Ölüm döşeğinden düştüm az önce
Sınırsız uçurum ıskaladı beni matemine
Bir deliğe kaç karanlık sığabilir ki!?
Bu ne yük böyle. . . .!?
Anılmaktan yorgun ve bir o kadar kendini kendine düğümleyen iç sancılarım artıyor git gide.
Hangi sefillikten,hangi yeminden,hangi sessizlikten bu kadar geçirilmişim!?
Adımlarımla yanıyor kibrit bahçeleri,tutuşuyoruz cemâat-i keder..
Söz söylemek adına değil,susmak gayretine tutturulmuş ezberci düşlerin dilinden sökülüyorum.
Felaketim oluyor bahar muhabbetleri,fırtınasız kalmaktan ölüyorum!!
Elem elem dökülüyorum paçavra hanelerine,dalgakıran boylarından sürçümüşüm gibi bakılamıyor yüzüme.
Sevilemiyorum belki de,bu halin kaçıncı ezberinden geçiyorum bilmiyorlar.
Anlamaz bakışlarına kendimi tükürsem ,yaş diye içirirler yüzlerine.
Serinliğim ölüm soyludur,anlamıyorlar. . .
Kafama kuru sıkı aşklar dizen ve sonrasında benden galip gelmemi bekleyen kaçıncı yürek ayininden yuvarlandım olduğum yere!?
Kefilsizdim,birikmiş acılarımdan başka hiçbir şeyim yoktu.
Sunulamayacak kadar eskiydi sözlerim,kelimelerim birer çocuk yorgunluğuydu.
Sevda faslından geçerken gözlerim,ayyuka çıkarılmış bir inciydi beklemelerim
Soluksuzca seçebiliyordum acılı kimlikleri,her birine sokulmak istercesine geberiyordum bakarak yüzlerine.
Ve her birinde özüme düşüyordum birdenbire. . .
Şimdi çekip alsa beni suretine yabancı olduğum bir el,gidebilir miyim korkusuzca ve sözsüz ısmarlanmış bu ömüre!?
Kendime kalmalıyım beklide,her zamanki gibi usulca ve uslu sorgularla kendime sormalıyım ben kimim diye!??!
Feryâd ediliyor gecenin tepesinde,kızıl gökyüzü kendini sürüyor ellerime kan kınası hikmetiyle. . . .
Dilimden damlıyorum,yazılamayacak kadar koyu ve bir o kadar ******.
Ölümsüz gülüşlerim yüzümden çekildiğinden beri,gafil avlanıyorum tebessüm minarelerinde.
Tel tel sıçrıyorum bir karanlığın göğsüne.
Yüzümdeki çizgilerden aşka serenadlar çizilir ve öyle ki çizilen her bir öge ömrümde bir vakti bitirir. . .
Gözümdeki yaşlardan sabır çekilir ve sicimsiz bakarım âlemi devrana.
Bir ağacın gölgesi kadar bile savunamam karanlığı.
Oysa düşlerimden taşları ayıklamıştım, maniliydim celladın ölümünde.
Oysa sözümden âhhları çıkarmıştım sadece eyvAllah dolanırdı lisanımın gamzesinde.
Zemheri akışlar içime dola dola tıkanmıştım belki de gündüzlerin dibinde. . .
Her hazırlanış bir umutsuzluğa gebeymiş.
Bütün beklemeler, bir tek kederden kuyuya düşüverirmiş.
Kânunsuz değilmiş tövbelerin gelişi,dilime tırmanışı bundanmış.
Yâr diye sayıkladığın, seni diliyle ateşe sayarmış.
Vakti gelince bütün canlar bir bir ve doyasıya senden cayarmış.
Hayat gel ve git arasında kısa, yaşa ve öl arasında uzun bir pazarmış.
Verilen her ödünç sorgusuzca alınırmış. . .
Merhum bir aşkın gözlerinden hayata durmak kadar aciz ve yaşamak niyetiyle dolu bir sevdanın sözlerinden ölebilmek kadar yoksunum.
Toprağa yaranamıyorum,yaşamaya bir tokat vuramıyorum.
Söyleyiversin biri beni azrâ dilli kuyulara.
Hâlime bir kefen diktirsin,koysun beni alacaklı günlerin en başına.
Nem vardı benimden başka, kime ne borcum vardı!?
Benden alınanların, sonra kimlere vardığını bilemiyorum.
Diyemiyorum şikâyet sövgüsü sözlerle,kimseyi kimselere diyemiyorum.
İnfilâk edilsin elemler göğsümden,çığlıklarımdan bir yankı daha kesilsin.
Dayanamıyorum ,çekilsin bu belâ illeti ömrümden.
Ne kadar susulacak varsa susarım ben.şimdi ateş makamında bir lâv ağlanıyor üstüme,
hakkını vermeliyim.yanıp bir daha da dönmemeliyim.
Bakî kalmak kime hâd!?
Gitmeliyim,zehrolası bir sessizliğin içinde.
Bitirilmeliyim ecel şefkatiyle. . .
Âşık bir gecede su gazeliyle boyandım
Zulme kıymet düşülen hecelerin,dilinde çöl gibi yandım
Bir deliğe kaç karanlık sığabilir ki !?diye sorarken
Karanlık dövmesiyle toprak kuşandım. . .


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

