• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 7 1234567 SonSon
69 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir gokhan_sen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-06-2006
    Mesajlar
    6,532
    Karizma Gücü
    0

    Diyet ve Dengeli Beslenme

    Akapunktur

    AKUPUNKTUR NEDİR?


    Klasik Çin tıbbında insan yaşayan evrenin bir parçası olarak kabul edilir ve herşeyin içinde varolan evrensel gücün insanın da içinde bulunduğuna inanılır. “Chi” adı verilen bu enerji insan vücudunda “meridyen” denilen kanallarda dolaşır. Akupunktur yöntemi ile bu kanallarda meydana gelen enerji dolaşım engelini ortadan kaldırarak dengeyi sağlamak ve bu şekilde hastalığı önlemek amaçlanır.

    İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir. Vücudumuzda bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır ki, bunlara “akupunktur noktaları” denir. Bu noktalar uyarılarak vücudumuzdaki enerji dolaşımı normale döndürülür ve hastalık hali ortadan kaldırılır. Böylece organizma ilaç tedavisine gerek kalmadan, kendi olanaklarıyla hastalığın ortadan kalkmasını sağlar. Hastalığın belirtilerine değil, nedenine yönelik bir tedavi metodudur.

    Hipokrat, canlıların kendi kendilerine iyi olma kudretlerinden ve iç hekimden bahseder. Paracelcus, “Hiçbir hayat sadece dış hekimin çabalarıyla varolamaz; dış hekim, iç hekime yardımcı olabilir.” der.

    Akupunktur organizmanın kendi kendini tedavi ettiği bir metottur ve en önemli özelliği yan etkisinin olmamasıdır. Bu tedavi metodunu üç ana başlık altında toplayabiliriz:

    Çeşitli hastalıkların tedavisi
    Analjezi-anestezi
    Alışkanlık tedavisi
    Özellikle Uzakdoğu ülkelerinde kullanılan ilaçsız tedavi yöntemi akupunktur, Türkiye’de de hızla yaygınlaşmaktadır. Üniversitelerde ders olarak okutulan akupunktur, alternatif tıp olarak değerlendirilmemelidir; binlerce yıllık geçmişiyle akupunktur tıbbın kendisidir.


    AKUPUNKTURUN FELSEFESİ


    Batı düşüncesi olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde değerlendirir. Çin düşüncesine göre ise, çeşitli olgular bir bütünlüğün parçasıdır ve birbirleriyle ilişki içindedir.

    Düşünce temelindeki bu farklılıklar, tıbbi uygulamada da kendini gösterir. Batı tıbbı analitiktir; derin nedensel bağlantılara girer, ayrıntılı sınıflamalar yapar. Çin tıbbında ise, semptomlar ve bulgular hep birlikte değerlendirilerek toparlanır ve bir bütüne varılmaya çalışılır. Çin tıbbına göre hastalık belirli bir zamanda, belirli bir kişide ortaya çıkan bir olgudur. Hastalık değil, hasta ön planda değerlendirilir. Buna göre, Tradisyonel Çin Tıbbı’nda mental (zihinsel), emosyonel (duygusal) ve fiziksel bulgular birlikte ele alınır.

    Vücutta Yin ve Yang adı verilen birbirine zıt, ancak uyum içinde iki eneji vardır. Bunu gösteren ambleme Taiji (Büyük İkilem) denir. Siyah Yin’i, beyaz Yang’ı simgeler. Ancak, Yin’in içinde Yang, Yang’ın içinde de Yin vardır. Yin ve Yang’ın dengelenmesi normalliğe, dengenin bozulması anormalliğe yol açar. Dengesiz Yin ve Yang, denge arayışı içerisinde sürekli kendilerini değiştirirler. Bu dengenin sağlanması için doktor iğneler ile, ilgili akupunktur noktalarını uyararak hastayı tedavi eder.


    AKUPUNKTURUN TARİHÇESİ


    Çin’de iğne ve ısı anlamına gelen “Chen-chin” ile adlandırılan bu tedavi yöntemi, Batı’da akus (iğne) ve punctura (batırmak) sözcükleri birleştirilerek, “akupunktur” olarak adlandırılmıştır.

    Tradisyonel Çin Tıbbı (TCM), yaklaşık 3000 yıllık bir süre içerisinde gelişmiştir. II. Shang Hanedanı dönemine ait arkeolojik kazılarda tıbbi konuların anlatıldığı taşlar ve akupunktur iğneleri bulunmuştur. Noktaların yerleşimini gösteren şemalar ilk olarak İ.S. 317-581 yılları arasında çizilmiştir. Avrupa’da ise akupunktur ile ilgili ilk kitapların yazılması 1600’lü yıllara rastlar.

    1972’de ABD Başkanı Richard Nixon beraberindeki büyük bir heyet ile Çin’e resmi bir ziyaret yapmıştır. Bu ziyaret programı içinde Çinli doktorlar Amerikalı heyete “akupunktur anestezisi altında yapılan cerrahi bir operasyon” izletmişlerdir. Bu olaydan sonra, akupunkturun Batı’da popülaritesi artmış; uygulanması ve incelenmesi bütün dünyada yaygınlık kazanmıştır.

    UYARI NOKTALARI VE UYGULAMA


    Uyarı noktaları
    İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir ve bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır. İnsan vücudunda bin kadar uyarı noktası vardır ve bu noktalardan 650-700 tanesi kullanılır. Her hastalık için ayrı program ve ayrı noktalar bulunmaktadır. Önemli olan doğru bir teşhisle, hangi noktaya nasıl bir uyarı yapılacağıdır (lazer, iğne ya da hangi iğne); bu çok iyi bilinmelidir. Akupunktur tedavisinde sırt, boyun, el, kulak ve vücudun diğer bölümleri kullanılır. Birçok hastalığa ilişkin en çok uyarı noktasının bulunduğu uzuvlar ise eller ve kulaklardır.
    İnsan vücudundaki belirli akupunktur noktalarına iğneler sayesinde yapılan uyarılarla organizmanın hemen her yerine ulaşabilecek haberler iletilmektedir. Bu iletişim, akupunktur noktasını oluşturan hücrelerden lokal hücresel uyarıların sinir terminallerine ve son olarak da beyne ulaşır. Beyin de bu uyaranı gerekli organlara ulaştırır ve ilgili organ ve uzuvlardaki enerji dengesi düzelir. Dolayısıyla hastalık da ortadan kalkmış olur.

    Lazerle akupunktur
    Lazer bir ışıktır. Bildiğimiz, kullandığımız ışığın konsantre edilmiş hali olduğu söylenebilir. Bazı hastalıkların tedavisinde ya da kimi zaman hastanın tercihi doğrultusunda iğne yerine lazer kullanılmakta, iğne batırılarak uyarı yapılacak noktaya lazerle uyarı verilmektedir. Özellikle ameliyatlar ve kazalar sonrası kalan izlere karşı lazerle akupunktur son derece etkili sonuçlar vermektedir. Ayrıca, çocukların tedavisinde iğneye alternatif olmaktadır.

    Nasıl iğne?
    Eskiden Çinliler sivri taş parçaları kullanmaktaydı. Bangkok’ta ise bu amaçla bambu kamışının kullanıldığı biliniyor. Akupunktur yöntemi ile tedavide önceleri altın kullanılmıştır. Altının elektirik potansiyel farkını alışı ve düzeltişi çok önemlidir. Bu yüzden altınla tedavi uygulanan hasta çok daha kolay ve çabuk iyileşme göstermektedir. Ancak bütün bu olumlu özelliklerine karşın altının oldukça pahalı ve yumuşak bir madde olması dolayısıyla akupunktur sırasında vücuda uygulanması, gereken noktalara batırılması zor olmaktadır. Buna bir çözüm yolu bulmak amacıyla, altını iğne haline getirirken içine bazı metaller konmuştur. Altının pozitif bir etkisi vardır. Gümüş de çok iyi bir akupunktur iğnesi olmasına rağmen, biraz negatifliğe yönelik bir özellik göstermektedir. Günümüzde ise, dünyada altın ya da gümüş iğne kullanılmamaktadır. Elektriği altın kadar iyi ileten standart bir çeliğin üretilmesi ile bütün dünyada bu yeni metal kullanılmaya başlanmıştır.


    AKUPUNKTURDA KULAĞIN ÖNEMİ


    Kulakta bedenin hemen hemen her uzvuyla ilgili bir akupunktur noktası bulmaktadır. Örneğin, insanın bağırsağı, kalbi, karaciğeri ile ilgili noktalar kulağında mevcuttur. Bu yüzden akupunktur tedavisinde vücutla beraber veya tek başına kulaktaki noktalar kullanılmaktadır. Öte yandan kulağın bu özelliği, hastalığın belirlenmesine, deteksiyona yardımcı olmaktadır.


    AKUPUNKTUR VE ZAYIFLAMA


    Şişmanlık
    Şişmanlık Nedir?
    Dünyada şişmanlık
    Neden kilo almak/vermek istediğimizde zorlanırız?
    Vücut-Kitle indeksi nedir?
    Akupunktur ve Zayıflama
    Akupunkturla neden daha kolay ve kalıcı zayıflanır?

    Şişmanlık (Obezite)
    Şişmanlık, vücutta yağ dokusunun normalden fazla olmasıyla karakterize bir hastalıktır.

    Şişman bir kişi ayrıntılı tetkiklerden geçirildiğinde, bazen hiçbir anormalliğe rastlanmayabilir. Bazen fiziksel olarak da bir belirti yoktur. Ancak, diğer yandan tip II şeker hastalığı tanısı konmuş hastaların % 60’ı şişmandır. Yine, vücuttaki yağ dokusunun artması ile, hormonal-metabolik hastalıkların ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkması ya da ağırlaşması arasında doğrudan bir ilişki olduğu bilinmektedir.

    Pekiyi, öyleyse neden gereğinden fazla besin tüketiriz? Şişmanladığımızı göre göre neden buna devam ederiz? Bu soruların yanıtları araştırılmış ve obez kişilerin yemek yeme konusunda daha çabuk uyarıldıkları, damak tatlarının daha gelişmiş olduğu, daha geç doydukları ve yemek yeme işinin günlük yaşamları içinde kafalarını daha fazla meşgul ettiği gözlenmiştir.

    Genetik, metabolik, hormonal ve sinirsel birçok karmaşık sistem şişmanlığın oluşmasında rol oynar. Aile yapısı, beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı, psikolojik sorunlar bu karmaşık sistemin herhangi bir basamağında etkili olarak şişmanlığa giden yolu açar.

    Obezite bir hastalık olduğu için, bir diyet uygulayıverip bırakmakla ortadan kaldırılamaz. Yeni beslenme alışkanlıkları ve yeni bir yaşam şekli gerektirir. Obezitenin de, şeker hastalığı ya da yüksek tansiyon gibi, yaşam boyu takip edilmesi gerekir.


    Şişmanlık sıklığı dünyada gittikçe artmaktadır. Ortalama sıklık % 25 olarak verilmektedir; bu yüzdeye şişman olmayıp ideal kilosunun üzerinde olanlar da katılınca oran % 50’ye ulaşmaktadır.

    Obezite sıklığının artmasının nedenleri:
    - Sosyo-kültürel faktörler,
    - Biyolojik faktörler,
    - Davranışsal faktörler,
    - Gıda çeşit ve alımının artması ve kolaylaşması,
    - Alkol tüketiminin artması,
    - Teknolojinin ilerlemesi ile günlük eneji tüketiminin azalması,
    - Özellikle çocukluk çağında bilgisayar ve televizyon karşısında geçerilen zamanın artması ile yağlı ve katkılı yiyecek tüketiminin artması.


    Yenilen besinler, vücudumuzda metabolik olaylar sonucunda yakılır ve bu yanmadan elde edilen ısı ve eneji, hayatsal fonksiyonların işlemesi için kullanılır. Metabolizma hızını, vücut kendisi ayarlar; Yani vücut az ya da çok enerji harcayabilme yeteneğine sahiptir. Ancak, harcanacak eneji miktarı vücudun alışık olduğu kilosunu korumaya yönelik olarak ayarlanmıştır. Bu nedenle kilo vermek amacıyla az kalori alındığında, metabolizma hızı düşer ve bünye kilo kaybetmemek için kendini korumaya çalışır. Vücudumuz, kendi alışık olduğu kilosunu koruma çabasındadır.
    Diyet yapan birçok kişi çok az yedikleri halde, çok yavaş zayıfladıklarından yakınırlar ve çoğu zaman da sabredemeyerek diyete son verirler. Bundan sonra da eskisi gibi yemeye başlayınca, verilen kilolar çok daha hızlı bir şekilde geri alınır ve eski kiloya ulaşılınca kilo artışı durur.

    Bunun benzeri bir durum kilo almak isteyenlerde de görülür; günlük gıda miktarlarının iki veya üç katını yeseler bile çok az kilo alabilirler.
    Vücudun kilo vermeye gösterdiği bu direnç, insanoğlunun binlerce yıllık geçmişinde yaşadığı doğal afetler, savaşlar, hastalıklar nedeniyle aç kalmaktan ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki, 20. yüzyılın sonunda bile dünyada açlık çeken bölgeler vardır.

    Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:
    Kilo vermek için çok aceleci olmamak gerekir. Haftada 15 kg. verdiren mucize diyetler son derece sakıncalıdır ve bu derece hassas çalışan bir metabolizmayı bozmaktan başka işe yaramaz. Günlük 1000 kalori altındaki diyetler kalp kasında hasarlara neden olacak ölümlere yol açabilir. Haftada 0.5-1 kg. vermeyi sağlayan diyetler güvenli olduğu kadar, kalıcı sonuçlar da sağlar. Daha hızlı kilo vermek isteyenler, bunu biraz egzersiz yaparak gerçekleştirebilirler.


    Pratikte şişmanlığın ölçümü için kullanılan çok basit iki yöntem vardır:

    1. BMI (Beden Kitle İndeksi) = Vücut ağırlığı (kg.) / boy² (m²)

    <19
    zayıf

    19-25
    normal

    25-30
    fazla kilolu

    30-40
    şişman (obez)

    >40
    çok şişman (morbid obez)

    2. Bel çevresi ölçümü: Erkeklerde 102 cm., kadınlarda 88 cm. üzeri riskli görülmektedir.

    Beden kitle indeksi ve bel çevresi ölçümü arttıkça, ortaya çıkacak tıbbi sorunların en önemlileri şunlardır:
    - Kalp-damar hastalıkları
    - Tip II şeker hastalığı
    - Hipertansiyon
    - Safra taşları oluşumu
    - Karaciğer yağlanması
    - Uyku ve solunum problemleri
    - Eklemlerde dejeneratif değişiklikler; özellikle bel, diz, kalça gibi vücut yükünü taşıyan eklemlerde kireçlenme.


    Akupunktur ve Zayıflama
    Bilindiği gibi akupunktur alışkanlık tedavilerinde kullanılır. Kilo verme de beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesi ile mümkün olduğuna göre, bu yeni alışkanlıkların edinilmesi sırasında, akupunktur hastaya çok büyük kolaylıklar sağlar.

    İştahı düzenler ve yemeklere saldırma güdüsünü ortadan kaldırır.
    Mide asiditesi kontrol altına alınarak, mide kazınması, yanması gibi sorunlar engellenir.
    Düşük kalorili beslenmeden dolayı yaşanabilecek halsizlik önlenir.
    Metabolizma hızını düzenler. Akupunkturla tedavi gören hasta, kendi kendine yaptığı diyetlerden daha kolay kilo vermeyi başarır.
    Akupunktur tedavisi sırasında, vücutta serotonin ve endorfin seviyeleri artmaktadır. Bu hormonlar diyet yapan kişiye huzur verir, sedasyon sağlar. Böylece diyet yapan kişi, eski yemek yeme zevkinin kısıtlanmasından dolayı huzursuzluk ve tedirginlik yaşamaz.
    30-40 kg. fazlası olan hastaların tabii ki uzun bir zaman diyet yapmaları gerekir. Ancak, çoğu insanda böyle bir sabır olmadığı için, her pazartesi başlanan diyetler, her cumartesi sona erer. Böylece sık sık yapılan diyet denemeleri sonucu her geçen günkilo vermek daha da zorlaşır. İşte, bu gibi hastalarda akupunktur inanılmaz başarılar sağlar ve hasta 1 yıla kadar uzanan bir zaman diliminde onlarca kilo verebilir. Hastanın uzun süre diyete dayanabilmesinin nedeni, akupunkturun yarattığı sedatif ve trankilizan etkiden dolayıdır. Ayrıca hasta kilolarının eridiğini gördükçe daha çok motive olup, bu işe dört elle sarılmaktadır.


    AKUPUNKTUR VE SİGARA BIRAKMA


    Akupunkturla Sigara Bırakma Tedavisi
    Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir?
    Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?
    Akupunktur ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?
    Sigarayı Neden Bırakalım?
    Sigara neden zararlı?
    Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur?
    Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir?
    Sigarayı bırakma yolları nelerdir?
    Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadığı tipik kaygı ve sorunlar nelerdir?


    Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir?
    Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.

    İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin - endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması budur.

    Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.
    Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski otonomisini kazanır.


    Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?
    Üç gün üst üste 20 dk.lık 3 seans tedavi uygulanır. Toplam 1 saat süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya geri döneriz.


    Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?
    %90 - 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.


    Sigara neden zararlı?
    Tütün kullanımı yaklaşık 200 yıl öncesine kadar gidiyor. İlk zamanlarda tütünün sağlığa iyi geldiği düşünülüyordu. Sigaranın zararları 1950’li yıllara kadar çok fazla bilinmiyordu. Ancak, daha sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, sigaranın insan sağlığına gerçekten zararlı olduğunu ortaya çıkardı. Sigara dumanında sağlık açısından zararlı yüzlerce (bu sayı abartılmamıştır) madde bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse, bunların en çok bilinenlerinden birkaç tanesi ; amonyak, terebentin, kadmiyum, insektisitler, naftalin, aseton, arsenik, formal, hidrojen siyanür, radon, polenyum, deterjanlar...
    Bunların bir çoğu kanserojendir. Ayrıca tütün ve sigaranın sarıldığı kağıdın yanmasından dolayı açığa çıkan maddeler ve katran da yine konserojen maddeler arasındadır.
    Kalıp - Damar sağlığı açısından özellikle tehlikeli olan maddeler ise nikotin ve karbonmonoksittir. Nikotin kalp artışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kan pıhtılaşmasını arttırır. Yani kalbin yükünü ve oksijen ihtiyacını arttırır. Bütün yanma olaylarında açığa çıkan zehirli bir gaz olan karbonmonoksit ise, kandaki oksijen ile birleşerek kanda bulunan oksijen miktarını düşürür. Sonuç olarak nikotin nedeniyle oksijene gereksinimi artmış olan kalp, kanda yeterli oksijeni bulamaz ve işi çok daha zorlaşır.

    Sigara kullanımı ile doğrudan ilişkisi olduğu kanıtlanmış hastalıkları şöyle sıralıyalım: Ağız kanserleri, sindirim sistemi kanserleri, solunum sistemi kanserleri, akciğer hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, ülser, mesane kanseri.

    Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada 1 milyar 100 milyon insan sigara içiyor. Erkekleri %47si, kadınların %12’si sigara tiryakisi. Ayrıca, son yıllarda sigara içen kadınların sayısında nispeten daha fazla bir artış olduğu gözlemlenmektedir. Bu da dünyaya yeni gelecek nesillerin sağlığını direkt olarak etkileyecektir. Son rakamlara göre, dünyada yılda 3 milyon kişi sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle ölmektedir.
    Şimdi hemen yeri gelmişken önemli bir konuya değinmek gerekiyor. Örneğin; akciğer kanserinin sigaraya bağlı olarak meydana geldiği heryerde söyleniyor. Fakat siz daha geçen ay akciğer kanserinden ölen bir tanıdığınızın hiç sigara içmediğini biliyorsunuz ve uzmanların biraz fazla abarttığını düşünüyorsunuz. Bunun açıklaması şöyle: Akciğer kanserinin 4 türü vardır; hatta bunların da alt grupları vardır. Bunların içinde sigara kullanımı ile doğrudan ilgili olanlar (%60) zaten en sık görülen kanser türleridir. Sigara ile ilgisi olmayan ise, çok daha az oranda görülen bir kanser türüdür.

    İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre günde 20 sigara’dan fazla içenlerin %40’ı, daha emeklilik yaşına gelmeden ölmektedir. Oysa sigara içmeyenlerde bu oran %15’dir.

    Bir de pasif içici kavramı var. Sigarayı içen kişi, eğer filtreli sigara içiyorsa, bu filtre bir miktar zararlı maddenin geçişini engelleyebilir. Halbuki sigaranın ucundan havaya karışan duman hiçbir süzgeçten geçmediği için daha tehlikelidir. Yani uzun süre bu dumana maruz kalan ve pasif içici denilen kişiler de tehlike altındadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, sigarayı içen kişi de havaya yayılan bu dumanı yine solumaktadır. Sigara içilen evlerdeki küçük çocuklarımız bronşit ve zatürre gibi solunum yolu hastalıklarına daha sık yakalanırlar. Pasif içici olduklarından akciğer kanseri açısından risk grubundadırlar ve ileride sigara içmeye daha çok eğimli olurlar.
    Özellikle gelişmiş ülkelerde kamuoyuna yansıyan bu sonuçlar ve alınan tedbirler sonucunda sigara kullanımı %50 ye varan oranlarda azaltılmıştır. ABD, İngiltere, Kanada bu konuda başarılı ülkeler arasındadır.

    Öte yandan, aynı zamanda sigara üreticisi olan bu ülkeler, gelişmekte olan ülkelerde edindikleri pazarlarını büyütme çabası içindedirler.


    Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur?
    20 dk sonra tansiyon ve nabız normale döner.
    8 saat sonra vücut kendini yenilemeye başlar. Kan oksijeni normal düzeye çıkar.
    24 saat sonra kalp krizi riski azalmaya başlar. 1 yıl sonra yarıya düşer.
    48 saat sonra duyu organları iyi çalışmaya başlar. Tat ve koku duyusu düzelir. Cilt kendini yeniler.
    72 saat sonra Akciğer kapasitesi artar, solunum rahatlar.
    2 hafta sonra efor kapasitesi artar (Yürüme, merdiven çıkma…).
    1-9 ay içinde akciğer hücreleri yenilenir. Akciğer hastalıkları (zatürre gibi) riski azaltır. Öksürük, nefes darlığı düzelir.
    5 yıl sonra ağız, boğaz, yemek borusu kanserleri riski %50 azalır.
    Pankreas, mesane, rahim kanseri riski azalır.
    Sindirim sistemi ülseri riski azalır.
    Sigara gebelikten önce ya da gebeliğin ilk 3 ayında bırakılırsa erken doğum riski ve düşük doğum kilolu bebek doğurma riski, içmeyenlerdeki düzeye iner.
    Koroner kalp hastalığı riski sigaranın bırakılmasından 15 yıl sonra sigara içmeyenlerin düzeyine iner.
    Aynı evde yaşayan küçük cocuklar ve bebeklerin, solunum yolu hastalıklarına yakalanma riski azalır.


    Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir?
    Sigaraya bağlı bir hastalığın ortaya çıkması.
    Fiyatın pahalı gelmesi.
    Sigaranın zararları hakkındaki yayınlar.
    Çevresi tarafından bırakmaya yönelik teşvik, kınama.
    Kapalı yerlerde sigara içiminin yasaklanması.

    Gelişmiş ülkelerde sigaranın zararları hakkındaki yazılar, sigaranın fiyatı, kınama ve yasaklamalar etkili olmaktadır; ancak, bizim insanımızı bir hastalığın ortaya çıkması daha çok etkilemektedir. Örneğin, kalp krizi geçirmiş veya by-pass ameliyatı olmuş hastaların sigarayı bırakma oranları yüksektir ve başarılıdır.


    Sigarayı bırakma yolları nelerdir?
    Akupunktur,
    Grup Terapisi,
    Hipnoz,
    Kişisel çaba ile bırakma,
    Farmokolojik tedavi.


    Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadıkları tipik kaygı ve sorunlar nelerdir?
    Sigarayı azaltmak mı, tamamen bırakmak mı? Yoksunluk belirtilerinin daha uzun sürmesine neden olur. Çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanır. Sigara miktarı yine arttırılır.
    Ara ara sigara içmek: Vücuda tekrar nikotin etkisini hatırlatır. Zamanla düzenli olarak içmeye dönüşür. Halbuki sigara içilmemesine alışmak daha kolaydır.
    Çevre baskısı: Sigarayı bırakanların çoğu çevresi tarafından adeta tekrar içmeye zorlanır. Bu, sigara içenlerin bir kişiyi daha kaybetmelerinden kaynaklanan ilginç bir psikolojik durumdur. Ancak kısa bir zaman içinde arkadaşlarınız da sigara içmediğinizi kabullenip sizi rahat bırakacaklardır.
    Katran ve nikotin düzeyi düşük (light) sigara içmek: Bu durumda genellikle günlük sigara adedi arttırılarak eski nikotin düzeyi tutturulmaya çalışılır. Zaten “tehlikesiz sigara” yoktur.
    Sorumluluğu başkasına yıkmak: Çoğu kişi sevdiği birisi onu desteklemezse sigarayy bırakmaktan kaçar. Hatta deneyip de başarısız olursa başkasını suçlar. Oysa sigarayı bırakmak öncelikle kişisel bir sorundur, mutlaka kendinize güvenmeyi başarmalısınız.
    Şişmanlama korkusu: Gerçekte sigarayı bırakanların sadece 1/3’ü kilo alır ve bu fark gerçekte 3-4 kg. kadardır. Bundan daha fazla alınan kilolar kendine güvensizlikten kaynaklanan, sigarayı elde ve ağızda tutmak alışkanlığının yerini alan, abur cubur atıştırma alışkanlığıdır. Oysa, gerçekte sigarayı bırakmaktan dolayı ilk günlerde açılan iştah, kısa bir süre sonra normale döner.
    Yoksunluk belirtileri: Şiddetli nikotin arayışı, gerginlik, kızgınlık, huzursuzluk, sinirlilik, uyku kalitesinin bozulması, iştah artışı ve benzeri belirtiler olabilir. Bu belirtiler geçicidir ve vücudun kendini onardığını gösterir. Örneğin, öksürük ve balgam artışı, solunum yollarındaki titrek tüylerin zehirli maddeleri atmak için görevlerini yerine getirmeye başlamasından kaynaklanır. Yoksunluk belirtileri sigara bırakanların 2/3’ünde görülür. Belirtiler, ilk 72 saat içinde şiddetlidir. 7-10 gün içinde azalarak ortadan kalkar.

  2. #2
    Misafir gokhan_sen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-06-2006
    Mesajlar
    6,532
    Karizma Gücü
    0
    Amerkan kalp vakfı diyeti

    Hedef: 3 g&#252;nde ortalama 3 kilo.
    G&#252;nl&#252;k kalori: 900 Kcal

    İçerdiği vanilyalı dondurma ve fıstık ezmesi ile &#252;nl&#252; Kalp Vakfı diyetinin bu d&#252;ş&#252;k kalorili versiyonu 3 g&#252;nden fazla s&#252;rd&#252;r&#252;lmemeli. Yağ ve protein oranı y&#252;ksek bir diyet.

    Bu diyetin men&#252;s&#252;

    1.G&#220;N
    Sabah : Sade kahve/çay, yarım greyfurt, 1 dilim tost ekmeği, 2 çorba kaşığı fıstık ezmesi
    &#214;ğle : Yarım tabak ton balığı, 1 dilim tost ekmeği, kahve, çay ya da soda
    Akşam : 2 dilim et, 1 tabak yeşil fas&#252;lye, 1 elma, 1 kase vanilyalı dondurma



    2.G&#220;N
    Sabah : 1 yumurta, yarım muz, 1 dilim tost ekmeği, sade kahve/çay
    &#214;ğle : 1 tabak lor peyniri, 3 tuzlu kraker
    Akşam : 2 sosis, 1 tabak brokoli veya karnıbahar, yarım tabak havuç, yarım muz, yarım tabak vanilyalı dondurma



    3.G&#220;N
    Sabah : 5 tuzlu kraker, 1 dilim çedar peyniri, 1 elma, sade kahve/çay
    &#214;ğle : 1 katı yumurta, 1 tost ekmeği
    Akşam : 1 tabak ton balığı, 1 tabak karnıbahar, yarım kavun, yarım vanilyalı dondurma

  3. #3
    Misafir gokhan_sen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-06-2006
    Mesajlar
    6,532
    Karizma Gücü
    0
    Amerkan kalp vakfı diyeti-2

    Hedef: 1 ayda ortalama 10 kilo
    G&#252;nl&#252;k kalori: 1300 Kcal

    10 kilo fazlası olanların yapabileceği bu diyet t&#252;m besin ögelerini içeriyor. Bu diyette erkekler, g&#252;nl&#252;k porsiyonu y&#252;zde 50 artırabilir. 4 haftada 10 kilo vermek m&#252;mk&#252;n.

    Bu diyetin g&#252;nl&#252;k men&#252;leri:

    30 G&#220;N BOYUNCA
    Sabah : &#199;ay, kahve (şekersiz), 2 kibrit kutusu peynir, salata, 1 ince dilim ekmek.
    &#214;ğle : 3 köfte kadar et veya tavuk veya balık (90 gr.), 1 ince dilim ekmek veya 1 kase çorba, salata, 1 ince dilim ekmek veya 1 adet kaşarlı yağsız tost, çay, kahve (şekersiz)
    İkindi : 2 porsiyon meyve veya 2 adet galeta
    Akşam : 5-6 yemek kaşığı sebze yemeği, salata, ince bir dilim ekmek
    Gece : 2 porsiyon meyve.


    Bu diyette g&#252;nl&#252;k men&#252; diyet s&#252;resince aynıdır.

  4. #4
    Misafir gokhan_sen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-06-2006
    Mesajlar
    6,532
    Karizma Gücü
    0
    Amerikan kalp vakfı diyeti-3

    Hedef: Haftada ortalama 1-1.5 kilo.
    G&#252;nl&#252;k kalori: 1600 Kcal

    5 kilo fazlası olanlar için önerilen bu diyet bir g&#252;n içerisinde alınması gereken temel besin gruplarını içeren dengeli bir rejimdir. Ancak uygulama s&#252;resi ve kişinin özellikleri açısından kontroll&#252; yapılması gerekir. Egzersiz yapanlar için enerji ve besin öğeleri açısından yeterli değildir. Diyet uygulanırken öğ&#252;nler kesinlikle atlanmamalıdır. Eksik yenilmemeli ve mutlaka 12-14 bardak su içilmelidir. Erkekler bu diyeti uygularken, g&#252;nl&#252;k porsiyon miktarını 1.5 katına çıkarabilir.

    Bu diyetin g&#252;nl&#252;k men&#252;leri:

    1.G&#220;N
    Sabah : &#199;ay (şekersiz), 1 kibrit kutusu peynir, 1 tatlı kaşığı bal-reçel, salata, 2 ince dilim ekmek.
    &#214;ğle : 5 köfte ya da, balık (150 gr.), 1.5 porsiyon salata, 1 ince dilim ekmek veya 5-6 yemek kaşığı sebze yemeği (etli veya etsiz, susuz), 1/2 su bardağı yoğurt (125 gr.), salata, 2 dilim ekmek.
    Saat 15.00 : 1 porsiyon meyve.
    Saat 17.00 : &#199;ay (şekersiz), 2 adet galeta
    Akşam : &#214;ğle yemeği gibi.
    Gece : 2 porsiyon meyve.


    Bu diyette g&#252;nl&#252;k men&#252; diyet s&#252;resince aynıdır.

  5. #5
    Misafir gokhan_sen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-06-2006
    Mesajlar
    6,532
    Karizma Gücü
    0
    Atkins diyeti

    Hedef: Haftada 2 kilo.
    G&#252;nl&#252;k kalori: 1100 Kcal

    Yağlı besinlerin serbest olduğu tek diyet. Amerikalı uzman Atkins tarafından geliştirilen bu diyet yağı ve proteini serbest bırakırken şekerli t&#252;m besin maddeleri yasak. Et, balık, yumurta, mayonez ve t&#252;m şark&#252;teri &#252;r&#252;nlerini istediğiniz gibi t&#252;ketebilirsiniz. Diyetin doymuş yağ ve kolesterol oranının y&#252;ksek olması nedeniyle koroner kalp hastalığı açısından risk taşıdığı iddia ediliyor. Bazı iddialara göre egzersiz yapanlar için kesinlikle uygun olmayan bu diyet v&#252;cuttan daha fazla kas dokusu ve su kaybedilmesine neden olur.

    Atkins diyetinin B grubu vitaminleri, özellikle B1, B6, folik asit ile magnezyum açısından yetersiz olduğu söyleniyor. Bu vitaminleri takviye etmeyi ihmal etmeyin.

    Bu diyetin g&#252;nl&#252;k men&#252;leri:

    30 G&#220;N BOYUNCA
    Sabah : Beyaz peynir, jambon, domates, salatalık.
    &#214;ğle : 1 porsiyon tavuk ya da balık, zeytinyağlı salata.
    İkindi : Beyaz peynir, salatalık, yeşillik.
    Akşam : 1 porsiyon kırmızı et, tavuk ya da balık, zeytinyağlı salata.


    Bu diyette g&#252;nl&#252;k men&#252; diyet s&#252;resince aynıdır.

  6. #6
    Misafir gokhan_sen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-06-2006
    Mesajlar
    6,532
    Karizma Gücü
    0
    Aşırı zayıflamanın zararları

    BEYİN

    Karbonhidrat diyeti beynin fonksiyonlarını d&#252;zenleyen özellikle hafıza kapasitesini artıran serotonin maddesini etkiler. Hafıza kaybı ve çeşitli beyin bozuklukları başlar. Zeka kaybı başlar ve beynini hızlı ve doğru karar verme fonksiyonu bozulur.

    KALP

    Kısa s&#252;rede kilo vermek kalp hastalıklarına yol açar. Tansiyon y&#252;kselir ve kalp hastalıkları başlar. S&#252;ratli kilo kaybı sırasında yağ kaybıyla birlikte kaslarda zayıflar. Diyet kesildiğinde mide ve karın bölgesi s&#252;ratle yağ toplar. Şok diyetlerden sonra alınan kiloları kaybetmek çok zordur.

    ADALELER

    Protein eksikliği adale zayıflığına yol açar. &#214;zellikle sabahları kahvaltıyı kesmek adaleleri etkiler.

    CİLT

    Şok diyet B vitamini öncelikli olmak &#252;zere t&#252;m vitaminlerin ve minerallerin kaybolmasına yol açar. Cilt kurur ve dök&#252;l&#252;r.

    KAN

    Kanda demir azalması nedeniyle çeşitli kan hastalıkları başlar. Anemi ve hemoglobin bozuklukları gör&#252;l&#252;r. &#199;abuk yorulma, kırgınlık, halsizlik gör&#252;l&#252;r.

    SAFRA KESESİ

    Diyet safra kesesi faaliyetini etkiler. &#199;alışmayan safra kesesi taş &#252;retmeye başlar.

    KEMİK

    S&#252;t, yoğurt ve peynirin az t&#252;ketilmesinden dolayı ortaya çıkan kalsiyum eksikliği kemik erimesine yol açar Kemiklerin kırılması kolaylaşır, kırıkların iyileşme s&#252;resi ise uzar.

    ENERJİ

    Metabolizma bozuklukları lahana diyeti, greyfurt diyeti gibi sebze meyve diyeti sonucu ortaya çıkar.Sadece meyve ve sebze ile beslenenlerde (et ve balık yemeyenlerde) metabolizma bozuklukları ortaya çıkar, t&#252;ketilen her t&#252;rl&#252; besin kilo yapar

  7. #7
    Misafir gokhan_sen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-06-2006
    Mesajlar
    6,532
    Karizma Gücü
    0
    Beden Kitle İndeksi - BKİ (Body Mass Index- BMI )

    Yetişkinlerde ağırlık-boy ilişkisine göre şişmanlığı en iyi gösteren ve kolay uygulanabilen bir indekstir. Bu indeks yetişkinler için boy ile en az, v&#252;cut yağı ile en y&#252;ksek korelasyona sahiptir. Ağırlığın, boy uzunluğunun karesine böl&#252;nmesi ile bulunur (BKİ= Ağırlık (kg)/ Boy2 (m)). BKİ nin y&#252;ksek olması mortalite ile ilişkilidir. BKI 25 in &#252;zerine çıktığında mortalite riski dereceli olarak artmaktadır. &#214;zellikle kalp-damar has-talıkları, diyabet ve safra kesesi hastalıkları bu yönden önem taşır. Beden kitle indeksi ile kan kolesterol d&#252;zeyi arasında pozitif bir ilişki mevcuttur. BKİ > 35 olanlarda BKİ= 20-25 olanlara oranla diyabetin gör&#252;lme sıklığı 5 kat daha fazladır. Menapoz sonrası kadınlarda BKİ arttıkça göğ&#252;s kanserine yakalanma riski de artmaktadır. BKİ <20 olanlarda sindirim sistemi ve akciğer hastalıkları nedeniyle yaşam s&#252;resi daha kısadır. Bu nedenle orta d&#252;zeyde mortalite riskine sahiptirler. BKİ < 16 olanlarda mortalite 3 kat artmakta, BKİ < 16 olan annelerin bebeklerinin &#37; 50 den daha fazlasının doğum ağırlığı 2.5 kg nin altında olmaktadır. Diyetsel faktörler, sigara kullanma alışkanlığı ve fiziksel aktivite d&#252;zeyleri, BKİ ile mortalite riski arasındaki ilişkiyi karmaşık hale getirebilir. Sigara içenler, içmeyenlerden daha zayıf olma eğilimi (BKİ d&#252;ş&#252;k) göstermekte, sigaranın bırakılması ile ağırlıkta artma gör&#252;lmektedir. 19-35 yaş arasında BKİ= 20-24.9 arası ideal indeks aralığı, 25 - 29.9 arası overweight (toplu - ağırlığı istenenden fazla), 30 &#252;zeri şişman, 40 &#252;zeri ise aşırı şişman olarak kabul edilmiştir. 25-34 yaş arası bireyler için BKİ=20-25 ideal indeks aralığını ve en d&#252;ş&#252;k hastalık riskini gösterir. İdeal indeks aralığı 55-64 yaşta 22-27 olarak kabul edilebilir. BKİ=25-30 arası olanlar haftada en fazla 0.5-1 kg verecek şekilde zayıflatılmalıdır. BKİ >30 olan kişilerde tıbbi gözlem altında çok d&#252;ş&#252;k kalorili diyetler de uygulanabilir. Yetişkinlerde kronik enerji yetersizliğinin sınıflandırılmasında da BKİ den yararlanılmaktadır

  8. #8
    Misafir gokhan_sen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-06-2006
    Mesajlar
    6,532
    Karizma Gücü
    0
    Beslenme rehberi


    Sağlıklı beslenmenin temel kuralları
    Yağ kaybı sadece kilo kaybı demek değildir
    Yiyecek piramidi - Doğru seçim için rehberiniz
    Kilo kontrol&#252;nde yiyecek piramidi
    Sağlıklı yiyecek seçimi
    Sağlıklı yiyecek seçenekleri için öneriler

    Zayıflamak sadece kilo vermek değil, aynı zamanda kontrol&#252; ele almaktır. Yiyeceklerinizi iyi seçerseniz kontrol&#252; de elinizde tutarsınız.
    Kilo vermek alınan ve yakılan kalorilerin dengelenmesi ile ilgili bir s&#252;reçtir. Bu böl&#252;mde yediklerinizle ilgili bilgiler bulacaksınız. "Diyet" kelimesi ile, belli bir zaman uygulanan ve kilo verildikten sonra bırakılan bir program anlatıldığından "diyet uygulamak" terimi pek uygun değildir. Diyet, uzun s&#252;reli bir sorun için kısa vadeli çöz&#252;mler getirir.
    &#214;neriler, başarılı bir şekilde kilo vermenizi sağlamak ve yeniden kilo almanızı önlemek amacıyla tasarlanmıştır.

    Beslenme programının &#252;ç basit kuralı vardır:
    Daha az yağ yiyin. Aldığınız yağ miktarının g&#252;nl&#252;k toplam kalori miktarının 1/3'&#252;nden az olmasını sağlayın.

    Daha çok sebze ve meyve içeren, dengeli ve çeşitli yiyecekler yiyin.

    G&#252;nde 3 ana öğ&#252;n ve aralarda yağdan ve kaloriden fakir ara öğ&#252;nler yiyin.




    Sağlıklı beslenmenin temel kuralları
    Kaloriler hayatın yakıtıdır
    Kaloriler hayatınızı s&#252;rd&#252;rmeniz için gereken enerjiyi verirler. Yediğiniz her yiyecekte belli miktarda kalori vardır. Besinlerle aldığınız kalorilerin kaynakları yağlar, karbonhidratlar ve proteinlerdir.
    1 gram yağ = 9 kilokalori
    1 gram karbonhidrat = 4 kilokalori
    1 gram protein = 4 kilokalori

    Yukarıda da belirtildiği gibi yağlar kalori açısından, hem karbonhidratlardan hem de proteinlerden iki kat daha zengindir. V&#252;cudunuz yiyeceklerden gelen kalorileri alabilmek için besinleri karbonhidratlar, proteinler, yağlar, mineraller ve vitaminler gibi bileşenlerine ayırmak zorundadır. Bu bileşenler daha sonra kan dolaşımına katılırlar ve t&#252;m v&#252;cuda dağılırlar.
    Sindirimin gerçekleşmesi için de enerji gereklidir. Bu olaya termojenik etki denir.

    Yiyeceklerin termojenik etkisi
    T&#252;ketilen her 100 kalori için yakılması gereken kalori miktarı:
    Protein 25-40
    Karbonhidrat 6-8
    Yağ 3

    Sizin de görd&#252;ğ&#252;n&#252;z gibi diyetsel yağın termojenik etkisi yok denecek kadar azdır ve bu nedenle doğrudan yağ olarak depolanır. Bu yakma işlemi yemekten hemen sonra başlar ve birkaç saat s&#252;rer. Yağdan zengin beslenme durumunda v&#252;cut aşırı y&#252;klenir ve yakma s&#252;resi kısalır. G&#252;n içinde ki birkaç hafif yemek, v&#252;cudunuza kalori yakması için ek fırsatlar kazandırır.

    Karbonhidratlar
    Karbonhidrat v&#252;cudun glikoza dön&#252;şt&#252;rebildiği her t&#252;rl&#252; maddedir. Glikoz h&#252;crelerin enerji olarak kullandığı en önemli maddelerden biridir. Karbonhidratlar glikoza yıkılma özeliklerine göre basit ya da karmaşık olabilirler. Saf buğday ekmeği, şeker ve alkol kalori fazlalığı olduğunda kolaylıkla yağa dön&#252;şebilen basit karbonhidratlara örnek olarak verilebilir. Yapraklı sebzeler, patates ve hububat &#252;r&#252;nleri karmaşık karbonhidratlara örnektir. Bu grup yiyecekler sağlıklı olmanız için gereken b&#252;t&#252;n besinlere sahiptir ve beslenme programınızın temelini oluşturmalıdır.
    Proteinler
    Proteinler, v&#252;cudun en etkili kalori yakıcı böl&#252;m&#252; olan kas dokusunu g&#252;çlendirmek açısından çok önemlidir. Protein ette, s&#252;t &#252;r&#252;nlerinde ve daha az olarak hububat &#252;r&#252;nlerinde bulunmaktadır. Yemeklerinizin yeterli miktarda protein içerdiğinden emin olun, ancak bu t&#252;r gıdaların yağdan da zengin olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. M&#252;mk&#252;n olduğunca yağ açısından fakir alternatifleri seçmeye çalışın.

    Yağ
    Yaşamın idamesi ve sağlık için çok önemli olan yağ, sadece fazla miktarda alındığında zarar verir. A, D, E ve K vitaminleri gibi önemli vitaminler için taşıyıcılık görevi yapar. V&#252;cudun savunma sisteminde önemli bir rol&#252; olan yağ, östrojen gibi homonların &#252;retiminde ve depolanmasında görev alır.
    G&#252;n&#252;m&#252;zde, sağlık uzmanları sağlıklı bir diyette bulunması gereken kalori miktarının en fazla 1/3'&#252;n&#252;n yağdan gelebileceğini belirtmektedirler.

    Yağ kaybı sadece kilo kaybı demek değildir
    Gerek hastalar, gerekse doktorlar başarı göstergesi olarak verilen kiloyu dikkate alma eğilimindedirler. Oysa bakmanız gereken şey nicelik değil niteliktir. Kilo kaybı yağdan ya da "yağ dışı kitleden" olur. Kilo kaybının ilk dönemlerinde bu yağ dışı kitle su iken, ilerleyen zamanlarda kas ağırlıklı olur. Kas dokunun kalori yaktığı, buna karşın yağ h&#252;crelerinin ise depoladığı bilinen bir gerçektir. Kayıp, kas dokudan olduğunda v&#252;cudunuzun fazla kaloriyi yakma yeteneği de azalır. Hızlı kilo vermeyi sağlayan diyetler niceliği niteliğin ön&#252;nde tuttuklarından kayıplar daha çok yağ dışı kitleden olur ve bu nedenle çok kısa s&#252;re içinde yeniden kilo alınır.
    İdeal olanı kayıpların &#190;'&#252;n&#252;n yağdan ve &#188;'&#252;n&#252;n de yağ dışı kitleden olmasıdır. Yağ dokudan kaybetmeyi hedefleyen, yavaş ve sabit bir kilo kontrol programı bu amaca ulaşmak için yeterlidir.

    Diyetinizdeki yağı kesin
    Yağ beğenilen pek çok yiyeceğin tadına ve kokusuna g&#252;zellik kattığından, yiyeceklerinizdeki yağ oranını azaltmanız hiç de kolay değildir. Buna rağmen, beğenilerinizden çok fazla fedakarlık yapmadan da yiyeceklerinizdeki yağ miktarını azaltabilirsiniz.

    Yiyeceklerinizdeki yağı azaltmanıza yardımcı olacak bazı öneriler:
    Tereyağı, mayonez ve salata sosu gibi şeyleri azaltın.

    Patates cipsi gibi yağlı çerezleri azaltın.

    Yağda kızartılan yemekleri azaltın.

    Et yerine tavuk ya da balık eti t&#252;ketin.

    Daha çok sebze, meyve ve hububat &#252;r&#252;n&#252; t&#252;ketin.

    Kahvaltı alışkanlıklarınızı değiştirin. &#214;nceden böyle bir alışkanlığınız yoksa kahvaltı yapmaya başlayın. Yağda yumurta, tereyağlı kızarmış ekmek gibi şeyler yemeyin.

    M&#252;mk&#252;n oldukça yağdan oranı d&#252;ş&#252;k alternatifleri tercih edin.



    Yiyecek Piramidi - Doğru seçim için rehberiniz
    G&#252;n&#252;m&#252;zde insanların çoğu arzuladıkları yiyeceklere kolaylıkla ulaşabilmektedir. Sosyal ve duygusal gereksinimlerimizi karşılayan, dengeli beslenmemizi sağlayan b&#252;t&#252;n yiyeceklerin hayatımızda yeri vardır. Yiyecekleri iyi ya da köt&#252; diye sınıflamak ya da yasaklamak doğru değildir. Sağlıklı bir şekilde kilo vermenin anahtarı dengeyi bulmaktır. Yiyecek piramidi bu dengeyi oluşturmanıza yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır.
    Herkesin g&#252;nl&#252;k kalori ve besin gereksinimleri farklıdır. Bir beslenme uzmanı bu konuda size yardımcı olabilir. Kilo vermek ve sağlıklı yaşamak için piramidin tabanını oluşturan yiyeceklerden bol miktarda yemeli, tepesindekilerden ise m&#252;mk&#252;n olduğunca kaçınmalısınız.
    İyi planlanmış dengeli bir yemek şunlardan oluşmalıdır:
    &#37;20-30 oranında yağ
    %10-20 oranında protein
    %50-70 oranında karbonhidrat


    Kilo Kontrol&#252;nde Yiyecek Piramidi
    Yağlar, tatlılar, alkol yağdan açısından zengin yiyecekler S&#252;t &#252;r&#252;nleri Daha az yeyin Et, k&#252;mes hayvanları, balık, deniz &#252;r&#252;nleri, yumurta, fındık Hububat &#252;r&#252;nleri, tahıl &#252;r&#252;nleri, pirinç, makarna Meyveler Yağdan açısından fakir yiyecekler Sebzeler Daha çok yeyin

    Bir porsiyon ne anlama gelir?

    G&#252;nl&#252;k porsiyon sayısı

    Hububat &#252;r&#252;nleri
    (ekmek, tahıl &#252;r&#252;nleri, pirinç, makarna)
    1 dilim ekmek (30 gram)
    1 kase hazır mısır gevreği (30 gram)
    &#189; kase pilav ya da makarna (100 gram)
    &#189; kase pişmiş bakliyat (100 gram)
    Her öğ&#252;n 2-3

    Sebzeler
    1 kase yapraklı pişmemiş sebze (50 gram)
    &#189; kase pişmiş sebze (50 gram)
    &#189; kase sebze suyu (180 gram)
    Her öğ&#252;n 2-3

    Meyveler
    1 adet orta boy meyve (100 gram)
    &#189; kase dilimlenmiş meyve (125 gram)
    1 kase taneli meyve (100 gram)
    &#190; bardak meyve suyu (180 gram)
    Yemeklerle birlikte ya da
    ara öğ&#252;n olarak 1-2

    S&#252;t &#252;r&#252;nleri
    (s&#252;t, yoğurt, peynir)
    1 kase s&#252;t ya da yoğurt (245 gram)
    Doğal peynir (45 gram)
    İşlenmiş peynir (60 gram)
    Kahvaltıda ve
    öğle yemeğinde 1-2

    Et ve bakliyat
    (et, k&#252;mes hayvanları, balık, kuru fasulye, yumurta,
    fındık)
    Pişirilmiş et, k&#252;mes hayvanı eti, balık (56-85 gram)
    &#189; kase bakliyat ya da 1 yumurta = 30 gram et
    1/3 kase fındık ya da t&#252;revi çerez = 30 gram et
    Herhangi iki öğ&#252;nde bir 2


    Sağlıklı yiyecek seçimi
    Kilonuzu d&#252;zenlemeye yağ ve kalori içeriği d&#252;ş&#252;k yiyecekleri öğrenerek başlayın. Bunun için yiyecek piramidinden yararlanabilir ve yemeklerinizi planlarken de aşağıdaki önerileri uygulayabilirsiniz.

    İçecekler
    Alkoll&#252; içecekler yağ içermemelerine rağmen kaloriden zengindir ve kolayca yağa dön&#252;şen basit şekerlerden meydana gelirler. Alkol oranı arttıkça kalori miktarı da artar. Alkol ayrıca v&#252;cudun yağı yakma yeteneğini azaltır.

    Normal bir kutu kolada yaklaşık olarak 200 kalori vardır. G&#252;nde bir kutu kola içerseniz bu yılda 73000 kaloriye ve 9 kilograma tekab&#252;l eder. Şekersiz içecekleri tercih etmeniz daha mantıklıdır.

    En iyisi g&#252;nde 6-8 bardak su için.


    Sebzeler
    Kilo vermek için sebzelerden daha iyi bir yiyecek grubu yoktur. Sebzeler kalori açısından fakir, lif, mineral ve vitamin açısından zengindir. Hiç yağ içermedikleri ya da çok az içerdikleri için sağlıklı beslenmenize katkıda bulunurlar. Yediğiniz sebzelere tereyağı, krema ya da peynir sosu dökmeyin. Sirke, soya sosu ya da limon suyu ise kullanabileceğiniz alternatiflerdir.

    Kremalı salata soslarından uzak durun.

    Salatanıza yağ dökmeyin ve yağ içeriği y&#252;ksek katkı maddeleri kullanmayın.

    Patates yağ oranı d&#252;ş&#252;k ve kilo verme programınızda gön&#252;l rahatlığı içinde kullanabileceğiniz bir yiyecektir. Ancak kesinlikle tereyağı ile yemeyin. Kızartmak yerine fırında ya da yapışmayan bir tencerede pişirmeniz daha doğru olur.

    Zeytin, yağ yön&#252;nden zengin olduğu için kısıtlı yenmelidir.


    S&#252;t &#252;r&#252;nleri
    Yağsız ya da az yağlı s&#252;t, yoğurt veya peynir kullanın.

    &#199;ırpılarak hazırlanmış kremanın bir kasesinde neredeyse tamamı yağdan gelen 400 kalori vardır.

    Soslar ya da tatlı için krema yerine koyulaştırılmış s&#252;t kullanın.


    Yumurta
    Tam yumurta yerine yumurtanın akını kullanın.

    Yumurtayı yağda kızartmak yerine kaynatın ya da haşlayın.

    Yumurta ve omletlerinizi yapışmayan bir tavada yapın.


    Şekerler ve tatlılar
    Tatlı yaparken şeker yerine bal kullanın.

    B&#252;t&#252;n meyve konservelerinde yağ ve şeker miktarı d&#252;ş&#252;kt&#252;r.


    Otlar ve baharatlar
    Taze otlar ve baharatlar kullanarak, yağ korkusu taşımaksızın yemeklerinize lezzet katmanız m&#252;mk&#252;nd&#252;r. Bazı istisnalar dışında otlarda ve baharatlarda kalori ve yağ miktarı d&#252;ş&#252;kt&#252;r.

    Et, k&#252;mes hayvanları ve balık
    Hiç bir zaman kızartmayın. Bunun yerine, fırında pişirin.

    K&#252;mes hayvanlarının derisini ayırın.

    Beyaz et kırmızı etten daha sağlıklıdır.

    Tavuk ya da hindi sosisleri en azından sığır etinden yapılan sosis kadar yağlı olabilir.

    Bel bölgesi, sığır ya da kuzu etinin en hafif yeridir.

    Etinizdeki yağlı kısımları her zaman ayırın.

    Sosis, salam gibi önceden hazırlanmış etler yağdan zengindir.

    Et yemeklerini, çorbaları ve sosları bir g&#252;n önceden yapın ve soğutun. Servis yapacağınız zaman yağını ayırın.

    Balık ve deniz &#252;r&#252;nleri m&#252;kemmel seçeneklerdir.


    Hububat ve tahıl &#252;r&#252;nleri, pirinç, makarna
    Hububat ve tahıl &#252;r&#252;nleri dengeli ve sağlıklı beslenmenin ana unsurlarındandır. Yağdan fakir olmalarına rağmen kalori içerikleri y&#252;ksek olduğu için çok fazla miktarda yenmeleri doğru değildir.

    Makarna kilo kontrol&#252;n&#252;n sağlanmasında son derece önemlidir. Ancak porsiyon boyunun çok önemli olduğu (1 kase makarna 200 kalori içerir) ve et sosu gibi katkı maddelerinin kullanılmaması gerektiği unutulmamalıdır.


    Yağlar ve soslar
    Margarindeki yağ ve kalori miktarı tereyağından daha fazladır. Bu nedenle, kalori miktarı d&#252;ş&#252;k, "diyet" margarin kullanabilirsiniz.

    Yağsız mayonez kullanın.

    Diyet salata sosu, ya da en iyisi sirke kullanın.

    Kolesterols&#252;z demek yağsız demek değildir.



    Dondurulmuş gıdalar
    İş hayatı yoğun olan pek çok kişi dondurulmuş hazır gıdalara yönelmektedir. Bunlar genellikle yağ ve kalori açısından zengin yiyeceklerdir. Paket etiketlerini dikkatli bir şekilde okuyun ve 100 kalori başına 3 gramdan fazla yağ varsa bu yiyeceklerden uzak durun.
    Kuruyemiş
    İyi yanları kolesterol içermemeleri, lif, vitamin ve mineral açısından zengin olmalarıdır.

    Köt&#252; yanları, kalori ve yağ açısından zengin olmalarıdır. İki avuç dolusu yediğinizde g&#252;nl&#252;k yağ miktarınızın tamamını ve kalori miktarınızın yarısını alırsınız.


    Ara öğ&#252;nler
    Yağdan ve kaloriden fakir ara öğ&#252;nler kilo verme programınızın önemli bir böl&#252;m&#252;n&#252; oluştururlar.

    Taze sebze ve meyveler çok yararlıdır.

    Yağsız krakerler cipslerden daha uygundur.



    Sağlıklı yiyecek seçenekleri için öneriler
    Genel olarak Her g&#252;n vitamin hapı alın, bu özellikle yeterli miktarda meyve ve sebze yemiyorsanız önemlidir.

    G&#252;n boyunca 5-8 kez hafif yemekler yeyin. &#214;ğ&#252;n atlamayın ve ağır yemeklerden kaçının.

    Yemeklere saldırmayın. Daha az ve yavaş yerseniz daha çok tat alırsınız.

    İçki içmeden önce d&#252;ş&#252;n&#252;n. Alkol kalori bakımından çok zengindir, besleyiciliği yoktur, yağ depolanmasını uyarır ve irade g&#252;c&#252;n&#252;z&#252; olumsuz etkileyerek yanlış seçimler yapmanıza zemin hazırlar.

    G&#252;nde 6-8 bardak su için. Yemeklerden önce içeceğiniz bir-iki bardak su daha çabuk doymanızı sağlar.

    Yemeklere yağsız sıcak bir çorba ile başlayın. Bu sizin yavaş yemenizi ve çabuk doymanızı sağlar.

    Tetikleyici yiyecekleri kontrol etmeniz son derece g&#252;ç olduğundan bunlardan tamamen uzak durun.

    Elle yenen yiyeceklerden kaçının. Ne kadar yediğinizi kontrol edemezsiniz.

    Başka birinin tabağındakilere göz koymayın.

    Daha çok, balık ve derisini ayırarak k&#252;mes hayvanı eti yeyin, kırmızı et miktarını azaltın.

    Daha çok sebze ve hububat yeyin.

    M&#252;mk&#252;n olduğunca yağdan fakir alternatifleri seçin.

    Annenizin ne söylediği önemli değil, tabağınızdaki her şeyi yemek zorunda değilsiniz.


    Alışverişte
    Alışverişe boş bir mideyle gitmeyin. Görd&#252;ğ&#252;n&#252;z her şeyi almak istersiniz.

    Bir alışveriş listesi hazırlayın ve bu listeye bağlı kalın.

    Sizin için uygun olmayan, sakınmak istediğiniz yiyeceklerin bulunduğu reyonlara gitmeyin.

    Paket etiketlerini okumayı öğrenin.

    İhtiyacınız olandan fazlasını satın almayın.

    Genellikle yağ ve kalori y&#252;kl&#252; olan hazır gıdalardan kaçının.

    Satın almazsanız yemezsiniz.


    Yemek hazırlarken
    Yemekleri basit hazırlayın, sos eklemeyin.

    Yemek pişirirken yemeyin. Taze sebzeler bu kuralın dışındadır.

    Yemek pişirirken yağ gereksinimini azaltmak için yapışmayan tencereler kullanın.

    Yağ kullanmak zorundaysanız zeytin yağı veya susam yağı kullanmaya çalışın ve miktarını az tutmaya özen gösterin.

    Et &#252;zerinde gör&#252;len t&#252;m yağı ayırın.

    Bonfile yerine hindi etini tercih edin.

    Bir tam yumurta yerine iki yumurtanın beyazını kullanın.

    Fırında pişirilen yiyeceklerde, meyva p&#252;resi ve sosu yağın yerine kullanılabilecek m&#252;kemmel alternatiflerdir.

    Bir parça rendelenmiş peynir yemeğe çeşni katar, verdiği kalori de çok azdır.

    Yağda kızartmak yerine tavuk suyu, tuzdan fakir soya sosu ya da su içine sote yiyecekler hazırlayın.

    Yemeği hazırlarken en iyisi fırında pişirmek ya da kaynatmaktır.

    Sos ve çorbalara krema yerine patates p&#252;resi eklenebilir.

    Yemek tarifinde 1/2 kaşık yağdan söz ediliyorsa siz onun da yarısını koyun. Tat tomurcuklarınız aradaki farkı anlamaz, fakat bel çevreniz bunu ayırt eder.

    Yağ yerine baharat kullanın. Taze otlar ve baharatlar kalori ya da yağ korkusu olmadan yemeklerinize çeşni katar. &#199;eşitli etnik yemekleri deneyin.

    Arta kalan yemekleri hemen dondurun, yoksa buzdolabına koyamazsınız ve kendinizi yemek zorunda hissedersiniz.


    Evde yemek
    Gözden ırak olan gön&#252;lden de ırak olur. Evinizde yağdan ve kaloriden zengin yiyecekler bulundurmak zorundaysanız kolayca ulaşabileceğiniz yerlerde olmamalarına dikkat edin.

    Televizyon ile yemeği karıştırmayın. Tabağınız yerine televizyona bakarsanız ne yediğinizi ve ne kadar yediğinizi anlamazsınız.

    Yemeği daima yemek masasında yemeyi bir kural olarak belirleyin, hiçbir zaman ayakta yemeyin.

    Hiçbir zaman paketten ya da kutudan yemeyin. Bir tabağa bir miktar alıp paketi ortadan kaldırın.

    Yemeği tabaklara koyarken porsiyonların çok b&#252;y&#252;k olmamasına özen gösterin ve bu işi mutfakta yapın. Masada sadece salata ve sebze gibi yararlı şeylerin bulunmasına izin verin.


    Dışarda yemek
    Evden asla aç karnınıza çıkmayın. Bir restorana gitmeden önce bir bardak meyve suyu için ya da bir parça meyve veya havuç gibi şeyler yeyin.

    Restoranda ekmek sepetinin masadan kaldırılmasını isteyin.

    T&#252;m sosların yemeğinizin &#252;zerine değil, yanında servis edilmesini isteyin. Bunları çatalla alın.

    Garsona yemeklerin nasıl hazırlandığını sorun.

    Kızarmış yiyeceklerden uzak durun!

    B&#252;y&#252;k porsiyon istemek en iyi fikir gibi göz&#252;kse de fazla kalori ve yağa değmez.


    Kaçınılması gereken yağdan zengin yiyecekler
    Tam yağlı beyaz peynirler

    Bonfile

    Pirzola

    &#214;rdek eti

    Tereyağı (g&#252;nde &#252;ç çay kaşığına kadar alabilirsiniz)

    Yağ (g&#252;nde &#252;ç çay kaşığına kadar alabilirsiniz)

    Mayonez (g&#252;nde &#252;ç çay kaşığına kadar alabilirsiniz)

    Salata sosu (g&#252;nde en fazla bir yemek kaşığı)

    Kuruyemiş (g&#252;nde en fazla bir yemek kaşığı)

    Not: 1200, 1500 ya da 1800 kalorilik bir g&#252;nl&#252;k diyeti her biri 300 kaloriden oluşan k&#252;ç&#252;k gruplara böl&#252;n.

  9. #9
    Misafir gokhan_sen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-06-2006
    Mesajlar
    6,532
    Karizma Gücü
    0
    BESİNLER VE PİŞİRME TEKNİKLERİ

    Kansere karşı savaşta en önemli kural sık sık, azar azar dengeli beslenmek. Diyet ve beslenme uzmanı Gökçenler'e göre besinleri uzun s&#252;re y&#252;ksek ısıda pişirmek ise kansere davetiye çıkarıyor



    Son yıllarda kanser tedavisindeki gelişmeler hızla ilerlerken, pek çok alanda olduğu gibi kanserde de koruyucu tıbbın önemi artıyor. Bilim adamlarının bu kadar önem verdiği koruyucu tıbbın en önemli silahlarından biri ise beslenme. Yiyip içtiğimiz, elimizin altındaki besinlerin her biri, birer kanser savaşçısı. &#214;yle ki besinlerdeki kansere karşı koruyan bazı maddeler, kanser ilaçlarının içeriğine dahi giriyor.
    Diyet ve beslenme uzmanı Murat - Aysun Gökçen çifti de "Kanseri beslenerek yenebilirsiniz " adlı yeni kitaplarında kanser ve beslenme ilişkisine ışık tutuyor. &#214;zellikle yemekleri pişirirken yapılan yanlışlara dikkat çeken Gökçenler, yanmış yiyecekleri kesinlikle t&#252;ketilmemesi, proteinli s&#252;t gibi besinlerin asla şekerle kaynatılmaması gerektiğini vurguluyor. Gökçenlere göre geleneksel bazı pişirme yöntemlerimiz ve yemeklerimiz, kansere davetiye çıkarır nitelikte. Bunlardan bazıları, kestane kebap, gözleme, kavrulmuş leblebi, krem karamel....
    Gökçen çifti, Remzi Kitabevi'nden basılacak bu yeni kitapları hen&#252;z piyasaya çıkmadan önce sorularımızı yanıtlayarak, merak edilenleri anlattı...
    Kanser oluşumuyla beslenme ilişkisi nedir?
    - Farklı kaynaklara göre beslenme ile ilgisi y&#252;zde 10 - 70 arasında olup, genel olarak y&#252;zde 35 kabul edilir. Bu çok y&#252;ksek bir oran. Radyasyon ve sigarayı beslenmeyle kıyaslarsak, beslenmenin önemi daha çok anlaşılır. Radyasyonla kanser oluşumu oranı normal koşullarda y&#252;zde 1 - 5 arasındadır. Sigara içmenin kanser oluşumuna etkisi ise ortalama y&#252;zde 25 oranında olduğu bildirilmekte. En önemlisi, t&#252;m kanserlerin yaklaşık y&#252;zde 70'i beslenme, egzersiz ve diğer yaşam tarzı alışkanlıklarıyla önlenebilmektedir.

    Kansere karşı beslenmede en önemli kural nedir?
    - En önemlisi beslenme yoluyla bağışıklık sistemimizi g&#252;çl&#252; kılabildiğimiz için yeterli ve dengeli beslenmek. Yani sık sık, azar azar, az yağlı ve g&#252;nl&#252;k alması gereken besin maddelerini alarak. Herkesin en azından bir kere bile olsa bir diyetisyene başvurması lazım. Diyetisyene gittiği zaman proteini, karbonhidratı, yağı ne kadar alması gerektiğini öğrenecek.

    Hangi besinleri riskli kabul etmeliyiz?
    - Bolca kuyrukyağı katılmış ve mangalda kavrulmuş kebaplar çok dikkat edilmesi gereken yiyeceklerin başında gelir. Keşke, bu besinleri hiç yemeden durabilsek... Ayrıca, karamelize edilmiş yiyeceklerden uzak durulması lazım. Şekerin yakılması olarak tanımlayacağımız karamelizasyon, kanser yapıcı faktörler arasında d&#252;ş&#252;n&#252;lmelidir. Bundan dolayı, karamelli pasta, karamelli dondurma gibi besinleri çok sık t&#252;ketmemek gerekir.

    &#214;yleyse pişirme yöntemleri de etkili...
    - Yanmış olan her besinde risk çok y&#252;ksektir. Susamı yanmış simit, yanarak &#252;zerinde siyah benekler oluşmuş bazlama, gözleme tipi yufkalar, kabuğu yanmış ekmek, kurabiye, börek ve kek, fazla kızartılmış ekmek, kestane kebabın yanmış dış y&#252;zeyi, kavrulmuş ve &#252;zerinde siyah benekler oluşmuş sarı leblebi t&#252;r&#252; besinler çok sık t&#252;ketilmemelidir.

    Yemek pişirirken nelere dikkat etmeli?
    - Maalesef çoğu kişi soğanı yağın içinde iyice kavurarak yemek yapmaya başlar. Ama gerçek şu ki yağın içinde soğanı kavurmak kansere davetiyedir. Dumanlama - t&#252;ts&#252;leme yöntemi ile hazırlanmış f&#252;me besinler tehlikeli gruptadır. Kısacası, besinlerin sizi kanser yapmalarını istemiyorsanız onların canını yakmayın. Yani y&#252;ksek ısıya uzun s&#252;re maruz bırakmayın ve de durup dururken t&#252;ts&#252;lemeyin.

    Peki soğanı nasıl kullanmalı?
    - Sebze yemeklerinde önce kıyma veya et suyla birlikte öld&#252;r&#252;p pişirilmeli. Soğan &#252;zerine çiğden konmalı. Soğanla biraz pişirdikten sonra salça ve domatesi koyup su kaynamaya başladıktan sonra sebzeler doğrayarak içine atılmalı. Sebze yemeklerinde vitamin ve mineral kaybını önlemek için en doğru olan, çok az suda pişirmektir.

    Kanserojenlere karşı etkili olan maddeler neler?
    - Vitamin ve minerallerin dışında 'ikincil bitki maddeleri' veya 'Fitokimyasal' dediğimiz bazı özel maddeler vardır. Bu maddelerin kanser riskini önlediği bilinir. Brokolide bulunan 'Sulforofan', çilek, böğ&#252;rtlen, &#252;z&#252;m cevizdeki 'Ellag Asidi', narenciye ve kimyondaki 'terpen', domates, avakado ve m&#252;rd&#252;m eriğindeki 'Lutein' maddesi ve bir çok bitkide bulunan 'Flavanoidler', v&#252;cudun &#252;rettiği protein molek&#252;llerini aktive edip, insan h&#252;crelerine giren kanser yapıcıları zararsız hale getirmelerini sağlarlar.
    Yediklerinizi kanserojen hale getirmemek için
    Uzun s&#252;re y&#252;ksek ısıda işleme tabi tutulan bol proteinli besinler, kanserojen maddelerin oluşumuna neden olur. Buna mutajenite denir. Eti 35 dakika s&#252;reyle ızgara yaparsanız veya 5 dakika s&#252;reyle kızgın yağda kızartırsanız, kanserojen hale getirmeyi başardınız demektir.
    Eti sebzelerle birlikte pişirirseniz - t&#252;rl&#252;, kıymalı taze fasulye gibi- o zaman mutajenite oluşumunu çok b&#252;y&#252;k oranda önlemiş olursunuz. Eti tek başına yemek yerine daha çok sebze ile karıştırarak yemek her zaman daha sağlıklıdır.
    Taze sebzeleri yağda kızartmayın. Kanserojen etki oluşturabilirsiniz.
    Sebze ve kurubaklagilleri yıkamadan yemeyin, pişirmeyin. &#199;&#252;nk&#252;, tarım ilaç kalıntılarını pişirme yolu ile yok edemezsiniz.
    Pirinç, un, soğan gibi besinleri yağda kavurmayın. Protein kaybı olur. Ayrıca, kanserojen etki oluşturabilirsiniz.
    Y&#252;ksek ısıda uzun s&#252;re kaynatmayın. Bu bir çok vitamin ve mineralin kaybına neden olur, kanserojen etki oluşturabilir.
    Ateşe çok yakın tutarak pişirme ve t&#252;ts&#252;leme yapmayın.
    Kurubaklagil ve tahılları kuru, nemli olmayan yerlerde saklayın. Aksi takdirde k&#252;f toksinleri oluşturabilirsiniz.
    Buzluktan çıkartıp çözd&#252;rd&#252;ğ&#252;n&#252;z yiyecekleri bir daha dondurmayın. Aksi taktirde kanserojen etki oluşturabilirsiniz.
    &#214;zellikle salça, turşu, reçel vb. gibi besinleri boşalmış deterjan ve ilaç kutularında, boyalı plastiklerde saklamayın. Kurşun ve kanser yapıcı diğer maddeler yiyeceğe geçer.
    K&#252;f ve toksin &#252;remiş besinlerden uzak durun.

    Gökçen'lerin kansere karşı özel olarak hazırladığı yemek tarifleri
    SAĞLIK &#199RBASI (4 Kişilik)
    Malzemeler
    Yarım su bardağı bezelye
    1 su bardağı dilim doğranmış havuç
    1 su bardağı kıyılmış karnabahar
    1 su bardağı kıyılmış brokoli
    1 adet kalın kıyılmış kırmızı soğan
    2 adet doğranmış domates
    1 tatlı kaşığı zencefil
    1 çorba kaşığı toz kişniş
    1 tatlı kaşığı kimyon
    1 çay kaşığı karabiber

    Hazırlanışı:
    Bezelyeler önce haşlanır.
    Sonra kalan malzemeler ile birleştirilip &#252;zerine bir miktar daha su ilave edilirek (suyun sebzelerin &#252;zerini &#252;ç parmak geçecek kadar eklenmesi yeterli olur) pişirme işlemine devam edilir.
    Taneli yada blenderdan geçirerek servis yapılır.

    İşte kanser savaşçıları
    Gökçen çifti, "L&#252;tfen aşağıdaki sebze ve meyveleri sıkça ve bol yiyin. &#199;&#252;nk&#252; içlerinde kanserin hiç hoşuna gitmeyecek bir şeyler var" diyerek kansere karşı "altın besinleri" sıralıyorlar.

    Bezelye

    Pırasa
    Taze fasulye
    Karadut
    Kızılcık
    Kayısı
    Kuş &#252;z&#252;m&#252;
    Kiraz
    Vişne
    Ananas
    Kırmızı ve kara &#252;z&#252;m
    Mandalina, portakal
    Greyfurt, limon
    Ispanak
    Karnabahar
    Brokoli
    Kırmızı lahana
    Kara lahana
    Yeşil lahana
    Kuşkonmaz
    Dereotu
    Pazı
    Turp
    Şalgam
    Soğan
    Sarmısak
    Avakado
    M&#252;rd&#252;m eriği
    Domates
    Biber
    Isırgan otu
    Keten tohumu
    Kimyon
    Soya filizi

  10. #10
    Misafir gokhan_sen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-06-2006
    Mesajlar
    6,532
    Karizma Gücü
    0
    böbrek hastalıklarında diyet

    Kronik Böbrek Hastalığında Diyet


    Hazırlayan: Emine Polatateş
    Diyet Uzmanı

    Böbrek fonksiyonlarının bozulmasıyla metabolizmayı etkileyen önemli olaylar birbirini izler. Böbreklerden su, sodyum, potasyum, fosfor gibi maddeler ile &#252;re, &#252;rik asit, kreatin gibi protein atığı zehirli maddeler atılamaz, kanda birikir. Bu değişiklikler sebebiyle beslenmede bazı önlemler almak gerekir. Hastanın laboratuar bulgularına göre doktoru özel bir diyet önerir. Diyet uzmanının hazırlayacağı diyet ile protein, tuz potasyum, fostor ve su miktarları kontrol altına alınır.

    Yiyeceklerde birden fazla besin öğeleri bulunur. Hastanın hangi besin öğesinin hangi yiyeceklerde bulunduğunu bilmesi, diyetini iyi kullanmasını sağlar. Diyet uzmanı bu konularda gerekli açıklamaları yapıp yol gösterir.

    PROTEİN
    V&#252;cut h&#252;crelerinin yapıtaşıdırlar. V&#252;cudun b&#252;y&#252;mesi, gelişmesi yıpranan h&#252;crelerin onarılması için gereklidir. Et, balık, tavuk, s&#252;t ve t&#252;revleri, yumurta kaliteli protein kaynaklarıdır. Proteinin fazla alınmasında; bulantı, kusma iştah azalması az alınmasında; yorgunluk, g&#252;çs&#252;zl&#252;k, kilo kaybı olur.

    POTASYUM
    Böbrekler tarafından kontrol edilen bir madensel öğedir. Kandaki d&#252;zeyi 3,6-5,5 meq/L'dir G&#252;nl&#252;k gereksinimi 2 mg'dır. V&#252;cudun asit-baz dengesi ve normal kalp atışı için önemlidir. Böbrek hastalarında potasyumun fazlası böbreklerden s&#252;z&#252;lemez, kanda potasyum seviyesi artar, kavun, koyu yeşil yapraklı sebzeler, bal kabağı, patates, domates, kuru fasulye, fındık ve s&#252;tte potasyum bulunur.

    FOSFOR
    Kalsiyum ile fosfor kemikleri ve dişlerin sertleşmesini sağlayan bir madensel öğedir. Kandaki d&#252;zeyi 2,5-4,2 mg'dır. G&#252;nl&#252;k gereksinimi 500-700 mg'dır Böbrek hastalarında fosforun fazlası v&#252;cuttan atılamaz. Kanda fosforun artması, kemiklerdeki kalsiyumun dışarı atılmasına sebep olur. Proteinden zengin gıdalarda fosfor bulunur. Balık, organ etleri, sosis, salam, sucuk, yumurta, s&#252;t ve t&#252;revleri , kuru baklagiller, kurutulmuş meyveler, tahıllar fosfor kaynaklarıdır.

    SODYUM
    V&#252;cuttaki bir madensel öğedir, Kandaki sodyum d&#252;zeyi 134-144 meq/ L'dır. G&#252;nl&#252;k sodyum gereksinimi 2,5-7 gr'dır. Buda 7,5-18 gr sofra tuzudur. Böbrek normal çalışmadığı zaman sodyum v&#252;cutta kalır. Sodyumun fazlası v&#252;cutta sıvı birikimine sebep olur. Tuz içeren yiyecekler şunlardır: Sucuk, Pastırma, salam, sosis, kavurma etler, dil, dalak, y&#252;rek, işkembe, soslar, hazır çorbalar, hazır her t&#252;rl&#252; gıdalar, tuzlu bisk&#252;vi, kraker, tuzlu kuruyemişler, konserve yiyecekler, salamura yiyecekler, turşular, zeytin, salça, soğan, sarmısak tozu.

    SIVI
    Akıcı durumda olan içeceklerdir. Su, kahve, çay, s&#252;t jöle, dondurma, çorba, soslar, meyve suları sıvı yiyeceklere örnektir. Böbrek hastalarının sıvıyı dışarı atma sorunları vardır. İdrar kusma, ishal ve fazla terleme ile de v&#252;cuttan sıvı atılır. Böbrek hastaların alacağı sıvı miktarı g&#252;nl&#252;k çıkarılan idrar oranına bağlıdır, Pratik olarak şu form&#252;lle hesaplanır.

    Alıncak Sıvı Miktarı 24 Saat x 0,5 x Ağırlık x 1 g&#252;n önce çıkarılan idrar miktarı.

    V&#252;cutta sodyum ve sıvının fazla bulunması y&#252;ksek tansiyon, nefes darlığı, ödem ve kilo artışına sebep olur. Fazla tuzlu yiyen kişi susar ve çok su içer. &#199;ok su kilo artışını sağlar. 1 su bardağı su 160 gram'dır. İki su bardağı su içtiği zaman ortalama yarım kilo alınır.

    Sıvı kontrol&#252; için
    1- Sofra tuzu ve sodyumlu yiyeceklerden sakının,
    2- Susuzluğunuzu giderecek kadar için,
    3- Limon dilimleri ve çiklet ile ağzınızı nemlendirin,
    4- Ağzınızı soğuk sıvılarla çalkalayın fakat içmeyin.

    DİYET &#214;RNEKLERİ

    1- Kronik böbrek hastalarında uygulanan diyet

    40 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET
    (1500 kalori, 1400 mg Potasyum, 600 mg Fosfor, 300 mg Sodyum)
    G&#252;nl&#252;k Yiyecek Miktar (gram) &#214;lç&#252;
    S&#252;t veya yoğurt 200 2 çay bardağı
    Yumurta 50 1 adet
    Et-Tavuk-Balık 90 3 köfte kadar
    Ekmek 125 5 ince dilim
    Sebze - 2 porsiyon
    Meyva - 2 porsiyon
    Yağ 20 2 yemek kaşığı
    Bal veya reçel 20 2 tatlı kaşığı


    40 GRAM PROTEİNLİ DİYETTE
    &#214;RNEK YEMEK LİSTESİ
    SABAH :
    &#199;ay veya ıhlamur(Şekerli)
    1 adet yumurta veya 1 kibrit kutusu kadar tuzsuz peynir
    2 tatlı kaşığı bal veya reçel
    1 tatlı kaşığı tuzsuz yağ
    1 ince dilim ekmek

    ARA &#214;Ğ&#220;N : 1 porsiyon meyva

    &#214;ĞLE :
    2 adet ızgara köfte veya aynı miktar et, tavuk
    2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği
    1 çay bardağı yoğurt
    2 yemek kaşığı pirinç pilavı
    1 kase nişasta peltesi

    ARA &#214;ĞUN : 1 porsiyon meyva

    AKŞAM :
    30 gram 1 k&#252;ç&#252;k parça haşlama et
    2 yemek kaşığı makarna
    2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği
    1 ince dilim ekmek
    GECE 1 çay bardağı s&#252;t (Şekerli)


    2- Hemodiyaliz hastalarında uygulanan diyet

    60 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET
    G&#252;nl&#252;k Yiyecek Miktar (gram) &#214;lç&#252;
    S&#252;t veya yoğurt 300 3 çay bardağı
    Tuzsuz peynir 30 1 kibit kutusu kadar
    Yumurta 50 1 adet
    Et-Tavuk-Balık 120 4 köfte
    Ekmek 150 6 ince dilim
    Sebze - 2 porsiyon
    Meyve - 2 porsiyon
    Yağ 20 2 yemek kaşığı
    Bal veya Reçel 20 2 tatlı kaşığı

    NOT
    1- Kalorinizi y&#252;kseltmek için çay, ıhlamur, et suları, tuzsuz yağ, nişasta, şeker, sade akide şekeri, pişmaniye, sade lokum yiyebilirsiniz.
    2- Sebzeleri yıkadıktan sonra k&#252;ç&#252;k parçalara böl&#252;p haşlayın, haşladığınız bu suyu dök&#252;n, yağ istenirse et ilavesi ile pişirin. Yemeklerin suyunu yemekten kaçının.
    3- 1 yumurta 1 köfte kadar (30 gr ) et aynı değerdedir. İstenirse birinden biri yenebilir.
    4- 1 köfte kadar (30 gr) et yerine 3 yemek kaşığı kuru fasulye, nohut, kara bakla, barbunya, mercimekten birini yiyebilirsiniz.
    5- Etlerden koyun etini ve tavuk beyaz etini ve balığı tercih ediniz.
    6- Bitkisel sıvı yağlar ve zeytinyağı kullanınız.
    7- 5 öğ&#252;nde az az, sık sık besleniniz. Yemeklerinizi yavaş yiyiniz.

    YENİLMEMESİ GEREKEN YİYECEKLER
    1- &#214;nerilenden fazla s&#252;t, yumurta, et, balık, dil ve işkembe (işkembeyi 10 g&#252;nde bir yiyebilirsiniz).
    2- İçeriği bilinmeyen çörek, kek, kurabiye, pastalar
    3- Konserve, turşu, salamuralar, sucuk, pastırma, sosis, salam, sakatatlardan karaciğer, beyin, böbrek, dalak, y&#252;rek.
    4- &#199;ikolata, kuruyemişler, meşrubatlar, boza, kahve, kakao, neskafe
    5- Tahin helva, tahin, pekmez
    6- Bulgur
    ?- Pancar, bakla, ıspanak, pazı tatlı kabağı,. mantar, enginar, asma yaprağı,karalahana
    8- Muz, kavun
    9- Tuz ve tuzlu yiyecekler, kabartma tozu, et suyu tabletleri

    &#214;NERİLER
    Dışarıda Yemek Yerken,
    - &#214;zel diyet uyguladığınızı her zaman belirtiniz
    - G&#252;nl&#252;k et gereksinmenize göre etinizin miktarını ayarlayın. İsteyeceğiniz et salçasız veya haşlanmış tavuk, hindi ızgara et, biftek hamburger olabilir.
    - Yiyebileceğiniz miktarda sebze veya salata isteyiniz. Salatalarınızı sirke ve yağ ile lezzetlendiriniz.
    - Kızarmış ağır hamur tatlılarından kaçınınız. M&#252;saade edilen meyveler, s&#252;tl&#252; tatlılar, dondurma yenebilir.
    - Şerbet, buzlu meyve suları, jöleler, kahve ve çay g&#252;nl&#252;k sıvı ihtiyacınıza göre alınabilir.
    - Haftada 1-2 kez birer duble alınan alkol&#252;n böbreğe fazla zararlı etkisi yoktur. Aşırı alkol &#252;lserli hastalarda kanama riskinin artmasına, terlemeyi artırarak idrar miktarının azalmasına, tansiyonun y&#252;kselmesine sebep olabilir.
    - Sigaranın akciğerlerde, damar sistemi ve &#252;lserde olumsuz etkileri vardır. İçilmemesi önerilir.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. # Honda Accord Reklamı çok lginç pardon dengeli :D
    2005 Konuları bölümünde ridak88 tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 26.09.05, 17:51

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •