[İş Dünyasına Yön Verenler] Ülkemize yatırım yapmaktan korkanlar, bugün koşarak geliyor !


Ferroli, 1955 yılında Dante Ferroli tarafından İtalya'nın Verona şehrinde kurulmuş. Bugün Avrupa'da ısıtma ve iklimlendirme sektörünün önemli kuruluşlarından biri olarak anılan Ferroli Grubu, endüstriyel ve ev kullanımına yönelik ürünlerle, ısıtma ve havalandırmadan hidromasaja kadar geniş bir yelpazede üretim yapmakta.

İtalya, Fransa, İspanya, Almanya, Polonya ve Çin'de de üretim yapıyor. Ferroli, Türkiye'de de 65.000 m²'lik alanda toplam maliyeti 30 milyon Euro'yu bulan kombi ve radyatör üretim tesisi kuruyor. 2002'de sektörünün büyük firmalarından Lamborghini Grubu'nu da satın alan Ferroli Grubu, Çin'den Bealich ve İspanya'dan da Cointra Grubu'nu bünyesine katmış. Grubun farklı ülkelerde 11 adet üretim, 12 adet satış firması ve dünya çapında 3.000 çalışanı bulunuyor.
Ferroli Grubu, son yıllarda başlattığı büyüme stratejisini sürdürüyor, 600 milyon Euro'luk satışı, yıllık 500 bin adet kombi üretimi var. Sürekli Ar-Ge yatırımı gerçekleştirerek dünya patentli ürünlere sahip nadir şirketlerden biri. 1989 yılında Türkiye pazarına ithalatçı firma olarak girmiş. Ancak şimdilerde Düzce II. Organize Sanayi Bölgesi'nde 65 bin metrekarelik alanda toplam maliyeti 30 milyon Euro'yu bulan kombi ve radyatör üretim tesisi kuruyor.
Düzce üretim tesislerinin çalışmaya başlamasıyla Ferroli Grubu'nun tüm radyatör üretimi Türkiye'de gerçekleşmiş olacak ve 250 kişiye istihdam sağlanacak. Merkezi İstanbul'da Dudullu Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan Ferroli AŞ'nin Ankara, Konya, İzmir, Kayseri ve Gaziantep'te bölge müdürlükleri, Bursa'da bölge temsilciliği bulunuyor. Yurt çapında da 281 yetkili satıcısı, toplam 592 satış noktası ve 130 teknik servisi var. Türkiye'de klima sektörünün neredeyse tamamı yabancılar ya da yabancı ortaklı Türk firmalarının kontrolünde.
Son yıllarda ülkemizde giderek artan inşaat yatırımları, ısıtma ve soğutma sistemi üreticilerinin Türkiye'ye daha dikkatli bakmalarını sağlıyor. Ferroli, dünyadaki 50, ülkemizdeki 18 yıllık geçmişi ile bu pazarın önemli bir oyuncusu. Son dönemde ülkemizdeki çok uluslu ve yabancı kuruluşların başına genellikle bir Türk yöneticinin getirilmesi eğilimi giderek artıyor. Ferroli'nin başında da Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve İdari Bilimler Fakültesi'nden mezun olan Çetin Çakmakçı var. Çakmakçı, iş hayatına Türk Pirelli Lastikleri'nde pazarlama departmanında başlamış. Pirelli İtalya ve Pirelli Amerika'da da pazarlama departmanlarında görev almış.
Altı yıl sonra 1990'da ülkeye döndüğünde ise yine aynı şirkette lojistik, satış ve pazarlama müdürlüğü görevlerinde bulunmuş. 2000 yılında Ferroli'ye genel müdür olarak geçen Çakmakçı, 2005 yılı Haziran ayında Ferroli AŞ Yönetim Kurulu üyesi olmuş. Ferroli Genel Müdürü Çakmakçı, hayata İtalyanlar gibi iyimser bakanlardan. Bu da çok doğal; neredeyse 25 yıl önce Pirelli'de sonra da Ferroli'de İtalyanlarla çalışıyor. Ancak sorularıma o İtalyanların uzun uzun anlattıkları gibi ağzı kalabalık yanıtlar vermiyor. Adeta soru cevaplarımızla pinpon oynuyormuş hissini yaşıyorum.
Çakmakçı, aynı anda pek çok kitabı bir arada okuyanlardan, 'Neden bu kadar çok okuyorsunuz?' diye soruyorum. "Bir nedeni yok! Kitap okumayı seviyorum ve ardı ardına okurum. Şu anda da dört-beş kitap birden okuyorum. Ancak bazı nedenlerden dolayı bu aralar hızım biraz düştü. Aklımda bazı problemler var. Bugünlerde İsmail Cem'i okuyorum. Bunun dışında iki adet Stephen King tarzı kitap var elimde. Bir de çizgi romanlar okurum ki onlar genelde yatmadan önce okuduklarımdır." cevabını veriyor.
'Aklımda bazı problemler var' dediniz...
"Ekonomik konulardan bahsediyorum elbette. Düzce'deki fabrikamız yeni devreye girdi. Fabrikanın sorunları, genel müdür olarak yapmam gerekenler ve ortaya çıkan uyuşmazlıklar..."
Düzce'de tek bir modelde üretim yapacakmışsınız!
"Şu anda radyatör üretiyoruz ama devamı gelecek. Sıkıntım, benim istediğim hızda bir operasyonun yapılmaması. Aslında bu işin inşaat sürecine çok hızlı başladık ve ağustosta bitirdik. Eylül-ekim gibi de üretime başlamak üzere arkadaşları motive ediyordum ama şubat ayında üretime zor başladık. Rafta bekleyen projeler var. İşte bu yüzden biraz sıkıntılıyım."
Ferroli'nin şansını güçlü rakipler arasında nasıl görüyorsunuz?
"Sektör güçlü, rakipler güçlü ama biz de güçlüyüz. Marka iyi, ürün iyi, ekibimiz de iyi. Bütün bunların üzerine fabrikanın temellerinin atılması bizi ve müşterilerimizi de motive etti. Şunu gördük ki yerli üretici olmak bir yerde avantaj sağlıyor."
Üretici olmak için neden 1988'den 2008'e kadar beklediler?
"Bu çok uzun bir hikâye. 1988'den 2000 yılına kadar bu şirketin başına gayri profesyonel olaylar gelmiş. Üç-dört genel müdür görevinden ayrılmış. Bunların dışında Türkiye ile ilgili negatif duyumlar da alınmış. Ben göreve 2000 yılında başladım. Derken üzerine 2001 krizi geldi. Öyle bir durum oldu ki, 'Yeter artık! Nedir bu Türkiye'den çektiğimiz!' durumuna gelinmiş. Oysaki 2002 yılı sonu itibarıyla pazar büyüyordu. Eğer Ferroli Türkiye'de kalacaksa yapması gerekenler vardı. Türkiye'de Ferroli olarak üretim yapalım, bir sürü fırsat var demiştim. Acaba olur mu derken, fason radyatör yaptırmaya başladık ve hem yurtiçinde hem de yurtdışında satışlarımız olmaya başladı. Bu arada gördük ki, ürünlerin pek çoğu merdiven altında üretiliyor. Biz de Ferroli markası olarak ufak da olsa bir fabrika yapalım, üretelim istedik. Bunu kabul ettirmek bile bir seneden fazla sürdü. Ancak dört yılda inanılmaz bir sıçrama yaptık."
Yatırım için Polonya ile de yarışmışsınınız galiba...
"Romanya ile yarıştık. Polonya yatırımı şu anda devam ediyor. O ilk dönem bizim fabrikayı nereye kuracağımız belli bile değilken, Polonyalıların yerleri belliydi. Biz toprak bulduk, inşaatı tamamladık, üretime başladık onlar hâlâ inşaat yapıyorlar."
Düzce'yi seçmeniz de ilginç olmuş. Biraz anlatır mısınız?
"Arayışımızı halka halka geliştirmek istedim. En son durak da Düzce oldu. Hatta bir ara Evliya Çelebi gibiydim. Sabah gidiyor, akşam dönüyordum. Düzce'nin olacağını hissettim. Düzceliler ve o zaman ki Vali Halil Nimetoğlu, sanayi ve ticaret odası başkanı, belediye başkanı bize kucak açtı. Belki bir-iki sene sonra yapılacak olan 2. Organize Sanayi Sitesi'ni üç ay içinde yaptılar. Onlara söz vermiştim. Tahsisatı yaptığımız günün ertesinde kazmayı toprağa vuracağım diye. Resmi tahsisatın yapıldığı toplantıdan sonra herkesi araziye götürdüm. İş makinelerimiz çalışıyordu. Vali, 'Pes doğrusu.' dedi."
Tezcanlı olduğunuzu düşünüyorum, doğru mu?
"Şirket tamamıyla size emanet edilmiş. İş yapmak için de hem kurumda hem de ülkede potansiyel var. Artık kabınıza sığamaz durumdasınız. Türkiye'de kalıcı olunacaksa ki öyleyiz; bir toprağa bağlanmamız şarttı."
Ferroli'nin sermaye ve yönetim yapısı nasıl?
"Tamamıyla İtalyan aile şirketi. Kurumun başında şu anda hâlâ kurucusu 78 yaşında olan Dante Ferroli var. Üç kızı da yönetimde. Onun için ülkemizdeki gibi yatırımları yapmak ve kabuklarını kırmak epey zaman alıyor."
Çetin Çakmakçı, aksiyonu ve sonuçları seviyor. 16 yıl Pirelli'de kalmayı başarmış...
"Askerdeyken Pirelli'ye başvurmuştum. Çeşitli kademelerde çalıştım. Bir Türk olarak Pirelli'de gelebileceğim en üst makama, pazarlama müdürlüğüne getirildim. Genel müdürler mutlaka İtalyanlardan seçiliyordu. Tekrar yurtdışına gönderilebilirdim ama artık bunu istemedim."
Bir İtalyan markası olarak Ferroli için algı araştırması yaptırdınız mı?
"Yaptık. Bu yıl geçen seneki araştırmanın sonucuyla kıyasladığınızda bilinirlikte beş kat daha fazla olarak çıktık. Yüzde 53 bilinirliğimiz var. Dördüncü sıradayız. İlk sıralamada Demirdöküm, Baymak, Vaillant var. Ardından da biz geliyoruz. Ferroli ile Alarko kafa kafaya çıkıyor."
Peki bu kadar güçlü markalar varken neden tüketiciler Ferroli'yi seçsin?
"Öncelikle Ferroli'nin garanti süresi çok uzun, beş sene. Bunu da ilk biz yaptık. Ürünümüz iyi. Bayi ağımız kuvvetli. Servis ağımız yaygın. Fiyat-kazanç-cazibe korelasyonumuz parlak. Kısacası iyi bir markayız."
Türkiye'deki kombi pazarı daha ne kadar büyüyecek?
"Bu sene itibarıyla 51 merkezde gaz dağıtımı var. Sadece merkez ilde değil, 81 il ve neredeyse il büyüklüğünde ilçeleri de düşünürseniz daha potansiyelin tümüne gidilmedi. Ayrıca gaz giden yerlerde henüz her yere dağıtım da yapılmadı. Dağıtım yapılan yerlerde henüz herkes de abone olmadı ve de abone olan herkes de henüz kombi almadı."
Yoğuşmalı kombilerin tüketiciye ne gibi avantajları var?
"Birincisi yakıt masrafında azalma var. İkincisi ısınmada düzelme var. Üçüncüsü, Türkiye'de insanlar çevreyle pek ilgilenmezler ama çevreye daha az karbonmonoksit veriyor. Onun için başlangıçta biraz daha fazla ücret ödeyip, zaman içerisinde, çok kısa bir süre içerisinde onu amorti ederek ayrıcalıklardan faydalanılıyor."
Türkiye ve dünya ekonomisinin gidişatı hakkında neler düşünüyorsunuz?
"Türkiye ekonomisi, artık dünyaya entegre olmuş durumda. Bütün dünyada olan olaylardan direkt etkileniyoruz. Bu geçirdiğimiz evreler de o etkileşimin en önemli süreçlerinden biri. Şu anda bir kriz yaşıyoruz. Talep neredeyse yok. Tahsilat ciddi şekilde durmuş vaziyette. Satmaya çalışsan malı nasıl satacak, nasıl tahsil edeceksin? Geçen senenin ekim ayından beri satışlar çok kötü gidiyor. İnşallah 2008'de düzelecek düşüncesiyle bu tarihe kadar geldik."
Küresel ısınmanın yoğuşmalı kombi satışına olumsuz etkileri olacak mı?
"Benim bu soruya hazır cevabım var. Küresel ısınma dediğimiz olay, sıcakların 18 dereceden 20 dereceye çıkacak olması. Sıcaklık 15-16 dereceye düştüğü zaman yakacaksınız. Mesela, ocak ayı ortalaması 50 sene önce İstanbul için (-5) eksi beşken, bugün artı iki (+2). Ama artı ikide de yakacaksınız eksi ikide de. Tüketiminiz biraz azalacak ama illaki yakacaksınız. İzmir'de oturanlar yazın kombiyi yakmıyorlar mı?"
Peki nasıl bir yöneticisiniz?
"Hani derler ya, 'Ekibim de ekibim'. Ben de onlardanım ama benim ekip anlayışım, tüm gün 'lay lay lom' yapıp iş çıkışı birlikte eğlenelim yaklaşımında değil. Çalışanlar mevkilerinin hakkını vermeli. Beni soruları ve icraatlarıyla ileriye doğru zorlamalılar. Fikir ayrılığı da, tartışma da olmalı. Bir yönetici olarak en çok, bir şey söylediğiniz zaman nasıl yapılamayacağını anlatanlara kızarım. Bizim memleketimizde maalesef iş yapış biçimi böyle. Çocuğunuzdan çalışanınıza kadar yapması için bir şey söyleyin, size onun nasıl yapılmayacağını iki dakikada anlatırlar. Benim yaklaşımımda çözüm vardır. Hiçbir iş sürüncemede kalmamalı."
Peki nasıl bir ailede büyüdünüz ve kişiliğiniz en çok kimlerden etkilendi?
"Babam, dedem, onun babası, anne tarafımın tamamı askerdi. Ankara'da doğmuşum. Babaeski, İstanbul, Erzurum ve tekrar İstanbul olmak üzere birçok yerde okudum. Ben üniversitedeyken ülke gündeminde ciddi bir askerlik meselesi vardı. Kıbrıs'tan tutun da 12 Mart, 12 Eylül'e kadar. Babam haftada bir eve gelirdi. Biz İstanbul'a geldikten sonra iki-üç yere tayin oldu. Bu nedenle evde genelde annemin sözü geçerdi. Daha sonra Maltepe Lisesi'nden mezun oldum. Bir arkadaşım Boğaziçi'ne götürmüştü beni. Çok başka bir dünya vardı. Tercihlerimin tümünü Boğaziçi olarak sıraladım. Ya oraya girerim ya da hiçbir yere dedim. İkinci tercihim idari bilimlerde okudum."
Pirelli'de 16 yıl çalışmak Çetin Çakmakçı karakterindeki birisi için imkansız gözükse de, o almak istediği her şeyi alıp, aklındaki bütün soruları yanıtladıktan sonra kurumdan ayrılmış. Peki yeniden sıkılma ihtimali var mı?
"Aynen böyle devam. Ben durağan hayat tarzından sıkılırım. Hareket lazım, yani düşene kadar koşmak lazım. Mesela kırk gün iznim var ve en fazla 15 gün tatile gidebiliyorum. Tatil sürecim boyunca da bilgisayar başında olurum. Hayatta her şey tenis oynamak, kitap okumak değil, çalışmak da gerekir."
Siz iş hayatınız boyunca İtalyan şirketlerinde çalışmışsınız. Türk yöneticilerin böyle şirketlerdeki sıkıntılarından söz edelim mi?
"Türk yöneticilerinin İtalyanlardan daha iyi olduklarını söyleyebilirim. Bizim üst düzey yöneticilerimizin çok ciddi özellikleri ve üstünlükleri var. Hangi konumda olursa olsun bir kere Türk'üm dediğinizde önce bir şeyler değişiyor ama sonra sizi benimsiyorlar. Ne demeli, 600 sene canlarına okumuşuz adamların."
Yabancılar çalıştıkları Türklere bireysel olarak o şansı veriyorlar. Ama Türk ulusuna o şansı vermiyorlar diye düşünüyorum! Ne dersiniz?
"Benden sonra bir Türk daha giderse daha rahat olacak. Ben gittiğimde elektrik verin şunun altına iskemlesini alın altından falan şeklinde düşünüp davrandılar. Şimdi diğer ülkelerden meslektaşlarım gibi hiçbir farkım yok."

01 Mayıs 2008, Perşembe

ZAMAN GAZETESİ [İnternetin İlk Türk Gazetesi] *-*[İş Dünyasına Yön Verenler] Ülkemize yatırım yapmaktan korkanlar, bugün koşarak geliyor!

guzel bi yazı