Vizyon göstererek insanları aldatmak başka bir yöntemdir. Ancak daha önemlisi onların insanlara verdikleri sahte mesajlardır. Bu mesajlar yoluyla bir taşla iki kuş, hatta daha fazlasına erişirler.
İlk başta insanları sahte inançlar yoluyla körleştirerek gerçek olan bilgileri reddetmelerini sağlarlar.
Sonra bu inançlardaki cezaların akıl almaz boyutlarıyla insanları kendi oluşturdukları sahte dinlerine köle ederler.
Üçüncü olarak ta bu inançlar yoluyla "Gerçek Yaratıcı"yı kötülerler.
Aşağıdaki örnek konu iki sahte inancın nasıl birarada verildiğini ve sonuçta insanları cehennemle korkutarak nasıl sahte bir dinsel ritüel oluşturduklarını göstermektedir.
"Zavallı günahkarların ruhlarının gidecekleri cehennemi gördünüz. Tanrı onları kurtarmak için, benim lekesiz kalbimi Dünya'da anmak üzere bir kutlama töreni oluşturmanızı istiyor."
Bunları inanılmaz olaylar olarak görenler ise şu konuyu düşünebilirler. Papa ayın 13. de vuruldu. Ama daha kesin olarak
13 Mayıs 1981'de. Sözde "Meryem Ana" bu mesajları ilk olarak ne zaman vermeye başladı?
13 Mayıs 1917'de.
"...
Maddesiz bedenli ruh varlıklar ve verdikleri mesajlar
Bunlar mesajlarını nasıl verirler? Bunu çok çeşitli şekillerde ve bazı aracıları ve yöntemleri kullanarak yaparlar. Bu aracıların adının her zaman medyum olması gerekmez. Adı ne olursa olsun, önemli olan onların amaçlarına hizmet etmeleridir. Ve onlar da genellikle kendi amaçlarına hizmet edenleri çok zengin ederler. Bunu yaparken de diğerlerinin (çoğu kez müridlerinin) onlara bu zenginliği vermelerini sağlarlar. Yöntemler çok sinsicedir. Birçoğu masum dinsel inançlar şeklindedir. Bir kişi kendine şunu sormalıdır: Neden birçok inanç birbirinden bu kadar farklı olduğu halde, bir o kadar da benzerlik gösterir? Nedeni çok basittir. Çünkü bütün bu inançların kökeni Nemrut'un (Nimrod) kurucusu olduğu Babil şehridir. Ayrıca ruhçuluğun beşiği, anayurdu da Babil'dir. Bugün de var olmaya devam eden pek çok inanç ta o zamandan beri vardır. Bu inançların içeriği maksatsız değildir. Hepsi genellikle bir amaca hizmet ederler; çünkü, zaten bunun için tasarlanmışlardır. Tıpkı bir satranç oyununda olduğu gibi çok zekicedirler. İlk bakışta anlaşılması nerdeyse olanaksızdır. Konu gider gelir, Kitabı Mukaddes'e dokunur ve onun etrafında döner. Ancak, konular Kitabı Mukaddes'e göndermeler yapsa da, verilen mesajlar onunla zıttırlar. Benzerliklerin kurulması ise, onun mesajını saptırabilmek içindir. Şu soruları soralım: İnsan ölünce ne oluyor? Yanıt hemen hemen bütün inançlarda aynıdır. İnsan ölünce ruhu bir yerlerde yaşamaya devam ediyor, denilir. Oysa Kitabı Mukaddes insanın ruhunun, yalnızca bir kuvvet olduğunu ve kişiliği olan bir şey olmadığını söyler. Tıpkı, farklı aygıtların, bir radyonun, bir makinenin elektrik kuvvetini kullanması gibi. Elektrik hiç bir zaman ne bir radyonun, ne de bir makinenin özelliğini alır. Kitabı Mukaddes'e göre insan ölünce, toprağa döner ve geriye ondan hiç bir şey kalmaz. Tek kalan şey ise, Tanrı'nın o kişiye ait bilgileri hatırlamasıdır. Ve o kişinin gelecekte yaşayıp yaşamayacağı Tanrı'ya bağlıdır, denilir. Bu dirilmeyle ilgili bir konudur. Peki, ruhun ya da canın ölmezliği öğretisinin benimsetilmesi ile amaçlanan nedir? Kitabı Mukaddes insanların yaşadığı yerin ve gelecekte de cennet bir ortamda yaşayacakları yerin Dünya olduğunu söyler. Başlangıçta Dünya'da bir cennet vardı ve bu cennet gelecekte de gene Dünya'da olacaktır. İşte bunun baltalanması gereklidir. İnsanlara, Dünya'nın tamamen, bir daha yaşanmamak üzere yok edileceği inancı benimsetilmelidir. Bu daha da uzun açıklanabilir. Ayrıca insanlara, insanın ölünce ruhunun yaşadığına inandırtmanın başka bir faydası daha vardır. Bu sayede, maddesiz bedenli ruh varlıklar - cinler - bu ölmüş kişilerin kılığına girebilirler ve insanları aldatabilirler. Çoğu kez de bunu yaparken, insanların gözünde dinsel yönden değerli sayılan kişileri kullanırlar. İnsanlar kendi inançlarında değerli saydıkları birini rüyalarında görürlerse, onun verdiği mesajı kolaylıkla kabul edebilirler. Rüyaların ya da diğer ruhçulukla ilgili konuların bütün Dünya çapında yer alan konular olduğunu aklımıza getirirsek, bunların Dünya çapında bütün insanları aynı yolla saptırdıklarını anlayabiliriz. Ufak bir farkla, her ülkede o insanların inancına ters düşmeyecek şekilde yapılır. Tam tersine bu insanlar, bu tip olayları yaşayıp, birbirlerine anlattıkça, inançları daha da perçinleşir. Yani, maddesiz ruh varlıkların, Babil'de diktikleri inanç fidanları ara sıra sulanmalı ve bakılmalıdır ki, aldatmanın devamı sağlanabilsin.
İnanç 1: İnsan ölünce ruhu yaşamaya devam eder.
İnanç 2: Ölen kişinin ruhu, başka birisi olarak tekrar beden alabilir. (Reenkarnasyon)
İnanç 3: Ölen kişinin cennetle cehennem arasında bekleyeceği bir yer vardır. (Araf)
İnanç 4: Ölen günahkarın azap çekeceği bir cehennem vardır. (Hell, Inferno)
İnanç 5: Tanrı insanların kaderini belirler. İnsanlar bunun dışına çıkamazlar. (Predestination)
Bu liste böyle uzayıp gider.
En az iki mesaj örneği: Ruhun yaşamaya devam etmesi ve cehennem:
Örneğin "Fatima'nın üç sırrı" diye bilinen bir konu vardır. Dindar Katolikler, "Meryem Ana"'nın keçi çobanlığı yapan Lúcia dos Santos, Jacinta und Francisco Marto adlı üç çocuğa görünerek, onlara bazı sırlar verdiğine inanırlar. Olayın geçtiği yer Fatima adlı bir yerdir (Lizbon, Portekiz). (
Fátima – Wikipedia) "Meryem Ana" ilk olarak 13 Mayıs 1917'de görünür. Bu tarih 1. Dünya Savaşı'nın dolu dizgin devam ettiği bir tarihtir. Alev atan makineler ve zehirli kimyasal gazlar vs. kullanılan, tam bir deliliğin hüküm sürdüğü bir tarih. Fatima'da yaşayan bu üç çocuk ise, yoksulluğun olduğu ve doğru dürüst okur-yazarlığın bile olmadığı ancak, inançlarının güçlü olduğu bir köyde yaşamaktadırlar. "Meryem Ana" bu mesajları hemen vermez, çocuklara her ayın 13'ünde aynı yere kendisiyle buluşmak için gelmelerini söyler. Çocuklar buna uyarlar. Üçüncü gelişlerinde "Meryem Ana" çocuklara bir vizyonla cehennemi gösterir. Bu cehennemin yeri olarak da Dünya'nın merkezi gösterilir. Orada bir ateş denizi vardır. İçinde günahkarların ruhları ve şeytan ile cinler cayır cayır feryatlar ederek yanmaktadırlar. "Meryem Ana" çocuklara şöyle der: "Günahkarların ruhlarının gidecekleri yeri gördünüz. Arkasından çocuklardan "Her gün tespih duası edin" diyerek ibadet etmelerini ister. Ayrıca daha önemlisi de, her yıl belli bir ayın 13'ünü "Meryem Ana"yı kutlama günü olarak dinsel tören olarak kutlamalarını talep eder. Peki sormak gerekir. Neden, ayın 13'ü. Bu sayı satanizmle ilgili kutsal bir sayı değil mi? Evet, öyledir. İsa'nın 12 takipçisi vardı. Bunlardan biri Yahuda İskariyot hain oldu ve onun yerine bir başkası seçildi. Yahuda İskariyot görevinden alındı ve görev başkasına verildi. Yahuda İskariyot 13. olarak dışarda bırakıldı. Şeytan'ın Tanrı'nın meleklerinin arasından çıkmasına güzel bir örnek olarak, bu olay ve sayı satanizm için uygun bir sembol olabilir. Peki "Meryem Ana" neden bu sayıyı kullanmaktadır? O tarihlerde bir gün "Meryem Ana" çocuklara tekrar göründüğünde yalnız gelmez. Biraz arkasında ve sağında duran alev alev yanar şekilde elinde bir kılıçla bir melek durmaktadır. "Meryem Ana"'nın çocuklara verdiği sırların bir bölümü 1. Dünya Savaşı'yla ilgilidir. "Meryem Ana" sırlarla ilgili olarak, eğer söyledikleri yapılırsa, yani tespih duası ve kendisiyle ilgili anılma töreni vs. o zaman günahkarların ruhlarının kurtulacağını söyler. Bu arada arkasındaki korkutucu alev alev yanan melek, çocuklara "tövbe edin, tövbe edin, tövbe edin" diye bağırarak, onlara alevler fırlatır. Ama korkmaya gerek yok! "Meryem Ana" devreye girer ve elini açarak gelen alevlere bir toz gibi ışık tanecikleri saçar ve saçtığı bu pırıltılar alevleri söndürür. İşin garip tarafı şu ki, savaşı yapanlar bir başkasıyken, bu alev alev yanan melek, çocukların tövbe etmesini istemektedir. Savaş meydanı ve korkunç savaş makineleriyle savaşanlar başka yerdedirler. Bu çocukların yaşadığı yer ve onların köyü ise zavallı, masum ve üstelik dindar insanlardan oluşan bir köydür. Üstelik bunlarda aklı bir şeye ermeyen ufak çocuklardır. Acaba alevler saçan bu melek, savaşan askerlerden ve silahlardan, büyük adamlardan korktuğu için mi bu çocuklara gelip tövbe etmelerini istemektedir? Bu çocuklar mı savaşı çıkardılar ki, tövbe etsinler? Bu konuları saçma gören olursa, bilsin ki, bunlar koskoca bir Katolik inancının benimseyip kutsal saydığı bir konudur. Öyle olmasa, Papa'nın vurulduğu merminin, daha sonra "Meryem Ana"nın tacına kaynak yapılması sözkonusu olur muydu? Artık o kurşun, kutsal bir nitelik kazanmıştır. Çünkü o kurşun "Fatima'nın üç sırrı" ile ilgilidir. Hatta bu nedenle vurulan Papa, bu olayın arkasında ilahi nedenler (kader) olduğuna inandığından, kendisini vuranı bağışlamıştır.
Papa ayın 13. de vuruldu.
Rahibe Lucia ayın 13. de öldü.
Fátima, Portugal - Wikipedia, the free encyclopedia Three Secrets of Fatima - Wikipedia, the free encyclopedia The Message of Fatima Our Lady of Fatima - Wikipedia, the free encyclopedia The Miracle of Our Lady of Fatima - Wikipedia, the free encyclopedia The Miracle of the Sun - Wikipedia, the free encyclopedia Marian apparition - Wikipedia, the free encyclopedia Fátima – Wikipedia Die Botschaft von Fatima Das dritte Geheimnis von Fatima FATIMA (FÁTIMA) - KATHOLISCHER WALLFAHRTSORT IN PORTUGAL - Reiseführer
Vatikan'ın resmi inancının bir kısmı olarak kabul ettiği “Fatima'nın üç sırrı”nda cehennemle ilgili bir görüm (vizyon) anlatılır. 13 Mayıs 1917'de “Meryem Ana” o zamanlar Cova de Iria'da (Lizbon-Portekiz) çobanlık yapan Yacinta, Francisco ve Lucia adlı üç Portekiz'li çocuğa ilk defa ışıklar içinde göründüğünde, onlara her ayın 13'ünde tekrar o yere gelmelerini söyler. Ve 3. kez göründüğü 13 Temmuz 1917'de bu çocuklara bazı sırlarla dolu açıklamalarda bulunur. Her buluşmanın sonunda “Meryem Ana” şu tembihte bulunur: “Her gün tespih duası edin.” Rahibe Lucia, Vatikan tarafından kendisiyle bu sırlar hakkında konuşturulmak üzere görevlendirilen Leiria-Fatima rahibine bunlar hakkında açıklamalarda bulunur. Rahibe Lucia'nın cehennemle ilgili anlattığı görüm şöyledir:
“Bizim Sevgili Hanımımız, bize Dünya'nın derinliklerinde olduğu görülen büyük bir ateş denizi gösterdi. Bu ateşin içinde şeytanları ve insanların ruhlarını, saydam siyah ya da kahverengi, insan şeklinde yanan kömürler olarak gördük. Bunlar ateşin içinde oraya buraya gidip, içinden dumanlar çıkan alevler tarafından yukarı fırlatıldılar. Birisini, bu gördükleri karşısında dehşetten titretecek ve kanını dondurtacak şekilde, bunlar acı feryatlar ve ümitsizlik çığlıkları altında dengeleri ve ağırlıkları olmaksızın, muazzam büyüklükteki alevler içinde kıvılcımlar gibi bütün her yöne doğru düştüler. Şeytanlar korkunç ve ürpertici iğrenç, bilinmeyen hayvanlar şeklinde görünüyorlardı, hem de ayrıca saydam ve siyahtılar.”
“Bu görüm bir an için sürdü. Göksel annemize şükürler olsun ki, bize (ilk göründüğünde) bizi göğe (cennete) götüreceğine söz vermişti. Öyle olmasaydı, sanırım korkudan ve dehşetten ölürdük. Bakışlarımızı, sevgili hanımımıza doğru kaldırdığımızda, tam bir iyilik ve hüzünle konuştu: -
Zavallı günahkarların ruhlarının gidecekleri cehennemi gördünüz. Tanrı onları kurtarmak için, benim lekesiz kalbimi Dünya'da anmak üzere bir kutlama töreni oluşturmanızı istiyor. Size söylediğim yapılırsa, birçok insanın ruhu kurtulacak ve barış olacak.”
Three Secrets of Fatima - Wikipedia, the free encyclopedia Hell - Wikipedia, the free encyclopedia
Buradaki resimler cehennemin çeşitli katmanlarını göstermektedir. Cehennemdeki işkenceler çok çeşitlidir. Bazı işkenceler insanların kaynar kazanlara atılarak yakıldığını bazıları da çeşitli işkence aletleri kullanılarak cehennemliklere işkence edildiğini anlatır.
Bu resimlerde sergilenen cehennem anlayışı, orta çağdaki hristiyanlık düşüncesini derinden etkileyerek, kafir olarak adlandırılan kişilerin benzer işkencelere tabi tutulması gerektiğini düşündürtmüştür. Bunun sonucunda yaklaşık yüz bin kadar kadın, cadı oldukları gerekçesiyle direklere bağlanıp yakılmıştır. Ayrıca orta çağdaki engizisyonda (Engizisyon: Peşine düş, yakala, işkence et, öldür.) bir çok çeşitli işkence aletleri kiliseler tarafından icat edilmiş ve kafir olarak adlandırılanlara karşı uygulanmıştır. Bu aletler bugün Avrupa'daki bazı müzelerde sergilenmektedir. Bu müzelerden biri Almanya'nın Rüdesheim şehrinde bulunmaktadır..."
Cehennem - Vikipedi