Allah Arapların mı?
Allah’ı kainatın yaratıcısı ve sahibi olarak bilir, inanırız. En azından bu yüce gücün varlığını inkâr edenler olsa bile kainattaki bu dengenin nasıl sağlandığı hâlâ açıklanamadığına göre, bunu gizleyen güce biz Allah diyoruz.
Ona inananlar, onun sözleri olup olmadığını tartışmadan, o yüce varlığın tarihin en eski çağlarından yeryüzüne gelen ilk canlıdan bu yana onun, “Bu kainatta gördüğünüz her şeye can veren benim, onların canını da ben alırım” dediğini biliyor ve inanıyoruz.
Yine inançlarımıza ve bize tebliğ edilenlere göre, o yüce varlığın yani Allah’ın, affetmediği günahların başında kul hakkı, kendisine şirk koşulmasının olduğunu da biliriz.
Peki Araplara ne oluyor?
Bu durumda, vatandaşımız olan berber Sabri Boğday, Mısırlı bir fellahla kavga veya münakaşa ederken, Allah’a küfrettiği gerekçesiyle, şeriat kanunlarına göre idama mahkum ediliyor ve bu cezası da onaylanıyor.
Vatandaşımızın ailesi, bunun, Sabri’nin Türk olmasından kaynaklanan bir Arap komplosu olduğunu açıklıyor ve savunuyor ama onları ne duyan ne de dinleyen olmuş.
Sonuç itibarıyla; Cumhurbaşkanı ve Başbakanımızın özel ihtimam göstererek havalimanında karşıladıkları sonra da devlet protokolünü bir kenara iterek kaldığı otelde ayağına giderek ziyaret ettikleri Suudi Arabistan Kıralı’nın iki dudağının arasından çıkacak lafa kalmış Sabri’nin durumu.
Arapların tarih boyunca biz Türkleri arkadan hançerlediğine ve bunu devam ettirdiklerini de biliyoruz. Devlet yöneticilerimizin, “Dostumuz” dedikleri Kıral’ın onları dinlemeye niyeti olmadığı tespitimizi güçlendiriyor.
Araplar ne hikmetse kanunlarına Allah’a küfredenin idam edilmesi cezasını koymuşlar. Kainatın yaratıcısı ve sahibi olan ve böylesine güçlü olduğuna inandığımız bu yüce varlığı korumak ve sahiplenmek neden Araplara kalmış, bunu anlamıyorum.
Allah, dünyanın neresinde olursa olsun semavi dinlere mensup olan ve olmayan tüm insanların inandığı ve onların yaratıcısıdır. Bu nedenle Allah’ı korumak bu Araplara kalmamalıdır.
Ancak tarih boyunca Türk düşmanı olan ve İslamiyeti dinden çıkarıp “Arabizme” dönüştüren Arapların bu davranışının bence Allah’ı korumaktan çok Türk düşmanlığının devamı ve bir Türk’ün öldürülmesinden ibaret olduğunu düşünüyorum. Allah kendisine şırk koşanları affetmediğine göre, hakaret edenlere ne yapacağını da bilir sanıyorum. O nedenle hep, “Allah’la kul arasına girilmez” ve onun takdirine bırakılan bazı şeyler için, “Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler” demiyor muyuz?
Ayrıca bu durumu şeriat meraklılarının ve onları destekleyenlerin de dikkatine sunmak isterim.
Memur ve emeklinin hakkını verin
Enflasyonun düşük seyredeceği gerekçesi ve IMF’nin de emriyle memur ile emeklilerin maaşına yılbaşı itibarıyla, ilk altı ay için yüzde 2 zam yapıldı.
Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. TÜİK’in tüm verileri tıraşlayarak yaptığı hesaplamaya göre bile yılın ilk dört ayında enflasyon TÜFE’ye göre yüzde 7’ye dayandı. ÜFE’ye göre ise yüzde 10 civarında.
Yıllık oranlara bakıldığında yine kendi açıkladıkları rakamlara göre TÜFE’de yüzde 9.66, ÜFE’de 14.56 oldu. Bu gizlenmiş rakamlar karşısında bile Maliye Bakanımız geçtiğimiz günlerde esnaf ağzıyla, “Valla bu enflasyonu yıl sonu itibarıyla yüzde 9 olarak düşünüyoruz ama üzerine mi çıkar aşağı mı iner bilemem” dedi.
Evet bilinmeyen ve oldukça yüksek olacağını sandığım bir enflasyona doğru gittiğimiz açık.
O zaman kul hakkının affedilmeyen günahların başında olduğu bilindiği ve “Biz kimsesizlerin kimsesi olacağız. İşçi, memur ve emeklimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz” diyerek iktidar olunduğuna göre, feryatların duyulup önlem alınması ve insanların gasp edilen haklarının verilmesi gerekiyor.
“Yok böyle bir şey” diyorsanız geri dönüp, ayak yerine koyduğunuz halka bir kulak verirseniz gereken mesajı alırsınız.
Onlar neden idam edildiler ki?..
Bugün Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin yıldönümü. Darbe tarihi ile dolu ülkemizde bu gençler 12 Mart Muhtırası kurbanı olarak seçildiler ve eften püften sebeplerle yargılandıktan sonra Cebeci Kapalı Cezaevi’nde idam edildiler.
İlginçtir; o dönemlerin Başbakanı Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı olunca, “O gençler bugünkü koşullarda yargılansaydı hapse bile atılmazlardı” diyerek dönemin eleştirisini, dolayısıyla özeleştirisini de yapmıştı.
Evet bu gençlerin amacı, emperyalizmle mücadele etmek ve Türk halkının haklarını korumaktı. Bu amaç için hiç kimseyi vurmadılar. Kan akıtmadılar. Sadece adları bir banka soygununa karışmıştı. Ama muhtıralar dönemiydi ve öyle oldu.
Günümüzde 30 bin insanın ölmesine sebep olan, devam eden bebek katili ve PKK’nın lideri Apo’ya bir ada tahsis edildiğine göre, ülkemizin nereden nereye geldiğinin bir çelişkisi değil mi, ne dersiniz?
mustafa dolu
Cennetin dili arapça diye bizim insanımızda propaganda yapıyorsa ,otel odalarında kralın dizinde süt dökmüş kedi olunulırsa. Araplar karşısında ezik bir duruma düşersen.
Yakında ARAPLAR 3 KURUŞ PARA İÇİN ANA AVRAT DÜMDÜZ SÖVDÜĞÜNDE yarabbi Şükür dersin.
Bir millet bu kadar aşağılatılamaz.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla




