir.”

    Müslim - İman 302, Buhari 97/24,10/29, Hanbel 3/1

    Bu hadisin hangi kitaplarda geçtiğine iyice dikkat edin. Hadis kitaplarının sözde en doğrusu olarak gösterilen, tek hadisini inkar edenin kafir olacağı söylenen Müslim ve Buhari’de. Hadisçilerin mantığına göre bu hadisi inkar eden kafir, bu hadise inanan gerçek Müslüman olacaktır. Allah’a hiçbir şeyin benzemediğini söyleyen ayete karşın, hiçbir mecazi ifadeyi çağrıştırmadan, Allah’ın baldırı olduğunu ve ahirette baldırını açacağını söylemenin saçmalığını uzunca anlatmaya gerek var mı?

    2- ALLAH EL SIKIŞIR MI?
    Kuran: “Ve hiçbir şey O’nun dengi değildir.”

    112- İhlas Suresi 4

    Hadis: “Allah benimle görüştü ve el sıkıştı. Elini iki omuzum arasına koydu. Öyle ki parmaklarının soğukluğunu iki göğsüm arasında hissettim.”

    Hanbel 5/243

    Yine bu hadiste hiçbir mecazi manayı çağrıştırmadan, Allah’a parmak, parmaklarına da soğukluk atfederek Allah şekilleştirilmektedir. Bu hadis1 İhlas Suresi’nin Allah’ın hiçbir şeye denk olmadığını söyleyen ayeti gibi daha birçok ayetle de çelişir. Eğer hadisteki “el” ifadesi mecazi bir manaya gelip insani eli çağrıştırmasa kabul edilebilir olurdu. Örneğin “Her şey Allah’ın elindedir.” dediğimizde cümlenin akışından her şeyin Allah’ın kontrolünde olduğu anlaşılır. Fakat Allah’a parmak, parmaklara soğukluk atfeden bu hadisten böyle mecazi bir manayı kimse çıkaramamaktadır. Üstelik bu hadiste Allah ile Peygamber’in el sıkışması gibi kabul edilemez bir ifade de yer almaktadır. Şimdi bu hadisleri din kabul eden hadisçiler, mezhepçiler mi gerçek Müslümandır, yoksa hadislerdeki yanlışlıkları görüp Kuran’ı yeterli gören Kuran Müslümanları mı?


    3- DİN DEĞİŞTİREN ÖLDÜRÜLSÜN MÜ?
    Kuran:
    “Dinde zorlama yoktur.”

    2-Bakara Suresi 256

    Hadis: “Dinini değiştireni öldürün.”

    Nesei 7-8/14,Buhari 12/1883

    Allah’ın hükmünü hadisle aşmaya, Allah’ın dinini kendi kafalarına uydurmaya çalışanların bu uydurması yüzünden çok kelleler gitmiştir. Radikal dinci örgütlerin yaptığı katliamları bu örgütlerin zihinlerinde meşrulaştıran bunun gibi hadislerdir. Evlerinin bodrumunu insan mezarına çevirenleri Diyanet kınamaktadır, ama aynı Diyanet Buhari ve Nesei gibi hadis kitaplarını da övmekte, dinin kaynağı olarak göstermektedir. Bu ne biçim bir iştir? Eğer Sunniliği savunursanız bu katliamlara karşı çıkmanız boşunadır. Çünkü bu katliamlara temel olacak deliller Sunni hadis kitapları ve mezhep izahlarında mevcuttur.

    4- ÖLÜNÜN SUÇU NE?
    Kuran:
    “Doğrusu hiçbir günahkar bir başkasının günah yükünü yüklenmez.”

    53- Necm Suresi 38

    Hadis: “Ölü ailesinin kendisi için ağlamasından dolayı azaba uğratılır.”

    Buhari-K. Cemiz 32,33,34

    Ne akla, ne de Kuran’ın genel mantığına uymayan bu hadis de uydurmacılığın Kuran ve akılla çelişkilerine örnektir.

    5- NEDİR BU KADIN DÜŞMANLIĞI?
    Kuran:
    “Ben sizden erkek olsun, kadın olsun hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hepiniz birbirinizdensiniz.”

    3- Ali İmran Suresi 195

    Hadis: Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.

    Buhari 9/1391

    Kuran hayır üreten erkeğin de kadının da önünü açık tutarken, hadisler kadının önünü kapamaktadır. Kadın konusu, Peygamber’e iftira olarak uydurulan hadislerin en çok olduğu konulardan biridir. Ayrıntılı bilgi için 21. ve 22. bölümleri okuyunuz.

    6- ZALİM KİM? SÖYLEYİN BAKALIM
    Kuran:
    “Zulmedenler dedi ki: Siz olsa olsa büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.”

    25- Furkan Suresi 8

    Hadis: “Peygamber Medine’de bir Yahudi tarafından büyülendi. Günlerce ne yaptığını bilmez durumda ortalıkta dolaştı.”

    Buhari 76/47 Hanbel 6/57,4/367

    Muhammed Abduh ve Mutezile’nin bu hadise itirazlarına karşın Muhammed Ebu Şehbe hadisi şöyle savunur: “Eğer Abduh sihir hadisini inkar etmişse akıl ve nakil ilimlerinde söz sahibi el Maziri, el Hattabi, Kadı İyaz, İbn Teymiyye, İbnul Kayyım, İbn Kesir, en Nevevi, İbn Hacer, el Kurtubi ve Alusi gibi pek çok alim de O’nun hem rivayet ve hem de dirayet yönünden doğru olduğunu ispat etmişlerdir.” Şehbe, Buhari ve Müslim’in de hadisi kabul ettiğini anlatır ve sihir sonucu olanları hadislere dayandırarak şöyle aktarır: “ Peygamberimiz’e sihir yapılmıştı. Öyle ki hanımları ile cinsi münasebette bulunmadığı halde bulunduğunu zannederdi. Süfyan bunun en şiddetli sihir olduğunu söylemiştir.” (Ebu Şehbe, Sünnet Müdafaası, sayfa 152-153)

    Kuran’a göre ise Peygamber’in büyülendiğini söyleyenler zalimlerdir. En güvenilir (!) hadisçilerin çoğuysa Peygamber’in büyülendiğini söylemektedir. Lütfen bu önermelerden mantık kuralları içerisinde sonuç önermesini çıkarın ve zalimin kim olduğunu söyleyin.


    7- MİRASTA VASİYET VAR MI?
    Kuran:
    “Ey iman edenler!Herhangi birinize ölüm gelip çattığında vasiyet zamanı aranızda tanıklık şöyle olsun: Kendinizden adalet sahibi iki kişi yahut, yolculuk etmekte iken ölüm musibeti başınıza geldiyse sizin dışınızda iki kişi”

    5- Maide Suresi 106

    Hadis: “Varis için vasiyet yoktur.”

    Hanbel 14/238

    Kuran’da hem Maide suresindeki bu ayette hem diğer ayetlerde vasiyet anlatılır. Vasiyetten arta kalanlar Kuran’da tavsiye edilen şekilde dağıtılır. Vasiyeti iptale yönelik bu hadis aslında Kuran’ın bir hükmünü iptale yönelik bir girişimdir.


    8- EN BÜYÜK AZAP RESSAMLARA MI?
    Kuran:
    “Gerçekten Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise dilediğini bağışlar.”

    4-Nisa Suresi 48

    Hadis: Cehennemde en şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır.

    Buhari-Tesavir, 89

    Kuran’a göre en büyük günah Allah’a ortak koşmadır. Allah ortak koşmayı affetmeyeceğini söylemekte, bunun dışında her günahın affedilebileceğini belirtmektedir. Bu yüzden Allah’ın en şiddetli azabına uğrayacak olanlar da ortak koşanlardır. Oysa Buhari’nin yukarıda alıntıladığımız hadisine göre en şiddetli azaba ressamlar uğrayacaklardır. (Mezhepçi, hadisçi İslam’ın sanat düşmanlığı sonucunda uydurdukları hadisleri kitabın 18. bölümünde okuyabilirsiniz.) Bu hadis başta Kuran ile çelişmektedir. Ayrıca mantık ile çelişen bu hadisin çeliştiği başka hadisler de vardır. Örneğin diğer bir hadise göre cehennemde en şiddetli cezaya satranç oynayanlar çarptırılacaktır. (Büyük Günahlar, Hafız Zehebi, sayfa 96-97)


    9- ALTIN TAKILIR MI, İPEK GİYİLİR Mİ?
    Kuran:
    “De ki; ‘Allah’ın kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram etmiş? De ki: ‘ Bunlar dünya hayatında iman edenler için, kıyamet gününde ise yalnızca onlarındır. Bilen bir topluluk için biz ayetleri böyle detaylı anlatırız’”

    7- Araf Suresi 32

    Hadis: “Altın ve ipek ümmetimin kadınlarına helal, erkeklerine ise haramdır.”

    Müslim 2/16

    Altın ve ipek hem erkek için, hem de kadın için bir süs eşyasıdır. Kuran’da hiçbir ayette yasaklanmazlar. Allah inananların dünyada da bu süslerden yararlanabileceklerini söyler ve erkek kadın ayrımı yapmaz. Her hadisinin doğru olduğu iddia edilen Müslim’in bu hadisi Kuran’ın belirttiğimiz ayeti ile çelişir.

    10- DEPREMLERİN SEBEBİ OLAN BALIĞIN CİNSİ NE?
    Kuran:
    “Bundan sonra yeri yumurta biçimine soktu.”

    79- Naziat Suresi 30

    Hadis: “Dünya balığın üzerindedir. Balık başını sallayınca Dünya’da depremler olur.”

    İbn-i Kesir Tefsiri 2/29 68/1’in açıklamaları

    Kuran, mucizevi bir şekilde dünyanın yumurta biçiminde elipsoid olduğunu, ceninin oluşumunu, evrenin oluşumunu, rüzgârların aşılayıcı olması gibi bir çok konuyu açıklarken (Kuran Hiç Tükenmeyen Mucize kitabında bu konuyu çok detaylı bir şekilde işledik), hadislerde yer alan yukarıdakilere benzer hurafeler hem Kuran’la, hem de mantıkla çelişirler. Dünyayı balığa oturtan, depremleri balığın kuyruğunun sallanmasına bağlayan bu zihniyete bir soralım: Bu balık palamut mudur, yunus mudur, lüfer midir? Lütfen bir hadis daha bulup, bizi aydınlatın!

    HADİS – KURAN ÇELİŞKİLERİ | Uydurulan Din ve Kuran'daki Din www.kurandakidin.net

    bana saldırmadan önce sıze yaptıgım bu ıyılıgı unutmayın.hurafelere degıl kıtaba ınanın eger saygınız varsa ve İYİ OKUYUN.
    ............
    imza

  2. #2
    Kenan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2006
    Mesajlar
    5,086
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Konuyu onayladım çünkü hadisler ve Ayetler arasında çelişki olmadığını iyi anlayalım diye.
    Çelişki olarak gösterilen, kulların tahrifatıdır.
    Ya da uydurulmuş hadislerdir.
    “Nefsinin aczini bilen insan, varlığın ALLAH’a mahsus olduğunu bilen insan, ilim sahibi demektir.
    Çünkü ilim ALLAH’ı bilmektir”

  3. #3
    İmhotep adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-11-2007
    Mesajlar
    1,425
    Karizma Gücü
    5
    41-Erkeğin sidiği bile kızınkinden üstün.(İslam bilimle barışıkmış!)


    6126 - Ümmü Kürz radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "(Henüz yemek yemeyen) erkek çocuğun sidiğini temizlemek için su serpilir, kız çocuğunun sidiği ise yıkanarak temizlenir."

    45-Erkek kadın için 2. tanrı gibidir!

    3267 - Hz. Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Şayet ben bir insanın başka bir insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim."
    Tirmizi, Rada' 10, (1159).
    ÜSTTEKİ HADİSLERE İNANMAYAN MÜSLÜMANLAR KAFİR OLUR ÇÜNKÜ BUHARİ HADİSİDİR

    müslüman bayanlar ne düşünüyor acaba?
    (Tanrı öldü.)
    Religulous _ 1. ve 2. bölümler kendi uploadım.
    http://www.vimeo.com/11457696
    Cosmos serisinin 1.2.3. filmleri toplam 10 part kendi uploadım
    http://www.dailymotion.com/relevance/search/cosmos
    BBC Walking With Cavemen CD1- 1. bölüm ve devamı 2. bölüm ekran üzerine gelecek bittiğinde (Türkçe altyazı)
    http://www.dailymotion.com/video/xb3...cd1-bolum_tech
    BBC Walking With Cavemen CD2 bölüm 1/3 (Türkçe altyazı) kendi uploadım.
    http://www.youtube.com/watch?v=XpXn0hxuyPw 3. 4. seriler youtube da mevcut.

  4. #4
    recognizer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-04-2007
    Mesajlar
    509
    Karizma Gücü
    6
    Bismillahirrahmanirrahim
    Öncelikle cevabımın konuyu açana değil, alıntılanan yerlere olduğunu peşinen belirtiyorum.

    Her şeyden önce çelişki olarak varsayılan ve burada alıntılanan yazının hiçbir orijinalitesinin olmadığını peşinen vurgulayalım. Bu şekilde cümleye başlayış nedenim birilerinin kalkıp da işte bir açık buldum şeklindeki heyecanlı yaklaşımlarıdır. Çünkü bu iddiaların tamamı ciddi bir araştırmanın ürünü olmayıp ilk dönem eserlerinden alıntılardır. Evet, bu gün kimilerinin buldum dediği ifadelerin neredeyse tamamı İslam’ın zuhur ettiği ilk çağlarda iddia edilmiştir. Bu tür iddiaları öne sürenleri müslümanların ciddiye almaması veya peşin yargıda bulunmalarının nedeni; bu kişilerin iddialarını geçmişte olup bitmiş iddialar ve cevaplarını nakleden eserlerden tırtıklamalarındandır. Bu kişiler genellikle bu tür eserlerden iddiaları almayı bilir fakat cevaplarını da beraberinde aktarmaya pek yanaşmazlar. Bu eylemlere bir de, bu ilimlerde yabancılık bilgisizlik eklenince ortaya ister istemez okuyucuların tüylerini ürpertecek hilkat garibesi yazıların çıkması kaçınılmaz oluyor.

    Konuya dönersek; Evet, Nisâ 82, Hicr 9 ve diğer ayetler gereği Kur’ân’ın korunmuşluğu tartışmasızdır. Aynı şekilde sahih hadislerin, Kur’ân’a aykırı olmadığı da tartışmasızdır.

    1- ALLAH’IN BALDIRI OLUR MU?
    Kuran:
    “ ... O’nun benzeri gibi hiçbir şey yoktur.”
    42- Şura Suresi 11

    Hadis: “Allah ahirette Peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir.”
    Müslim - İman 302, Buhari 97/24,10/29, Hanbel 3/1

    Bu hadisin hangi kitaplarda geçtiğine iyice dikkat edin. Hadis kitaplarının sözde en doğrusu olarak gösterilen, tek hadisini inkar edenin kafir olacağı söylenen Müslim ve Buhari’de. Hadisçilerin mantığına göre bu hadisi inkar eden kafir, bu hadise inanan gerçek Müslüman olacaktır. Allah’a hiçbir şeyin benzemediğini söyleyen ayete karşın, hiçbir mecazi ifadeyi çağrıştırmadan, Allah’ın baldırı olduğunu ve ahirette baldırını açacağını söylemenin saçmalığını uzunca anlatmaya gerek var mı?
    Şimdi bir kere böyle mukayese temelden yanlıştır. Öncelikle peşinen müteşabih kavramından bir söz edelim. Mecaz, istiâre veya kinaye gibi edebî bir sanatla ifade edilen ve manasının bunlar doğrultusunda ancak tevil edilebilecek ifadelere müteşabih denir. Müteşabihlik de ayetlerde olduğu gibi hadislerde de olur. bu hadisdeki baldır kelimesi de bunun gibidir ve arap dilinde bu ifade kendini tanıtacak ipucu anlamına gelir.
    Şayet siz bu hadisi, Şûrâ 11 gibi ayetlerle karşı karşıya getirirseniz -ki tevhid ve teşbihi reddeden ayetler burada zikredilenlerden daha çoktur- tenakuza düşersiniz. Çünkü aşağıdaki ayetler de müteşabihtir:
    Tâhâ 5. “Rahman Arş’a istivâ etti.” İstivâ etmek, bağdaş kurup oturmak demektir
    Fecr 22. “Rabbin geldi ve melekler de saf saf olarak.” Gelmek.
    Zümer 56. “Nefsin şöyle demesinden sakının: 'Allah yanında işlediğim kusurlardan dolayı vay halime!” Yan.
    Rahmân 27. “(Yalnız) Celâl ve ikram sahibi Rabbinin vechi bâki kalacaktır.” Yüz.
    Tâhâ 39. “Gözümün önünde yetiştirilmen için.” Göz.
    Fetih 10. “Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir.” Eller.
    Nahl 50."Üstlerinde Rablerinden korkarlar ve kendilerine emredilenleri yaparlar." Üst
    Âl-i İmrân 28. “Allah size kendi nefsinden korkmanızı emrediyor.” Nefs.
    Şimdi Allah’ın; gelmesi, yanı, yüzü, gözü, elleri, üstü veya nefsi var mı? Varsa nasıl… Muhakemesi sağlam bir kişin, bu ayetleri bağlamları içinde okuduğunda bunlardan kastın başka bir şey olduğunu anlaması kaçınılmazdır.

    Buradaki baldır kelimesini, tanıtacak ipucu şeklinde mecaz kabul etmeyip reddederseniz bu mantık sizi benzer muhtevadaki ayetleri de reddetmeye götürür. Yani saçmalık burada değil mantıkta…

    2- ALLAH EL SIKIŞIR MI?
    Kuran: “Ve hiçbir şey O’nun dengi değildir.”
    112- İhlas Suresi 4

    Hadis: “Allah benimle görüştü ve el sıkıştı. Elini iki omuzum arasına koydu. Öyle ki parmaklarının soğukluğunu iki göğsüm arasında hissettim.”
    Hanbel 5/243

    Yine bu hadiste hiçbir mecazi manayı çağrıştırmadan, Allah’a parmak, parmaklarına da soğukluk atfederek Allah şekilleştirilmektedir. Bu hadis1 İhlas Suresi’nin Allah’ın hiçbir şeye denk olmadığını söyleyen ayeti gibi daha birçok ayetle de çelişir. Eğer hadisteki “el” ifadesi mecazi bir manaya gelip insani eli çağrıştırmasa kabul edilebilir olurdu. Örneğin “Her şey Allah’ın elindedir.” dediğimizde cümlenin akışından her şeyin Allah’ın kontrolünde olduğu anlaşılır. Fakat Allah’a parmak, parmaklara soğukluk atfeden bu hadisten böyle mecazi bir manayı kimse çıkaramamaktadır. Üstelik bu hadiste Allah ile Peygamber’in el sıkışması gibi kabul edilemez bir ifade de yer almaktadır. Şimdi bu hadisleri din kabul eden hadisçiler, mezhepçiler mi gerçek Müslümandır, yoksa hadislerdeki yanlışlıkları görüp Kuran’ı yeterli gören Kuran Müslümanları mı?
    Bu rivayet de önceki gibi… Fakat yazar bir de “hiçbir mecazi manayı çağrıştırmadan” diye kayıt düşmüş… Bu kaydı düşmeden önce belağat (edebiyatı) ile insanlara meydan okuyan bir kitapta mecaz gibi bir sanatın olmadığını ispat etmeliydi. Halbuki hem Kur’ân hem de hadisler edebi sanatları kullanmakta bazen doruk noktasındadırlar. Fakat yazar sözüm ona çelişki göstermek için bunu şart koşuyor çünkü bu durumda teşbihin şirk olduğunu kendi de görüyor. Maksat ancak çarpıtma…
    Dediğim gibi bu din birilerinin aklına veya zevkine göre anlaşılmaz. Aslî kaynaklara gidersiniz, kaynak sağlamsa metni dil, bağlam, mefhum ve illiyyet bakımından inceler ve bir yargıya varırsınız.

    Özet olarak önceki maddedeki cevaplarım burada da geçerli.
    Not: Yazan kişinin cehaletini gösteren bir şeye daha işaret etmeden geçemiyorum. Bu konular fıkhi kaide değil ki mezheplerden söz ediliyor ya da bu konu ictihad alanı değil ki… Bu alan itikat alanı ve ehl-i sünnet dediğimiz tüm mezheplerin bu konudaki tutumları aynıdır.

    3- DİN DEĞİŞTİREN ÖLDÜRÜLSÜN MÜ?
    Kuran:
    “Dinde zorlama yoktur.”
    2-Bakara Suresi 256

    Hadis: “Dinini değiştireni öldürün.”
    Nesei 7-8/14,Buhari 12/1883

    Allah’ın hükmünü hadisle aşmaya, Allah’ın dinini kendi kafalarına uydurmaya çalışanların bu uydurması yüzünden çok kelleler gitmiştir. Radikal dinci örgütlerin yaptığı katliamları bu örgütlerin zihinlerinde meşrulaştıran bunun gibi hadislerdir. Evlerinin bodrumunu insan mezarına çevirenleri Diyanet kınamaktadır, ama aynı Diyanet Buhari ve Nesei gibi hadis kitaplarını da övmekte, dinin kaynağı olarak göstermektedir. Bu ne biçim bir iştir? Eğer Sunniliği savunursanız bu katliamlara karşı çıkmanız boşunadır. Çünkü bu katliamlara temel olacak deliller Sunni hadis kitapları ve mezhep izahlarında mevcuttur.
    Dinde elbette zorlama yoktur. Din kimsenin vicdan hürriyetine müdahale etmez. Fakat bu dinden dönenler genellikle, nereye dönmek istiyorlarsa oraya sessiz sedasız gitmiyor. Din kimsenin kapalı kapılar arkasında neye inandığı ve nasıl yaşadığını sorgulamaz hatta araştırmaya dahi müsaade etmez. Bu tür insanlar ya mutlaka gittiği yerin reklamını yapmak veya ayrıldığı yeri kötülemek ihtiyacı hissediyorlar. Birincisi (reklam yapma) gene neyse ama ikincisi apaçık İslam dinine savaş açmak anlamına gelir ki bunların ölümünü sadece yukarıdaki hadis değil aşağıdaki ayette emreder.

    Mâdie 33. “Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.”

    Bir defa Allah’ın hükmünü hadisle aşmaya gibi bir ifade din dışı bir söylemdir. Sahih hadisler, Kur’ân’a aykırı değildir ve Kur’ân’ın hüküm koymadığı yerlerde hüküm koyabilirler. Aksini iddia etmek Peygamber’i Allah’ın ayetlerini aşmakla itham etmek olur ki bu saçmalıktır.

    Peki, burada başka bir problem yok mu? Elbette var:
    Radikal dinci örgütler… Evet, bunlar bu işten sorumlu (tabi onları bu şekilde eksik bilgilenmesine neden olanlar da aynen sorumlu)
    İnsanlar şunu bilmiyor galiba: İslam dininin muhtelif alanlarda uyguladığı cezalar var. (ör: ölüm, hapis, sopa gibi) Müslümanlar bu cezalara dair bir suç işleyeni görünce cezalandırma yetkisinin kendisinde olduğunu zannediyorlar. Hemen bir örgüt kurup cezalandırma faaliyetine başlıyorlar. Halbuki İslam’da cezalandırma yetkisi yalnızca devlettedir ve kimseye devretmeksizin devlet uygular.
    Bunun dışında kendisinde yetki görenler yetkiyi işkembelerinden alıyorlar. Yoksa fertlerin yalnızca emri bi’l-maruf (iyiliğe yöneltme) ve nehyi ani’l-münker (kötülükten alıkoyma) görevleri vardır, ceza tatbik etme değil.

    4- ÖLÜNÜN SUÇU NE?
    Kuran:
    “Doğrusu hiçbir günahkar bir başkasının günah yükünü yüklenmez.”
    53- Necm Suresi 38

    Hadis: “Ölü ailesinin kendisi için ağlamasından dolayı azaba uğratılır.”
    Buhari-K. Cemiz 32,33,34

    Ne akla, ne de Kuran’ın genel mantığına uymayan bu hadis de uydurmacılığın Kuran ve akılla çelişkilerine örnektir.
    Bu konu daha önce muhtelif yerlerde, muhtelif sebeplerle açıklandı. Biz bu konularda ilmi bikrimi olmayanlar ahkam kesmesin derken işte bu gibi durumları kastediyorduk. Bir konuda bir tane hadis bulunca hemen ahkam kesiliyor böyle durumlara düşülüyor işte…

    Bu konuda bir çok hadis var bunlar bir araya getirilince görülmüştür ki; bu rivayet bir olayın yarısını ifade ediyor. Bu rivayetin kaynağı sahabi, rivayetin son kısmını duymuş ve o şekilde rivayet etmiştir. Rivayet: “Ailesi ölüsüne ağlıyor fakat o kabirde azap görüyor.” şeklindedir.

    Olayın aslı Hz.Aişe’den rivayetle (ki diğer rivayetlerdeki hatayı görür onları da düzeltir) şudur: Bir yahudi kadın ölen kocası için mezarı başında ağlamaktadır. Geçerken bunu gören Peygamberimiz de: “Ailesi ölüsüne ağlıyor fakat o kabirde azap görüyor.”

    Buhârî Cenâiz, 33, II. 80-1; Muslim Cenâiz 22, 23, 26, I. 641-3.
    Ayrıca: Buhârî Cenâiz, 34, II. 81; Muslim Cenâiz 25, 27, I. 642-3.
    Ayrıntılı bilgi için bkz.: Zerkeşî, el-İcâbe limâ istedrekethu Âişetü ale’s-Sahâbe, s. 72


    Kabirde kendi suçlarından dolayı azab çeken bir yahudidir.

    5- NEDİR BU KADIN DÜŞMANLIĞI?
    Kuran:
    “Ben sizden erkek olsun, kadın olsun hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hepiniz birbirinizdensiniz.”
    3- Ali İmran Suresi 195

    Hadis: Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.
    Buhari 9/1391

    Kuran hayır üreten erkeğin de kadının da önünü açık tutarken, hadisler kadının önünü kapamaktadır. Kadın konusu, Peygamber’e iftira olarak uydurulan hadislerin en çok olduğu konulardan biridir. Ayrıntılı bilgi için 21. ve 22. bölümleri okuyunuz.
    Dedim ya maksat farklı diye bunlarda eğer biraz ilim olsa bu çarpıtmayla daha bir kamyon malzeme çıkar.
    Eğer insanlar buradaki karga lafına takılıyorsa burada karga lafına olumsuz bir anlam yüklemesi olmadığını peşinen söyleyeyim.
    Yok eğer bir yığın içinde ancak biri veya bir kaçı iyidir muhakemesine takılıyorsa ben de hadisle sonuna kadar aynı fikirde olduğumu peşinen söyleyeyim.
    Bir defa burada tenakuz yok ki…
    Ayet diyor ki kadın erkek ayrımı olmaksızın iyilik yapanın yaptığı boşa çıkmaz.
    Hadis de diyor ki kadınların arasında iyilik yapanların sayısı daha azdır. Bir realiteye işaret ediyor, yani kadınların yaptığı iyilik boşa çıkar demiyor ki tenakuz olsun.
    Ha, tenakuz değil de kadın erkek ayrımcılığı var diyorsanız. Kadın ve erkek aynı mıdır ki. Kadın bu gün de geçmişte olduğu gibi her tür amaç için kullanılmaya daha elverişli değil mi. İnanmıyorsanız topluma bir bakın derim.

    Değerlendirmedeki iftira konusuna gelince bu yanlıştır. Peygamber’den nakledilen hiçbir sahih rivayette böyle bir şey yok. Ama sonraki dönem için aynı şeyi söylemek ne yazık ki mümkün değil.

    6- ZALİM KİM? SÖYLEYİN BAKALIM
    Kuran:
    “Zulmedenler dedi ki: Siz olsa olsa büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.”
    25- Furkan Suresi 8

    Hadis: “Peygamber Medine’de bir Yahudi tarafından büyülendi. Günlerce ne yaptığını bilmez durumda ortalıkta dolaştı.”
    Buhari 76/47 Hanbel 6/57,4/367

    Muhammed Abduh ve Mutezile’nin bu hadise itirazlarına karşın Muhammed Ebu Şehbe hadisi şöyle savunur: “Eğer Abduh sihir hadisini inkar etmişse akıl ve nakil ilimlerinde söz sahibi el Maziri, el Hattabi, Kadı İyaz, İbn Teymiyye, İbnul Kayyım, İbn Kesir, en Nevevi, İbn Hacer, el Kurtubi ve Alusi gibi pek çok alim de O’nun hem rivayet ve hem de dirayet yönünden doğru olduğunu ispat etmişlerdir.” Şehbe, Buhari ve Müslim’in de hadisi kabul ettiğini anlatır ve sihir sonucu olanları hadislere dayandırarak şöyle aktarır: “ Peygamberimiz’e sihir yapılmıştı. Öyle ki hanımları ile cinsi münasebette bulunmadığı halde bulunduğunu zannederdi. Süfyan bunun en şiddetli sihir olduğunu söylemiştir.” (Ebu Şehbe, Sünnet Müdafaası, sayfa 152-153)

    Kuran’a göre ise Peygamber’in büyülendiğini söyleyenler zalimlerdir. En güvenilir (!) hadisçilerin çoğuysa Peygamber’in büyülendiğini söylemektedir. Lütfen bu önermelerden mantık kuralları içerisinde sonuç önermesini çıkarın ve zalimin kim olduğunu söyleyin.
    Yine muhtelif yerlerde ortaya atılmış ve cevaplandırılmış bir konu…
    Şimdi ben yine maksat kötü, niyet kötü muhakeme ise hiç yok diyeceğim ama kafa değişmeyecek.

    Bir defa Kur’ân’a göre Peygamber’in büyülendiğini söyleyen zalimdir ya da Arkadaşınız büyülenmiş değildir gibi ifadelerde kasıt nedir. Bir bakalım:
    Müşrikler ya da inanmayanlar onun vahiy kaynağını inkar etmek için ona mecnûn(deli, cinlenmiş: yani cinlerden haber alan/kâhin), sâhir (sihirbaz) dedikleri gibi, meshûr(sihirlenmiş/büyülenmiş) da dediler. Ancak bunu vahiy için söylediler, Tûr 13-15’e bakarsanız bu açıktır:
    “O gün onlar cehennem ateşine itilip kakılırlar.”
    “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateş.”
    “Bu bir büyümüymüş, yoksa siz mi görmüyormuşsunuz?”

    Bu büyülenmeden kasıt elbette Peygambere indirilen vahyin bir büyü ürünü olmadığını belirtmektir. İyice düşünülürse Kur’ân veya Peygamber’in korunmasındaki amaç, vahyin korunmasıdır. Yoksa geçmişte öldürülen, zindana düşen, peygamberler korunmuyorlar mıydı?
    Aksi takdirde “De ki: Ben de sizin gibi bir beşerim” ayeti anlamsız olmaz mı?

    Dolayısıyla Peygamber’e büyü yapılmıştır ve bu büyü onu hasta etmiştir. (Tabi o, bu halde iken hiçbir ayetin indirilmediğini de belirtelim) Fakat ona vahyedileni kastederek büyülenmiş (yani bu vahiy büyülenme ürünüdür) diyenler ayette belirtildiği gibi zalimlerin ta kendileridir.

    7- MİRASTA VASİYET VAR MI?
    Kuran:
    “Ey iman edenler!Herhangi birinize ölüm gelip çattığında vasiyet zamanı aranızda tanıklık şöyle olsun: Kendinizden adalet sahibi iki kişi yahut, yolculuk etmekte iken ölüm musibeti başınıza geldiyse sizin dışınızda iki kişi”
    5- Maide Suresi 106

    Hadis: “Varis için vasiyet yoktur.”
    Hanbel 14/238

    Kuran’da hem Maide suresindeki bu ayette hem diğer ayetlerde vasiyet anlatılır. Vasiyetten arta kalanlar Kuran’da tavsiye edilen şekilde dağıtılır. Vasiyeti iptale yönelik bu hadis aslında Kuran’ın bir hükmünü iptale yönelik bir girişimdir.
    Bu da bu konuların yabancısı kişilerin ortaya koyduğu basit bir konu.
    Önce uygulamadan bahsedelim: Eskiden Araplar ölüm döşeğine düştüklerinde vasiyet yaparlardı. Mâide 106 da bunu kurala bağlamıştı. Fakat insanlar vasiyet yaparken, bazen akrabalarını mirastan mahrum bırakmak amacıyla bazen de başka sebeble malının tamamını başka bir yere vasiyet (hibe) edebiliyordu. Bu sebeple ayrıntılı inen Nisâ 11-12, 176 ayetleri, Mâide 106 ayetini nesh etmiştir.
    Bu hadis de Nisâ suresindeki ayetleri desteklemektedir.
    Hadisin diğer ayetleri desteklemesini fark etmişler ki; Nisâ suresi ayetlerinin Mâide 106’nın hükmünü iptal etmesinden değil de Nisâ suresi ile aynı doğrultudaki hadisin Mâide 106’nın hükmünü iptalinden söz ediyorlar. Niyet bozuk olunca…
    Ayrıca başka hadislerde, ölüm döşeğindeki kişinin malının üçte birinden fazlasını hibe etmesi yasaklanmıştır.

    8- EN BÜYÜK AZAP RESSAMLARA MI?
    Kuran:
    “Gerçekten Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise dilediğini bağışlar.”
    4-Nisa Suresi 48

    Hadis: Cehennemde en şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır.
    Buhari-Tesavir, 89

    Kuran’a göre en büyük günah Allah’a ortak koşmadır. Allah ortak koşmayı affetmeyeceğini söylemekte, bunun dışında her günahın affedilebileceğini belirtmektedir. Bu yüzden Allah’ın en şiddetli azabına uğrayacak olanlar da ortak koşanlardır. Oysa Buhari’nin yukarıda alıntıladığımız hadisine göre en şiddetli azaba ressamlar uğrayacaklardır. (Mezhepçi, hadisçi İslam’ın sanat düşmanlığı sonucunda uydurdukları hadisleri kitabın 18. bölümünde okuyabilirsiniz.) Bu hadis başta Kuran ile çelişmektedir. Ayrıca mantık ile çelişen bu hadisin çeliştiği başka hadisler de vardır. Örneğin diğer bir hadise göre cehennemde en şiddetli cezaya satranç oynayanlar çarptırılacaktır. (Büyük Günahlar, Hafız Zehebi, sayfa 96-97)
    Eh pes yani işlerine gelince taştan su çıkarırcasına anlam zorlamalarına gidenler burada safdiriklik ayağına yatıyorlar.
    Resim suret ve onu yapanlar hakkında bir tane değil bir sürü hadis var. Buradaki amacın ne olduğu açık değil mi?
    Peygamber ya ne yapacaktı… Bulduğu her surete, şekli olan her ikona taparak şirke girmiş bir toplumu kurtarmış olan Peygamber bunun önlemini almasın mı… Resme, surete tapmak şirk değil mi, ayetle ne çelişkisi var. Bunlar şirke götürdüğü sürece dinimizce yasaklanmıştır. Yoksa o zaman da bu mahsuru taşımayacak nitelikte resim yapılıyor ve normal görülüyordu.
    Diyorum ya pes, insaf yani…

    Not: Ayrıca yine mezhepçi edebiyatı yapılmış… Hani bu hususta şu mezhepler böyle diğerleri ayrı olsa veya mezheplerin kaynağı (Kur’ân-Sünnet değil de) farklı olsa mezhepçilik desek.

    Satranç oynayanlar hususunda bildiğim kadarıyla zayıf birkaç rivayet dışında Peygamber’in sahih rivayeti yok fakat sahabe’nin (Hz.Ali, Ebû Musa el-Eşarî vb.) ictihadları var. O da; sorumlu olunan ibadete/göreve engel olduğu sürece/olması halinde bunların yasaklanması şeklinde. Sonra gelen âlimler ise yine aynı ictihada dayanarak haram demişlerdir.

    9- ALTIN TAKILIR MI, İPEK GİYİLİR Mİ?
    Kuran:
    “De ki; ‘Allah’ın kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram etmiş? De ki: ‘ Bunlar dünya hayatında iman edenler için, kıyamet gününde ise yalnızca onlarındır. Bilen bir topluluk için biz ayetleri böyle detaylı anlatırız’”
    7- Araf Suresi 32

    Hadis: “Altın ve ipek ümmetimin kadınlarına helal, erkeklerine ise haramdır.”
    Müslim 2/16

    Altın ve ipek hem erkek için, hem de kadın için bir süs eşyasıdır. Kuran’da hiçbir ayette yasaklanmazlar. Allah inananların dünyada da bu süslerden yararlanabileceklerini söyler ve erkek kadın ayrımı yapmaz. Her hadisinin doğru olduğu iddia edilen Müslim’in bu hadisi Kuran’ın belirttiğimiz ayeti ile çelişir.
    Şimdi yine muhakeme bozuk diyeceğim, gören de zannedecek ki ön yargıyla söylüyorum.
    Biraz yüksek sesle düşünelim:
    Öncelikle ayette geçen zinetten kastın süs olduğunu nerden biliyorsunuz. Belki zinet burada güzellik anlamına geliyordur.(hatta bazen kadınlar için de ayetlerde zinet kelimesi geçer)
    Eğer buradaki zinet bildiğimiz anlamda zinet ise bunlarda istisna olmadığını yani her zinetin helal olduğunu ayetin neresinden çıkardınız.
    ‘Kim haram etmiş’ ifadesinden yola çıkarak hiç kimse cevabına Peygamber’i de dahil ediyorsanız; “De ki Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin” veya Necm 3-4 gibi ayetleri nereye koyuyorsunuz peki… Sorular… Sorular… Dedim ya muhakeme yok diye.

    Ehl-i sünnet inancına göre Peygamber, bir ayetin hükmünü (müfessir vasfıyla) genelleştirebilir, bir konuya hususileştirebilir, istisnalar yapabilir, (kâdîlik vasfıyla) ayetlerde geçmeyen hususlarda yasaklar koyabilir, (müftîlık vasfıyla), ayetlerden yola çıkarak yeni hükümler koyabilir… Ehl-i sünnete göre Peygamber, insanlara sadece vahyi ulaştıran bir megafon değildir.

    Bu hadis de onun koyduğu yasaklardan biridir.

    10- DEPREMLERİN SEBEBİ OLAN BALIĞIN CİNSİ NE?
    Kuran:
    “Bundan sonra yeri yumurta biçimine soktu.”
    79- Naziat Suresi 30

    Hadis: “Dünya balığın üzerindedir. Balık başını sallayınca Dünya’da depremler olur.”
    İbn-i Kesir Tefsiri 2/29 68/1’in açıklamaları

    Kuran, mucizevi bir şekilde dünyanın yumurta biçiminde elipsoid olduğunu, ceninin oluşumunu, evrenin oluşumunu, rüzgârların aşılayıcı olması gibi bir çok konuyu açıklarken (Kuran Hiç Tükenmeyen Mucize kitabında bu konuyu çok detaylı bir şekilde işledik), hadislerde yer alan yukarıdakilere benzer hurafeler hem Kuran’la, hem de mantıkla çelişirler. Dünyayı balığa oturtan, depremleri balığın kuyruğunun sallanmasına bağlayan bu zihniyete bir soralım: Bu balık palamut mudur, yunus mudur, lüfer midir? Lütfen bir hadis daha bulup, bizi aydınlatın!
    Burada her şeyden önce ayetin mealinde çarpıtma var ama yine yokmuş gibi bir bakalım çelişki var mı? Öncelikle bildiğim kadarıyla bu konuda sahih bir rivayet yok. Ama dedim ya bir anlığına varmış gibi yapalım; Dünyanın balığın üzerinde olması, yumurta biçiminde olmasını niye engelliyor veya tersi… Neyse dedim ya muhakeme sıfır.
    Gelelim ayete: Ayetteki Dehâ kelimesinin asıl anlamı düzlemek, yayılmaktır. Bazı Meallerde yuvarlatma kelimesi geçiyorsa bunun sebebi Arapların dehâ kelimesini tomarı (rulo) açmak için kullanmalarından kaynaklanmaktadır.
    İbn Kesîr’in Tefsirindeki rivayete gelince, o hadis hem mevkuf(sahabe sözü) hadistir hem de zayıftır, yani rivayet Peygamberden nakledilmiyor. Açıktır ki kendi zamanlarındaki anlayış gereği ayeti anlamaya çalışıyorlar. Dünyanın ömrü olursa bundan 1000 sene sonra bu günkü bazılarının neredeyse taptığı bilimsel değerlere gülmeyecekleri ne malum.
    Cehalet insanı aleme maskara eder ya, kimileri de herkesin anladığı anlamda hadis olmayan (merfû olmayan) rivayetleri hadis olarak nakledip sonra sanki aydınlanacakmış gibi bizden benzerlerini istetiyor. Biz gülmeyelim, acıyalım…

    -----------------------------------------------------------

    Bu da eşantiyon galiba…
    Gerçi bundaki iddialar dökülüyor ciddiye bile alınmayacak durumda ama… Başladık artık buna da dokunalım:


    41-Erkeğin sidiği bile kızınkinden üstün.(İslam bilimle barışıkmış!)

    6126 - Ümmü Kürz radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "(Henüz yemek yemeyen) erkek çocuğun sidiğini temizlemek için su serpilir, kız çocuğunun sidiği ise yıkanarak temizlenir."
    Nasıl bir mantık ve izan ki, iki farklı şeye farklı muamele yapılmasından üstünlük çıkarmış. Biz de yuttuk, sanki hadis erkeğinki kızınkinden üstün diyor ve sanki biz de öyle diyoruz. Hem gelin hem güvey olma meselesi galiba…

    45-Erkek kadın için 2. tanrı gibidir!

    3267 - Hz. Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Şayet ben bir insanın başka bir insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim."
    Tirmizi, Rada' 10, (1159).
    Mantık tökezleyince çıkarım böyle oluyor demek ki…
    Bir toplum ataerkil veya anaerkil ise orda ailenin bir reisi vardır. Şayet ailenin ayakta kalması sağlanmak isteniyorsa yönetici konumundaki kişiye tabi olmak/itaat etmek iste istemez kaçınılmazdır. Bu hadis kadın için olanı, diğer hadislere de bakılırsa aynı itaatin çocuktan da beklendiği görülür. Ailenin bir reisi varsa diğerlerinin ona tabi olmaları/itaat etmelerini garipseyen veya yadırgayanlar aile bireylerinin şahsiyetinden daha çok bağımsızlığını savunanlardır. Bu mutlak bağımsızlık sevdası karı-koca kavgası çatışmasıyla veya çocukları bazen ana-baba katili ederek bazen de kişiyi huzur evine göndererek aileyi yok ediyor. Avrupa’ya, dünyaya ve son yıllarda ülkemize bu gözle bir bakın. Peygamber de işte bunu önlemek için önemine dikkat çekecek bir benzetmeyle bunu ifade ediyor. Yoksa var olan çok tanrı inancını 2.tanrı ile desteklemeye değil…
    Tabi bunları müslümanlara ifade ediyor, diğerleri bunu dikkate almayarak kendilerini ve geleceklerini yok etme özgürlüğüne sahip.

    ÜSTTEKİ HADİSLERE İNANMAYAN MÜSLÜMANLAR KAFİR OLUR ÇÜNKÜ BUHARİ HADİSİDİR
    Cehalette son nokta… Bu cümle tam bir komedi… Gayr-ı Müslimler dahi bunun böyle olmadığını bilir.
    Sıradan bir müslüman bile bilir ki hadislere inanmayan kafir olmaz, olsa olsa en kötü ihtimalle sapkın fikirli olur. Bu aynı zamanda tüm İslam âlimlerinin görüşüdür. Buna hem Buhârî hem Muslim hem de tüm hadis âlimleri ve kitapları dahildir. Yeterki rivayet mütevatir olmasın.
    ve's-selâm
    Ibn Abbas (r.a)’tan, Peygamber (s.a.v):"Sen Allah’ı bollukta bil, Allah da seni şiddet anında bilsin, istediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile. Olacak şeyler hakkında kalem kurudu. Eğer yaratıkların tümü Allah’ın hükmetmediği birşeyle sana fayda vermek isteseler, buna güç yetiremezler. Şayet Allah’ın senin aleyhine yazmadığı birşeyle sana zarar vermek isteseler, buna da güç yetiremezler. Bil ki hoşlanmadığın şeye sabırda çok hayır vardır, zafer sabırladır, çıkış kapısı sıkıntıyladır ve zorlukla beraber kolaylık vardır."
    [Hadis Hasen-Sahihtir. Tirmizi, Sünen - Ahmed b. Hanbel, Müsned - Abd b. Humeyd, Müsned - İbn Receb, Câmiu'l-Ulûm, vd.]

  5. #5
    MyComputeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-06-2005
    Mesajlar
    1,760
    Karizma Gücü
    7
    Sanattarihci arkadaşım@

    ben de senin gibi hadislere hep önyargıyla yaklaşan birisiydim. ta ki şu hadisi okuyana kadar.
    "Kıyâmet günü olunca güneş, kullara bir mil veya iki mil mesafede oluncaya kadar yaklaştırılacaktır. Güneş onları âdetâ eritecek ve amelleri miktarınca ter içinde kalacaklardır. Onlardan kimini topuğuna kadar alacak, kimini diz kapaklarına kadar alacak, kimini beline kadar alacak, kimine de basbayağı gem vuracaktır." (Bu sırada Resul-i Ekrem ağzını işaretliyordu.) (Tirmizi, Kıyame: 2)
    Bu hadisi okuduktan sonra anladım ki bize absurd gibi gözüken hadislerde çok farklı anlamlar olabilir. Bunları es geçiyor olabiliriz. Bu yukardaki hadis bizzat 5 milyar yıl sonra kızıl bir dev haline gelen güneşin dünyayı yutması gerçeğini 1400 sene öncesinden haber veriyor. Bundan daha büyük mucize olabilir mi? Hadislere önem göstermeliyiz diye düşünüyorum. Hadislerdeki Allahın eli Allahın baldırı gibi ifadeleri mecazi birer anlam olarak düşünmeliyiz. Hz. Muhammed o devrin insanının algı kapasitesine göre bazı şeyleri mecaz yollu söylemiş olabilir. Saygılar
    Bu mesaj en son " 20.04.08 " tarihinde saat 00:44 itibariyle MyComputeR tarafından düzenlenmiştir...
    Adilin ağzı bilgeliğini
    Ve dili hakkaniyeti söylemeli
    Kutsanmış olan cezbedici günahlara
    kanmayan insandır
    Bir kerelik denemek için ile olsa
    Yaşamın tacını alacaktır
    Oh,Tanrım, Kutsal Ateş,Merhamet et
    Oh, ne kadar huzurlu, ne kadar sevimli
    Ne kadar yardım sever, ne kadar kutsal
    Ey, saflığın zambağı..

  6. #6
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    buraya dını zedeleyen hadısler koydum,yanı yukardakılerın elle tutulacak yanı yok işin kötu ve komık yanı bu hadıslerı bıle sahıplenecek kadar korkutulmuş ve cahıl dın sımsarlarının oluşu.
    ............
    imza

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    ahad hadis bir sahih hadis türüdür.
    verdiklerinizin çoğu sahih-ahad hadislerdir.

    hadis ilmine göre, sahabiye kadar ki ravilerin güvenilirlikleri incelenir, bir şüpheye sebebiyet verecek bir durum yoksa bir üst ravi incelenir.

    bu şekilde sahabiler incelenmez. yani sahabiye kadarki ravi zinciri güvenilir insanlardan oluşmuşsa sahabilerin güvenilir olduğu düşünülür ve hadis "sahih" olarak belirlenir.

    ahad hadis ise "tek sahabiden" gelmiş rivayet olarak belirtilmiş rivayetlerdir. yani sahabiler içerisinde sadece 1 kişinin rivayet ettiği hadislere "ahad hadis" denir.

    teknik olarak sahih olan bu hadislerin "tek sahabiden nakledilmesine" imam-ı azam gibi şüpheli yaklaşanlar çıkabilmiştir, zira tek sahabiden gelen rivayet "hata payıyla birlikte değerlendirilir",

    - sahabi Peygamberi yanlış anlamış olabilir,
    - ifadeyi yanlış aktarmış olabilir ( arapça bilenler kastımı anlayacaktır )
    - peygamber sözünü çok farklı bir durumdan bahsederken söylemiş olabilir.

    sözün kaynağının sadece bir kişi olması, durumun netliğini bozar.
    örnek vermek gerekirse, hz. Peygamber'in "Allah'ın baldırını göstereceği"yle ilgili iniçin sadece tek bir sahabiden rivayet edilmiştir.

    "niçin bu hadisi rivayet eden başka sahabiler çıkmamıştır" gibi sorular bize ifadenin yanlış anlaşılmış olabileceğini de gösteriyor.

    medineye nadiren gelen, bedevi insanların da sahabi olduğu gerçeği de unutulmadan , pegamberin bahsettiği şeye vukufiyetlerinin olmayabileceği de hesaba katılarak, köylerine döndükten sonra orada duyduklarını kendi anladıkları şekliyle anlatmaları doğal karşılanmalıdır, ama yanlışlar da içerebileceği ihtimali de unutulmamalıdır.

    bundan dolayı "ahad olan hadisler" sahih olan ve pek çok kanaldan rivayet edilmiş hadislerle çelişirse kabul edilmez - gibi bir hadis usulü kuralı benimsenmiştir.

    Hz. Peygamber yüzlerce hadisinde Allah ın eşsizliğinden bahsederken, bu sözlerini bizzat kendisiyle çelişerek değiştirmesi düşünülemez. Sürekli etrafında olan insanlar O'na en azından bu farklılığın sebebini soracak kadar O'nunla arkadaştılar. Çünkü bazı zamanlar Hz. Peygaberle aynı düşünmediklerini çok açık ortaya koyabiliyorlardı.

    Meseleye böyle bakmanın başlığı açan arkadaş gibi bakmamaktan farkını da belirlemem gerekecek.

    Kütüb-ü sitte de yer alan hadislerde göz önüne alınan sahihlik kriterleri çoğunlukla "teknik anlamdadır". Yani sahabeye kadar bir sözün, güvenilir kaynaklardan geçtiği belirlenmişse sahabinin güvenilirliği o noktada sorgulanmaz ve hadis sahih olarak kabul edilir, ancak hadisi başka rivayet edenin olup olmadığı da belirtilir. Bu, bize, hadisleri içeren bu kaynakların bu tarz hadisleri içermekle "güvenilirliklerini kaybetiklerini" göstermez. Çünkü teknik manada diğerleri kadar sahih olan ahad hadisler, insani zayıflıklar, meseleyi anlayamama gibi nedenlerden dolayı "zayıf olabilirler".

    Ayet ve hadislerin bundan dolayı çelişkisinden söz etmek mümkün olmayacaktır. Böyle bir çelişki söz konusu olsaydı emin olun, bunu 14 asır sonra sizin keşfetmenize gerek kalmayacaktı.

    Zira Hz. Peygamberin inançlarını değiştirmek için uğraştığı insanlar maddi sebepler açısından sizden daha umutsuz vakalardı ve görebilecekleri tek bir hata ve çelişkiyi imansızlıklarına delil yaparlardı emin olun. Ama hepsi, 20 sene sonra bile onda ne bir çelişki ne de bir kusur göremiyor ve O'nun davet ettiğine iman ediyorlardı.
    Bu mesaj en son " 20.04.08 " tarihinde saat 01:50 itibariyle aslanbash tarafından düzenlenmiştir...
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  8. #8
    ebubeddavi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-05-2007
    Mesajlar
    281
    Karizma Gücü
    0
    SANATTARİHÇİSİ,,,, senin ilmin ne ki ? sen ülkenin üniversitelerinde yalnız İSLAM düşmanı olarak yetiştirilmişsin sen vATİKAN,DAN iSRAİL SİYONİSTLERİNDE, Amrikalı katillerden daha mı iyi biliyorsun ki senin dediğin doğru olsaydı bu güne kadar senin arkandaki güçler ORTALIĞI YIKARLARDI ... hadiii işine hadiiii ..iftira ve görüşe göre düzenbazlık yapma boşuna biz senin gibilerini çooook gördük kininizle...
    büyük şeytan[Amrika ] ile savaş bölgesi yalnız körfez bölgesi değildir ve Amrika ile savaşmak en büyük ibadettir.

  9. #9
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı ebubeddavi tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    SANATTARİHÇİSİ,,,, senin ilmin ne ki ? sen ülkenin üniversitelerinde yalnız İSLAM düşmanı olarak yetiştirilmişsin sen vATİKAN,DAN iSRAİL SİYONİSTLERİNDE, Amrikalı katillerden daha mı iyi biliyorsun ki senin dediğin doğru olsaydı bu güne kadar senin arkandaki güçler ORTALIĞI YIKARLARDI ... hadiii işine hadiiii ..iftira ve görüşe göre düzenbazlık yapma boşuna biz senin gibilerini çooook gördük kininizle...
    yanı dıyosun kı yukardakı hadıslerı kabul edıyorum...bravo.
    ............
    imza

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    11-04-2008
    Mesajlar
    277
    Karizma Gücü
    0
    Başlık süper helall sana kardeşim )))))
    TİME LİSTEN TO HEAVY METAL !!

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •