• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    evelik... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-03-2008
    Mesajlar
    139
    Karizma Gücü
    0

    Türkiye'yi Susturamazsiniz!Harun Tokak

    Kurtlar Vadisi'nin sevilen karakteri Deli Hikmet;

    “Ömer Baba bir daha kriz gelir mi” diye soruyor.

    “Gelmez evladım gelmez, kriz miriz gelmez”

    “Nasıl gelmez Ömer Baba ? Milletin elinde davul zurna geldi, geliyor.



    “Evladım ! Ağanın birinin bir köpeği varmış. Ağa köpeğini çok sever, özenle beslermiş ama köpeğin bir zaafı varmış, davul zurna sesine dayanamazmış.

    Bir gün yan köyden davul zurna sesi gelince köpek yine dayanamamış, zincirini koparmış koşmuş.

    Düğün ağanın hasmınındır.

    Ağa, çok sinirlenmiş.

    Ben sana edeceğimi bilirim diyerek, köyün bir tepesine bir davul diğer tepesine bir zurna koymuş. Davulcu başlayınca köpek oraya koşmuş.Varınca da davulcu susmuş. Bu sefer zurnacı başlamış. Köpek gerisin geriye öbür tepeye koşmuş. Bir o tarafa , bir bu tarafa derken zavallı köpek koşmaktan çatlayıp telef olmuş. Zurna çalanda çok olur, davul çalanda evladım.”

    Ya hakikaten kriz olursa”

    “Bu milleti kriz miriz yıkamaz.”

    “Niye ?”

    “Çünkü bu millet hem kanaatkârdır. Hem de aile müessesini korumaktadır.”

    “Ne alakası var ?”

    “Kanaat geçinmeyi, aile ayakta durmayı sağlar. İnançsa umudu besler.”


    ***

    Uzun zamandan beri bir İstanbul gezintisi arzu ediyordum.

    İstanbul'da olmak demek İstanbul'u gezmek anlamına gelmiyor. Anadolu yakasında oturup da Avrupa yakasına ayak basmayan hatta Boğaz köprüsünü görmeyen insanlar bilirim.

    Sonunda geçen Pazar günü ailecek bir gezinti imkanı bulduk.

    Önce Özal'ın kabrine uğradık ;

    Serbest ekonomiden…

    Dışa açılmaktan…

    Özgürlüklerden konuşuyordu.


    Yakın komşusu merhum Menderes;

    Demokrasiye saygılı olmayı…

    Bir sanayi ülkesi olmayı…

    Manevi kalkınmayı konuşuyordu.


    Okul adam Hacı Kemal Ağabey'in kabri hemen karşıdaydı.

    Sağ yanına anasını sol yanına da eşini almış, çiçekli çim yorganın altına uzanmış yatıyordu.

    Orta Asya'da “stop” yazan bir levhayı görünce, “bu levhada 'dur' yazıyor ama evladım bize durmak yok” diyen bu muhteşem insan;

    “Siz koşmanıza bakın” diye konuşuyordu.


    İnsanın uzanıp yatıveresi gelen bir güzellikteydi Topkapı Mezarlığı. Tatlı bir ruhaniyet esintisi eşliğinde güzellik banyosunda yıkanıyordu kabirler.

    Az ilerde Yaşar Tunagür Hocamız yatıyordu.

    Kürsülerin bu ateşin sesi, baharın güzelliğinde sayhalaşıyordu. Kabrini çevreleyen beyaz mermerlerin üzerinde “Bir ülke dört şeyle ayakta durur” ibaresi yazıyordu.

    “Alimlerin ilmi,

    Hak dostlarının duası,

    Kahramanların cesareti,

    İdarecilerin adaleti.”

    Sonra kabir komşusu sükût ikliminin nazlı Sülünü Süleyman Kaya kardeşimize uğradık.

    “Dönüş O'nadır… Ticaret ve memuriyet için mühim vazifelerle bu dünyaya gönderilen insanlar ticaretlerini yapıp, vazifelerini bitirip, hizmetlerini tamamladıktan sonra yine onları gönderen Mevlay-ı Kerim'lerine kavuşacaklar” sözüyle karşılıyor ziyaretçileri.


    Bu ülkenin kabirleri bile konuşuyordu.

    Her faninin dünyadaki son durağından, haz ve hüzün karışımı duygularla ayrıldık.

    Fatih'teyiz…

    Fatih'in arka sokaklarında rızkını çöp bidonlarında arayan bir aileyi dikkatlice izleme imkanı buldum.

    O sıcakta; adamın başında siyah bir bere vardı. Elini her daldırdığında, yüzünden bidonların içine mutluluk dökülüyordu. Çöplerden çıkan kağıt ve naylon poşet parçaları değil de; sanki külçe külçe mutluluktu. Her çıkan nesnenin ne işe yarayacağınış yanındaki eşine çocuklarına uzun uzun anlatıyordu.

    Çok mutluydular.

    Yükünü tutmuş, rızkını bulmuş olmanın sevinciyle yürüp gittiler.

    Gölge etmeyin başka ihsan istemeyiz, der gibi bir hal vardı tavırlarında.


    Çamlıca'ya geldiğimizde; gün, geceye süzülüyordu.

    İstanbul'un Boğazı'na akşam çökmüştü.

    İstanbul ışıl ışıldı… Boğazına çöken karanlığı hiç umursamıyordu sanki.

    Piknik yapan aileler yavaş yavaş toparlanırken hâlâ oyunlarını sürdüren çocukların şamataları duyuluyordu.

    Çamlıca'nın tepesine doğru kıvrılan yolun kenarına dizilmiş arabalardan muhtelif müzik sesleri havada birbirine karışıyordu.

    Ellerinde bira şişeleriyle birkaç genç, az ötemizde derin bir sohbete koyulmuşlardı.

    Karşı yakada Dersaadet'in minareleri ışık sütunu gibi süzülüyordu.

    Derken ezanlar kanatlanmaya başladı göklere. Sanki bütün sesler Çamlıca Tepesi'ne uğruyor ve oradan İstanbul'a taksim oluyordu.

    Yakınımızda duran gençlerden birisi, arabanın başındaki arkadaşına seslendi.

    “Mustafa, müziği durdur.”

    Delikanlının, bu delikanlıca davranışı beni duygulandırdı.

    Gençlerin yanına gittim.

    “Ezana saygınız güzeldi” dedim.

    Müziği susturan genç;

    “Ağabey, biz de Müslümanız elbette saygı duyacağız” dedi.

    Onlara Harun Reşit'in eşi Zübeyde Sultanı anlattım.

    “Bu hayırsever kadının pek çok hayratı olsa da asıl, 40 km. öteden Mekke'ye getirdiği su hayratı ile bilinir. Zübeyde Sultanı vefatından sonra bir dostu rüyasında cennette görür.

    Rüya sahibi;

    'Sizi hangi hayrınız kurtardı' der.

    ' Bir gün sarayda; sazendeler çalıyor, hanendeler söylüyor, rakkaseler de oynuyordu. Kulağıma bir ezan sesi geldi.

    Durunuz! dedim.

    Bütün sazlar ve sesler durdu.

    Bana;

    'ezana olan o saygın seni kurtardı' dediler.”


    Gençlere bunu anlattığımda, yüzlerindeki mutluluk görmeğe değerdi.


    Biraz sonra aynı gencin telefonu çaldı. Arayan babasıydı.

    “Buyur babacığım, efendim babacığım, tamam babacığım” gibi saygılı sözlerle babasına cevap veriyordu.

    İşte; Fatih'in arka sokaklarında rızkını çöp bidonlarında arayan kanaatkar bir aile ve Çamlıca Tepesi'nde elinde bira şişeleri, arabadan yükselen müzikle eğlenmeye çalışan gençlerin, ezan başladığında müziği durdurması ve babası aradığında derin bir saygıyla konuşması karşısında Ömer Baba'ya hak vermemek mümkün değil;

    “Bu milleti kriz miriz yıkamaz.”

    “Kanaat geçinmeyi, aile ayakta durmayı sağlar. İnançsa umudu besler.”

    Aile bağları bu kadar sağlam ve değerlerine bu derece düşkün bir milleti, çaresiz kılmak için, ekonomik, siyasi, ahlaki ve hukuki terörle vurmak istiyorlar.

    Bu milleti mağarada tutmaya, yollarına barikatlar kurmaya çalışıyorlar.

    Rahmetli Cemil Meriç;

    “Yıllarca mağarada yaşamaya alışmış bir insanı, ayağa kaldırmaya, gün yüzüne çıkarmaya, ışığa bakmağa zorlamak, ona acı verir,” diyor.

    Millet olarak bu günlerde bu acıları yaşıyoruz.

    Bazıları, Türkiye ayağa kalkmasın, aydınlığa yürümesin hep kendi dar mağarasında gölgelere gömülüp kalsın istiyor.

    Barışa giden yol zordur ama bu ülkenin bahtı açılmıştır.

    Türkiye'yi kimse durduramaz, Türkiye'yi kimse susturamaz.

    TÜRKİYE BİR DEV'DİR VE DEV UYANMIŞTIR!!!

    Harun Tokak - KAYNAK
    Bu mesaj en son " 10.07.08 " tarihinde saat 14:21 itibariyle FLoRa tarafından düzenlenmiştir... Neden: yazar adı verildi
    SABIR;musibet geldiği ilk anda gösterilendir...(h.ş)


    Bu memlekette yaşanmaz diyenler,memleketi yaşanmaz hale getirenlerdir...(C.M)

  2. #2
    atmaca03 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-06-2007
    Mesajlar
    578
    Karizma Gücü
    0
    Heeeeeeyyttt be mükemmel bir yazı olmuş eline sağlık

    2. makalede yazdığın anlayış bozulmaya başladı onuda bozarlarsa ayakta tutunacak dallarımız yıkılacak dur bakalım zaman neyi gösterecek


    saygılar
    Dün yaptığın iş hala gözüne iyi görünüyorsa yetersizsin demekdir



    Ne Mutlu Türk'üm Diyene



    Atmaca03 & Gizmo
    iki kafadar...

  3. #3
    TORMENTED SOUL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-02-2007
    Mesajlar
    5,967
    Karizma Gücü
    7
    Bazıları, Türkiye ayağa kalkmasın, aydınlığa yürümesin hep kendi dar mağarasında gölgelere gömülüp kalsın istiyor.

    Barışa giden yol zordur ama bu ülkenin bahtı açılmıştır.

    Türkiye'yi kimse durduramaz, Türkiye'yi kimse susturamaz.

    TÜRKİYE BİR DEV'DİR VE DEV UYANMIŞTIR!!!
    helal bee
    dış mihraklar pek geçmemiş ama olsun.. lanet cia ajanları ve masonları da eklersen sevinirim
    millet çok süper son zamanda..
    neyse genele bakılırsa klasik bir yazı ama iyi kotarılmış takdir ettim...
    Tecavüzcü Coşkun - Şahin K - Nuri Alço parti kursun
    güle diken, memleket insanına..
    hatta obama reis-i cumhur olsun zenciden aşağısı bu milleti kesmez

    Eğer bankaya 100 pound borcunuz varsa bir sorununuz var demektir. Ancak borcunuz 1 milyon poundsa bankanın bir sorunu var demektir

    AŞK kişinin kiminle yatacağını gösteren bir pusuladan başka birşey degildir

    biri haddimi bildirsin -postayla yapılan başvurular dikkate alınmayacaktır-


    bir sorunu çözmek istiyorsanız kaynağını yok etmelisiniz...
    içimdeki çocuğu attaya götürdüm, geri gelmek istemedi orada bıraktım

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. harun yahya kitapları hakkında ne düşünüyorsunuz
    2003 - 2004 Konuları bölümünde _mAvEriCk_ tarafından açılmış
    Yanıt: 99
    Son Mesaj: 21.08.05, 21:06

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •