• Reklam
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    09-11-2007
    Mesajlar
    416
    Karizma Gücü
    0

    Tabiat Ana'nın Eczanesi, BİTKLER her derde deva...

    Baharatlar 7 ana grupta incelenir:
    1. Köklerinden faydalanılanlar : Kara turp, kırmızı turp gibi.
    2. Gövdelerinden faydalanılanlar : Zencefil, tarçın gibi.
    3. Yapraklarından faydalanılanlar : Nane, kekik, merzengüş, maydanoz,
    defne gibi.
    4. Soğan yapısında olanlar : Mutfak soğanı, sarmısak gibi.
    5. Çiçeklerinden faydalanılanlar : Karanfil gibi.
    6. Meyvelerinden faydalanılanlar : Kimyon, anason, karabiber, kırmızı
    biber, vanilya gibi.
    7. Tohumlarından faydalanılanlar : Hardal, küçük Hindistan cevizi
    gibi.

    Anason: Haziran-ağustos aylarında, beyaz renkli çiçekler açan, 50-60
    cm yüksekliğinde, bir senelik bitkidir. Gövdesi dik, silindir
    biçiminde, içi boş, çok dallı, tüylü ve üstü çizgilidir. Alt
    yaprakları uzun saplı, oval veya kalb biçimindedir. Çiçekler bileşik
    şemsiyelerde toplanmışlardır. Meyveleri armut şeklinde küçük, üzeri
    tüylü, yeşilimsi sarı renklidir. Başta Ege bölgesi olmak üzere bütün
    Anadolu’da bahçelerde yetiştirilir. Kültür anasonunun vatanının
    Anadolu olduğu tahmin edilmektedir. Meyvalarında nişasta, müsilaj,
    sabit ve uçucu yağ bulunmaktadır. Uçucu yağ miktarları bitkinin
    cinsine ve yetiştiği yerin şartlarına bağlıdır. Uçucu yağın % 80-90’ı
    anetoldür. Anetol, zehir etkili fakat bu etkisi çok olmayan bir
    maddedir. Meyvelerinden su buharı distilasyonu ile elde edilen anason
    yağı, hemen hemen renksiz ve karakteristik kokuludur. Anason tıpta
    midevi, bağırsak gazlarının teşekkülünü önleyici, hazmı kolaylaştırıcı
    ve göğüs yumuşatıcı olarak kullanılır. Ayrıca nefes darlığı, öksürük
    ve kalb çarpıntısı rahatsızlıklarında da etkilidir. Anason yüksek
    dozda alındığında baş ağrısı, uyuşukluk, görme zorluğu yapar. Daimi
    kullananlarda anisizm hastalığına sebeb olur. Bilhassa çocuklara uyku
    vermede, midede teşekkül eden gazları gidermede çok faydalıdır.
    Bebekler için bir çay kaşığı tohum bir bardak suya olmak üzere çay
    olarak hazırlanır. Yemeklerden önce veya süte katılarak bir kaç çay
    kaşığı verilir. Büyükler % 1-2’lik çayını günde 2-3 bardak alabilir.
    Kullanılan kısmı, meyvaları ve yapraklarıdır. Meyveleri tamamen
    olgunlaştıktan sonra toplanır ve gölgede kurutulur

    Çörekotu: Haziran-temmuz ayları arasında yeşille karışık açık mâvi
    renkli çiçekler açan, 20-40 cm boyunda bir senelik, otsu bir bitkidir.
    Yol kenarları ve bilhassa ekin tarlaları içinde bulunur. Gövde dik ve
    kısa tüylüdür. Yaprakların alttakileri saplı, üsttekileri sapsızdır.
    Çiçekler uzun saplı ve tek tektir. Taç yaprakları iki loplu ve bal özü
    bezleri taşıyan 8 tâne küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu
    olup, tohumlar siyah renkli ve oval şekillidir. Güney Avrupa, Balkan
    memleketleri, Kuzey Afrika, Türkiye ve Hindistan’da
    yetiştirilmektedir. Bitkinin kullanılan kısımları tohumlarıdır.
    Tohumları tamâmen olgunlaştıktan sonra toplanır ve güneşte kurutulur.
    Çörekotu tohumlarında uçucu ve sabit yağ, tanen, şekerler, glikozit
    bünyeli bir saponin ve alkaloitler bulunmuştur. Tohumları gaz
    söktürücü, uyarıcı ve idrar söktürücü olarak kullanılmaktadır. Güzel
    kokusu sebebiyle müshil ilâçlarının içine ilâve edilen iyi bir lezzet
    ve koku değiştiricidir. Çörekotunun Anadolu’da bulunan ve aynı şekilde
    kullanılan diğer türleri şunlardır:

    Şam çörekotu (Nigella damascena): Yaprakları parçalıdır. Çiçekleri tek
    ve üst yapraklar tarafından örtülmüş durumdadır. Parlak mâvi
    çiçeklidir.

    Kır çörek otu (Nigella arvensis): 10-30 cm yüksekliğinde mâvi
    çiçeklidir. Yaprakları sivri parçalıdır. Tohumları kurt düşürücü
    olarak da kullanılır.

    Defne: 6-18 m yüksekliğinde, yuvarlak tepeli ve sık dallı bir ağaç
    veya ağaçtır. Almaşık sapın iki yanında karşılıklı değil de aralıklı
    olarak bir sağda, bir solda bitmiş yapraklar şeklinde dizilmiş, 7.5-10
    cm uzunluğundaki yapraklar oval biçimli, donuk renkli derimsi ve sert
    kenarları da genellikle dalgalıdır. Bitkinin sarımsı veya yeşilimsi
    beyaz renkte küçük çiçekleri, olgunlaştığında rengi koyu mora dönen
    tek tohumlu, etli meyveleri vardır. Bitkinin kullanılan kısmı yaprak
    ve meyveleridir. Yaprakları uçucu yağ yönünden zengindir. Baharat
    olarak kullanılır. Defne meyvelerinde de uçucu yağ ve diğer yağlar,
    acı maddeler bulunur. Meyveleri midevî ve sinir ağrılarına karşı
    kullanılır. Meyve yapraklarından elde edilen yağ cildi tahriş edici
    merhemlerin içine konur. Aynı maksat için veteriner hekimlikte de,
    bundan başka sabun ve şampuanlara koku vermek için de kullanılır.

    Hardal: 0,2-1,5 m boylarında beyaz veya sarı çiçekli, yıllık otsu
    bitkilerdir. 10 kadar türü vardır. Türlerinin çoğu Akdeniz çevresi
    memleketlerinde yetişir. Hardalın beyaz hardal otu, siyah hardal otu,
    yabanî hardal olmak üzere değişik türleri vardır.

    Siyah hardal otu (Sinapis nigra): 1-1,5 m boyunda, bir yıllık sarı
    çiçekli otsu bir bitkidir. Yaprakları saplıdır. Meyveleri 1-3 cm
    uzunlukta 2-3 mm genişlikte, sap üzerine yatık, tüysüz, hemen hemen
    dört köşeli, kısa sivri uçludur. Yassı ve köşeli olan meyvelerinde
    tohumların bulunduğu yerler şişkindir. Tohumlar kırmızımsı siyah
    renktedir. Bitkinin Orta Avrupa, Anadolu ve İran’da kültürü yapılır.
    Kullanılan kısımları tohumları ve tohumlarından elde edilen yağıdır.
    Bitkinin yaprakları dökülmeye başladığında meyve salkımları toplanır.
    Bunlar 15 gün kadar gölgede kurutulduktan sonra tohumları alınır.
    Hardal tohumlarında müsilaj, yağ, sinapin, sinigrin isimli glikozit ve
    mirozinaz fermenti vardır. Çok eskiden beri tıpta kullanılmaktadır.
    Dâhilen hardal tohumu unu az dozlarda midevî, yatıştırıcı ve tarçınla
    karıştırılırsa iyi bir iştah açıcıdır. Hâricen yakı, lapa veya banyo
    hâlinde romatizma ve bronşitte mevzii tahriş yapmak için kullanılır.
    Hardal yağı cildi tahriş eder, onun için sürüldüğü yer kızarır. Hafif
    antiseptiktir. Dumanı öksürük ve gözyaşı getirir. En fazla baharat
    olarak kullanılır. Deriyi tahriş edip, kızarttığından iç organlardaki
    kanı dışarıya toplar. Zehirlenmelerde kusturucu etkisinden
    faydalanılır. Hardal yakıları bir saatten fazla tutulmamalıdır. Aksi
    halde yılancığa benzer büyük şişler meydana gelir. Yakılar ılık suda
    ısıtılır. Sıcak su fermentleri tahrip eder. Hardal yakısı, hardal
    tozunun kâğıt üzerine yapıştırılması suretiyle elde olunur.
    Kullanılacağı zaman ılık suda ıslatılarak hardallı tarafı deriye
    gelecek şekilde kullanılır.


    Beyaz hardal otu (Sinapis alba): Beyaz çiçekli hardal otudur. Vatanı
    Akdeniz çevresi memleketleridir. Orta Avrupa ve Kuzey Amerika’da da
    kültürü yapılır. Önemli bir yağ bitkisidir.
    Beyaz hardal otunun sarı-kırmızı veya beyaz renkteki olgun
    tohumlarından hardal yağı elde edilir. Kullanılışı siyah hardal otu
    ile aynıdır.

    Yabani hardal (Sinapis arvensis): 20-60 cm yüksekliğinde,
    memleketimizde tarla ve nadaslarda, yol kenarlarında yetişen bir tarla
    otudur.

    Hindistancevizi: Srilanka, Malezya ve Afrika ülkelerinde yetiştirilir.
    Baharat olarak kullanılan, bilinen Hindistancevizi meyvesinden
    farklıdır. Küçük hindistancevizi olarak anılır fakat tamâmen farklı
    olan bir bitkidir. Tropik bölgelerde (Moluk Adaları) yetişir. Yaz ve
    kış yeşil olur. 10 m yüksekliğindedir. Avrupalılar buna muskatcevizi
    de derler. Çünkü Avrupa’ya eskiden Arabistan limanlarından Muskat’tan
    gönderilirdi. Tohumları tıpta kullanılır. Meyveleri kapsül biçimdedir.
    Her kapsül irice bir tohum ihtivâ eder. Tohumun içinde “arillus”
    denilen ağsı bir örtü vardır. Tohumları ve etli olan aril denilen
    kısmı kullanılır. Tohumları miristisin, uçucu yağ, nişasta ihtivâ
    eder. Aromatik kokusundan dolayı bâzı ilaçların bileşimine girer.
    Sindirim kolaylaştırıcı ve gaz söktürücü etkisi vardır. Bu sebeple
    bilhassa küçük çocuklara verilir. Etli kısmı da aromatik kokuludur.
    Yüksek dozları zehirlidir. Türkiye'de yılda 1500 ton civarında
    tüketilir. Tatlı ve pastacılarda yoğun olarak kullanılır.

    Karabiber: Hindistan, Brezilya, Singapur, Malezya, endonozya ve
    Vietnamda yetiştiriliyor. Adana ciarında deneme üretimleri yapıldı,
    fakat başarılı sonuç alınamadı. Ülkemizin iklimi Karabiber
    yetiştirilmesini müsait değil. Karabiberin, Salvak, Malabar ve Beyaz
    Karabiber olmak üzere üç çeşidi var. Bunlardan Salavak, biraz
    çekildiği zaman esmer, Malabar açık giri ve Beyaz Karabiber ise süt
    beyazı renginde oluyor. Karabiber, başta kebap ve köfteler olmak
    üzere, birçok yemekte kullanılıyor. Karabiberin ülkemizdeki yıllık
    tüketimi 3 bin ton civarında.

    Karanfil: 10-20 m yüksekliğinde, yaprak dökmeyen ağaçlardan elde
    edilir. Vatanı, tropik Asya (Moluk Adaları, Zengîbar) dır. Karanfil
    bildiğimiz süs karanfil çiçeğinden farklıdır. Yaz kış yeşil kalan
    yaprakları, meşin gibi serttir. Çiçekleri pembedir ve kiraz çiçekleri
    gibi demet hâlinde bulunurlar. Bu çiçeklerin kurutulmuş tomurcukları
    “karanfil” adını alır. Kurutulmuş tomurcuklar, 10 mm boyunda, çiviye
    benzer şekilde, ovaryumu hafif dört köşeli, dört taç ve çanak
    yaprağından meydana gelmiş olup, kırmızı-kahverenklidir. Çiçek sapları
    da karanfil adıyla satılmakta ise de ikinci kalite ürün sayılmaktadır.
    Karanfile koku ve lezzetini veren “eugenol” adındaki bir uçucu yağdır.
    Kurutulmuş tomurcuklar ezilip subuharı distilasyonuna tâbi tutulursa %
    14-20 kadar karanfil esansı denilen uçucu yağ elde edilir. Bu uçucu
    yağda % 80-90 kadar eugenol ve %3 kadar da asetil eugenol bulunur.
    Eugenol, hoş kokulu, kuvvetli antiseptik ve analjezik bir maddedir.
    Karanfil çok eski çağlardan beri baharat olarak kullanılmaktadır.
    Eskiden saraylarda konuşacak kimseler, nefesleri güzel koksun diye
    karanfil kullanırlardı. Tıpta, diş hekimliğinde, diş tedâvisinde ağrı
    kesici ve antiseptik olarak kullanılır. Gaz söktürücü bir etkisi de
    vardır. Diş macunlarının terkibine girer. Pasta ve şekercilikte,
    parfümeride ve sabun sanâyiinde kullanılır. Ayrıca eugenol vanilin
    eldesinde kullanılan başlıca maddelerden biridir. Bugün karanfilin en
    çok yetiştirildiği ve ihraç edildiği ülkelerin başında Zengibar ve
    Madagaskar gelir.
    SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    09-11-2007
    Mesajlar
    416
    Karizma Gücü
    0

    Tabiat Ana'nın Eczanesi, BİTKLER her derde deva...

    Kekik: Mayıs-eylül ayları arasında çiçek açan çok yıllık, çok dallı,
    odunsu ve küçük çalımsı bir bitkidir. Yol kenarlarında kurak
    bölgelerde, bilhassa dağlık yerlerde çok rastlanır. Tabanda odunlaşmış
    bir gövdesi, ince dört köşeli ve kırmızımsı renkli dalları vardır.
    Yaprakları 1 cm kadar uzunlukta, oval, sapsız veya kısa saplıdır.
    Yapraklarda, uçucu yağ depo eden salgı tüyleri bulunur. Çiçekler
    küçük, iki veya çok çiçekli pembemsi, mor-beyaz veya kırmızı
    renklerde, dalların uçlarında küresel durumlar teşkil ederler. Çanak
    ve taç yaprakları tüpsü ve lopludur. Anadolu’da oldukça yayılmış olup,
    birçok varyeteleri de vardır. Memleketimizde 37 kekik türü
    bulunmaktadır. Halk arasında kekiğe benzeyen mercan köşk veya
    merzengüş (origanum) türleri; İstanbul kekiği, İzmir kekiği gibi
    adlarla kekik yerine kullanılmaktadır. Kekiğin sarımsı renkte bir
    uçucu yağı vardır. Bu yağda önemli olan ve kokusunu veren thymol
    bulunur. Kekik, çay hâlinde mide ağrılarına karşı, dolaşım uyarıcısı,
    baharat olarak ve idrar söktürücü olarak kullanılır. Thymol az
    dozlarda midevî, balgam söktürücü, sinir kuvvetlendirici ve boğaz
    ağrılarına karşı kullanılır. Yüksek dozlarda ise antiseptik ve kurt
    düşürücü olarak verilir.

    Kimyon: Konya ve Polatlı'da yetiştirilir. Konya'da yetiştirilen,
    sarımtırak bir renge sahiptir. Çekildiği zaman Polatlı cinsi hafif
    esmer olur. Sucuk ve köfte yapımında kullanılır. Aromatik yapısı
    sebebiyle, kıyma ile yapılan yemeklerde tercih edilen bir baharattır.

    Kırmızı Pul Biber: Güneydoğu illerinde, en çok Gaziantep ve
    ıslahiye'de üretiliyor. Biberin yüzde 60'ı Islahiye'de üretilir. Fakat
    buna Maraş biberi denir. Kırmızı Biber, kurutulup, taş değirmende
    kalın bir şekilde öğütülür. Yıllık 10 bin ton tüketiliyor.

    Susam: Bir metre boyunda, yağ veren bir yıllık otsu bir bitkidir.
    Başlıca Hindistan, Çin ve Sudan’da yetişir. Bitkinin alt yaprakları
    karşılıklı ve loblu, üst yapraklar tam ve mızrak şeklindedir. Çiçekler
    beyaz veya pembe olup, yaprakların koltuğunda salkım durumunda
    toplanmışlardır. Meyveleri 2-3 cm boyunda, uzun, prizmatik ve çok
    tohumlu bir kapsüldür. Susam, sıcağı çok sever. Isı miktarı fazla olan
    yerlerde tohum verimi ve yağ oranı artar. Orta derecede ağır ve
    humuslu topraklarda iyi yetişir. Tohumlarından % 50 civârında yağ elde
    edilir. Yağı hemen hemen kokusuz ve soluk renklidir. Yemek yağı olarak
    kullanılır. Tedâvide müshil etkilidir. Kabukları soyulmuş susam
    tohumlarının ezilmesiyle tahin elde edilir. Bu da tahin helvası
    yapımında kullanılır. Ayrıca susam tohumları simit ve pastaların
    üzerine konur.


    Sumak: Güneydoğu Anadolu'da yetişen, çalı gurubundan, bodur bir ağacın
    yapraklarının kurutulup toz haline getirilmesiyle elde edilir.
    Yaprakları tanen, şekerler ve sarı renkli boya maddeleri taşırlar.
    Kabız edici, kan kesici, antiseptik etkili olup, ayrıca yünlü
    kumaşların boyanmasında kullanılır. Boğaz ve diş etleri
    hastalıklarında da gargara hâlinde kullanılır. Sumağın, sarı
    çiçeklerinin taç yaprakları ve meyvelerinde oldukça keskin ekşi bir
    lezzet vardır. Güneydoğu'ya has "ezme" ve çeşitli yörelerde yapılan
    mantı ile birlikte yenilir.

    Tarçın: Vatanı Güney ve Güneydoğu Asya olan, yaprak dökmeyen aromatik
    kokulu ağaçtan elde edilir. Önemli olan iki tür tarçın en çok
    kullanılmaktadır.

    Çin tarçını (Cinnamamum cassia): Güneydoğu Çin’de yetiştirilen bir
    türdür. 10-12 m yüksekliğinde kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaçtır.
    Esas ağacın kurutulmuş kabukları kullanılır. Kabukların dış kısmında
    mantar tabakası bulunur ve grimsi renklidir. Kokusu kuvvetli ve özel,
    tadı tatlımsı ve yakıcıdır. Tanen ve uçucu yağ taşır. Baharat olarak
    kullanılır. Meyveleri de baharatlı lezzetli ve tarçın kokuludur Tarçın
    yerine kullanılır.

    Seylan tarçını(Cinnamomum seylanicum): Kışın yapraklarını dökmeyen
    küçük bir ağaçtır. Hindistan ve Doğu Hint Adalarında yetişir.
    Kabukları kahverenkli, boru şeklinde iç içe geçmiş ve mantar tabakası
    yoktur. Özel kokulu ve tatlımsı baharlı, lezzetlidir. Tanen ve uçucu
    yağ taşır. Kabız, gaz söktürücü ve antiseptik etkisi vardır. Baharat
    ve koku verici olarak kullanılır.


    Tarçın esansı: Seylan tarçınının kabuklarından elde edilen bir uçucu
    yağdır. Kuvvetli tarçın kokuludur. Gıdâ ve parfümeri sanâyinde koku
    verici olarak kullanılır.

    Vanilya: Birçok tropikal ülkelerde yetiştirilen, tırmanıcı gövdeli
    bitkilerdir. Vatanı Meksika, Madagaskar, Java ve Antillerdir. Bitkinin
    yaprakları sapsız, yassı ve etlidir. Meyveleri 15-20 cm uzunlukta,
    yassı, iki uca doğru incelmiş, parlak siyahımsı renkli bir kapsüldür.
    Kokusu özel ve tadı acıdır. Yeşilken toplanıp, sonra suda haşlandıktan
    sonra kurutulan meyveleri kullanılır. Özel kokulu vanilin maddesi
    ancak fermentatif bir kurutma sonucunda meydana gelmektedir. Vanilin
    meyveden glikosit ile bağlı durumdadır. Ancak böyle bir kurutma
    esnâsındaki mayalanma ile serbest hâle geçmektedir. Mîde ve sinir
    sistemini uyarıcı etkilere sâhiptir. Koku verici olarak gıdâ
    sanâyiinde kullanılmaktadır.


    Yenibahar: Batı'da "Jameika Biberi" olarak da bilinir. Başta
    Jameika olnak üzere, Maksika ve Malezya'da yetiştirilen Yenibahar,
    "Pimento Officinalis" adlı bitkinin, olgunlaşmamış meyvelerinden elde
    edilir. Özellikle köftelerde kullanılıyor. Yılda 500 ton tüketiliyor.

    zebcefil: 100 cm boyunda kamış görünüşünde çok yıllık otsu bir
    bitkidir. Yapraklar mızrak şeklinde sivri uçlu ve tarçın kokuludur.
    Çiçekler sarı renkli ve çoğu bir arada bulunurlar. Zencefilin vatanı
    Güney Asya olmakla berâber Hindistan, Batı Afrika gibi birçok tropik
    bölgelerde ekimi yapılır. Memleketimizde ancak seralarda yetiştirilir.
    Nemli iklimi ve sulak yerleri sever. Bitkinin kökleri nişasta, reçine
    ve uçucu yağlar taşır. Kökler yassı ve grimsi renklidir. Kuvvetli
    kokulu ve biraz acımsı lezzetlidir. Baharat olarak kullanılır.
    Zencefil yağının hazmı kolaylaştırıcı tesiri vardır. Ayrıca
    yatıştırıcı ve gaz söktürücü etkiye sâhiptir.
    SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    09-11-2007
    Mesajlar
    416
    Karizma Gücü
    0

    Tabiat Ana'nın Eczanesi, BİTKLER her derde deva...

    HANGI BITKI, HANGI DERDE DEVA?
    1. ADAÇAYIide ve bagirsak gazlarini giderir. Mide bulantisini keser. Hazim sisteminin düzenli çalismasini saglar. Gögsü yumusatir. Astim hastalari için yararlidir.

    2. AHUDUDUani temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atilmasini saglar. Terletir ve idrar söktürür. Kabizligi giderir. Vücuda dinçlik verir.

    3. ANASONazmi kolaylastirir. Istahsizligi ve yemeklere karsi duyulan tiksintiyi giderir. Mide ve bagirsak gazlarini söktürür. Idrari arttirir. Öte yandan kusmayi ve ishali keser.

    4. ASMAapraklari ile yapilan ilaçlar kanamayi durdurur. Vücuda kuvvet verir. Sariligi keser. Ishali durdurur.
    5. AVOKADOok kalorili olmasina ragmen içerdigi Glutathion süper bir hücre koruyucusudur, çünkü en iyi antioksidanttir. Antioksidantlar hücrelerin yaslanmasini yavaslatirlar ve kanseri önlerler. Tüm meyveler arasinda protein bakimindan en zengin olanidir. Bol miktarda E vitamini de içerir. Bu vitamin kalp ve deriyi koruyarak dolasimi düzene sokar. Ayrica potasyum ve B6 vitamini de içerir. Kadinlar açisindan çok gereklidir.

    6. AYRIKOTUdrar söktürür. Böbrek ve mesane taslarinin düsürülmesine yardimci olur. Buralardaki iltihaplari da giderir.

    7. AYVAshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bagirsaklari kuvvetlendirir. Ince bagirsak iltihabini giderir. Kani temizler. Çarpintiyi dindirir.

    8. BADEM:Bedeni ve zihni yorgunlugu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarindaki iltihaplari giderir. Bas agrisi, karaciger ve böbrek agrilarini hafifletir.

    9. BAKLAdrar yollarini temizler. Böbrek agrilarini dindirir. Böbrek iltihaplarini giderir. Böbrek kum ve taslarinin düsürülmesine yardimci olur.

    10. BEZELYEaze ve donmus olarak kullanilabilen bezelye B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunlari olanlara tavsiye edilir.

    11. BIBERideyi kuvvetlendirir. Istahi açar ve hazmi kolaylastirir. Kanamalari önler.
    12. BROKOLIansere karsi bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthis bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdigi için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikligini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarinda ender olarak bagirsak ve akciger kanseri görülür, kalp dolasim hastaliklarina da pek fazla rastlanmaz. Kadinlarda gögüs kanserini önler.

    13. BUGDAYifli gidalar saglikli bir beslenmenin temelidir. Bugdayin dis kabuklarindan elde edilen kepek de, genellikle misir gevregi türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli bugday unundan yapilan kurabiye vb. bagirsaklarin düzenli çalismasini saglar ve kabizligi önler. Bugday tanesinin özü olaganüstü besleyicidir. Vücudun özümsedigi kalsiyum, demir ve çinko burada depolanir. Besin degeri, potansiyel olarak yulaf ve misirdan daha yüksek olan bugday, bagirsak ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama, yulaf ve misira kiyasla sindirimi biraz daha zordur.

    14. CEVIZ AGACapraklari ve kabuklariyla hazirlanan ilaçlar kani temizler, kansizligi giderir. Ishal ve dizanteriyi keser. Verem ve seker hastaliginda hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Saç ve elleri boyamakta da kullanilir.

    15. ÇAMFISTIGI:Bronsit, verem, akciger hastaliklarinin çabuk iyilesmesine yardimci olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastaliklarinda da faydalidir.

    16. ÇEMEN:Balgam söktürür. Vücuda rahatlik verir.
    17. ÇILEKörpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunlari olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek, idrar yollari ve bagirsak sorunlari için de birebirdir. Ayrica dis etlerini güçlendiriyor, dislerdeki tartari önlüyor, agiz kokularini ve bogaz agrilarini gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulundugu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düsüren maddeler içeriyor.

    18. ÇÖREKOTUstah açar.Vücuda kuvvet ve dinçlik verir.Hazmi kolaylastirir.Mide ve bagirsak gazlarini söker.Koklanacak olursa bas agrisini keser.

    19. DEFNEerletir, atesi düsürür. Vücuda rahatlik verir. Idrar ve adet söktürür. Istah açar. Sinir agrilarini dindirir.

    20. DENIZ KADAYIFI:Solunum ve hazim sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak da kullanilir.
    21. DEVEDIKENI:Ates düsürür. Terletir ve vücuda rahatlik verir.
    22. DOMATESanserden koruyucu ve yaslanmayi zihinsel ve bedensel olarak yavaslatici bir sebze. C ve E vitaminleri içerir. Domates zengin bir potasyum kaynagidir ve çok az miktarda tuz bulunur. Yüksek kan basincini düsürmeye yardimci olur ve vücudun su tutmasini engeller.

    23. DUT:Beyaz dut yapraklari idrar söktürür. Vücutta biriken suyu bosaltir. Aç karnina yenen beyaz dut bagirsak solucanlarini söktürür.

    24. EBEGÜMECI:Gögsü yumusatir. Öksürük keser. Mide bulantisi ve kusmalari önler. Atesi düsürüp vücuda rahatlik verir. Bogaz ve bademcik iltihaplarini giderir. Diseti hastaliklarini tedavi eder.

    25. ELMA:Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar. Iki elma yerseniz, kalp ve dolasim sorunlarina karsi korunmus olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabizligi önler. Sindirimi kolaylastirir. Kokusu rahatlatir ve kan basincini düsürür. Artrit, romatizma ve gut hastaliklarina karsi da yararlidir.

    26. ENGINARandaki üre ve kolesterolü düsürür. Idrar söktürür. Kandaki seker miktarini ayarlar. Damar sertligi ve kalp hastaliklarini önler. Böbrekteki kumlarin dökülmesine yardimci olur.

    27. FESLEGENksürügü keser. Bas dönmesini durdurur. Ari sokmasinda faydalidir. Agiz yaralarini tedavi eder. Feslegen kokusu, sivrisinek ve tahtakurusu gibi hasaratlari kaçirir.

    28. FINDIK:Bedeni ve zihni yorgunlugu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini saglar.
    29. GELINCIKefes darligi, astim ve bronsitte rahatlik verir. Kan tükürme ve kusmayi önler. Yaniklari iyilestirir.
    30. GREYFURT vitamini bakimindan çok zengindir. Yarim greyfurt günlük C vitamini ihtiyacinin yüzde altmisini saglar. Kolesterol oranini düsüren pektin maddesi bulunur. Kansere karsi koruyucu özellik tasir. Istah açar.

    31. HATMI:Agiz, bogaz ve diseti iltihaplarini iyilestirir. Bagirsak iltihaplarini giderir.
    32. HAVUÇaftada bes kere yendigi takdirde Harvard'in arastirmalarina göre kadinlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oraninda azaltiyor. Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oraninda azalttigi görülmüstür. Hergün yenen bir havuç da akciger kanseri tehlikesini yariya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yasliligin getirdigi görme zayif- ligindan koruyor ve bagisiklik sistemini kuvvetlendiriyor. Mide ve bagirsak kanamalarini önler, kansizligi giderir, anne sütünü arttirir, yüz ve boyun kirisikliklarini giderir, idrar ve bagirsak gazlarini söktürür, ülserdeki sikayetleri giderir.

    33. ISIRGANistan tatbik edildigi zaman iç organlarda biriken kani çeker. Burun kanamalarini keser. Balgam söktürür.
    34. ISPANAKalp hastaliklarina, felce, yüksek tansiyona, yasliligin getirdigi göz hastaliklarina, kansere, hatta psisik ahatsizliklara karsi da etkili bir sebze.

    35. INCIR:Bagirsaklari yumusatir. Kabizligi giderir. Bronsit, öksürük ve bogaz agrilarinda faydalidir. Enerji verir.
    36. KARANFILikroplari öldürür. Agrilari dindirir. Sinirleri uyarir. Hazmi kolaylastirir. Koku giderir. Istah açar.
    37. KEKIK:Bedeni kuvvetlendirir. Hazmi kolaylastirir. Kalp çarpintisini keser. Bagirsak iltihaplarini iyilestirir. Bagirsak solucanlarinin düsürülmesine yardim eder. Kandaki seker miktarini azaltir.

    38. KINAKINA:Ates düsürür. Sitmayi tedavi eder. Tifoda faydalidir. Istah açar. Cilt kasintilarinda faydalidir.
    39. KIVI:Bir kivide, bir portakalda olan C vitamininin iki kati vardir. Potasyum bakimindan da zengindirler. Sindirimi kolaylastirir ve kabizligi önler.

    40. KUSBURNUok yogun vitamin zenginligi nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik saglar. 100 gram kusburnunda bir sandik portakala esdeger C vitamini vardir. Iyi bir rasitizm ilaci, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düsürücü ve bagirsak yumusaticisidir. Mide kramplarina ve sindirim sistemi zorluklarina karsi faydalidir. Romatizma agrilarini gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.

    41. LAHANAansere karsi etkili oldugu bilinen sebzelerin basinda gelir. Bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum içerir. Özellikle meme ve rahim kanserine karsi etkilidir. Vücutta biriken zehirli maddelerin atilmasini saglar. Kandaki seker miktarini düsürür. Sarilik ve safra kesesi hastaliklari için iyidir. Astima faydalidir.

    42. MAYDANOZ:Bir demir deposudur. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum ve A vitamini vardir. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacinin çogunu karsilar. Böbrekleri çalistirarak idrar getirir, kan sekerini normal seviyede tutar ve kansere karsi da koruyucudur.

    43. MELEKOTUan dolasimini düzenler. Terletir. Kurutulmus melekotu dövülüp basa sürülecek olursa bitleri öldürür. Astim nöbetlerine faydalidir.

    44. MEYANKÖKÜ:Grip, nezle, anjin ve nefes darligina faydalidir. Öksürük ve balgam söktürür. Yüksek tansiyonu düsürür.
    45. MISIRüzde 18.3 gibi yüksek oranda lif içeriyor. Misirin içerigindeki yüksek karbonhidrat, enerji seviyenizi yükseltir. Içinde protein, kalsiyum, demir, fosfor, A ve B2 vitaminleri bulunur.

    46. MUZ:Folik asit, potasyum ve B6 vitamini bakimindan son derece zengin bir meyvedir. Potasyum kramplari önler. Adet sancilarini gidermeye birebirdir.

    47. NARücudu kuvvetlendirir. Ishali keser. Burun poliplerine faydalidir. Serit düsürür. Kalbi kuvvetlendirir. Mide, bagirsak hastaligi olanlar, küçük çocuklar ve hamileler fazla kullanmamalidir.

    48. NOHUTücudu kuvvetlendirir. Anne sütünü arttirir.
    49. ÖKSEOTUalbin atislarini arttirir. Damar kireçlenmelerinde faydalidir. Sara ve akciger kanamalarinda kullanilir.
    50. PATATESizarmis yemezseniz kilo aldirmaz. Sindirimi kolaylastirir, kabizligi önler. Yorgunluga karsi birebirdir. Bol miktarda C vitamini ve protein içerir.

    51. PIRASAdrar söktürür. Mide rahatsizligina iyi gelir. Kabizligi giderir. Basur memeleri için faydalidir. Böbreklerdeki kum ve taslarin düsürülmesine yardimci olur.

    52. PORTAKAL:Antioksidantlar ile dolu bir meyve. Kanseri önleyici olarak bilinen bütün maddeleri içeriyor. Ayrica bol miktarda C vitamini içeriyor.

    53. SALATALIK:Salataligin kendisi ya da suyu cildimizi bir tonik kadar temizler. Salatalik kabizligi önler, böbrek ve kalp hastaliklarinda vücutta biriken suyun atilmasina yardimcidir.

    54. SALEPksürük ve bronsite faydalidir. Aybasi kanamalarinin düzenli olmasini saglar. Zihni çalistirma gücünü arttirir.

    55. SOGAN VE SARIMSAKüksek tansiyon ve kalp hastaligi tehlikesini azaltirlar. Sogan, mide kanserine yakalanma riskini; sarimsak da bagirsak kanserine yakalanma riskini azaltiyor. Sarimsagin mayasinda bulunan maddeler hücrelerin zarar görmesini önleyerek, vücudu erken yaslanmaya karsi koruyor. Antibiyotik ve nefes darligini gideren bilesimler içeren sarimsak bagisiklik sistemini de kuvvetlendiriyor.

    56. SOYA:Uzun yasamak isteyen herkes mutlaka soya tüketmelidir. Soya, içerisinde östrojen hormonuna benzer islev gören ve bu hormonun etkilerini sulandiran bir madde içerir ve buda kadin bünyesi için son derece yararlidir. Çünkü, hücre yenilme- sini hizlandiran östrojen hormonunun asiri üretimi, gögüs, rahim ve boyun kanserine yakalanma riskini çok arttirir.

    57. TARÇINuhi sikintilari giderir. Sürmenajda faydalidir. Kalbi kuvvetlendirir. Istah açar, hazmi kolaylastirir.
    58. TEREstah açar. Hazmi kolaylastirir. Bronslari temizler, öksürük söktürür. Idrar söktürür, böbrekleri ve idrar yollarini temizler.

    59. TON BALIGIok yagli olmasina ragmen Omega-3 adli önemli bir yag asiti içerir. Bu madde, yüksek tansiyon, kalp Çarpintisi ve siddetli migren agrilarina iyi gelir. Ayrica cilt kurulugunu ve egzamayi tedavi eder. Ancak taze olarak yenmelidir. Konserve olarak satilan ton baligi yüksek D vitaminin içermekle birlikte Omega-3 yag asitinden yoksundur.

    60. TURP:Böbreklerdeki mikroplari öldürür. Kum ve taslarin dökülmesine yardimci olur. Karaciger sisligini indirir. Sarilikta faydalidir. Safra taslarinin düsürülmesine yardimcidir. Romatizma, siyatik astim ve bronsite faydalidir.

    61. ÜZÜM:Üzümde bilinen 20 antioksidant var, siyah üzüm ise yesil üzümden fazlasini içeriyor. Kan yapar, kani temizler. Yüksek tansiyonu düsürür. Böbreklerdeki kum ve taslarin düsürülmesine yardimci olur. Besleyicidir.

    62. VISNEshali keser. Atesi düsürür. Idrar söktürür. Vücuda rahatlik verir.
    63. YENIBAHARamar sertligini önler. Hazmi kolaylastirir. Mide ve bagirsak gazlarini giderir.
    64. YOGURTücudun çesitli organlarinda bulunan bakterilerden bagirsakta barinanlari, sindirim sisteminin düzenli çalismasi açisindan önemlidir. Bu bakteriler, enfeksiyonlarin ve bulasici bir hastalik geçirirken almak zorunda kaldigimiz antibiyotiklerin saldirisina ugrayabilir. Bu da sindirim sistemini harap eder. Yogurt bu sorunu çözer, azalan bakteri miktarini normal seviyesine getirir ve enfeksiyonlari hem önler, hem de onlarla mücadele eder. Bagisiklik sistemini de canlandirir. Kalsiyum orani sütten fazla olan yogurdun, protein orani süte esittir.

    65. YULAFocuklarin hazim güçlüklerini giderir. Bedeni ve ruhi yorgunluklari giderir. Kandaki seker miktarini azaltir.

    66. YERALMASI:Seker hastalari için faydalidir. Besleyicidir. Vücudun direncini arttirir. Kabizligi giderir.
    67. ZENCEFILstah açar. Kusmayi önler. Bagirsak bozukluklarini giderir.
    68. ZEYTINeytinyagi, safrayi artirir. Karacigeri çalistirir. Karaciger agrilarini keser. Sarilikta faydalidir. Yaprak ve kabuklari yüksek tansiyonu düsürür. Kandaki seker miktarini düsürür. Bagirsak solucanlarinin düsürülmesine yardimci olur.

    69. HARDAL:Bas agrisina iyi geliyor, kaynatilip suyunun içilmesi böbrek taslarinin düsürülmesine yardimci oluyor. Haslanip salata yapilarak ya da kavrulup yumurta ile tüketiliyor.

    70. SINEMAKI: Ishali durduruyor.
    71. ISIRGANOTU:Akcigeri güçlendiriyor, kanseri önlüyor. Salata, kavurma ya da ispanak gibi pisirilerek veya çig yenilebiliyor.

    72. RAZIYANEalp, damar, bagirsak gibi birçok hastaliga iyi geliyor.
    73. REZENE:Bagirsak iltihabina, gaz sancilarina iyi geliyor.
    74.SEVKETIBOSTAN:Balgam söktürüyor, bronsite iyi geliyor. Terbiyeli ve etli ya da pirinçli pisiriliyor.
    75. ARAPSAÇIandaki üreyi düsürüyor, burun tikanikligini açiyor ve cildi koruyor. Haslanarak, kavrularak ya da etle terbiyeli pisirilerek yenilebiliyor.

    76. RADIKAas romatizmasi, kas uyusmasi, vücut isisinin düsürülmesi ve kan sekerinin düsürülmesine yariyor. Çig ya da haslanip salata olarak tüketiliyor.

    77. EBEGÜMECIefes darligina iyi geliyor, böbrekleri temizliyor, kanin pihtilasmasini sagliyor, dalak hastaliklarini ortadan kaldiriyor.
    SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    09-11-2007
    Mesajlar
    416
    Karizma Gücü
    0

    Tabiat Ana'nın Eczanesi, BİTKLER her derde deva...

    Çay Hazırlamak

    Haşlayarak Demleme:
    Belirtilmiş oranda taze veya kurutulmuş bitki bir cam kaba veya *Yasak Kelime**Yasak Kelime**Yasak Kelime**Yasak Kelime*l olmayan bir başka kaba konur, kaynamaya başlayan su ocaktan alınır ve hazırlanmış olan bitkilerin üzerine dökülür. Taze bitkilerin demlenmesi için fazla beklemeye gerek yoktur (Birbuçuk-iki dakika yeterlidir). Çay açık renkli olmalıdır: Açık sarı veya açık yeşil. Kurutulmuş bitkilerin demlenmesi ise biraz daha uzun sürer (3-6 dakika kadar). Bu yöntemle hazırlanmış bir çay hem daha yararlıdır hem de daha güzel görünür.

    Belirtilmiş oranda kök, gerekli görülen süre boyunca soğuk suda bekletildikten sonra, kısa süre kaynatılır ve 3 dakika kadar demlenmeye bırakılır. Günlük çay miktarı bir termosa konur ve gün boyunca ağır ağır yudumlayarak içilir.

    Genel olarak, dolu bir çay kaşığı (yarım tatlı kaşığı) ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı (200 cc) dolusu suya yeterlidir. Değişik durumlarda ve bitkilerde, bu miktarlar reçetelere göre değişebilirler.

    Soğuk Suda Yumuşatma:
    Bazı bitkiler (Örneğin ebegümeci, ökseotu ve eğir kökü), sıcaklığın etkisi ile şifalı güçlerini yitirebilecekleri için, kaynatılmamalı ve haşlanmamalıdır. Bu tür bitkilerden elde edilen çaylar soğuk su ile hazırlanır. Belirtilen ölçüde bitki,soğuk suda 8-12 saat süre ile bekletilir (Genellikle geceleri). Süre dolduktan sonra içilebilecek derecede ısıtılarak, önceden kaynar suyla çalkalanmış bir termosa doldurulur.

    Soğuk suda bekletme ve haşlama karışımından oluşan çay türü ise, şifalı bitkilerden en iyi yararlanma biçimi olarak belirtilebilir. Bitkiler belirtilmiş su miktarının yarısının içinde gece boyunca bekletilir ve sabahleyin süzülür. Suyu süzülmüş olan bitkiler, belirli su miktarının öbür yarısı ile haşlanır (kaynatılmaz) ve yeniden süzüldükten sonra, soğuk ve sıcak çay karıştırılır. Bu yöntemle hazırlanan çaylarla, yalnızca soğuk veya sıcak suda eriyebilen maddeleri kazanabilme olanağını elde edebiliriz.

    Tentür Hazırlamak

    Tentürler, 35-40 derece alkol içerikli damıtılmış içkilerin veya aynı derecede etil alkol, kanyak veya elma sirkesi kullanımı ile elde edilirler. Bir şişe veya ağzı kapanabilir bir kavanoz, ince kıyılmış bitkilerle gevşekce doldurulur (Kuru bitkiler için kavanozun 1/5' i, taze bitkiler için kavanozun 2/5' i) ve üstüne alkollü, etil alkol, kanyak veya elma sirkesi eklenir. Sıvı, bitkilerin üstüne çıkmalı ve kavanozun çalkalanacak kadarlık bir kısmı boş kalmalıdır. Ağzı iyice kapatılan şişe veya kavanoz, 14 gün güneşte bekletilir ve her gün 2-3 kez çalkalanır. Süre sonunda ince delikli bir süzgeç veya tülbentle birkaç kez süzülür ve bitki posasının suyu sıkılır. 1-2 gün bekledikten sonra bir kez daha süzülür ve koyu renkli şişelere aktarılır. Elde edilen bu başlangıç tentürü, serin bir ortamda saklandığında, kullanım süresi 2-3 yıl civarındadır. Tentürler, içten doğrudan veya çaya ve suya eklenerek, dıştan da kompres veya friksiyon (sürülme) biçiminde kullanılırlar. Örnek: İsveç iksiri

    Tentürün İnceltilerek Güçlendirilmesi:

    Bazı bitki tentürlerinin kullanımında yukarıda açıklanan başlangıç tentürü tercih edilir. Ama tentürler genellikle inceltilip-güçlendirilerek kullanılr.

    İnceltme-Güçlendirme Yöntemi:

    1 ölçü başlangıç tentürü, 9 ölçü 30-35 derecelik etil alkol-su karışımı, kanyak veya elma sirkesi ile koyu renkli küçük bir şişede inceltilir ve iyice çalkalanır. Elde edilen tentür, desimal ölçüye göre; D1' dir ve şişenin üstüne, kullanılan bitkinin adı, tentür yapımının tarihi ve incelti derecesi (D1) bilgilerini içeren bir etiket yapıştırılır. D1 inceltisinden alınan 1 ölçü, aynen yukarıdaki gibi 9 ölçü etil alkol-su, kanyak veya elma sirkesi karışımıyla inceltilirse D2 inceltisi elde edilir. Böylece devam edilerek, kullanımı önerilen incelti derecesine ulaşılır. (D3, D4, D5, D6... gibi)

    Homeopaty biliminde (tentür ile tedavi) 2 yüzyıl boyunca yapılan sürekli araştırmalar ve insan üzerinde yapılan deneylerle, hangi hastalıklara karşı hangi bitkisel, hayvansal veya mineral tentürün, hangi incelti derecesinde, hiç bir yan etki yapmadan başarılı olabileceği kesinlikle saptanmıştır. Homeopaty (Homeopathic- Homeopathie-Homöopathi) yöntemleriyle yapılacak tedavilerde, konu literatüründe yerini almış olan bu incelti derecelerine ve kullanım dozajlarına mutlaka uyulmalıdır. Bazı hastalıklara karşı çok yüksek incelti dereceleri (Örnek: D30 gibi) önerildiğinde, konunun yabancısı olan kişiler şaşkınlığa kapılabilirler, ama bu tespitler kesinlikle doğrudur çünkü tentürlerin etkinlikleri genelde inceldikçe artar!

    Tentürler, kullanım miktarları göz önüne alındığında, bitki çaylarından çok daha etkilidirler. Alkol almak istemeyen veya kesin alkol yasağı altında olan kişiler için sıcak su karışımı idealdir, çünkü alkol sıcak suyun içerinde kısa bir sürede uçar ve geriye yalnızca bitkisel etken maddeler kalır. Tentürler ayrıca, tam veya yarım banyolara eklenerek de kullanılabilir.

    Özsu Çıkarmak

    Bitkilerin taze özsuları, damla biçiminde kullanılmaya veya hasta organları nemlendirmeye uygundur. Bu özsular, evlerde kullanılan meyva sıkma aleti ile de elde edilebilirler. Bitkilerin özsuyu her gün taze olarak sıkılabilir. Ağzı iyice kapalı küçük renkli şişelerin içinde, buzdolabında bir kaç gün saklanabilir.

    Bitki Lapası

    Saplar ve yapraklar, bir tahta tabla üstünde, bir bitki lapası haline gelene kadar merdane ile ezilir. Elde edilen lapa, bir keten bezin üstüne yayılarak, hasta organın üstüne yatırılır, sargı bezi ile sarılır ve sıcak tutulur. Bu lapa kompresi gece boyunca etkilemeye bırakılabilir.

    Bitki-Buhar Kompresi

    İçinde su kaynayan bir kabın üstüne yerleştirilen süzgecin içine taze veya kurutulmuş bitkiler konduktan sonra, süzgecin üstü kapanır. Bir süre sonra , yumuşamış olan bu sıcak bitkiler bir bezin üstüne yerleştirilerek, hasta organın üstüne yatırılır. Hepsi, bir yünlü kumaşla örtülür ve başka bezlerle sıkıca sarılır. Hasta kişi üşümemelidir.Örneğin: Atkuyruğu buğu kompresleri çok etkilidir. Buğu kompresleri, iki saat veya gece boyunca hasta organın üstünde kalabilirler.

    Merhem ve Yağ Hazırlamak

    İki avuç taze bitki ince kıyılır. 500 gr içyağı veya bir doğal margarin, sanki kızartma yapılacakmış gibi, bir kabın içinde kızdırılır. Bitkiler bu kızgın yağın içine atılarak karıştırılır, 1-2 dakika sonra ateş söndürülür, kabın kapağı kapatılır ve soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra buzdolabına koyulur. Ertesi gün, kap yine ısıtılır (kızartılmaz) ve bir tülbentten geçirilerek süzülür ve hazırlanmış olan merhem kaplarına dağıtılır.

    Bitki yağı hazırlamak için, çiçekler veya yapraklar gevşek biçimde bir şişeye doldurulur ve bitkilerin iki parmak üstüne çıkacak miktarda, sızma zeytinyağı eklenir. 14 gün boyunca güneşte veya sıcak bir ortamda bekletildikten sonra tülbentten geçirilerek süzülür.

    Oturma Banyosu

    Tam banyo için, gerekli bitkiler geceden soğuk suya koyulur. Bir banyo için bir kova dolusu (6-8 litre) taze bitki veya 200 gr kurutulmuş bitki gereklidir. Ertesi gün bu miktar ısıtılır (kaynatılmaz) ve süzüldükten sonra banyo suyuna eklenir (küvet). Banyo süresi 20 dakikadır. Kalp ve göğüs bölgesi suyun dışında kalmalıdır. Ilık ya da sıcak su ile belirtilen sınırları aşmayacak şekilde doldurulmuş küvete bitki suyunu süzüp boşalttıktan sonra 20 dakika süreyle oturmalısınız. Bu esnada ilgili sayfalarda belirtilen bitki çayını da yudum yudum içebilirsiniz. Banyodan sonra kurulanılmaz ve durulanılmaz. Bir bornozun içinde, sıcak yatakta bir saat kadar yatarak dinlenilir.

    Yarım banyo için, yarım kova (3-4 litre) taze bitki veya 100 gr kurutulmuş bitki gereklidir. Yarım banyonun hazırlanışı ve uygulanışı da aynı tam banyo gibidir. Ancak, banyo suyu böbreklerin üstüne kadar çıkmalıdır. Yarım banyo süresi de 20 dakikadır. Banyodan sonra kurulanılmaz ve bir bornozun içinde, sıcak yatakta bir saat kadar yatarak dinlenilir. İlgili sayfalardaki bitki özelliklerine uygun önerilere dikkat edilmesi gerekir.
    SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    09-11-2007
    Mesajlar
    416
    Karizma Gücü
    0

    Tabiat Ana'nın Eczanesi, BİTKLER her derde deva...

    ALKOLSÜZ İSVEÇ ŞURUBU:



    İsveç İksiri her evin ecza dolabında bulunması gereken; bağışıklık sistemini güçlendirici, serbest radikalleri düzenleyici, *Yasak Kelime**Yasak Kelime**Yasak Kelime**Yasak Kelime*bolizmayı düzenleyici, hücreleri diri tutan bir gıda takviyesidir. Formülü İsveçli Dr. Samst'ın ölümünden sonra bulunan el yazmasından alınmıştır. 104 yaşında attan düşerek ölen Dr. Samst'ın diğer aile fertlerinin de çok uzun yıllar sağlıklı bir şekilde yaşadıkları tesbit edilmiştir.

    Dr. Samst'ın el yazması reçetesinde İsveç İksirinin nerelerde kullanılabileceği 46 maddede özetlenmiştir. Bu maddelerden bazıları aşağıda belirtilmiştir.





    İçindekiler: Sarısabır (Aleo ferox miller), Ravent kökü (Rheum palmatum), Mirra (Commiptiana molmol), Cedvar (Curcuma zedona), Centiyane (Genar Changelica), Doğal kafur (Cinnamomum camphera), Sinameki (Cassia Angustifolia), Eğir kökü (Acorus sativus), Besbase (Myristicae arillus), Safran (Crous sativus), Tarçın (Cinnamomum zeylanicum), kakule (Elettaria cardamomum).



    Yapılışı: Belli oranlarda karıştırılan birkiler, elma sirkesi içine konulup 14 gün kadar ışıksız ve ılık bir yerde bekletilir. Karışımın her gün karıştırılması gerekmektedir. Bekleme süresi sonunda süzülen karışım kavanozlara doldurulup güneş ışığı görmeyen bir yerde tutulur.



    Yararları:



    - Sivilceler, egzama ve kabuklanmalar (Burun içindekiler dahil)

    - Romatizmal ağrılarda içilerek ve kompres yapılarak

    - Yüksek ateş durumunda her öğün 1 çorba kaşığı

    - Tüberküloz hastalığında 6 hafta boyunca kullanılmalıdır.

    - Antioksidan özelliğinden dolayı kanser türlerinde tedaviye yardımcı olarak alınmalıdır.

    - Hemeroidde memeleri yok eder

    - Kapanmayan yara ve yanıklarda, her türlü kesiklerde başarıyla kullanılır ve iz kalmaz

    - Sarılıkta çok önemli başarılar alınabilir. İçilerek ve karaciğer üzerine kompres yapılarak kullanılmalıdır.

    - Fistülleri yok eder.

    - Bulantı ve baş dönmelerini önleyicidir.

    - Vajinal akıntıları önleyicidir.

    - Fazla alkol alımından meydana gelen sarhoşluğu önleyicidir.

    - Her çeşit arı, böcek ve sivrisinek sokmasını iyileştiricidir.

    - Nasırları kökünden söker. (maksimum 3 günde)

    - El ve ayak titremelerinde faydalıdır.

    - Fazla yenilen yemeklerden sonra meydana gelen rahatsızlıklarda, mide kramplarında ve kolitte çok etkilidir.

    - Kulak uğuldaması, kulak ağrısı ve kulak çınlamasında, işitme duygusunun güçlendirilmesinde etkilidir.

    - Bulaşıcı hastalılara karşı organizmayı korur.

    - Boğaz ağrıyorsa ve yutkunurken eziyet çekiliyorsa, birkaç damlası sabah, öğle ve akşam yavaşça yudumlanır, yanmayı hemen durdurur ve boğazı iyileştirir.

    Mide ağrısı varsa bir dolu yemek kaşığı içilir.

    - Kolit için arka arkaya üç yemek kaşığını yavaş yavaş içmek gereklidir, tesiri hemen görülür.

    - Safra kesesi ağrılarına çok faydalıdır, sabah akşam bir dolu yemek kaşığı, gece ise damlalarla yapılacak olan kompres tüm ağrıları geçirir.

    - Ödem için 6 hafta boyunca sabah akşam, bir dolu yemek kaşığı iksir beyaz şarap içerisinde içilir.

    - Mide ve bağırsaktaki gazları dağıtır ve karaciğeri rahatlatır, tüm mide ve bağırsak rahatsızlıklarını ve kabızlığı giderir.

    - Kansızlık ve anemide çok etkilidir. 2 ay kullanılmalıdır.



    Herhangi bir yan etkiye sahip değildir.



    KULLANIM ŞEKLİ: Her hangi bir rahatsızlığı olmayan, bağışıklık sistemini korumak isteyen kişiler günde 1 ila 4 tatlı kaşığı iksiri su veya bitki çayı içinde seyrelterek kullanmalıdır.



    Kulak problemlerinde kulağın içi susam yağı veya zeytinyağı ile nemlendirilerek, iksirle nemlendirilmiş pamuk konulur. Burun içindeki kabuklanmalar, dudak uçukları, iltihaplı sivilceler ve çıbanlar sık sık iksirli pamuk ile nemlendirilir.



    Nasırların üstüne şurupla ıslatılmış bir pamuk parçası konulur ve yara bandıyla hava almayacak şekilde örtülür. En geç üç gün içinde nasır köküyle sökülür. Kompres sürekli nemli kalmalıdır.



    Kapanmayan yaralar, yanıklar, ezikler, böcekler ve sinek sokmaları ve darbeyle oluşan şişliklerde, kas ağrıları ve romatizmal ağrılarda, şurupla ıslatılan gazlı bez veya pamukla kompres yapılır. Kompresleri mümkün olduğunca uzun müddetli tutmaya dikkat edilmelidir. Mümkünse gece yapıp sabaha kadar beklenmelidir.



    Hemeroidde hem memelere dıştan pansuman yaparak, hem içerek kullanılmalıdır.



    Kronik vakalarda içilecek miktar günde 4 çorba kaşığına kadar çıkabilir. Çocuklarda doz ½'dir.



    UYARI: Süt ile birlikte İsveç İksiri alınmamalıdır.
    SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    09-11-2007
    Mesajlar
    416
    Karizma Gücü
    0

    Tabiat Ana'nın Eczanesi, BİTKLER her derde deva...

    Arkadaşlar "Keten Tohumu" gerçekten çok öenmli bir bitki yazı biraz uzun olsada şiddetle okumanızı tavsiye ederim..

    Keten tohumu

    OMEGA-3 ( N-3 ) yağ asitleri içeren besinlerin sağlığımız açısından önemini belgeleyen araştırma sonuçları arttıkça, beslenme uzmanları, doktorlar ve tüketicilerin, balık yağı ve keten tohumuna ilgileri arttı. Bu ürünlere yönelişin artmasındaki diğer önemli unsur da, vücudumuzun üretemediği N-3 yağ asitlerinin, mutlaka dışarıdan besin yoluyla alınmasının gerekliliği.


    Keten tohumu yüksek oranda çoklu doymamış yağ asitleri, düşük oranda doymuş yağ asiti, yüksek oranda lifle birlikte bol miktarda potasyum, az miktarlarda ise magnezyum, demir, bakır, çinko ve çeşitli vitaminler içerir. 100 gr. keten yağı 13.4 mg. E vitamini, 100 gr. keten tohumu ise yaklaşık 450 kcal. içerir daha uygun sanki. Keten tohumunun amino asit profili soya ununa benzer özellikler gösterir. İçerdiği N-3 yağ asiti oranı, (Omega-6 nın yaklaşık dört katıdır) çözünebilir ve çözünemez liflerce zenginliği ve bir çeşit bitkisel östrojen olan lignanların en zengin kaynağı olması nedeniyle keten tohumu beslenme uzmanları tarafından sıklıkla önerilir. Lignanlar, hormonlara bağlı kanser türlerinde (göğüs, prostat vb.) seks hormonlarına müdahale ederek kansere karşı koruma yapar; tümör hücrelerinin büyümesini engeller. Keten tohumunda bulunan lignanlar birer doğal SERM’dir (östrojeni seçerek alan modülatörler); östrojen kullanımının zararlarından korurken tüm diğer olumlu etkilerinden de yararlanmayı sağlarlar. Örneğin; östrojenin kemiklerde bağlantı kurup büyümeyi sağlamasına izin verirken; hasar verebileceği göğüs ve rahim içi gibi hassas bölgelere girmesine izin vermezler. Fazladan bir hücre büyümesi olmadığında kanser riski azalır. Keten tohumu 100 gramda toplam 240.6 mg. bitkisel östrojen içerirken, birçok diğer gıda maddesinde bu 100 gramda 17 mg.’ı geçmez.

    İçerdiği lifin yaklaşık olacak üçte ikisi suda çözünemeyen, geri kalanıysa çözünen lif özelliğini taşır.

    Suda çözünmeyen lifler dışkı yoğunluğunu arttırarak, bağırsak geçiş zamanını azaltarak kabızlığı önleyici, bağırsakları yumuşatıcı etki yaparlar.

    Keten tohumunda bulunan suda çözünür lifler (mucilage zamkı/sakızı) kan şekeri seviyesini korur, kolesterol seviyesini düşürürler. Beslenmedeki yüksek lif miktarının kanser önleyici etkileri de söz konusudur.

    Beslenmede ideal yağ asiti dengesini sağlamak için, ana yağımızı tekli doymamış yağ asiti oranı yüksek soğuk sıkım zeytinyağı olarak seçmeli, doymuş ve transyağları (hidrojene) minimuma indirmeli, tahıla - ekmeğe bağlılığımızı düşürmeli, bol bol yeşil yapraklı gıdalar tüketmeli ve mutfağımızı keten tohumuyla takviye etmeliyiz.

    Keten tohumu içerdiği alfa-linolenik asit (N-3 yağ asitlerinin en önemli üyesi) açısından besinlerin en zenginidir. Alfa-linolenik asitin bir kısmı, vücutta uzun zincir N-3 yağ asitleri EPA ve DHA ya dönüşürler ki bunlar iyi kolesterolü yükseltir, yüksek tansiyonda düşürücü etki yapar, kanın pıhtılaşma eğilimini azaltır, plazma trigliserid düzeyini, aritmi riskini azaltır. Dolayısı ile alfa-linolenik asitin koroner kalp hastalığı riskini azalttığı tespit edilmiştir. Keten tohumu üzerine yapılan araştırmalar, düzenli keten tohumu kullanımının dolayısı ile alfa linolenik yağ tüketiminin, arterioskılerozun (damar sertliği) gelişmesini önleyebileceğini, iltahabi hastalıklarda olmalı ve otobağışıklık rahatsızlıklarında etkili olabileceğini göstermektedir. N-3 çe dengeli beslenmenin kanseri engelleyici özellikleri de tespit edilmiştir. Yağ asitleri dengesinin N-6, doymuş yağ asitleri ve trans yağlar tarafına kayması sadece daha az N-3 tüketmemiz anlamına gelmemekte aynı zamanda bu yağlar, alfa-linolenik yağ asitinin uzun zincir N-3 yağ asitlerine dönüşmesi engelleyerekte vücudumuz N-3 yağ asitlerinden gerekli faydayı sağlamasını engellemiş olurlar.

    Keten tohumunu doğal ürün dükkanlarından veya aktarlardan temin edebilirsiniz. Tazeliğini anlamak için çimlenip çimlenmediğine bakabilirsiniz, eğer çimlenmiyorsa aldığınız yere iade ediniz. Keten tohumları sert olduğundan dikkatli bir çiğnemede bile yeterince öğütülemeyebilirler, bu da yeterince sindirilmeden vücuttan atılmalarına sebep olur. Öğütülmüş keten tohumunun sindirimi çok daha kolaydır. Keten tohumlarını öğüterek yersek onun şifai özelliklerinden daha fazla faydalanabiliriz. Keten tohumunu öğütmek için karabiber veya kahve el değirmenleri ya da bu tip tohumları öğütmek için özel olarak üretilmiş elektrikli öğütücüler kullanılabilir (ülkemizde bulunmaktadır). Keten tohumu oda sıcaklığında bir yıl tazeliğini korur. Öğütülmüş keten tohumu ise 30 gün boyunca hava geçirmez kapaklı bir kavanozda buzdolabında saklanabilir.

    Batıda fırıncılık sektörü tüketicinin talebini karşılamak üzere karışık tahıl ekmeklerine öğütülmüş keten tohumu ekleme yoluna gitmiştir.

    Öğütülmüş keten tohumu ayrıca hazır karışımlarda (kekler vb), dondurulmuş hamur işlerinde ve hazır eritilerek servis yapılan ürünlerle gıda endüstrisine girmiştir. Ayrıca tavuklara keten tohumu yedirilerek elde edilen N-3 çe zenginleştirilmiş yumurtalar da vardır.

    Sizler de mutfakta keten tohumunu el altında bulundurarak, onu öğütülmüş halde salatalarınıza, yoğurdunuza, müslinize serpebilir, fırında yaptığınız hamur işlerine katabilir, pilavdan çorbalara, tatlılardan tuzlulara her yemeğinizde kullanabilirsiniz.

    Günlük 2000 kcal.’ ye eşdeğer besin tüketen bir insan için günde 1 çorba kaşığı öğütülmemiş keten tohumu kullanımı N-3 yağ asitleri kullanımı açısından yeterli katkıyı sağlayacaktır.

    Yaptığınız hamur işlerinde her bir bardak unun içinden 2 çorba kaşığı un alıp yerine 2 çorba kaşığı öğütülmüş keten tohumu katabilir veya yağca bir değişim yapmak istiyorsanız her 1 ölçü yağ yerine 3 ölçü öğütülmüş keten tohumu katabilirsiniz. Laboratuar çalışmalarında öğütülmüş veya öğütülmemiş tohumların fırında 2 saat boyunca 178 derece sıcaklıkta N-3 yağ asitlerini ve lignanlarını neredeyse hiç yitirmediği tespit edilmiştir. Fakat keten tohumu yağı iyi bir N-3 yağ asiti kaynağı olsa da, tohumdaki lif ve lignanlarını yitirmiştir. Keten tohumu yağının kullanım esnasında ısıya maruz bırakılmaması tavsiye edilmektedir (yemekler piştikten sonra ve salatalarda).


    Geleneksel tedavide kullanımı

    Keten tohumu antimantari, antimitoz ve antioksidan özellikler taşır.

    Keten tohumlarında bulunan müsilaj, bağırsakta su çekip şişerek,mekanik müshil olarak tesir eder. Ketenin bu etkiyi göstermesi biraz zaman alır fakat tahriş yapmama gibi önemli bir avantaja sahiptir. Yine bu özelliğiyle diğer müshillere nazaran daha uzun süre kullanılabilir. Ayrıca içerdiği yağda müsil yapıcı etkiye destek sağlar.

    Eski Mısırlılar zamanından beri bu amaçla kullanıldığı bilinmektedir.

    Yine müsilajın yumuşatıcı etkisinden dolayı gastrit, mide ülseri gibi sindirim sistemi tahrişlerinde de kullanılır.

    Bu amaç için günde bir kez tercihen yatmadan önce 1-2 çay kaşığı tohum yenir, üzerine 2 bardak su içilir.

    Öksürüğe, nezleye, üşütmeye karşı 1 çorba kaşığı keten tohumu 3 fincan suda 10 dakika kaynatılır; 3-5 dakika bekletilip süzüldükten sonra içilir.

    Bu çayın buharı burundan teneffüs edilir.

    Akciğer hastalıkları ve zatüreede 80 gr. keten tohumu 40 gr. rezene tohumuna karıştırılarak az sıcak suda lapa yapılır ve iki tülbent arasına konarak göğüse ve sırta yerleştirilir.

    Çıban, gece yanığı ve eziklerin iyileştirilmesinde 80 gr. keten tohumu ile 40 gr ebegümeci lapası yapılarak yaranın üzerine konur.

    Böbrek ağrısı ve kramplarda iki çay kaşığı keten tohumu 6 fincan suda 10 dakika kaynatılıp, 5 dakika bekletilip süzülür.
    SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    09-11-2007
    Mesajlar
    416
    Karizma Gücü
    0

    Tabiat Ana'nın Eczanesi, BİTKLER her derde deva...

    Beynin şifası elmadan


    Beyin hasarlarına karşı en güçlü korumayı elmanın sağladığı ortaya çıktı. Günde bir elma, çok sayıda hastalığa karşı vücudu koruyor. ABD'de Cornell Üniversitesi'nin araştırmasına göre, özellikle beyin hücrelerinin direncini artıran güçlü bir antioksidan maddeye sahip elma, güneş ışığı, kimyasal reaksiyonlar ve stresten kaynaklanan zararlara karşı güçlü koruma sağlıyor.

    Bol miktarda meyve ve sebze tüketiminin alzheimer ve benzeri beyin hastalıklarının gelişme riskini azalttığını belirten araştırmacılar, meyve ve sebzelerde bulunan C vitamininin de güçlü bir antioksidan olduğunu ifade ediyor.

    Ancak son olarak, farelerde gerçekleştirilen bir araştırma, elmada bulunan 'quercetin' isimli antioksidan maddenin C vitaminine göre, beyin hücrelerinin direncini muhtemel hasarlara karşı daha fazla artırdığını ortaya çıkardı.

    Kırmızısı daha faydalı
    "Elma giren eve doktor girmez" diyen araştırmacılara göre diğer meyve ve sebzelerle karşılaştırıldığında en yüksek quercetin oranına sahip olan meyve elma. Elmanın alzheimer hastalığıyla mücadelede en faydalı yiyecek olduğuna dikkat çekildi. Kırmızı elmaların yeşil ya da sarı elmalara göre çok daha fazla antioksidan madde içerdiği de belirtildi. Soğan, kızılcık ve böğürtlende de bol miktarda quercetin var.
    SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Ihlamur her derde deva
    2006 Konuları bölümünde Takezo Kensei tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 27.01.12, 23:34
  2. Bal ve tarçın her derde deva
    2005 Konuları bölümünde angel_nili tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 19.12.05, 10:40

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •