Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı bütün yurtta coşkuyla kutlandı. Kutlandı kutlanmasına ama Atatürk"ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayramın manasını acaba gerçekten kavradık mı? 23 Nisan 1920"de Türkiye Büyük Millet Meclisi"nin açılışı, milletin iradesi üzerinde hiçbir iradenin olamayacağının ifadesiydi. Atatürk"ün, “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” ifadesiyle milletin iradesine verilen önem belirtilmiştir.
Peki bugün durum böyle mi? Türkiye Büyük Millet Meclisi, kendi yetkisini Avrupa Birliği"ne devretmiş. Türk kanunlarının üzerinde Avrupa Hukuku kabul edilmiş. Hukukumuza dış müdahaleler ulu orta yapılmaya başlanmış. Türk Hukukunun üstünlüğü rafa kalkmış, küresel güçlerin hukuku ön plana çıkmış. Milletimiz kendi vatanında borçlu konuma sokulmuş. Bankalarımız birer birer yabancıya satılmış, kredi kartları vasıtasıyla yüksek faiz oranlarıyla milletimiz borç batağına sürüklenmiştir. Aldıkları krediler vesilesiyle evi, işyeri, bütün arsa ve arazileri bu bankalara ipotek edilmiştir. Hem de bu bankaları alanlar kimler? Yunanlılar veya PKK terör örgütünün kullandığı mayınları üreten firmalar ya da Ermeni diasporasının sponsoru olan ülkeler… Basınımız ise yabancı sermayenin Soros Vakıflarının ve küresel güçlerin ağına düşmüş… Yani “Milletin müşterek sesi” olmaktan çıkmış, yabancı sermayenin ve güçlerin sesi olmuş…
Mahkemelerimiz sömürge valisi gibi ülkemize gelen yabancıların denetlediği kurumlar haline gelmiş. Ülkemizin birliği, bütünlüğü üzerine söz söylemek artık terör örgütü üyesi olmaktan daha kötü bir suçmuş gibi algılanmaya başlanmıştır. Terör örgütü mensupları veya uzantıları TBMM başta olmak üzere şehir merkezlerinde, televizyonlarda basında boy göstermektedir.
Piyasalarımız tamamen yabancı sermayenin kucağına itilmiş, küçük esnaf ve sanatkârlarımız yok olmaya başlamıştır. Yabancı sermayedarların kurduğu büyük hipermarketler, tamamen Türk milletinin bağrından çıkmış küçük esnafı yok etmeye başlamıştır.
Haberleşme ağımız yabancıların tekeline girmiştir. Artık hiçbir haberleşmemizi yabancıların kontrolü dışında gerçekleştirmemiz mümkün değildir. Devletimizin Milli İstihbarat teşkilatının maaş aldığı bankalar bile yabancılara satılınca, bütün istihbaratçıların isimleri gazetelerde ve yabancı istihbarat birimlerinin elinde dolaşmaya başlamıştır.
Madenlerimiz, petrolümüz, yabancı kontrolüne girmiş. Yeraltı zenginliklerimizi yabancıların daha iyi sömürebilmesi için kanunlar çıkarmışız. Ülkemizin en güzel bölgeleri yabancılara satılmış ve satılmaya devam ediyor. Satılmayanlar ise bankaların yaptığı ipotekler sonucu yine yabancı bankaların eline geçiyor. Hatta ülkemizde “Türklüğe” hakaret bile serbest bırakılıyor. Atatürk"ün iftiharla söylediği Türklüğümüzden kaçış süreci toplumumuza empoze ediliyor. Herkes kökünde bir yabancı karışıklığı aramaya başlamış…
Televizyon dizilerimizde mutlaka yabancıların iyiliği ve güzelliği anlatıyor Türk ise kaba saba, üçkâğıtçı bir tiplemeye büründürülüyor. Kurtuluş Savaşı ile ilgili dizilerde bile “Rum”, “Ermeni” tiplemelerin ne kadar iyi insanlar olduğu vurgulanıyor.
Ders kitaplarımıza kadar Avrupa Birliği müdahale etmiş durumda… Kurtuluş savaşında destan yazan kahramanlarımız ders kitaplarından çıkarılır olmuş. Hatta sanki o dönemde düşmanlar ülkemizi hiç işgal etmemişler.
Yine yüce kitabımız Kur"an-ı Kerim"deki ayetler bile Avrupa Birliği"nin isteğiyle eksik okutulmaya başlanmış.
Okullarımızda yabancı dille eğitim yaygınlaşmış, Türkçe işyeri tabelaları başta olmak üzere her mekânımızdan kovulmaya başlanmış.
Bağımsızlığımızın sembolü ayyıldızlı al bayrağımızın yanında çok yıldızlı bayraklar dalgalandırılmaya başlanmış.
Atatürk"ün bize emanet ettiği bütün değerlerimizi satılığa çıkarmışız.
Bir soruyla yazımı tamamlamak istiyorum, sahi Ulusal Egemenliğimiz hâlâ mevcut mu?
Egemenlik kimde? köşe yazısı - 23 Nisan 2008 Çarşamba - Kemal ÇAPRAZ
güzel bir yazı.insanı gerçekten düşündürüyor.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



