Bugün başta Taksim ve şişli bölgesi olmak üzere bütün İstanbul’u devlet terörüne boğan hükümete ve Vali Muammer Güler’e tepkiler çığ gibi büyüyor:
İstanbul Eczacı Odası, CHP, Çağdaş Gazeteciler Derneği. Harb-İş Sendikası, Makine Mühendisleri Odası, Eğitim-Sen, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Avukatlar Grubu ve Halkevleri adına yapılan açıklamalarda sert tepkiler dile getirildi.
Çağdaş Avukatlar Grubu: Yapılan hukuksuzlukların takipçisi olacağız
Polisin Taksim’de 1 Mayıs kutlamasını engellemek için halka uyguladığı terörü ve pek çok yerde avukatlara yapılan saldırıları kınamak için Çağdaş Avukatlar Grubu tarafından saat 16.15’te İstiklal Caddesi’ndeki Ada Müzik önünde bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Etrafta bekleyenlerin de katılımıyla sayıları 300’e yaklaşan kitle “Yaşasın 1 Mayıs, Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganları attı.
Sloganların ardından avukatlar tarafından bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Yapılan açıklamada polisin, Çağdaş Hukukçular Derneği ve Çağdaş Avukatlar Grubu üyesi avukatlardan kimlik ibrazı istediği, avukatların kimliklerini göstermelerinin ardından polisler tarafından kordon içerisine alınarak coplu ve biber gazlı saldırıya uğradığı belirtildi. Çok sayıda avukatın yaralandığı bazılarının yarasının ise ciddi olduğu belirtilen açıklamada avukatların müvekkillerinin durumlarını öğrenmek için gittikleri karakollarda da ağır hakaretlere ve dayağa maruz kaldığı ifade edildi.
Avukatlara uygulanan şiddetle ilgili suç duyurusunda bulunduklarını söyleyen avukatlar yaşanan tüm hukuksuzlukların takipçisi olacaklarını söylediler.
HALKEVLERİ:
İstanbul’da yapılan saldırılar üzerine Halkevleri Genel Başkanı Abdullah Aydın tarafından bir basın açıklaması yayınlandı. Açıklamanın tam metni şöyle:
Taksim meydanını işçilere emekçilere yasaklayanlar halkımızı köleleştiren ve ülkemizi emperyalizme satanlardır.
Aylardır 1 Mayıs kutlamaları üzerine demagojik açıklamalar yaparak kitlelerin kafasını bulandırmaya çalışan AKP iktidarının sözcüleri,1 Mayısın yaklaşmasıyla birlikte gerçek yüzlerini ortaya koydular. Başbakanı, İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi, Emniyet müdürüyle koro halinde provokasyon bahanesiyle günlerdir saldırının hazırlandığı görünmektedir.1 Mayıs 2008 sabahı 6:30’dan bu yana İstanbul’da işçiler emekçiler yoksullar gençler kadınlar halkevciler kendi hakları ve gelecekleri için taksime ulaşmaya çalışıyorlar. Boyalı ve tazyikli su ve biber gazı cop, silah, panzer gibi ve baskı ve şiddet aracıyla halka saldıranlar, emekçileri durdurmaya ve sermayenin çıkarlarını korumayı görev edinmiş işbirlikçilerdir.
Ülkeyi ekonomik ve siyasi krize sürükleyerek AKP iktidarı içine düştükleri krizin kendilerini boğacak bir sele dönüşmemesi için baharla birlikte gelişen halk muhalefetini bastırmaya çalışıyor.
Karanlık faşist güçlerin 1977’de gerçekleştirdikleri insanlık dışı katliam nasıl emekçileri yolundan döndüremediyse 2008 1 Mayısını da halka örülen barikatta emek ve demokrasi güçlerini yolundan döndüremeyecektir. Taksime çıkmak anlamlı ve önlemli ama daha önemlisi teslim olmamak ve baskılara boyun eğmemektir.
Ara sokaklarda ne olduğunu tam olarak bilememekle birlikte polisin silahla ateş ettiğine dair haberler gelmeye başladı.
Halkevleri olarak sicilleri herkesçe bilinen İstanbul valisi ve emniyet müdürü temsil ettikleri zihniyeti kınıyoruz. Gözaltılar derhal serbest bırakılmalıdır.
Yaşasın 1 Mayıs
İstanbul Eczacı Odası: "AKP Uygulanan Şiddetin Hesabını Vermek Zorunda"
İstanbul Eczacı Odası, AKP'nin 1 Mayıs'ta uygulanan şiddetin hesabını vermek zorunda olduğunu bildirdi.
İstanbul Eczacı Odası'ndan yapılan yazılı açıklamada, "İşçilerin, emekçilerin, ezilenlerin Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü olan ve tüm dünyada Emek Bayramı olarak kutlanan, 1 Mayıs'ta İstanbul'a bir kez daha baskı ve şiddet hakim oldu" denildi. Taksim'e çıkan her yolun ve her sokağın bugün kuşatma altında bulunduğunun ifade edildiği açıklamada şöyle denildi :
"İnsanların üzerine gaz bombaları atıldı. Hastaneler bile bu fütursuz saldırıların hedefiydi. Türk Tabipleri Birliği, Türk Eczacıları Birliği, İstanbul Eczacı Odası, Trabzon Eczacı Odası, İstanbul Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası üyeleri Şişli Etfal Hastanesi önünde polis saldırısına uğradı, atılan gaz bombalarından etkilendiler.
Soruyoruz! Polis günü kutlamalarına, maç sonrası etkinliklere, yılbaşı kutlamalarına açık olan Taksim meydanı işçilere, emekçilere, bizlere neden kapalı? AKP iktidarı uygulanan bu şiddetin hesabını vermek durumundadır. Bu tutumu şiddetle protesto ediyoruz."
CHP: AKP 12 Eylül faşizminin ürünüdür
CHP Grup Başkanvekilleri Kemal Anadol, Kemal Kılıçdaroğlu ve Hakkı Süha Okay, 1 Mayıs kutlamaları sırasında İstanbul'da yaşanan olayların sorumlusunun, "Hükümet ve yereldeki maşası İstanbul Valisi" olduğunu iddia ederek, "Beynindeki yasakları koruyup, yüzüne demokrasi maskesi takanlar, bu 1 Mayısta yüzlerine maske takma gereğini dahi duymamışlardır" görüşünü kaydettiler.
CHP Grup Başkanvekilleri Anadol, Kılıçdaroğlu ve Okay, 1 Mayıs kutlamalarındaki olaylarla ilgili yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, 1 Mayıs 2008'nin, "AK Parti'nin gerçek yüzünü ortaya çıkardığı, işçinin, emeğin yanında bir parti olmadığını ortaya koyduğu'savunularak, provokasyon gerekçesiyle Taksim Meydanının işçilere kapatılmasının, Hükümetin provokasyonlara teslim olduğunu gösterdiği öne sürüldü.
"Bugün İstanbul'da yaşanan olayların sorumlusu hükümet ve onun yereldeki maşası İstanbul Valisi'dir" denilen açıklamada, AK Parti'nin, 1 Mayısı İstanbul'da, demokratik bir anlayışla değil,faşist bir anlayışla yönettiği savunuldu.
Dünyada 165 ülkede bayram olarak kutlanan 1 Mayısın, "AK Parti faşizmiyle, bayram değil, korku gününe dönüştürüldüğünü" iddia edilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi: "Beynindeki yasakları koruyup, yüzüne demokrasi maskesi takanlar, bu 1 Mayıs gününde yüzlerine maske takma gereğini dahi duymamışlardır.
Yaşananlar, provokasyonu AKP'nin yaptığını ortaya koymaktadır. Daha yürüyüş başlamadan DİSK Genel Merkezinin ablukaya alınması, cop, tazyikli su ve bibergazı ile orantısız kuvvet kullanılması, bu provokasyonu ortaya koymaktadır. İstanbul'a uçaklarla polis taşınması,AKP'nin halktan korkusunun tezahürüdür. 12 Eylül yasaklarını 31 yıl sonra içine sindirerek yaşama geçiren AKP; açıkça görülüyor ki 12 Eylül faşizminin bir ürünü, uzantısıdır."
ÇGD: "İstanbul'da Devlet Terörü Estiriliyor"
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay, İstanbul'daki 1 Mayıs kutlamalarının "devlet terörü" ile karşı karşıya kaldığını ifade ederek, ""İstanbul'da devlet terörü estiriliyor. Bu, hükümetin aczini gösteriyor" dedi.
ÇGD Başkanı Abakay, yaptığı açıklamada, DİSK, KESK ve Türk-İş'in öncülüğünde düzenlenen 1 Mayıs kutlamalarının, sabahın erken saatlerinde başlayarak, devlet terörü ile karşı karşıya kaldığını kaydetti. 1 Mayıs kutlamalarını izlemekle görevli çok sayıda gazetecinin, polisin su sıkması, gaz bombası ile müdahalesi sonucu görev yapamaz hale geldiğini ve polisin fiili saldırısına uğradığını belirten Abakay, şunları kaydetti:
"Bir Devlet Bakanı, yaptığı açıklamada, bu kutlamalarla "devlete meydan okunduğunu' söylemektedir. Bu bakan bilmelidir ki eğer bir ülkede devlet zalimleşmişse, bu zalim devlete başkaldırmak meşrudur. Bugünkü iktidar da devlet gücünü kullanarak halka, işçi sınıfına, emekçilere zalim davranmaktadır. İktidar, tüm İstanbul'u terör alanı haline getirmiştir. İktidarın bu zulmü ve acizliği asla affedilmeyecektir.
Makine Mühendisleri Odası: Yetkilileri istifaya çağırıyoruz
TMMOB Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, 1 Mayıs kutlamalarının anti demokratik uygulamalarla, iktidar tarafından sabote edildiğini ifade etti. Taksim yasağının, emek güçlerinin en güçlü kitlesel buluşmasına ve emeğin sorunlarına tahammülsüzlükten kaynaklandığını belirterek, şunları kaydetti:
"Polisler dinci gösteriler ve linççi hezeyanlar dahil bir çok gösteriye açılan Taksim Meydanı'nı bu ülkenin emekçilerine, aydınlarına, demokratlarına kapatarak terör estirenler tarih, toplum ve hukuk önünde sorumludurlar. Bu durumun müsebbiplerini kınıyoruz ve bütün yetkilileri istifaya çağırıyoruz."
Harb-İş: İstanbul korku kenti haline getirildi
Türk Harb-İş Sendikası Genel Başkanı Ahmet Kalfa, hiçbir gerekçenin demokratik hak ve özgürlüklerini kullanan emekçilere dönül şiddeti ve terörü haklı gösteremeyeceğini belirterek, şu ifadelere yer verdi:
"Türkiye'nin en büyük kenti İstanbul'u korku kenti durumuna getirerek tam anlamıyla bloke eden Vali Muammer Güler'i; güvenlik güçlerini sendikaları korumak üzere yönlendirmek yerine onlara şiddet uygulatan Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ı; ülkemizin en saygın emek örgütlerine dönük saldırgan tutum alan İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'i istifaya çağırıyoruz."
Eğitim-Sen: 1 Mayıs’a savaş ilan edenler istifa etmelidir
Eğitim Sen Merkez Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada da, 1 Mayıs'taki görüntülerin Türkiye'nin ne denli kötü yönetildiğinin göstergesi olduğu kaydedildi ve "Adeta bir savaş provası yapan emniyet ve hükümet gaz bombasıyla, ağır silahlarla, panzerlerle, tazyikli su sıkmalarla, joplamalarla İstanbul'u savaş yerine çevirmiştir" denildi.
Gerilim yaratan tarafın emekçi düşmanı tutumlarıyla İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü ve hükümet olduğu ifade edilerek, "1 Mayıs'a savaş ilan eden başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi ve emniyet Müdürü derhal istifa etmelidir" denildi.
Türkiye Gazeteciler Sendikası: İktidar sahte demokrat yüzünü gösterdi
TGS Yönetim Kurulundan yapılan yazılı açıklamada, ''iktidarın işçilere karşı düşmanca bir tavır sergilediği ve bu tavırla sahte demokrat yüzünü bir kez daha gösterdiği'' ileri sürüldü.
İstanbul'a, güvenlik gerekçesiyle sıkıyönetim dönemlerinde bile görülmeyen bir polis gücü yığıldığı öne sürülen açıklamada, ''orantılı polis gücü kullanılacağının'' söylenmesine rağmen, polisin 1 Mayıs'ı kutlamak isteyenlere gaz bombası ve biber gazı atması, boyalı tazyikli su sıkması ve cop kullanmasının, şiddetin ''bilerek ve isteyerek'' planlandığını ortaya koyduğu savunuldu.
Açıklamada, şiddetin gazetecileri de hedef aldığına dikkat çekilerek, Cumhuriyet Gazetesi çalışanları Ali Deniz Us ile Esra Açıkgöz'ün aldıkları darbeler sonucu hastaneye kaldırıldığı, Anadolu Ajansı kameramanı Engin Morgül ile Reuters kameramanının da kameralarının kırıldığı kaydedildi.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti: Polis görevini yapan gazetecilere de saldırdı
TGC'den yapılan yazılı açıklamada da İstanbul'da 1 Mayıs gösterilerini izleyen gazetecilerin polisin ''orantısız güç kullanımıyla'' karşı karşıya kaldığı ifade edilerek, cop darbesiyle bir gazetecinin kolunun kırıldığı, bir başkasının başına aldığı darbeyle hastanelik olduğu, gösteriyi izleyen iki gazetecinin ise kameralarının zarar gördüğü kaydedildi.
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
''TGC olarak, 1 Mayıs öncesi gazetecilerin mesleklerini yerine getirirken dikkat edilmesi için İstanbul Valiliği nezdinde uyarı ve yardım ricasında bulunmuştuk. Ancak yaşananlar, bunun sonuçsuz kaldığını gösterdi. Kaba kuvvete başvuran polislerin, mesleklerini yapan gazetecilere yönelik bu tutumunu protesto ediyoruz.''
Sendika.Org haberler.com, Vatan
www.sendika.org :: Üreten Biziz Yöneten de Biz olacağız
Gun gelecek sız hesap vereceksınız halka


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla





Makine Mühendisleri odası açtıysa ağzını durum vahim demektir. 
