Ermenilerin soykırım iddiaları ile birlikte ortaya çıkan gelişmeler Türkiye’nin dış politikasını ve diğer ülkeler ile ilişkilerini etkileyen ciddi bir aşamaya geldiğini görüyoruz. Çok yakın zamanda Arjantin’in sözde Ermeni soykırımını tanıması , ülkemizle hiç bir tarihi bağı bile olmayan ülkelerin bile, gözlerini yumarak Türkiye aleyhine kararlar alması durumun vahiyetini açıkça ortaya koymaktadır. Başından beri ilgisiz ve tepkisiz kalmamızın yanında Amerika’daki kar amacı gütmeyen Türk sivil kurumlarının kendi içlerinde hala birbirini yemeleri de, Ermenilerin işine yaramaktadır. Hatta öyle ki, Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi, geçen hafta yayımladığı bir bildiride "Taşarının Kongre'den geçmesi için belki de 10 yıldır ilk defa bu kadar şansımız yüksek" ifadesine yer vermeside kendilerine ne kadar güvendiklerini gösteriyor. Amerika 'soykırım' diyecek mı tartışmaları artarken, Demokrat Partili Kaliforniya milletvekili Adam Schiff'in, kısa bir süre içinde meclis gündemine sunmayı planladığı "Ermeni soykırımı" tasarısı taslak metni için, diğer milletvekillerinden destek alma çalışmalarına başladıği haberleri gelmesi neticesinde, Türk Amerikan Sivil Kuruluşlarının somut çalışmalarını hızlandırdıklarını görüyoruz.
Türk Amerikan Parlamenterler Dostluk Grubu’nun başını çeken Egemen Bağış’ın bir dizi ziyarette bulunmak üzere Amerika’ya gelmesi, senatörlerle yüzyüze görüşmeler yapması, son dakika da olsa, tasarıyı engelleyici faktörler arasında yerini almaktadır. Ayrıca,Washington Büyükelçiliği ve Amerikadaki Türk dostluk grubu senatör üyeleri ve Türkiye'nin lobi şirketi de tasarısının meclisten geçmesinin ilişkilerde büyük gerilim yaratacağı mesajını Amerikan Kongresi liderlerine ve üyelerine anlatıyor.
Washington Büyükelçimiz Nabi Şensoy’un, sözde Ermeni sorunun Senato’dan geçse bile Başkan Bush imzalamadığı sürece yasallaşmayacağını hatırlatması, ne olursa olsun devlet politikasının siyasi çıkarların üzerinde olması gerektiğini ortaya koyuyor.Bu tezi kanıtlayacak örnek ise , ABD'nin bir önceki Erivan Büyükelçısı John Evans, katıldığı bir toplantıda "Ermeni soykırımı" ifadesini kullanmasından bir süre sonra ABD Dışişleri Bakanlığının resmi politikasına aykırı bir tutum takınmış olduğu için görevinden alınmıştı.
Uluslarası Türk Toplumu Federasyonu Ermeni yalanlarına karşı bir dizi girişim başlattıklarını açıklarken, tüm senato üyelerine bu konuda CD yollanacağı bildirdi.Ayrıca bazı eyaletlerdeki Türk dernekleri de yerel yönetimlere baskı için görüşmelerde bulunmaya başladıkları, bilhassa Nancy Pelosi’nin temsil ettiği Kaliforniya’da Türklerin çalışmaları hızlandırdığı belirtiliyor. Bazı derneklerin, büyük üniversitelerde panel hazırlıklarına başlaması olumlu bir adım olarak nitelendirilirken, geçen sene Nisan ayında Times Square’de ilki yapılan sözde Ermeni soykırımını protesto mitingindeki eksikliklerin bu sene giderilmesi için çalışmaların şimdiden başladığı haberinin gelmesi olumlu bir gelişme. Bunun dışında, 21 Ocak’taki Mali kongreden sonra Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonun’da Sözde Ermeni sorunu konusunda çalışmaları hızlandıracağı gelen haberler arasında. ATAA Başkanı Nurtel Ural Amerikan Temsilciler Meclisinin Başkanı Nancy Pelosı’ye gecen hafta kutlama mesajı yollarken, mektubunda sözde Ermeni Sorununun kongre tarafından değil, sorunun tarihçilere bırakılması gerektiğini söyledi. İkili ilişkileri geliştirmek ve konuları detaylı anlatmak amacı ile görüşme talebinde bulunması da olumlu bir başlangıç. Diğer ders olacak bir hareket ise Amerikada bulunan üç büyük Türk-Amerikan kuruluşundan geldi. Türk-Amerikan Ticaret ve Sanayi Odası, Turkish Business Forum ve Amerikan Türk Topluluğunun gayretleri ile ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Robert Wexler için 29 Ocak günü hem brunch yapıyor hemde bağış kampanyası düzenliyor. Uzun yıllar boyunca kendi içlerinde kavga eden ATAA ve TADF’nin örnek alması gereken bu yaklaşım, hem beraberliğin önemini vurgularken hemde başından beri yapılması gereken senatör ve temsilcilerle yakın ilişkiler kurmanın gerekliliğini göstermesi açısından önem arzediyor. Sonuç olarak, Amerika’nın soykırım tasarısını kabul etmesi Fransa ya da Arjantin’in kabulü gibi olmaz. Türkiye Amerika ilişkileri hem ticari hem askeri hemde sosyal açıdan çok büyük zarar alır. Bu zararın önlenmesi için, bizlere düşen görev için çok geciksek de hala bir umut var. O umudu yaşatmak için de yurtiçinde ve yurtdışında birlik olmamız gerekiyor. O birlikteliği kurmamızın ilk anahtarı ise birbirimize güvenmemiz. İş işten geçti, artık bişey yapamayız demek yerine son dakika olsa da, son çabaların neler getireceğini bilemeyiz.
Bu Sorun Hepimizin!
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla