• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
26 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0

    Evrenin tesadüfiliği ve Hz. Muhammed'in davasının başarısının tesadüfiliği üzerine

    16 Nisan.

    Evren, kimilerine göre tesadüfi hareketlerin milyarlarca ihtimal arasından en doğru ve en mükemmel doğal seçilimlerin ortaya çıkması ve bu doğal seçilimlerin her salise yenilenmesi gibi bir sebepten oluşmuştur, oluşmaktadır.
    Bunu sorgular gibi yaparlar, ama genelde alışık olunan, iddiasız olanın sorgulanmasındansa iddia sahibine bütün eleştirileri yöneltmek gibi yazılı olmayan bir kurala hepimiz tabi gibiyizdir ve bizim için veya mana alemimiz için yeni olanları sorgulamak her zaman ilk seçimimiz olduğundan bu yalancı sorguyu çok fazla devam ettirmezler ve gözlerini iddia sahiplerinin delillerine, o delillerin yanlışlığıyla ilgili ipuçlarına ve "tümden yanlışlama" gibi bir metodla, sonsuz delilleri bulunan bir iddianın! bütün delillerini çürütmeye! odaklarlar.
    Buna ateizm diyoruz.
    Yer yüzünün teist ve deist bütün makul insanları evrenin mükemmelliğinden, ihtimal hesaplarını altüst eden hesaplamalardan ne kadar bahsederse bahsetsin, örneğin taylanddaki bir böceğin, afrika insanının hayatında ne kadar önemli bir rol oynadığı gibi "tesadüfilikle açıklanamayacak kadar" harika bir örneği ve buna benzer örnekleri ne kadar verirse versin, ateist kendi bilimiyle oynar durur. Çünkü, insanlık tarihinin tam bu yazıları okuduğunuz şu anında durup da geçmişe baktığınızda "her ateist bilim adamının hayatlarını adadıkları ve keşfettikleri ve yanlışlanamaz olarak devirlerinin kitaplarına altın harflerle yazdırdıkları" esaslar sadece bir sonraki keşfe ortam hazırlayacak kadar geçerli olmuş, pek çoğu itibariyle farklı gözlem ve deneylerle durumun belirtilenden farklı olduğunu belirten raporlara konu olmuştur. Olmak durumunda kalmıştır.
    Mükemmel bir zekayı ve üstün bir gücü kabul etmeyen bir insanı "ancak gururlu olarak" ifade edebiliriz. O gururlu insan, yeryüzünde aydan bile görülebilecek bir eser ortaya koyamayacak kadar küçükken ve acizken bu bilmem kaç sene sonra çürütülecek eserlerle oynadı durdu, hayatını bunun üstüne bina etti. Bütün konuşmalarının, imalı ve karizmatik ve alaycı bakışlarının altında bile bu yalancı azametin imzası vardı. Ama bu, gerçeği değiştirmedi; günümüzün deist ve agnostik bakış açısına temel hazırlayacak buluşlar ardı ardına geldi. Ateizm, kurucularını birer birer Allah inancına kurban verdi. Mükemmel bir dizaynın olduğu artık su götürmez bir gerçekti. Sayabilmemiz için belirlediğimiz rakamlarla dahi yazamayacağımız şiddette bir patlama ve bu patlamanın katrilyonda bir'den bile çok daha küçük bir zaman diliminde evrenin şekillenmiş olduğu gerçeği, maddenin bir başlangıcının olduğunu gözler önüne serdi ve yakın çağın ortalarına kadar asırlarca, iddialarının gerçekliğini, çetin fikri münakaşalarla maddenin sonsuzluğundan bahsetmeye hayatlarına adamış zavallılara hep birlikte acıdık.
    Acıdık; çünkü bütün bilimsel deneylerinde kullandıkları "deneği, ortamdan ve etkisi altında kaldığı şartlardan ayırmaksızın gözlemleme" gibi basit bir kuralı "var olma amaçlarını kendilerine hatırlatmak için gelen uyarıcılar için" kullanmadılar.
    Deizm ve agnostisizm aslında ateistlerin, dinlere karşı sığınacağı bir liman olmuştu. Çünkü iddiasızdı, kural basitti, "mükemmellik Tanrıya verilecekti, referanslara bağlı dini yorumlar da farklı gözlem ortamlarında değerlendirilecek ve o mükemmelliğe uygun düşmediği isbatlanacaktı"
    Bunda kendilerince başarılı olmaları daha kolay oldu. Çünkü dinin evrensel bakış açısı taşıma gibi bir misyonunun oluşu, bu ön yargılı gözlem sahiplerini değil, olması gerekeni hesap ederek sistemi oluşturuyordu. Bu yüzden kuralları esnek kurdu, zamanı, şartları ve yaygın kanaatin iyi kabul ettiğine (örf) izin verdi. Bu olması gerekeni, bütün evrenin tabi olduğu kurallar olduğu gibi galaksilere hatta bazen yapısına göre gezegenlere ve yıldızlara özgü fiziksel kuralların olmasına benzetenler de oldu, "Mükemmelliğin bozulması, bir olan Tanrıdan gelenin insanları fikren birbirlerine düşürdüğü gibi yorumlayanlar da."
    Aslında bütün yanılgılar, tarihi gerçekten bilmemekten, olayların hangi sırayla gerçekleştiğini araştırmamaktan, uyarıcıyı kendi şartlarında değerlendirmemekten, yöresel olanla evrensel olanı birbirine karıştırmaktan kaynaklanıyordu. Sorular, sorular birbirini kovalayıp durdu.
    Ateizmden vazgeçmiş "mükemmel bir tanrıya ulaşmış bir insan" Tanrının mükemmelliğini tam isbatlamadan ( çünkü bu konuda içinden çıkamayacağı durumları ve yeniden ateizme dönememe gibi bir çıkmazı tercih edemiyordu ) kolay olanı tercih etti; Dinlerin Tanrısının mükemmel olmadığına kendisini ikna etti !
    Tamam Dinlerin Tanrıları mükemmel değil. (diyelim)
    Ama deistlerin Tanrısı mükemmel mi? ( hiç sanmıyorum )
    - ahiret yoksa, sakat doğanlar, tecavüzcülerden kurtulamayan yavrucaklar ve kadınlar, ortaçağ avrupası zamanında kitap okuyor diye cadılıkla suçlanarak yakılan binlerce kadın, kralların hakimiyetleri altında esaret altında ölmüş zavallılar..
    deistlerin tanrısı kadar sadist bir tanrı sanırım olamaz. O, herşeyi gören ve mükemmel bakışıyla bunları, görür, bilir ama bunları umursamaz. Hayvanlardan farklı yarattığı bu varlığın eline verdiği akıl gibi bir gücün, yıktığı ve yaktığı dünya hayatını bunlara müdehale etme gereğini duymadığına göre, sorunsuzca izliyor demektir.
    Ama biz yine bu aklımızla, mükemmelliğin şekilden fazla bişey olması gerektiğini bilebiliyoruz. En kestirme anlatımla, Allah'ın adil olması vazgeçemeyeceğimiz bir mükemmellik ölçüsüdür. Ama biz dünyada adaletin haklının değil, güçlünün yanında olduğunu görüyoruz. Ahiret inancı olmaksızın mükemmel bir Tanrı profilini zihninde çizebilen bir deisti anlamak, atomun çekirdeğinin etrafında sistemsizce dönen elektronların hareketlerini anlamaktan sanırım daha güçtür.
    Fiziki mükemmellik, maddenin sonradan oluşu ve mükemmel bir şekilde ortaya çıkışı ateizmi bitirdi.
    Dinlerin Tanrısı zaten mükemmel değil. Dinler de bitti.!
    Deistlerin de dünyadaki fenalıkları ve her saniye işlenen cinayetleri ve tecavüzleri izleyen sadist bir tanrısı var.
    Aynı insan mantığından çıkan 3 mükemmel sonuç !!
    Peygamberlerden sonra ortaya çıkan insan profilleri ve medeniyetler, her şeyin mükemmelen ve bir amaç doğrultusunda varedilmesi, insanın inancını kolay değiştirmediği gibi bir gerçeklik varken, Peygamberlere inanan binler, onbinler bir şeyler söylemeye çalışıyor bizlere..
    Bu dünyada ateist olamazsan,
    müslüman olamazsan,
    deist olamazsın (ve olamazsan)
    bütün bunların tek bir sebebi vardır, inanmadığın şeytan seninle oynuyor, zihnini örtüyor, birisi kalbini mühürlüyor veya mühürlemek üzere demektir.
    Makalenin başıyla ilintilemek gerekirse, evren, okunması gereken bu muhteşem kitap bu kadar karmakarışıkken ve bizi sürekli yeni araştırmalara sevkedecek fevkaladelikler ortaya koyuyorken, Allah'tan gelme ihtimali olan bir din, bir kitap, bir resül bu kadar basit önermelerle mi anlaşılacaktı!. Tabiki de hayır. Bu, akıl gibi mükemmel bir sisteme ancak hakaret olurdu.
    Her peygamberiyle farklı şeriatler ortaya koyan, özü koruyan ama çağa, insanlara, zamana göre ahlak, ibadet, inanç haricindeki hükümlerini değiştirebilen bir Profili Allah bize çizdi. 1 Milyar sene boyunca bize bu profili çizdi. Sonra biz kalktık, "Peygamberin 610 yılının bedevi insanlarına sunduğu çözümlerden ibaret sandık o dinin evrenselliğini". Kur'an pek çok ayetinde "Allah'ın -insanların- kendisine haksızca yüklediği yalan yanlış özelliklerden münezzeh olduğunu söylerken", deistler kendileri çaldılar, kendileri oynadılar.
    Daha sonra bu başlık altından devam etmeye çalışacağım.
    Hz. Muhammed'in davasının başarısının tesadüfi olup olmadığı konusuna biraz daha ayrıntılı bir bakışla bakmak istiyorum..
    İnşallah daha sonra..
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  2. #2
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Güzel bir yazı , Allah razı olsun ,

    2 nokta dikkatimi çekti ,

    Ateizmden vazgeçmiş "mükemmel bir tanrıya ulaşmış bir insan" Tanrının mükemmelliğini tam isbatlamadan ( çünkü bu konuda içinden çıkamayacağı durumları ve yeniden ateizme dönememe gibi bir çıkmazı tercih edemiyordu ) kolay olanı tercih etti; Dinlerin Tanrısının mükemmel olmadığına kendisini ikna etti !
    Tamam Dinlerin Tanrıları mükemmel değil. (diyelim)
    Ama deistlerin Tanrısı mükemmel mi? ( hiç sanmıyorum )
    - ahiret yoksa, sakat doğanlar, tecavüzcülerden kurtulamayan yavrucaklar ve kadınlar, ortaçağ avrupası zamanında kitap okuyor diye cadılıkla suçlanarak yakılan binlerce kadın, kralların hakimiyetleri altında esaret altında ölmüş zavallılar..
    deistlerin tanrısı kadar sadist bir tanrı sanırım olamaz. O, herşeyi gören ve mükemmel bakışıyla bunları, görür, bilir ama bunları umursamaz. Hayvanlardan farklı yarattığı bu varlığın eline verdiği akıl gibi bir gücün, yıktığı ve yaktığı dünya hayatını bunlara müdehale etme gereğini duymadığına göre, sorunsuzca izliyor demektir.
    Ama biz yine bu aklımızla, mükemmelliğin şekilden fazla bişey olması gerektiğini bilebiliyoruz. En kestirme anlatımla, Allah'ın adil olması vazgeçemeyeceğimiz bir mükemmellik ölçüsüdür. Ama biz dünyada adaletin haklının değil, güçlünün yanında olduğunu görüyoruz. Ahiret inancı olmaksızın mükemmel bir Tanrı profilini zihninde çizebilen bir deisti anlamak, atomun çekirdeğinin etrafında sistemsizce dönen elektronların hareketlerini anlamaktan sanırım daha güçtür.
    Fiziki mükemmellik, maddenin sonradan oluşu ve mükemmel bir şekilde ortaya çıkışı ateizmi bitirdi.
    Dinlerin Tanrısı zaten mükemmel değil. Dinler de bitti.!
    Deistlerin de dünyadaki fenalıkları ve her saniye işlenen cinayetleri ve tecavüzleri izleyen sadist bir tanrısı var.
    Aynı insan mantığından çıkan 3 mükemmel sonuç !!
    Peygamberlerden sonra ortaya çıkan insan profilleri ve medeniyetler, her şeyin mükemmelen ve bir amaç doğrultusunda varedilmesi, insanın inancını kolay değiştirmediği gibi bir gerçeklik varken, Peygamberlere inanan binler, onbinler bir şeyler söylemeye çalışıyor bizlere..
    Bu dünyada ateist olamazsan,
    müslüman olamazsan,
    deist olamazsın (ve olamazsan)
    bütün bunların tek bir sebebi vardır, inanmadığın şeytan seninle oynuyor, zihnini örtüyor, birisi kalbini mühürlüyor veya mühürlemek üzere demektir.


    Diğeri ,

    Her peygamberiyle farklı şeriatler ortaya koyan, özü koruyan ama çağa, insanlara, zamana göre ahlak, ibadet, inanç haricindeki hükümlerini değiştirebilen bir Profili Allah bize çizdi. 1 Milyar sene boyunca bize bu profili çizdi. Sonra biz kalktık, "Peygamberin 610 yılının bedevi insanlarına sunduğu çözümlerden ibaret sandık o dinin evrenselliğini".

    Yazının devamını dörtgözle bekliyorum ,


    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  3. #3
    M.571 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-08-2007
    Mesajlar
    1,676
    Karizma Gücü
    0
    Güzel yazı.

    Zamanla daha güzellerine imzanızı atacağınızı düşünüyor ve inşallah diyorum.

    Selam ile...

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    17 Nisan

    yukarıda kurulan önermelerden sonra biraz objektiflik üzerine yazmak istiyorum.

    3 önermeyi üretebilen, sistematiği aynı olan bir aklın "diğer" olan önermelere durup baktığı yer önemlidir.

    Yani,

    - dini kuralların, peygamberin sözlerinin veya ayetlerin "makul !"olmaması kişiyi "o dini" iman dışı bir pencereden izlemeye itiyorsa,

    - her şeyin bir sebebe bina edildiği, maddenin sonradan olduğunun tesbit edildiği bir evren, önermeleri kesinlikle "ateizmle alakası olmayan bir pencereden" izlemeye davet ediyorsa,

    - insan vicdanı ve aklı, Allah'ın mükemmelliğiyle, yaşanan milyarlarca zulmün bağdaşmayacağını, bu yüzden "deist bir pencere" haricinde bir pencereden önermeleri değerlendirmeye bizi çağırıyorsa,

    insan hangi bakış açısıyla dünya hayatını ve Tanrı'yı değerlendirecek.
    ateist, evrende hiçbir nizam görmemek için deneylerini yapacak.
    deist, zulmün olmadığını bir şekilde isbatlamaya çalışacak.
    mümin de insanları cehenneme göndermekle uğraşacak.

    işte Kur'an'da pek çok yerde ifade edilen gerçek: Araf Suresi :

    (14) Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.”
    (15) Allah da, “Sen süre verilenlerdensin” dedi.
    (16) Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.”
    (17) “Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.”

    Kişiler "kendi inançları" yerine "diğerlerini" sorguladıkları müddetçe, kendilerine yeni önermeler sunan, sağlarından sollarından onlara fikirler getiren şeytanın oyuncağı olacaktır. Bir referans noktası bize lazım gözüküyor.

    İpimizi bağlayacağımız sağlam bir direk.
    düşünce okyanuslarında nefessiz kalacağımız anlarda kendimizi kendisine doğru çekeceğimiz bir kıyı lazım bize.
    ve bu sağlam direğin ne olacağını kimseden dinlememesi lazım.
    şeytanın yönlendiremeyeceği varlıkları izlemesi lazım.
    bir koruya çekilip, bir zamanların kara tohumlarının semaya doğru uzanışlarını izlemesi,
    dibinde gezinen, hiç durmazcasına çalışan karıncaları, böcekleri, görmesi

    ve kendisinin ne olduğunun ve ne işe yaradığının tesbitini yapması lazım.

    "Allah'ım varsın ve amaçsızca yaratmaktan münezzehsin" önermesine tutunması lazım.
    her sıkıştığında, yanlış olma ihtimali bulunmayan bu önermenin gölgesine koşması lazım.
    vazifesinin "bizzat bu düşünce koşuşturmaları" olduğunu farketmesi lazım.

    Bu direğe tutunup dinini sorgulasın o zaman kişi, ateizmi, deizmi sorgulasın.

    Şeytanın "objektif olmakla kandırıp, açık okyanuslara çektiği kişilerin sayısının hiç de az olmadığını görüyorum ben.

    belki de bu yüzden, Tanrı inancı olmasına rağmen Allah Kur'an'ında en çok tevhidi, varlığını, birliğini, eksikliklerden münezzeh oluşunu bize vurguladı. Kıyametten önceki son Peygamberin mesajınının içeriğinin her yerine uluhiyyet serpiştirdi.
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  5. #5
    İmhotep adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-11-2007
    Mesajlar
    1,425
    Karizma Gücü
    5
    Birbirlerinin tanrısını suçlamaya başladılar

    haziranda Cern'den gelecek sonuçları bekleyelim kainatın oluşumuyla ilgili yeni bilgiler elde edilecek.

    Kuantum fiziğini okuyup araştırın madde antimadde denen parçacıklar var bu deneyde bazı parçacıklar çarpıştırılacak

    İnsan doğanın meydana getirdiği mutasyonik bir hatadır, ve nimet dediği zekasıyla Dünyasını yaşanmaz bir hale getirmeyi başarmıştır, eski çağlarda evrimi bilmeyen cahil insanların kafasındaki sorulara cevabı : ''Tanrı'' fikri olmuştur. Kendisini ne gören vardır ne duyan. Sadece gördüğünü haber aldığını idda eden insanlar var, ne teistler nede deistler kendi tanrıları hakkında bilgi sahibi değillerdir

    haklısın aslanbash, ''mümin de insanları cehenneme göndermekle uğraşacak''.
    (Tanrı öldü.)
    Religulous _ 1. ve 2. bölümler kendi uploadım.
    http://www.vimeo.com/11457696
    Cosmos serisinin 1.2.3. filmleri toplam 10 part kendi uploadım
    http://www.dailymotion.com/relevance/search/cosmos
    BBC Walking With Cavemen CD1- 1. bölüm ve devamı 2. bölüm ekran üzerine gelecek bittiğinde (Türkçe altyazı)
    http://www.dailymotion.com/video/xb3...cd1-bolum_tech
    BBC Walking With Cavemen CD2 bölüm 1/3 (Türkçe altyazı) kendi uploadım.
    http://www.youtube.com/watch?v=XpXn0hxuyPw 3. 4. seriler youtube da mevcut.

  6. #6
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    allah neden şeytanla dıyaloga gırer ve ınsanları ondan korumak ıster
    nıye ınsanları yaratıp cennet cehenneme sokar

    yaratılış amacı,bılınemeyen ve ortak bır dusunce görusu olmayan en önemlı sorudur.
    ............
    imza

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    19 Nisan

    dinimizin iki kaynağı bulunuyor, Kur'an ve Sünnet.
    Bu ikisinin nasıl ele alınması ve değerlendirilmesi gerektiği meselesi ciddi tartışmalardan geçmiştir.

    Çünkü Kur'an ayetleri, müminlere hareket etme prensipleri sunarken bazen bir emir gönderiyor ve sonra o emri ortadan kaldıran başka bir emir gönderebiliyordu.

    Deist ve ateist bakış açısıyla, bu, Peygamberin sadece fikir değiştirmesinden kaynaklanıyordu. Onlara göre Peygamber, "mevcut yeni durumlara göre farklı bir şeyin uygulanmasına karar vermiş ve -haşa- bunu Allah'a söyleterek uygulatmıştı.

    "Hz. Muhammed'in bir peygamber olmadığı ön kabulüyle birlikte söylenebilecek bir önerme olan bu önermenin ortaya koyabileceği diğer önermelere bakmak gereği hissediyorum" Eğer mantıki önermeler sunabileceksem, mantıki sebepler de sunmam gerekecek.

    - Hz. Muhammed böyle bir sistemi "niçin kurar",

    - Yani amacı mal ise müslümanların pek az olduğu ve işkenceler gördüğü bir hengamda kendisine bu iddialarından dönmesi mukabilinde mal vadedilmişti.
    - Amacı hükmetmekse, bu da vadedilmişti, O'nu Mekke'nin reisliğine getirmeyi teklif etmişlerdi.
    - Şöhretse, bu verilenlerle oldukça iyi bir şöhret yakalayabilirdi.
    - bunlardan daha çoğuysa, peygamber olmayan basit bir insanın bundan daha ötesinde, şartlar malumken acıdan başka birşey görememiş olması gerekirdi.
    - deliyse veya şizofrense, o zaman hiçbir akıllının ortaya koyamayadığı hukuki, ahlaki ve kişiye otokontrol kazandıran bir sistemi, bir şizofren veya deli mi kurdu. Batılı filozoflara "modern çağın problemlerini pek çok düşünür tartışabilir, Hz. Muhammed ise bu sorunları bir kahve içme rahatlığında çözebilir" dedirtecek bir performansı sergilemiş tarihi bir şahsiyeti delilikle ve hayaller gören bir hastalıkla itham etmenin mantığı nasıl bir mantık olabilir.

    - Amaç yukarıda belirtilen durumlarsa şayet, vefat ettiği ortamda, buna imkanı ve gücü artık yetebiliyor olmasına rağmen, açlıktan midesine O'nu taş bağlamaya itebilecek sebep nasıl bir sebep olabilir?
    - Doğduğu andan vefat ettiği ana kadar dünya hayatının belki de kimsenin görmediği sıkıntılarına göğüs germe, kendisine inananları ve sevenleri bu göğüs germeye davet etme nasıl bir davettir ve Mekke'de herkesin güvendiği ve sevdiği bir şahsiyet bir günde "bu yola ne olursa olsun girmeye nasıl karar verebilir"

    Burada zamanda biraz geriye giderek soruları artırmak istiyorum,

    - Bu nasıl bir benzerliktir ki, peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan, birbirlerini görmeyen, tanımayan insanların hayatları birebir uyuşmaktadır, genel olarak söyledikleri aynıdır. Bütün rahatlarını, "kendilerine kimsenin inanmadığı ahiret hayatı verileceği vadedildiği" için bozmaktadırlar ve inanılmaz bir şefkatle, bütün çektiklerine ve çekeceklerine rağmen insanları buna davet etmyeye devam etmektedirler.

    Mantık bunlara kendisini tatmin edebilecek cevaplar bulabilmekten gerçekten uzaktır.

    Ama pek çok kişinin mantığı, önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, bunları çözmeye çalışıp imanını kuvvetlendirmeye çalışmalıyken, yerel olanlara takılıp, evrensel olanı farkedememe, çözememe, "şöylesi olması gerekmez miydi" gibi güncel durumlara göre Peygamberin davranması gerektiğine hükmetmeyle meşgul.

    Peygamberler, kuralların tebliğcisi,
    şartlara ve mekan-zaman ilişkisine göre bu kuralların nasıl anlaşılması gerektiğini gösteren prototip uygulamaların göstericisi,
    ve her birisi insanlığın şahit olup peşlerinden gittiği "insanlığın iftihar tablolarıdır."
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  8. #8
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    dınlerdekı tanrının yaratıp bı kenara cekılmesı ınsanların hata yapmasını bekleyıp gunah defterıne bıseyler yazması,farklı şartlarda yaratıp ınanmasını beklemesı,ınsanların kader hapsıne tutup özgurluk alanını aslında orda tutması,yarattıgı ınsanlara kıtap gönderıp mucızeler göstermesi,yarattıgı ınsanlara yasak emır koyup bunun mukafatını cennet cehennem dıye vermesi...

    gercekten aklıma mantıgıma uymuyor,garıp gelıyor,böyle bır tanrıyı kabullenemıyorum.
    ............
    imza

  9. #9
    hiskenderun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-03-2008
    Mesajlar
    69
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı SANATTARİHÇİ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    dınlerdekı tanrının yaratıp bı kenara cekılmesı ınsanların hata yapmasını bekleyıp gunah defterıne bıseyler yazması,farklı şartlarda yaratıp ınanmasını beklemesı,ınsanların kader hapsıne tutup özgurluk alanını aslında orda tutması,yarattıgı ınsanlara kıtap gönderıp mucızeler göstermesi,yarattıgı ınsanlara yasak emır koyup bunun mukafatını cennet cehennem dıye vermesi...

    gercekten aklıma mantıgıma uymuyor,garıp gelıyor,böyle bır tanrıyı kabullenemıyorum.
    sana pes diyorum! bu kadar açıklamalardan Allah (c.c.) nün varlığını hala sorgulayabiliyiorsan sana cevap vermenin bir anlamı yok diye düşünüyorum. forumda islam hakkında cevap vermeyen kardeşlerim kalmadı sen hala bir basamak daha atlayamadın, sen en iyisi ailenden yada yakın çevrende bilgi sahibi olan zat'lardan yardım iste. alevilik hakkında da tabi şafi mezhebine nailsen bir sürü fıkıh kitapları var onları okumanın sana faydalı olabileceğini umuyorum. edepli , iyi kalpli ve hem edepli hem iyi kalpli insanlar arasındaki farkı anlayabilirsin.

  10. #10
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı hiskenderun tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    sana pes diyorum! bu kadar açıklamalardan Allah (c.c.) nün varlığını hala sorgulayabiliyiorsan sana cevap vermenin bir anlamı yok diye düşünüyorum. forumda islam hakkında cevap vermeyen kardeşlerim kalmadı sen hala bir basamak daha atlayamadın, sen en iyisi ailenden yada yakın çevrende bilgi sahibi olan zat'lardan yardım iste. alevilik hakkında da tabi şafi mezhebine nailsen bir sürü fıkıh kitapları var onları okumanın sana faydalı olabileceğini umuyorum. edepli , iyi kalpli ve hem edepli hem iyi kalpli insanlar arasındaki farkı anlayabilirsin.
    edep ıyı kalplılık sadece ınananlaramı ait ?
    sen en ıyısı bısey deme,bılen durumu anlatsın,her gördugun sakallıyı da hoca sanma.
    ............
    imza

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •