Enteresan şeyler oluyor. Ülke, tarihinde görmediği “düşmancılık”la karşı karşıya kaldı.

Birileri “başörtüsü düşmanlarıyla” alakalı attığımız haber başlıklarını “hedef göstermek” gibi algılayabilir. Ancak alenen türban düşmanlığı yapanlara bizim de verecek cevabımız olabilir. Yükselen alevlere gagasıyla su taşıyan kuşlar misali safımız belli olsun yeter.

Sınıflara başörtüsüyle girenlerin laiklikle, Cumhuriyetle, çağdaşlıkla hiçbir zaman sorunu olmadı, olamaz da. “Başörtülü”lerin rejimi değiştireceğini düşünenlerin geriye dönüp geçmişe bakmasında son derece fayda vardır. Çünkü Cumhuriyet tarihi boyunca rejimi değiştirmeye çalışan asıl yanlılar apaçık ortadadır.

Özgürlüklerin kısıtlanması çabası içerisine girmiş iflah olmaz felaket çığırtkanlarının gözden kaçırdıkları hususlar var. “Başörtüsü”yle okumanın muasır medeniyetler seviyesine ulaşmış bir çok ülkede serbest olduğu hesaba katılarak bir sağlama yapılabilir. Başörtülü Türk kız öğrenciler yurtdışında diploma alıyorlar.

“Atatürkçülük” mevzuu ***** olunca mangalda kül bırakmayan hayali kaosçular, Atatürkçülükten nasibini almayanlar; Ata’nın “muasır medeniyetler seviyesine erişmek” hedefini göz ardı ediyor olmalı.

Özgürlüklerin, başkalarının özgürlüklerini kısıtlamadığı sürece özgür olduğunu pekala bilen mürekkep yalamış bir grup akademisyenin takındığı tavır Ata’nın koyduğu hedefle uzaktan ya da yakından örtüşmüyor.

Yani rektörler, öğretim üyeleri ve görevlileri ciddi bir imtihandan geçiyor.

“Kız öğrenci çarşafla ve peçeyle sınava girdi” haberi de yapan kaosçu medya ardı ardına yayınladığı haberlerle “tüm akademisyenlerin başörtüsü özgürlüğüne karşı olduğunu” bilinçaltlarına deklare etmeye çalışıyor.

Ancak madalyonun öteki yüzünde de yüzlerce akademisyenin “başörtüsüne özgürlük” için imza kampanyası başlatıp mücadele ettiği görülüyor.

Yani medya da ciddi bir imtihandan geçiyor.

Hastanedeki başörtülü hemşirenin, sınava giren pardösülünün, TÜBİTAK’ın ödül törenine türbanla katılan kız öğrencinin, sınıfa başörtüsüyle giren üniversite öğrencilerinin gündeme taşınmasının bir sebebi var tabi ki. İmtihan da zaten bu noktada başlıyor. Kız öğrencinin saçları kapalıyken ödül almasının ne gibi bir tehlikesi olabilir ki?

Yani izleyici ve okuyucular da ciddi bir imtihandan geçiyor.

Kafaları bulandıran bir yayın felsefesiyle üfürükten tayyare haberler yapan medyanın takip edilmesi/edilmemesi özgürlüklerin engellenmesi/engellenmemesine büyük katkı yapıyor.

Geçenlerde yazdığım “Başörtüsü takanlara mektup” yazımda da açıkça bahsettiğim gibi başörtüsü sorununu ya bu hükümet çözecek ya da hiçbir hükümet… derken AK Parti düğmeye bastı ve belki de icraatlarının en ses getirenine start verdi. Zaten Erdoğan’ın seçim öncesi vaatleri arasında da bulunuyorlarla bulunmuyor arasında bir konuydu bu.

Buna “seçmenin AK Parti’den beklediği hissi ve ciddi bir beklenti” de diyebiliriz.

Üniversitelerde başörtüsüyle sınıflara girmenin kimseye bir zararı olmayacak. Hainlik yapan saçı kapalı da yapıyor, açık da... İstediği yerde de yapıyor.

“Türban karşıtlarının” derdi saçın görünmesi veya görünmemesi değil. Onların derdi çok daha farklı. Bu zaten bambaşka bir konu. Deştikçe derinleşiyor.

Bu konu CHP’nin konuyu yargıya taşımasıyla birlikte yine kangren olacak gibi görünüyor. Yalnız AKP’nin, Cumhurbaşkanlığı çıkmazını tereyağından kıl çeker gibi çözdüğünü hatırlayınca bu sorunu da çözeceğini düşünüyorum.

Okuma özgürlüğünü geri almak isteyen “başörtülü arkadaşlara” şimdiden hayırlı olsun.

Kaynak: haberaktüel