• Reklam
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    analizci adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-01-2008
    Mesajlar
    2,220
    Karizma Gücü
    0

    Dinle ilgili yalan haber nasıl yapılır?

    Dinle ilgili yalan haber nasıl yapılır?

    15 yıllık gazeteci Yüksel Göktürk, Vatan Gazetesi'nde çalıştığı dönemde kurmaca haberlere nasıl gittiğini ve neler yaşadığını yazdı. Göktürk'ün aktardıkları bu kadarına pes dedirtti.
    27 Nisan 2008 12:05


    Bir kısım medyanın düzmeceden ibaret haberleri herkesin malumu. İnsanların ibadet etmesine bile tahammül edemeyen medya, ya yalan haber silahına sarılıyor ya mübalağa bombasına.

    Malzemeyi vahşi doğasına uygun düşecek şekilde, tabiattan topluyor: Kimi zaman namaz kılan bir piknikçiye memleketi 'İran'a çeviren molla muamelesi muamelesi yapıyor, kimi zaman da uçağın yönünü kıbleye çeviren gizemli adamları manşete taşıyor. Avdan eli boş dönünce erkek muhabirine çarşaf giydirip 'İran usulü kayak' manşetini patlatıyor(!) Ne kıvırma bitiyor ne yalan…Geçtiğimiz günlerde muhabirim.com adlı internet sitesinde bir yazı kaleme alan 15 yıllık gazeteci Yüksel Göktürk, Vatan Gazetesi'nde çalıştığı dönemde kurmaca haberlere nasıl gittiğini ve neler yaşadığını yazdı. Medyanın, çalışanların birçoğunun yalan haber yapmaya zorlandığını anlatan Göktürk, Vatan Gazetesi’nden atılmasını da bu tür tatsız olaylardan duyduğu rahatsızlığı yöneticilere aksettirmesine bağlıyor. Büyük bir çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede ibadetin haber değeri taşımadığını anlatan tecrübeli haberci, “Papa'nın namaz kılması bir haberdir ama bir Müslüman'ın kıldığı namazın haber değeri yoktur. Çünkü dinî vecibesini yerine getiriyor.” diyor. Vatan Gazetesi’nde çalıştığı dönemde kendisinin de bu türlü bir düzmece haber yapmak için görevlendirildiğini söyleyen Göktürk, “Habere ne amaçla gittiğimi düşündükçe kendimden nefret ettim, insanlığımdan utandım.” diyor.

    Bazı gazetelerin satırlarını her daim ‘namaz haberleri’ süsler. Kimileri, bir yolcunun ‘Uçağın yönünü kıbleye çevirin; namaz kılacağım.’ dediği maskaralığına inandırmaya çalışır milleti, kimisi ‘Yolda zorunlu namaz molası’ verildiğine; bazısı çıkıp ‘Kız lisesinde namaz baskısı var’ yalanını hazırlar, bir diğeri gidip piknik yerlerinde avını bekleyen bir çakal edasıyla pusuya yatar. Ta ki karanlık bir piknikçi çıkıp namazını kılsın ve ‘bomba haber’in ışıltısı tüm gazeteyi sarsın! Sonra da zevkle döşensin gazetelerinin manşetine, fotoğraf altı haber: “İrtica piknikte!”

    Bu türlü haber saplantısı olan gazeteler ve televizyonlar, çalışanlarını mütemadiyen gönderir namaz haberlerine. Onlar da istese de istemese de karanlık Türkiye’nin fotoğrafını çekmek zorundadır. Yazı işlerinin marifetli ellerine bırakılır gerisi. Sonrasında medya yine bekleneni yapar ve çarşaf çarşaf aydınlığa çıkarır karanlığa sürüklenen ülkemizi. Geçtiğimiz günlerde kuruluşundan itibaren Vatan Gazetesi’nde çalışan ancak kısa bir süre önce işinden ayrılan tecrübeli muhabir Yüksel Göktürk, tam da böyle bir haber deneyimini kaleme aldı bir internet sitesinde. Aktardığı vak’alar Türkiye’nin asıl olarak kimler tarafından gerildiğini ve ikiliğin nasıl çıkarılmaya çalışıldığını anlatması bakımından da manidar.

    Göktürk’ün anlattığına göre bir gün bir Vatan okurundan istihbarat gelir. Okurun verdiği bilgiye göre İstanbul’un güzide mesire yerlerinden biri olan Emirgan Korusu’nda bir grup çarşaflı kadın namaz kılmaktadır. Bu çok mühim bilgiyi değerlendiren haber müdürü, koşar adım Göktürk’ün yanına gelir ve başlar trajikomik olaylar... O sırada sükunet içinde haber yazmakta olan Yüksel Göktürk, bir yaygarayla irkilir. Koşar adım yanına gelen müdürü, “Yüksel çabuk koooş! Emirgan Korusu’nda kara çarşaflı kadınlar toplu halde namaz kılıyormuş. Hemen çek gel.” diye haykırır. Ancak Yüksel, bir an “Ne var bunda. Burası Müslüman bir ülke. Tabii kılacaklar.” diye geçirir içinden. Göktürk, okurlardan bu türlü istihbaratların ara sıra geldiğini ve altında yatanın da tamamen din düşmanlığı olduğunu vurguluyor. Göktürk, “Anlaşılan en az bizim haber müdürü kadar beynamaz biri, yemeden içmeden telefona sarıldı ve dinsiz basının silahşorlarından Vatan’ı aramayı akıl etti. Sonrası malûm...” diye anlatıyor yaşadıklarını.

    Neticede kendisine makul gelmese de bu, yöneticiler nazarında bir haberdir ve bu habere gidilecektir. Mecidiyeköy’de bulunan gazete binasından Emirgan Korusu’na gidene kadar cemaatin dağılacağını kestirmiştir Göktürk. “Saate baktım 14.30 gibiydi. Vakit namazı kılıyorlarsa öğle namazıdır ve en fazla 20 dakikada biter. Kaza kılıyorlarsa daha kısa sürer. Yok Emirgan Korusu’ndaki güzel tabiatı görünce Allah’a verdiği nimetlerden ötürü şükür namazı kılıyorlarsa o daha da kısa sürer.” diye düşündüğünü anlatıyor tecrübeli muhabir. Trafik açık olsa bile yol en az yarım saat sürecektir. Göktürk, bir yandan hazırlanıp bir yandan da bunları düşünürken, ikinci bir haykırışla irkilir. Ülkesini aydınlığa (!) çıkarmak için bağıran ses: “Daha duruyor musun Yüksel! Çabuuk, hepsini çek... Değişik açılardan çek...Çabuuk!” demektedir.

    Hikayenin hazin tarafı burada başlar. Göktürk, habere giderken çalıştığı yeri, kime ve neye hizmet ettiğini düşünmeye dalar. Derken Emirgan Korusu’na gelmiştir. Mescidin etrafına bakınır ama namaz kılanları göremez. Bu hazin hikayenin geri kalanını şu cümlelerle ifade ediyor Yüksel Göktürk: “Biraz aşağılara indim. Haa işte ordalar! Kara çarşaflı gerici kadınlar.

    Muhtemelen namaz eylemini bitirmişler, şimdi de yanlarında getirdikleri yiyeceklerle kendilerine piknikçi süsü vermeye çalışıyorlar. Gerçekçi olsun diye de yanlarına çocuklarını da almışlar. Sofralar kurulmuş; börekler, sarmalar, pastalar yerleştirilmiş sofraya çocuklar etrafta oyunlar oynuyor. Biz yer miyiz bu piknik numarasını! Hemen sarıldım fotoğraf makineme. Bastım deklanşörüne. Boş değil ha bu kara çarşaflı kadınlar, hemen uyandılar. Durup dururken niye fotoğrafımızı çekiyor bu keçi sakallı diye homurdanmaya başladılar. İçlerinden biri ‘Ne çekiyorsun’ diye diklenecek oldu, muhabir çevikliğiyle ‘Piknikçilerle ve çevre temizliğiyle ilgili haber yapıyoruz da’ yalanını uyduruverdim. Kendimden ve insanlığımdan utanarak. Dışarıdan görünmüyordu ama kalbim kanıyordu. Öyle bir kanıyordu ki sanki insanlığım, Müslümanlığım ölüyordu içimde. Bir taraftan fotoğraf çekiyor bir taraftan da beni buraya namaz kılanların fotoğrafını çekmeye gönderene, ona haber verene, namaz kılmayı suçmuş gibi gösterenlere, onu imansız yetiştiren sisteme, öğretmenine, öğretmeyenine… Daha sonra aynı gruptan olduklarını tahmin ettiğim ve kadınlardan az ötede sofra kurmuş, biri ak sakallı hacı ikisi genç üç kişinin yanına yaklaşarak Allah’ın selamını verip aldım. Onlar da kıllanmıştı fotoğraf çekmemden. Hacı beni sofraya davet etti. Bağdaş kurup oturdum yanlarına. Doğrudan girdim konuya. Çünkü kadınlara yaptığım haberin masum olduğu yalanını söylemiştim ve bir başka yalanı yüreğim götürmezdi. ‘Hacı buraya niye geldim biliyor musun?’ diye sordum. Hacı ‘Bilmiyorum niye geldin evlat?’ dedi. Burada kara çarşaflı kadınlar topluca namaz kılıyormuş. Bunu görerek rahatsız olan biri bizim gazeteyi aramış. Benim müdür de beni gönderdi namaz kılan kara çarşaflı kadınları çekmem için. Ben buraya namaz kılan kara çarşaflı kadınları çekmeye geldim’ dedim. Hacı da ben de sustuk. Sonra hacı ‘O namaz kılanlar bizdik. Suç mu işledik namaz kılmakla?’ dedi. Diyecek bir şey bulamadım. Bağcılar’da bir kursun katılımcıları olduklarını anlattı hacı amca. Havalar ısınınca kurs verenler, tüm kursiyerleri bir otobüse bindirip İstanbul’un nadide güzelliklerinden olan Emirgan Korusu’na piknik yapmaya getirmişler. Namaz vakti gelince namaza durmuşlar. Mescit küçük olduğu için bazıları dışarıda, çimlerin üzerinde eda etmiş namazını. Hepsi bu. Bunu gel de kendini aydın sanan gazete yönetimindeki zavallılara anlat. Orada hacıyla ve diğer iki arkadaşla uzun uzun sohbet ettik. Nasıl oluyordu da nüfusunun yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede namaz kılmak garipseniyor, namaz kılanlar gerici ilan ediliyor, dinini yaşamak isteyenler nasıl infaz ediliyordu. Bunun cevabını aradık. Vakit dardı, bulamadık. Aslında bulduk da yeri değil."

    İşe alırken ‘namaz kılman sıkıntı olur’ deselerdi çalışmazdım

    Basın dünyasının hatırı sayılır bölümünde, Vatan gibi bir gazetede sözgelimi, inançlı bir insansanız, yani cuma ya da bayram namazına gidiyorsanız ‘dinci’ olursunuz. Birlikte çalıştığımız kişilerden biri bir keresinde, “Yüksel ben seni araştırdım. Sen ‘hacı hocaymışsın” dedi. Bunu diyen üniversite okumuş, görünüşte eğitimli biri. Eğer inançlı bir insansan bitti. Herkes bunu yaşıyor gazetecilik yaparken. Sorarsan eğer namaz kılmak yasak değil ama mahalle baskısı, servis baskısı ve medya baskısı var işte. Onların mantığına göre ‘Bizden değilsin.’ Sadece haftada bir cuma namazına gitsen bile sen öteki Türkiye’sin. Bu bünye almıyor seni. Ancak yalvaracak da değiliz ‘beni al’ diye. Ben sana yalakalık etmek, inancımdan kişiliğimden taviz vermek zorunda değilim. Vermem de zaten. Sen bana işe alırken sigara içiyor musun diye sordun, üniversite mezunu musun diye sordun, tecrübelerimi sordun. Niye oruç tutuyor musun, namaz kılıyor musun diye sormadın. O zaman almazdın. Benim geçmişimi bilerek aldın.

    İçlerindeki ağrı inançlı insanların başa gelmesi. İnançlı bir insan nasıl cumhurbaşkanı olur, nasıl başkomutan olur. Orası 3-5 kişinin kalesi değil, orası tüm Türkiye’nin ve Cumhuriyetin kalesi. ‘İyi de namaz kılıyor.’ diyorlar. Kılsın… Sana ne, kime ne… Eskiden zencilerle beyazlar arasında bir mücadele vardı. Beyazlar zencileri nasıl görüyorsa biz de onların gözünde öyleyiz. Ben Vatan Gazetesi’nde 5 yıl zenciydim. Onlar Beyaz Türk ben zenciyim. O kesim öyle görüyor. Medya kuruluşlarının başındakiler beyaz Türk. Seninle aynı lokantaya gitmezler. Seninle aynı alışveriş yerine gitmezler, senin içtiğin yerden su içmezler. Aynı havayı teneffüs etmezler. Bundan rahatsızlık duyarlar. Sadece ben Yeşilköy’de oturayım. Orası güzel bir semt olsun ve sadece ben yaşayayım. Başka semtler olmasın, ben onlarla bir değilim. Onlar varoş. Gelişmesini istemiyorlar ülkenin. Eğer birinin cebinde para olacaksa benim cebimde olsun, onların cebinde olmasın.

    Ben yıllarca Vatan Gazetesi’nde zenci olarak bulundum. Ama zenciliğimden hiçbir zaman utanmadım, gocunmadım. Dimdik durdum, çünkü zenci olmak suç değil. Bana işe alırken namaz kılıyorsan sıkıntı olur deselerdi ben zaten orada çalışmazdım. Benim babam uzun yıllar yurtdışında kaldı, orada böyle bir sıkıntı çekmedi. Orada senin namaz vaktin geldi namaz kılmayacak mısın diyorlardı. Burada saygı gösterilmediği gibi horlanıyor.

    Dinle ilgili yalan haber nasıl yapılır? | Haber 7

    İşte merak edilen konulardan biri daha.
    Provakasyon nasıl yapılır ders kitaplarına bu şekilde girmeli.
    Ben varoşlardan geldim,Ana baba parasıyla değil,dişimle tırnağımla kazandım hayatımı.
    Babam bidon kafalı,göbeğini kaşıyan adamdı,anam bir tekel işçisi,ben de bir mühendis oldum.
    Bidon kafalı göbeğini kaşıyan adamda başımın tacıdır,Doktor,Mühendiste,İşçide memurda.

    Ben kimmiyim...Ben Cumhurbaşkanımdan sonra en rütbeli olan Cumhurum.
    Atanmışlar benim hizmetkarımdır,seçilmişlerde vekilim.

    AK Partinin kapatılmak istenmesinin sebepleri:
    1)Teskereyi geçirmedi,2)İran ve Suriyenin işgal edilmesine izin vermedi,3)Ülkemizi ABD ve İsrailin rakibi AB ye üye yapmaya kalktı,4)ABD ambargosuna rağmen İranla gaz ve Petrol anlaşmaları yaptı.5)Devletimizin içine çöreklenmiş ABD ve İsrail güdümlü çeteleri çökertmeye başladı.



  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-05-2007
    Mesajlar
    5,022
    Karizma Gücü
    0
    Hurriyet bu konuda profesyonel

  3. #3
    ûravzanuri CDuman2 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-06-2005
    Mesajlar
    7,862
    Karizma Gücü
    8
    Sevgili dostlar, Bu durumları bizler oluşturmuyormuyuz?

    Şöyle ele alalım. Yıllardan beri dini herşeyin içine sokmaya çalışıyorlar. Hem dinci kesim hem de diğer kesim olarak hep birşeylerin altı kurcalanıyor.

    Dinci kesimi için şu an bu çarşaflıların haberinin yayınlanması bir provakasyon. Diğer kesim için de düzene karşı bir provakasyon yapıldığı izlenimi çıkıyor...

    Dinci demiyeyim, ayıp oluyor. İnançlı olarak düzeltiyorum.

    Kara çarşaf Türk Medeni Kanuna uygun bir giyisi midir? değil di mi...

    Muhabirin içi yanmış. Doğrudur yanmıştır. Üzülmüştür. Kahrolmuştur. Ama birşey diyeyim.

    Bu durumları bizler yaratık. Bizler dediğim yıllardan beri Türk halkının bir türlü didişmekten ve kavga etmekten vazgeçmeyen 2 kısmı... Bunlar da ceremesi oluyor... Bu tür tablolar daha çok göreceğiz.

    Kendi aramızda sükuneti sağlamadıkça ve din üzerinden rantan almaktan vazgeçmeyen kesimler oldukça, daha çok üzüleceğiz.

    Gene gireyim konuya... Niye Kara çarşaf... Afedersiniz burası İran ya da Arabistan mı?
    Biz Önemli Değiliz,
    Bir Şey Önemlidir ki Türkiye !
    Türkiye ‘yi Sevelim !




    Bu Aşk Bitmez Bu Fırtına Dinmez
    TY TRABZONSPORLULAR

  4. #4
    MyComputeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-06-2005
    Mesajlar
    1,760
    Karizma Gücü
    7
    Kara çarşaf değil ama saçların ve vucudun kapanması var. Bi tek yüz açık bırakılabilir.

    Bir gün Hz. Ebubekirin kızı Esma ince bir elbise ile Resulullahın huzuruna girmişti. Hz. peygamber ondan yüz çevirdi ve şöyle buyurdu :

    Ey Esma ! Kadın ergenlik çağına ulaşınca onun şu yüzü ve elleri hariç diğer yerlerinin görülmesi helal değildir. (Ebu Davut, Libas 31 )
    Ergenlik çapı dediğine göre küçücük çocukları tesettüre sokanlarında niyetleri meydana çıkıyor
    Adilin ağzı bilgeliğini
    Ve dili hakkaniyeti söylemeli
    Kutsanmış olan cezbedici günahlara
    kanmayan insandır
    Bir kerelik denemek için ile olsa
    Yaşamın tacını alacaktır
    Oh,Tanrım, Kutsal Ateş,Merhamet et
    Oh, ne kadar huzurlu, ne kadar sevimli
    Ne kadar yardım sever, ne kadar kutsal
    Ey, saflığın zambağı..

  5. #5
    celebra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-08-2004
    Mesajlar
    1,247
    Karizma Gücü
    0
    bu arkadaş 15 yıl yapmış gazetecilik te şimdi tövbe mi etmiş yediği haltları böyle anlatıyor.
    maalesef her türden basın mensubunun için de böyleleri var, dinci gazete veya laik gazete fark etmiyor, kimi çok satıp çok reklam almak için yapıyor, kimi de arkasındaki gizli destekçileri öyle istediği için, sonuçta olan bize oluyor hangi gazeteyi okuyup hangi tvyi seyeredeceğimizi şaşırıyoruz!
    hayatta var olduğu için düşlenen şeyler vardır ve düşlendiği için var olacak şeyler...


    bu kadar adaletsizse dünya ve bu kadar acizse yalnızlık karşısında,
    güneşin aşkıyla pervane, dönüp durması niye?

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    27-04-2008
    Mesajlar
    158
    Karizma Gücü
    0
    Ne yapacağız.Şimdi bu kara çarşaflılara üzülecekmiyiz yoksa?

    Giymecek kardeşim o çarşafı.

    Kanunlara göre de yasak zaten.

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    25-09-2007
    Mesajlar
    1,373
    Karizma Gücü
    5
    Böylelerini Allah ıslah etsin diyeceğim fakat içimden gelmiyor, Allah kahretsin diyorum.

  8. #8
    GÖLGEMX adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-01-2008
    Mesajlar
    134
    Karizma Gücü
    0
    Ben sadece başlığa yazıcam.

    Dine en iyi yalan sokma Hadislerle olur. Zaten onu yapmışlar.

    Bizler Allah'dan neyimizi saklayabiliriz.

    Erkekler nefislerini hadislere göre değil Kuran ayetlerine göre düzenlesinler bir sorun çıkmaz.
    Ne Eksik Ne de Fazlasını Ara Seni Üzenle Asla Uğraşma!


    3. Yahudi AJC örgütü Erdoğan’a “cesaret ödülü” verdi. Cesaret ödülü verilen 10 kişinin içinde İsrail'in önemli bütün başbakanları var. Yahudi olmayan tek kişi Erdoğan. Erdoğan’a “cesaret ödülü” veren kuruluş “American Jewish Congress” dir. Bu WJC’ye bağlıdır. World Jewish Congress (WJC de) İsrail devletini kuran Yahudi teşkilatıdır. (http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/20...c.html);));));))

  9. #9
    analizci adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-01-2008
    Mesajlar
    2,220
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı GÖLGEMX tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ben sadece başlığa yazıcam.

    Dine en iyi yalan sokma Hadislerle olur. Zaten onu yapmışlar.

    Bizler Allah'dan neyimizi saklayabiliriz.

    Erkekler nefislerini hadislere göre değil Kuran ayetlerine göre düzenlesinler bir sorun çıkmaz.
    Doğru söylüyorsunuz.Bir sürü sahte hadis var.
    Dikkatli bir insan bu konudaki çalışmaları takip ederek doğruları bulabiliyor.

    Ama yazıyı yazan arkadaşın başından geçenleri de öğrenip bize oynanmaya çalışılan oyunlara da gelmememiz lazım.
    Ben varoşlardan geldim,Ana baba parasıyla değil,dişimle tırnağımla kazandım hayatımı.
    Babam bidon kafalı,göbeğini kaşıyan adamdı,anam bir tekel işçisi,ben de bir mühendis oldum.
    Bidon kafalı göbeğini kaşıyan adamda başımın tacıdır,Doktor,Mühendiste,İşçide memurda.

    Ben kimmiyim...Ben Cumhurbaşkanımdan sonra en rütbeli olan Cumhurum.
    Atanmışlar benim hizmetkarımdır,seçilmişlerde vekilim.

    AK Partinin kapatılmak istenmesinin sebepleri:
    1)Teskereyi geçirmedi,2)İran ve Suriyenin işgal edilmesine izin vermedi,3)Ülkemizi ABD ve İsrailin rakibi AB ye üye yapmaya kalktı,4)ABD ambargosuna rağmen İranla gaz ve Petrol anlaşmaları yaptı.5)Devletimizin içine çöreklenmiş ABD ve İsrail güdümlü çeteleri çökertmeye başladı.



 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. cm 01/02 nasıl türkçe yapılır ve yeni kadrolar yapılır?
    2005 Konuları bölümünde onuras tarafından açılmış
    Yanıt: 6
    Son Mesaj: 03.01.08, 16:44

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •