• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
28 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    25-09-2007
    Mesajlar
    1,373
    Karizma Gücü
    5

    Kuran'da İçki Hükmü

    Aklın sıhhatli düşünme ve muhakeme yeteneğini gideren, sarhoşluk denilen hale sebep olan içecekler.

    Kur'an-ı Kerîm içkiyi yasaklamış ve haram olduğunu bildirmiştir: "Ey İman edenler! içki (hamr), *****, dikili taşlar ve fal okları Şevtanın işlerinden bir pisliktir" (el-Mâide, 5/90). Ayette geçen hamr kelimesini fakihlerin çoğu aklı gideren bütün içkileri kapsamına aldığını söylemişlerdir. Hanefiler hamrı şöyle izah etmişlerdir: Köpüklenip kuvvetlenen yaş üzüm suyu, yalnızca bu tür içkilerin ismi hamr'dır Bunun dışındaki sarhoşluk veren içkiler hamr kelimesinin şumûlüne girmez. Bu tür içkiler sarhoşluk verdiği için hamr'a kıyasla haramdır Fakihlerin çoğunluğu, sarhoşluk veren bütün içeceklerin azının da çoğunun da haram olduğunu ve hamr kelimesinin kapsamına dahil olduğunu söylemişlerdir (Sahih-i Müslim, Terceme ve Şerh, A. Davudoğlu, IX, 247, vd.).

    İçki içmek İslâm'da yasak olduğu gibi, önceki semavî dinlerde de bu konuda bazı yasaklar getirilmiştir. Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat'ta şu cümleler dikkati çeker: "Ve Rab Hârun söyleyip dedi: Sen ve seninle beraber oğulların, toplanma çadırına girdiğiniz zaman, ölmeyesiniz diye şarap ve içki içmeyin, nesillerinizce ebedî kanun olarak, tâ ki, kutsalla, bayağı şeyi ve murdarla temiz olanı birbirinden ayırdedesiniz" (Tevrat, Levililer, Bab, 10, A. 8, 9-11)

    İncil'de bu konuda şöyle denir: "Onlar yemek yerlerken, İsa ekmek aldı, şükran duası edip parçaladı ve tâbilerine verdi ve dedi ki: Alın, yiyin, bu benim bedenimdir. Ve bir kâse şarap alıp şükretti ve onlara vererek dedi ki, bundan içiniz. Çünkü bu benim kanım, günahların bağışlanması için birçokları uğrunda dökülen ahdin kanıdır. Fakat ben size derim: Babamın melekûtunda sizinle taze olarak onu içeceğim o güne kadar, ben asmanın bu ürününden artık içmeyeceğim" (İncil, Matta, bab, 26, A:26-29, Yuhanna, A:30:vd.).

    Eski Türklerin İslâm'dan önce Şamanizm'e bağlı oldukları bilinmektedir. Bu dinde genellikle sevinçli zamanlarda ve kutsama törenlerinde Kımız vb. çeşitli içkilerin içildiği bilinmektedir (Mehmet Aydın-Osman Cilacı, Dinler Tarihi, Konya 1980, s. 97 vd.).

    İslâm'dan önce ve İslâm'ın ilk devirlerinde, câhiliye Arapları içki içer ve bunu hayatın bir parçası gibi görürlerdi. İslâm beş şeyin korunmasına büyük önem vermiştir. Bunlar: Akil, sağlık, mal, ırz ve dindir. İçki içen kimse bu beş unsuru da koruyamaz duruma düşer. Amerika'da içki aleyhtarlarının kurduğu bir teşkilat yeryüzünde ilk defa içkiyi kimin yasakladığını araştırır. İlk yasağın Hz. Muhammed tarafından ortaya konulduğu anlaşılınca O'nun hatırasına New York'ta "Muhammed Çeşmesi adını verdikleri bir âbide yaptırırlar (Yeşilay Dergisi, sy. 441, Ağustos 1970).

    Kur'an-ı Kerîm'de içki yasağı tedrîc prensibine göre gelmiştir.

    Mekke'de inen ilk ayette yasak hükmü yer almaz.

    "Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvelerinden içki yapıyor güzel rızık ediniyorsunuz, bunda aklı eren bir kavim için elbet bir ibret vardır" (en-Nahl, 16/67).

    Bundan sonra Hz. Ömer bir gün Resulullah (s.a.s)'a gelerek şöyle dedi: "Ya Resulullah! Şarap malı helâk edici ve aklı giderici olduğu malumunuzdur. Yüce Allah'tan, şarabın hükmünü bize açıklamasını iste. Hz. Peygamber; "Ey Allah'ım, şarap hakkında bize açıklayıcı beyanını bildir" diye dua edince şu ayet indi:

    "Sana içkiyi ve kumarı sorarlar, de ki. "Onlarda hem büyük günah hem de insanlar için bazı faydalar vardır. Ancak günahları faydalarından daha büyüktür" (el-Bakara, 2/219). Bu ayet inince, bazı sahabîler "büyük günah" diye içkiyi bırakmış bazıları ise "insanlara faydası da var" diyerek içmeye devam etmişlerdir.

    Bir gün Abdurrahman b. Avf bir ziyafet vermiş, ashâb-ı kirâmdan bazıları da bu ziyafette hazır bulunmuştu. Yemekte içki de içmişlerdi. Akşam namazının vakti girince, içlerinden birisi imam olmuş ve namaz kıldırırken "kâfirûn" sûresini yanlış okumuştu. Bunun üzerine Hz. Ömer: "Ya Rabbi bize içki konusundaki beyanında ziyade yap" diye dua etmiş ve daha sonra şu ayet inmiştir: "Ey iman edenler, siz sarhoşken ne söyleyeceğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın" (en-Nisa, 4/43). Bu surette içki yalnız namaz vakitlerinde olmak üzere yasaklanmıştır. Artık onu içenler yatsı namazından sonra içiyorlar, sarhoşlukları geçtikten sonra sabah namazını kılıyorlardı.

    Yine bir gün Utbe b. Mâlik (r.a) bir evlenme ziyafeti vermişti. Sa'd b. Ebî Vakkas da oradaydı. Deve eti yediler, içki içtiler, sarhoş olunca da asalet iddiasına kalkıştılar. Sa'd bu konuda kavmini öven ve Ensar'ı hicveden bir şiir okudu. Ensar'dan birisi buna kızarak, sofradaki bir deve kemiği ile Sa'd'ı yaraladı. Sa'd da durumu Resulullah (s.a.s)'a şikâyette bulundu. Bunun üzerine bu konuda kesin içki yasağı bildiren ayetler indi:

    "Ey iman edenler, içki, *****, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın amelinden bir murdardır. Bunlardan kaçınınız ki, felaha eresiniz. Şeytan içki ve kumarla aranıza kin ve düşmanlık sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve namazı kılmaktan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?" (el-Mâide, 5/90-91)

    Hz. Peygamberin çeşitli hadisleri bu konuda uygulama esaslarını gösterir:

    "Her sarhoşluk veren şey şaraptır ve her sarhoşluk veren şey haramdır. Bir kimse şarabı dünyada içer de ona devam üzere iken Tövbe etmeden ölürse âhirette kevser şarabını içemez" (Müslim, Eşribe, 73).

    "Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır" (el-Askalânî, Bulûgu'l Merâm, Terc. A. Davudoğlu, lV, 61 vd.).

    Hz. Peygamber'e ilaç için şarap yapmanın hükmü sorulunca; "Şüphesiz şarap deva (ilâç) değil aksine derttir" (el-Askalânî, a.g.e, IV, 61).

    "Ümmetimden bir takım kimseler, çeşitli adlar koyarak içki içeceklerdir" (el-Askalânî, a.g.e, IV, 61).

    İçkinin yasak oluşu icma-ı ümmetle sâbittir. İslâm fakihleri bu konuda görüş birliği içindedirler. Ancak müctehidler arasında bazı içki çeşitleri üzerinde ihtilaf vardı. Hz. Ömer bu konudaki şüpheleri kaldırmak için, Allah elçisinin minberinden "aklı perdeleyen her şey içkidir" sözüyle özlü bir tarif yapmıştır. Buna göre insana aklını kaybettiren ve onu iyi ile kötüyü, hayırla şerri ayıramaz duruma getiren herşey içki sayılır. Sıvı veya katı olması sonucu değiştirmez. Afyon, eroin ve benzeri bütün uyuşturucular aynı niteliktedir. Çünkü bunları kullanan kişilerde aklın fonksiyonları değişir; uzağı yakın, yakını uzak görür; olağan şeylerden ayrılarak, olmayan ve olmayacak şeyleri hayal etmeye ve rüyalar denizinde yüzmeye başlar. Bazı uyuşturucular da vücûdu durgunlaştırır, sinirleri uyuşturur, ruhsal çöküntülere yol açar, ahlâkı düşürür, iradeyi zayıflatır ve ferdi topluma faydasız hâle getirir. İşte İslâm dini, fert ve toplum için faydalı olan şeyleri emrederken, zararlı olanları da yasaklamıştır. İslâm'ın yasakları tıb tarafından incelendiğinde, bunların fert ve toplum yararına olduğu görülür. Nitekim, içki ve domuz eti gibi yasaklar ilmin ve tıbbın süzgecinden geçirilmiş, nice maddî ve mânevi zararları uzmanlarca açıklanmıştır (bk. Yusuf el-Kardâvî, el-Helâl ve'l-Harâm fi'l-İslâm, Terc. Mustafa Varlı, Ankara 1970, s. 50-53, 75-88).

    İslâm, içkinin içilmesini yasakladığı gibi, müslümanlar arasında ticaretini de yasaklamıştır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Peygamber (s.a.s) içki konusunda on kişiyi lanetlemiştir: Sıkan, kendisi için sıkılan, içen, taşıyan, kendisi için taşınan, içiren, satan, parasını yiyen, satın alan ve kendisi için satın alınan..." (Tirmizî, Büyû', 59; İbn Mâce, Eşribe, 6).

    Mâide suresindeki kesin içki yasağı bildiren ayet geldikten sonra Allah Resulu uygulama ile ilgili olmak üzere şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah içkiyi haram kılmıştır. Bu ayeti haber alıp da yanında içki bulunan kimse, ondan içmesin ve satmasın..." (Müslim, Müsâkât, 67; bk. Buhârı, Megâzî, 51; Büyû, 105, 112; Müslim, Büyû, 93; Fer', 8; İbn Mâce, Ticârât, 11; Ahmed b. Hanbel, II, 213, 362, 512, III, 217, 324, 326, 340; İbn Kesîr, Muhtasaru Tefsîri İbn Kesîr, Beyrut (t.y), I, 544-547).


    Bazı konulardaki tartışmalara cevap verecek diye düşündüğüm için bu konuyu açma gereği duydum, içki konusunda kafalara göre yorumlar yapılıyor, içkili iken namaz kılma meselesi filan, bu konu bence bu meselelere açıklık getirecek tartışmalara sahne olacaktır...
    Saygılar.

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    25-09-2007
    Mesajlar
    1,373
    Karizma Gücü
    5
    Haydin yoruma?
    Nerde bu millet?
    Konu yokken atıp tutuyordunuz, içkili olarak namaz oruç v.s, nerdesiniz şimdi?

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    04-05-2008
    Mesajlar
    2
    Karizma Gücü
    0
    değerli kardeşim ele aldığın vede açıkladığın bu konu hakkında çok fazla yoruma gerek yoktur bence seninde üzerinde durduğun gibi içkinin haram olduğu kuran-ı kerim'de ve hadislerde açık ve sabittir. bu konuda bilgi sahibi olmayanları bilgilendirmek için yaptığın bu çalışma için çok teşekkür ederim ellerine sağlık......

  4. #4
    Snowmann adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-01-2009
    Mesajlar
    78
    Karizma Gücü
    0
    Yılbaşında yine ümmet-i muhammed içkili kutlamalar yaptı, Allah ıslah etsin.
    Bana dair herşey:http://i242.photobucket.com/albums/f...n/snowmann.gif

    "Zafere Giden Yolda Çekilen Çile Kutsaldır"

    Eski Fransa Cumhurbaşkanı Chirac "Biz Bizans'ın çocuklarıyız..."
    Devlet Bakanı Kürşet Tüzmen "Biz Osmanlı torunuyuz,avrupa ne çocuğu olduğunu iyi bilir..."


    “Suskunluğum asaletimdendir.Her lafa verilecek bir cevabım var.Lakin bir lafa bakarım laf mı diye.Bir de söyleyene bakarım adam mı diye.”

  5. #5
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Yazıda içki konusundaki Kuran hükümlerini desteklemek için, Tevrat ve İncil'den de alıntılar yapılmış. Hani İslam'a göre Tevrat ve İncil tahrif edilmişti, işine gelen kısımları kabul edip, işine gelmeyenleri reddetmek ikiyüzlülük olmuyor mu?

    Ayrıca, Ömer içkinin yasaklanmasında başrolü oynuyor, demek ki Ömer bu kadar bastırmasa belki içki yasaklanmayacaktı. Zaten tesettür konusunda da Ömer'in etkisi biliniyor. Sanırım Ömer bu kadar kuralcı olmasa İslam, daha serbest bir din olacaktı.
    Bu mesaj en son " 01.01.10 " tarihinde saat 12:13 itibariyle Searcher1 tarafından düzenlenmiştir...

  6. #6
    kaiser adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2003
    Mesajlar
    8,571
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    Arapların 1400 yıllık geleneklerine uymaktansa atalarım olan Türklerin geleneklerine uymayı tercih ederim.
    Kültür yozlaşması yaşıyorsunuz

    Şaka bir yana, burada bir mantık hatası var. Cennette içki de serbest, hurilerde... Bar gibi bir yer anladığım kadarıyla cennet
    Madem bu kadar kötü bir şey içki, niye en kutsal mekan olan Cennette serbest?

    Neyzen Tevfik'in bir anektodu vardır, bu durum bana onu hatırlattı:

    Neyzen Tevfik bir gün Cami'de Hoca'nın vaazını dinler. Hoca cemaate herkesin dinin gereklerini yerine getirmesi gerektiğini, cennette herkese çok güzel huriler verileceğinden ve bu hurilerle ne yapmak isterlerse yapabileceklerini anlatır. Ertesi gün ki vaazda Neyzen Hocaya sorar:
    - Hocam cennet'te şarap olacak mı? diye.
    Hoca bu soruya çok sinirlenir başlar neyzeni zındık, kafir, iblis gibi dini motiflerle haşlamaya ve sorar:
    - Bre zındık cenneti meyhane mi sandın?
    Neyzen istifini bozmaz önceki günü hatırlatır:
    -E Hoca dün cenneti kerhane yaptın.
    Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir.

  7. #7
    yerbilimci adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-03-2009
    Mesajlar
    1,376
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı kaiser tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Arapların 1400 yıllık geleneklerine uymaktansa atalarım olan Türklerin geleneklerine uymayı tercih ederim.
    Doğrudur...

    Alıntı kaiser tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Neyzen Tevfik bir gün Cami'de Hoca'nın vaazını dinler. Hoca cemaate herkesin dinin gereklerini yerine getirmesi gerektiğini, cennette herkese çok güzel huriler verileceğinden ve bu hurilerle ne yapmak isterlerse yapabileceklerini anlatır. Ertesi gün ki vaazda Neyzen Hocaya sorar:
    - Hocam cennet'te şarap olacak mı? diye.
    Hoca bu soruya çok sinirlenir başlar neyzeni zındık, kafir, iblis gibi dini motiflerle haşlamaya ve sorar:
    - Bre zındık cenneti meyhane mi sandın?
    Neyzen istifini bozmaz önceki günü hatırlatır:
    -E Hoca dün cenneti kerhane yaptın.
    GALATASARAY, TÜRKİYE'DİR.

  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı kaiser tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Arapların 1400 yıllık geleneklerine uymaktansa atalarım olan Türklerin geleneklerine uymayı tercih ederim.
    Kültür yozlaşması yaşıyorsunuz

    Şaka bir yana, burada bir mantık hatası var. Cennette içki de serbest, hurilerde... Bar gibi bir yer anladığım kadarıyla cennet
    Madem bu kadar kötü bir şey içki, niye en kutsal mekan olan Cennette serbest?

    Neyzen Tevfik'in bir anektodu vardır, bu durum bana onu hatırlattı:

    Neyzen Tevfik bir gün Cami'de Hoca'nın vaazını dinler. Hoca cemaate herkesin dinin gereklerini yerine getirmesi gerektiğini, cennette herkese çok güzel huriler verileceğinden ve bu hurilerle ne yapmak isterlerse yapabileceklerini anlatır. Ertesi gün ki vaazda Neyzen Hocaya sorar:
    - Hocam cennet'te şarap olacak mı? diye.
    Hoca bu soruya çok sinirlenir başlar neyzeni zındık, kafir, iblis gibi dini motiflerle haşlamaya ve sorar:
    - Bre zındık cenneti meyhane mi sandın?
    Neyzen istifini bozmaz önceki günü hatırlatır:
    -E Hoca dün cenneti kerhane yaptın.

    Kaiser bu hikaye aslında Ömer Hayyama ait..

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Searcher1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Yazıda içki konusundaki Kuran hükümlerini desteklemek için, Tevrat ve İncil'den de alıntılar yapılmış. Hani İslam'a göre Tevrat ve İncil tahrif edilmişti, işine gelen kısımları kabul edip, işine gelmeyenleri reddetmek ikiyüzlülük olmuyor mu?

    Ayrıca, Ömer içkinin yasaklanmasında başrolü oynuyor, demek ki Ömer bu kadar bastırmasa belki içki yasaklanmayacaktı. Zaten tesettür konusunda da Ömer'in etkisi biliniyor. Sanırım Ömer bu kadar kuralcı olmasa İslam, daha serbest bir din olacaktı.

    Dostum Hz Ali'de var.

    Fasıl: TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR
    Konu: Nisa Suresi
    Kaynak: Ebu Davud, Eşribel, (3671); Tirmizi, Tefsir, Nisa (3029)
    Ravi (r.a.): Ali
    HADİS: İbnu Avf (ra) bizim için yemek hazırlayarak bizi davet etti, gittik, yemeği yedik. Arkadan şarap ikram etti, içtik. Bu ziyafet şarabın haram edilmesinden önce idi. Şarab beni sarhoş etmişti. Namaz vakti gelince imam olmamı istediler. Namazda Kafirun suresini okudum. Ancak "sizin taptığınıza ben tapmam" diyecek yerde "biz, sizin taptığınıza taparız" şeklinde yanlış okudum. Bunun üzerine: "Ey iman edenler! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar, cünubken -yolcu olan müstesna- gusledene kadar namaza yaklaşmayın..." ayeti nazil oldu." (Tirmizi hadisin sahih olduğunu belirtir)
    Kayıt No: 556




    Birde Yukarıda Akabeli'nin süslediği hadisin aslı aşağıdaki gibi.Herkez okusun kendi yrumunu kendisi yapsın.Yoksa başkasının süslemesiyle mana katmasıyla değil.



    Fasıl: TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR
    Konu: Maide Suresi
    Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Maide (3053); Ebu Davud, Eşribe 1, (3670); Nesai, Eşribe 1, (8, 286, 287)
    Ravi (r.a.): Ömer İbnul-Hattab
    Hadis: Ömer: "Allah'ım, şarap hakkında bize tatminkar bir açıklamada bulun" diye dua etmişti ki Bakara suresinde bulunan şu ayet indi: "Sana içki ve kumarı sorarlar, de ki: "ikisinde hem büyük günah ve hem insanlara bazı faydalar vardır. Günahları faydasından daha büyüktür" (Bakara 219). Bunun üzerine Ömer (ra) çağırıldı ve ayet kendisine okundu. Ömer yine: "Allah'ım şarap hakkında bize tatminkar bir açıklamada bulun" dedi. Bir müddet sonra Nisa süresindeki: "Ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilene kadar, cünubken, -yolcu olan müstesna- gusledene kadar namaza yaklaşmayın..." (Nisa, 43) ayeti nazil oldu. Ömer (ra) çağırıldı ve ayet kendine okundu. Ömer yine: "Allah'ım şarap hakkında bize tatminkar bir açıklamada bulun" dedi. Bir müddet sonra, Maide süresindeki ayet indi: "Ey iman edenler! İçki, *****, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki saadete eresiniz. Şeytan şüphesiz içki ve ***** yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi?" (Maide 90-91). Ömer yine çağırılıp ayet kendisine okundu. Bu sefer "Evet Rabbimiz vazgeçtik, vazgeçtik" dedi. Tirmizi hadisin sahih olduğunu söyledi.
    Kayıt No: 593



    Birde,bedir savaşından sona Hz Hamzanın, şarap küpünün dibini bularak,sarhoşlukla Hz Alinin ganimet payı olan devenin kafasını kesip ciğerini şaraba meze yapması,daha sonra Hz Alinin peygambere şikayetiyle Hamzanın beraber çadırına gitmeleri ve Hamzanın onları azarlayıp def etmesi vardı

    Ama Searcher1 dostum hadisi bulamadım, eğer sende varsa yayınlarsan sevinirim.


    Yukarıda ***** diye forum tarafından otamatik silinen kelime ku mar

  10. #10
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Yeter ki sen iste EL-TURUK.

    2253 - Hasan İbnu Ali (radıyallâhu anhümâ) babasından naklen anlatıyor: "Bedir savaşı ganimetinden hisseme düşen yaşlı bir devem vardı. Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) da humus'dan (o gün) bana yaşlı bir deve daha verdi. Develerim, Ensar'dan bir zatın hücresinde ıhmış dururken (yanlarına) geldim. Bir de ne göreyim, develerimin hörgüçleri kesilmiş, böğürleri oyulmuş, ciğerleri de sökülmüştü. Bu manzarayı görünce kendimi tutamayıp, ağladım.
    "Bunu kim yaptı?" diye sordum.
    "Hamza yaptı. Şu anda, falanca evde, Ensardan birinin içki meclisindedir. Şarkıcı câriye ona şarkı okumuş, şarkısında şunları söylemişti" dediler:
    "Ey Hamza! şişman yaşlı develere dikkat et,
    Onlar avluda bağlıdırlar,
    Bıçağı onların sinesine vur,
    Pirzola veya benzerini çabuk yap!"
    Bu şarkı üzerinde Hamza (radıyallâhu anh) fırlayıp, kılıcı kapıp develerin hörgüçlerini kesmiş, karınlarını yarmış, ciğerlerini sökmüş."
    Hz. Ali (radıyallâhu anh) devamla şunları söyledi: "Ben hemen gidip Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın huzuruna çıktım. Yanında Zeyd İbnu Hârise vardı. Beni görünce, başımdan geçenleri yüzümden okudu.
    "Neyin var?" diye sordu. Ben:
    "Ey Allah'ın Resülü! Bugünkü gibi (dehşetli bir manzara) görmedim. Hamza iki deveme saldırıp hörgüçlerini kesmiş, böğürlerini yarmış. Hemencecik şurada, bir içki meclisinde!" dedim. Bunun üzerine Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ridâsını istedi, getirdiler, giyip yayan gitti. Biz de arkasına düştük. Hamza'nın bulunduğu eve kadar geldi.
    İzin istedi, buyur ettiler. Girince bir içki meclisiyle karşılaştı. Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) fiilinden dolayı Hamza'yı ayıplamaya başladı.
    Hamza sarhoştu, gözleri kızarmıştı. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a baktı, sonra nazar edip aşağıdan dizlerine kadar süzdü, tekrar ayağından başlayıp beline kadar süzdü, sonra tekrar bakışlarıyla süzerek yüzüne kadar geldi ve:
    "Siz benim babamın kölelerinden başka bir şey misiniz?" dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) onun sarhoş olduğunu anladı. Hemen izinin üstüne geri döndü, çıkıp gitti. Peşinden biz de çıktık.
    Bu vak'a hamr'ın haram edilmesinden önce idi."
    Buhârî, Hums 1, Büyü 28, Şirb 13, Meğazî 11, Libâs 7; Müslim, Eşribe 2, (1979); Ebü Dâvud, Harac 20, (2986). Bu kaynakların hiçbirinde şiir tam olarak mevcut değildir, birinci beytin sadece yarısı mevcuttur.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •