İnsanlar çoğu zaman hayatlarını tersten yaşamaya çalışır.
İstedikleri şeyleri daha çok yapabilmek için daha çok eşyaya, ya da paraya sahip olmaya çalışırlar, böylece daha mutlu olacaklardır.

Gerçekte işler tam tersine yürür,

"İlk önce aslında kimseniz o olmalısınız, sonra istediğiniz şeye sahip olmanız için yapmanız gereken neyse onu yapmalısınız." Margaret Young

Bütün gün koşturmak ve işleri yetiştirebilmek için var gücünü harcamak ,büyük bir şehirde yaşıyor olmanın bedeli,elimde ki ajanda da yapılacaklar listesine son işareti koyduğumda saat 8 olmuştu ve arkadaşım Mihriban’ ın küçük butiğine varmıştım,içerde onun işlerinin bitmesini beklerken duvarın da asılı duran resimleri inceliyordum , sanatçı olduğu için birçok ünlünün resimleri, yazıları, rengarenk bir dünya asılı idi bu duvarda ,içlerinden bir yazı gözüme çarpmıştı onu okumaya dalmışken yanıma yaklaştı nasıl çok güzel değil mi? Dedi “.Bunu her çıktığım televizyon programında okurum, hem ben ağlarım hem izleyenler çünkü herkes hayatlarındaki bir şeyleri bu yazıda buluyor ve anlıyorsun ki hayat ne para, ne mal ,ben dünyevi çıkarlar için hayatlarının harcayanlara ,yanlışta takılıp kalan ve korkaklıklarından ileriye bir adım atamayanlara acıyorum,hayat o kadar kısa ve güzel ki onun her anını korkusuzca yaşamak ve değerlendirmek gerekiyor..”

"Öğrendim ki, kimseyi siz sevmeye zorlayamazsınız, kendinizi sevilecek bir insan yapabilirsiniz, gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
Öğrendim ki, güveni geliştirmek yıllar alıyor, yıkmak bir dakika
Öğrendim ki, hayatında nelere sahip olduğun değil, kiminle olduğun önemli
Öğrendim ki, insanların başına ne geldiği değil o durumda ne yaptıkları önemli
Öğrendim ki, bütün sevdiklerinle iyi ayrılmak gerek hangisi son görüşme olacak bilmiyorsun
Öğrendim ki, affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor
Öğrendim ki, bazı insanlar sizi çok seviyor ,ama bunu nasıl göstereceklerini bilmiyor
Örgendim ki, para ucuz bir başarı
Öğrendim ki, aşkı yaşamanın ve aşık olmanın çok çeşidi var
Öğrendim ki, her şartta kendisi ile dürüst kalanlar daha uzun yol yürüyor
Öğrendim ki, hiç tanımadığın insanlar iki saat için de senin hayatını değiştirir
Öğrendim ki, anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır
Öğrendim ki, tecrübenin kaç yaş günü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,ne tür deneyimler yaşadığınızla var
Öğrendim ki , aile hep insanın yanında olmuyor,akrabanız olmayan insanlarda ilgi,sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz,aile her zaman biyolojik değil
Öğrendim ki, yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor
Öğrendim ki, her problem kendi içinde bir fırsat saklar ve problem fırsatın yanın da cüce kalır
Öğrendim ki,sevgiyi çabuk kaybediyorsun,pişmanlığı uzun yıllar alıyor" Ataol Behramoğlu


Dünya açıklanamaz ve tuhaf olaylar ile dolu ve hepimizin bir öyküsü, kahramanı var. Anlayamadığımız şeyler olup bittiğinde, bunun için bir sebep buluyor ve bilmediğimizi görmemezlikten geliyoruz.Kararsız kaldığımız da ,bazılarının şans, bazılarının Allah tan dediğimiz etken bu çatallanma noktalarında bizleri farklı yerlere taşıyor ve bizler hiç kendimizde sorumluluk hissetmiyoruz,gerçeklerle yüzleşmek ,kendi hatalarımızı görüyor olmak nedense bizi en korkutan şeyler arasında oluyor,kabullenmektense kılıf bulmak bize çok daha kolay geliyor.

Günümüz insanı mutluluğu arıyor ama hep yanlış yerlerde,aslında ihtiyacımız olan tek bir şey var tüm kalbimiz ve benliğimizle şimdiyi yaşamak , ihtiras ,hırs ve arzunu sizi engellemesine izin vermeden gününü yaşayıp tadını çıkartmak.

Filozof Epiktetos a göre
“Başarı bir seyahattir bir hedef değil.
Mutluluk,gidilen yolun üzerindedir,yolun sonunda değil. Zira yolun sonun da olsa ,ona varıldığında yol bitmiş ve vakit de geçmiş olurdu.
Mutlu olmanın zamanı ise bugündür,yarın değil.
Akıllı insan odur ki ,sahip olmadığı şeyler için üzülmez.
Sahip olduğu şeylerin ise değerini bilir,sevinir”

Daha az istemek, tüketmek, ufak şeylerle yetinmeyi bilmek,insanlara gülen gözlerle bakıyor olmak,aslında hiçte zor değil yeter ki içinizden bunu yapmayı istiyor olun.,bazen kendimi insanları izlemeye dalmış buluyorum Toplumumuz o kadar mutsuz ve gülümsemeyi unutmuş bir hal almış ki,lokantada oturan çiftler ,birbirleri ile hoş sohbet etmek yerine ,gözlerinin birbirine temasından bile kaçınır bir hal almış durumda, asık suratlarla yemeklerini bitirme telaşındalar.Mutluluk kelebeği çok uzaklarda değil ,geçmişimizi sorgulamayı bir yana bırakıp yarına ait korkuları ,ya olursa diye düşünmekten vazgeçerek,şimdiki zamanı dolu dolu, avuçlarınızın arasından kayıp gitmeden yaşamayı bilirsek,mutluluk kelebeğinin rengarenk kanatları ile başımızın üstünde döndüğünü fark etmemiz an meselesi olacaktır.

En zor şey karanlık bir odada bir kara kediyi bulmaktır,özellikle odada kedi yoksa… Konfüçyus


alıntı..

"Eğer gerçekten sahip olduğumuz biricik şey içinde bulunduğumuz an ise ve sahip olmadığımız bir şeyi yitirmemiz mümkün olmadığına göre, birisinin elimizden alabileceği tek şey yaşadığımız andır." diyor Marcus Aurelius.

Yaşadığımız anın değerini ne kadar biliyoruz ve sahip çıkıyoruz?

Yarının belki çok geç olacağının farkına ne zaman varacağız?

Zamanın hızlı geçişine seyirci kalmamanız dileğiyle...