"Yollar"


İnsanlığı büyük tehlikelere sokan hep sözde "kısa yollar" oldu, daha kısa bir yolun bulunduğu haberlerinin sevinciyle hep yllarından ayrılıyorlar... ve yolunu kaybediyorlar.


Hepimizin Akılsızlığı Nerde Yatıyor


Biz hâlâ yanlış dediğimiz yargılardan, artık inanmadığımız öğretilerden sonuçlar sonuçlar çıkarıyoruz.... duygularımızla


Yönetmek


Kimileri yönetme işinden zevk aldıkları için yönetirler; kimileri yönetilmek istemedikleri için:- Son belirtilen yöntem şekli, bu iki köyüde sadece en az kötü olanıdır.


Unutmak


Unutma diye bir şeyin olduğu henüz ispatlanmamıştır; bildiğimiz, tekrar anımsamanın gücümüz dahilinde olmadığıdır. Geçici olarak, gücümüzün bu boşluğuna "unutmak" sözcüğünü koyduk, sanki dizinde bir fazla yeti varmış gibi. Ama sonuç olarak bizim gücümüz dahilinde olan ne var ki! -Eğer bu sözcük gücümüzün bir boşluğunda duruyorsa, öteki sözcükler gücümüze ilişkin bilgimizin ir boşluğunda durmak durumunda değiller mi?


"Neden ile Sonuç!"


-Bu aynada - ve aklımız bir aynadır - düzensizlik gösteren bir şeyler oluyor, belirli bir şey her seferinde başka belirli bir şeyi takip ediyor... onu biz deliler, algılamak ve adlandırmak istersek " neden ile sonuç diye adlandırıyoruz1 Sanki bir şey anlamışız ve anlayabilirmişiz gibi. Biz "nedenlerin ve sonuçların" imgelerinden başka şey görmedik! Ve şimdi bu imgelilik, birbirini takibi olan bağlantının kavranmasını olanaksız kılıyor!


Kuşkucunun Sakinleştirilmesi


- "Ne yaptığımı hiç bilmiyorum! Ne yapmam gerektiğini hiç bilmiyorum!" -Haklısın ama yaptırılacağından kuşkun olmasın! her an! İnsanlık bütün zamanlarda etken ile idilgeni karıştırdı. Bu onun bitmeyen gramer hatası.


İnsan Kendini Nereden Tanır


Bir hayvan bir diğerini görür görmez, kafasında kendini onunla ölçer; ve insanda vahşi çağlarda böyle yapardı. Bundan da anlaşılıyor ki, her insan kendini hemen hemen sadece savunma ve saldırı gücü bakımından tanır.


Fanatizm Ne Zaman Arzu Edilir


Uyuşuk doğalar sadece fanatikleştirlmek suretiyle çoşturulabilir


Bağımlının Muskası


Kim kaçınılmaz olarak bir efendiye bağımlıysa, korku saçıp efendisini kontrol altında tutacak bir şeyi olmalı: Örneğin dürüstlük yada temiz kalplilik yada keskin bir dil.


Yanılmayı İstemek


İyi sezişli kıskanç insanlar kendilerini üstün hissedebilmek için rakiplerini iyi tanımayı istemezler.


İki Arkadaş


Arkadaştılar, ama arkadaşlıkları bitti ve her ikiside karşılıklı olarak arkadaşlıklarını sona erdirdiler: Birisi çok yanlış tanıdığına inandığı için, öteki çok iyi tanıdığına inandığı için.. ve her ikiside yanıldı! Çünkü ikisi de kendini yeterince tanımıyordu.


Zararlı


Bir genç, en kesin şekilde kendisiyle aynı düşünenlere farklı düşünenlerden fazla saygı göstermesini öğretmek suretiyle bozulur.


Henüz Yeterli Değil!


Bir şeyi kanıtlamak yeterli değil, insanları ona ikna etmek yada onun düzeyine yükseltmekte gerekmektedir. Bu yüzden bilen kimse bilgeliğini söylemeyide öğrenmelidir: bir aptallık gibi sık sık tınlayacak şekilde.



İstemek Nedir?

Güneşin doğduğu anda odasından çıkıp," güneş doğsun istiyorum" diyene; ve bir tekerleği durduramayıp, "onun dönmesini istiyorum" diyene; ve güreşte yere fırlatılıp "burda yatıyorum, ama burada yatmak istiyorum!" diyene güleriz. Amabütün kahkahalarımıza rağmen! "istiyorum sözünü kullandığımızda bu üçünden başka birşey mi yaparız?

Kendi Erdemlerinden Kaçma


Eğer bi düşünür ara sıra erdemlerinden kaçmayı bilmiyorsa , onun ne değeri var. Onun "sadece bir ahlaksal yaratık olmaması gerekir


Aldatılmak

Eylemde bulunmayı istediğiniz an, kuşkuya kapıyı kapatmak zorundasınız... demiş bir eylem adamı..
Ve sen bu şekilde aldatılan kişi olmaktan korkmuyormusun?.. diye cevap vermiş bir dalgın.


Daha Seyrek Yetingenlik

Başkasını yargılamak istememek ve onun hakkında düşünmekten kaçınmak, çogu kez insancıllığın küçük bir göstergesi degildir..


Ustalık

İnsan ustalığa, yapım esnasında hem yanılmıyor hem de duraksamıyorsa erişmiştir.


İnsan Nasıl Taşlaşmalı.

Yavaş yavaş sertleşmeli bir mücevher gibi... ve sonunda sessiz ve sonsuzluğun sevincinde yatıp kalmalı.


Kayıplar

Ruha yücelik veren kayıplar vardır, bu sırada ruh yüksek, siyah selvilerin altında sessizce dolaşıyormuş gibi feryaddan kaçınır.


Unutulmayın

Kendinizi yukarıya ne kadar çok çıkarırsak, uçamayanlara o kadar küçük görünürüz.


Ağırlaşmak

Onu tanımıyorsunuz: Kendine çok ağırlık asabilir, yinede onların hepsini yükseğe cıkarır.Küçük kanat cırpışlarınızdan sonra, o aşağıda kalsın çünkü bu ağırlıkları kendine asmış diye karar verirsiniz

Doğruluk

Bana: “Haydi öyle olsun! Seni deneyeyim bir”, demek olanağı veren her kuşkuyu överim. Fakat deneye izin vermeyen hiçbir sorunun lafı edilmesine de dayanamam. Benim “ doğruluğumun” sınırları bunlardır işte: Ondan ötesi için yiğitlik sökmez artık.



Başkalarının hakkımızda bildikleri

Kendi hakkımızda bildiklerimiz belleğimizin hatırda tuttukları, yaşantımızın mutluluğu için sanıldığından daha az kesindir. Bir gün gelir, bu yaşantıda başkalarının hakkımızda bildikleri ( ya da bildiklerini sandıkları) şeyler çıkıverir ortaya; o zaman onların fikirlerinin daha güçlü olduklarını fark ederiz, insan adının kötüye çıkmasından ise bildiklerinin yanlış çıkmasına daha kolay katlanır.



Ayrı duranlar

Parlamentarizm, yani beş tane politik düşünce arasından birini seçmek için verilen resmi izin, bağımsız ve kişisel görünmekten çok hoşlanan bir sürü insanın özellikle hoşuna gider.Fakat aslında sürüye tek bir düşünceyi zorla kabul ettirmek ya da beş tanesi arasında seçim yapmasına izin vermek o kadar önemli değildir; bu beş düşünceden hiçbirini paylaşmayan ve herkesten ayrı duran kişi, bütün sürüyü aleyhine çevirir her zaman.


Bir savunucu aleyhinde

Bir davaya zarar vermenin en kalleşçe yöntemi bunu, bile bile kötü nedenler ileri sürerek savunmaktır.



Alkış

İnsan gürültü yapmadan alkışlayamaz, hatta kendini bile.



Neye inanırsın?

Şuna: Her şeyi yeniden teraziye vurmalı.



En insancıl davranış nedir?

Birisinin utanmasını önlemek.



Gurura karşı

Çok şişinme: Ufak bir iğne patlatıverir seni.



Okuyucuma

Sağlam çeneyle sağlam mide: İşte benim istediğim. Kitabımı hazmedince benimle anlaşacaksın muhakkak.



Güçbeğenir

“Canının istediği gibi seç” deselerdi cennetin tam ortasında küçük bir yer seçerdim: Ama yer, kapısında olsaydı daha iyi olurdu.



Bencillik

Bencillik, duyguların perspektif yasasıdır: Buna göre en yakın nesneler en büyük ve en ağırlarıdır, uzaktakilerin ise ağırlıkları ve boyları küçülür.



Zerdüşt

Doğrusu şu ki, insan kirli bir nehirdir. Kirli bir nehiri kirlenmeden içine alabilmek için bir deniz olmak gerek. Görüyorsunuz, insandan üstün olmayı öğretiyorum size: Üstün insan bu denizdir; sizin büyük aşağısamanız onda yok olabilir.

Ne yazık, insanın artık dünyaya yıldız getiremeyeceği zamanlar yaklaştı. Ne yazık, insanların en aşağılığının, kendini aşağısamasını artık bilemeyenin görüleceği zamanlar yaklaştı.

Ne mutlu uykusu olanlara, hemen uyuyacaklar çünkü.

Bir gün Şeytan şöyle dedi bana: “ Tanrı’nın da cehennemi var: İnsanlara beslediği sevgidir bu”.
Geçende de söyle dediğini duydum onun: “Tanrı öldü; insanlara olan merhametinden öldü Tanrı”.



Toplum

Bulanık suda balık avlayanla derinliklerden feyiz alanları halk kolaylıkla bir tutar.


Her ulusun kendine öz iki yüzlülükleri vardır: Erdemleri, der bunlara o. İnsan kendi en iyi yanını bilmez, bilemez.

Bir barbarlık dönemi başlıyor; bilimler de ona hizmet edecekler.



İnsan

Sonuçlar karşısında korkaklık: Çağcıl bir kusur.

Ne denli yükselirsek, uçmak bilmeyenlere o denli küçük görünürüz.

Tutkulu insanlar, başkalarının ne düşündüklerini az düşünürler: Durumları onları hiçliğin üzerine yükseltir.

Bir inancı sırf adettir diye kabullenmeye namussuzluk, korkaklık, tembellik denir. Şu halde namussuzluk, korkaklık, tembellik ahlakın önsel’i olsalar gerek.

Her erdemde budalalık eğilimi, her budalalıkta erdem eğilimi vardır. Rusya’da “evliya gibi *****” derler. Yaşam, sıkılmaya vakit kalmayacak kadar, çok kısa değil midir? Hiç değilse insan cennetteki, sonsuz mutluluğuna inanmalı ki.....

Kadını kadının içinde özgürlüğe kavuşturmalı!

Kadının nasıl bir nimet olduğunu tüm derinliği ile hissetmek gereklidir.



Düşünce

“Bilgi kuramı”ndan ibaret kalan felsefe, gerçekte o çağın çekingen bir öğretisinden, bir ılım (itidal) öğretisinden başka şey değildir artık: Kapının eşiğinde duran ve içeriye girme hakkını kendinden esirgeyen bir felsefe – en son kertesine inmiş, bir son, bir can çekişme haline, acınacak hale gelmiş bir felsefedir bu. Şu halde, nasıl olur da böyle bir felsefe....hüküm sürebilir!

Sevgi yüzünden yapılan şey her zaman iyilikle kötülüğün ötesinde yapılır.

İnsanoğlu hiçbir şey istememektense hiçliği istemeyi yeğler.

Güzel, çirkini yendiği anda büyük üslup da doğar.

Büyük bir düşünceyle karşı karşıya olmak dayanılır şey değildir. Bir düşünceyi---bu yüzden ölmelerine meydan vermeksizin—bildirebileceğim insanlar arıyorum, çağırıyorum onları.

“Doğru” diyince bu zihnimde kesinlikle yanlışlığın tersini değil, fakat sadece en esaslı hallerde çeşitli yanlışların birbirlerine oranla durumlarını gösteriyor.

Gizemsel izahlar derin sanılır; doğrusu şu ki, yüzeysel bile değildir onlar.

Kaynak:
Seçilmiş Düşünceler (Denemeler)
Friedrich W. Nietzsche
Türkçesi: Samih Tiryakioğlu
Assos Yayınları