• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 34 1234567891011 ... SonSon
335 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0

    Peygamberimizle evlendiğinde Hz. Ayşe kaç yaşındaydı? Cevap..

    Peygamberimizin Hz. Ayşeyle ilgili evlenişini rivayetlerden dinlemek daha makul olacaktır.

    Buharide geçen rivayete değinebilmek için Cahiliye araplarının "kızlarının yaşlarını ergenliklerinden sonra saymaya başladıklarını hatırlamak gerekcektir"
    Bu durumda hz. peygamber Hz. Ayşeyle evlendiğinde Hz. Ayşenin ergenliğinden itibaren 9 yıl geçmişti. Bu yorumu tercih ediyoruz, çünkü diğer rivayetler bu yorumu destekler mahiyette.. Alıntılıyorum :

    Peygamberliğin gelişinden on yıl sonra, 50 yaşındayken eşi Hz. Hatice’yi kaybeden peygamberimiz (asm.) kendisine hem ev işleri ve çocuklarının bakımında yardımcı olacak, hem de İslâm’a davet faaliyetlerinde destek olacak eşlere ihtiyacı vardı. Bunun için bir yandan yaşlı ve dul bir kadın olan Sevde’yi, öte yandan da en yakın arkadaşı olan Hz. Ebubekir’ in kızı Hz.Ayşe’yi istetti.

    Hz. Peygamberin bu isteği, vahyin başlangıcından 10 yıl sonradır. Hz. Ayşe vahiy başlangıcından altı yıl önce doğmuştur. Dolayısıyla Hz. Ayşe’nin peygamberimizle evlendiği yaşın 17-18 olduğu ortaya çıkar.

    Bu konu, daha detaylı bir şekilde Mevlana Şibli’ nin “Asr-ı saadet” kitabında geçer. (İst. 1928. 2/ 997)
    Hz. Ayşe’nin evlendiği zaman yaşının büyük olduğunu, ablası Esma’nın biyografisinden kesin olarak anlıyoruz. Biyografi kitapları Esma’dan bahsederken diyorlar ki: “Esma 100 yaşındayken, hicretin 73. Yılında vefat etmiştir. Hicret vaktinde 27 yaşındaydı. Hz. Ayşe ablasından 10 yaş küçük olduğuna göre, onun da hicrette tam 17 yaşında olması icap eder. Hz. Peygamberle evlilikleri ise hicretten sonra olmuştur. Ayrıca Hz. Ayşe, Hz. Peygamber’den önce Cübeyr’le nişanlanmıştı. Demek evlenecek çağda bir kızdı.” (Hatemü’l enbiya Hz. Muhammed ve hayatı, Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu, s. 210)
    ayrıca, bir insan (peygamberimiz) 25 yaşında iken, daha önce iki kere evlenmiş, çocukları olan ve kendisinden 15 yaş büyük bir bayanla evlenmiş ( Hz. Hatice ), onunla 25 sene evli kalmış, bu süre zarfında yaşadığı kültürde çok eşlilik gayet normal olmasına rağmen başka bir eş almamış, 53 yaşından sonra farklı nedenlerle çok eşlilik yaşamış ise o insan hakkında vicdan "şehvet düşkünü" diyebiliyorsa, o vicdana el insaf demek lazım gelir.
    Bu mesaj en son " 17.05.08 " tarihinde saat 21:35 itibariyle aslanbash tarafından düzenlenmiştir...
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  2. #2
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    rıvayete ne kadar guvenılebılır ki ? bunun tersı rıvayetler de ortaya atıldıgında neler denecek o zaman.
    ............
    imza

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    "9 yaşında evlendi" kulaktan dolma bilgisine güvenen kişilerin, tarihi yazılı belgelere güvenmemesini bu bölümde değil, eğer varsa psikoloji bölümünde tartışabiliriz.

    Sevgili sanattarihçi sizin değil, benzeri inanç taşıyan yandaşlarınızın Hz. Peygambere "sübyancı" diyebilmek için rivayetleri esas alıyor almasını nasıl izah edeceksiniz o zaman.

    çünkü gerçekten ilginçler. Hz. Peygambere şehadet getiren ağacın rivayet oluşuna "yalan" diyen bir zihniyet buharide geçen "9 yaşında evlendi"yi kaynak kabul ederek "peygamberiniz işte bu" gibi yorumlara girebilmektedir. Gördüğünüz gibi küfrün, delikanlılığı yok. İnançsızlığında inat eden bir kişi sadece görmek istediği şeyleri görecektir. İnsan olmanın farkı bu değil.
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  4. #4
    Zeyno85 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-04-2007
    Mesajlar
    130
    Karizma Gücü
    0
    ............
    Bu mesaj en son " 17.05.08 " tarihinde saat 20:50 itibariyle Zeyno85 tarafından düzenlenmiştir... Neden: gerek yok
    and the rain sets in
    it's the angel-man
    i'm deranged..

  5. #5
    Misafiruye
    Ziyaretçi
    teşekkürler aslanbash.

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Zeyno85 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    1- Aişe'nin hala karambolde olsada 17 yaşında evlendirildiğini farzedelim. Bugünde hayatının baharında genç kızların 50+ yaşlı amcalarla evlendirilmesine dur diyecek dini bir hüküm var mıdır ? Yoksa islam dinene göre zaten bu caiz midir ? Birisi bu evliliğe bakıp peygamber bunu yapmışsa bizde yapabiliriz derse vicdanınız bunu kabul edebilir mi ? O yaşlarda bir kızınız olduğunu farzedin 50+ amcaların kızınıza bu gözle bakmasına tepkiniz ne olur du ?

    2- Bu hadisler uydurma mı ?
    sadece bir rivayette geçen "9 yaşın, cahiliye dönemindeki ergenlikten itibaren kızların yaşının sayılmasıyla ilgili olduğunu belirtmiştim. dolayısıyla 9 yaşında zifaf olduğunu belirtmesini de bu şekilde anlamak gerekecektir. Hz. Ayşe'nin peygamberimizle evlenmeden 2-3 sene önce Cübeyr isimlli şahısla nişanlı olduğunu yine o kaynaklarda görebiliyoruz. 4-5 yaşında nişanlanmış olması da muhtemel değildir. Diğer rivayetlerin de Hz. Ayşe'nin 17 veya 18 yaşında olduğunu destekler yönde olduğunu belirtmiştim.

    Hadisler uydurma değil, oldukça sahih hadisler, ama hadislerin ifade ettiği manayı anlayabilmek için devrin şartlarını bilmek gerektiğini ifade ediyoruz.

    17-18 yaşında bi kızla evlenmesini değerlendirmişsiniz. Ve diğer eşleriyle. Hz. Peygamberin evliliklerin çoğu hayatının son döneminde olmuştur ve herbirinin ayrı geçerli sebebi vardır. Hayatının son 3 senesine gelen bu evliliklerden gördüğümüz, islamiyeti kabul etme arefesinde olan kabilelerin hz. Peygamberle bir akrabalık bağı kurmak istemeleriydi. Farklı nedenlere dayanan evlilikleri de olmuştur. Ama buna şehevi açıdan bakmak gerçekten çok acımasız olacaktır. Mantık 25 yaşında dul ve 40 yaşında bir bayanla evlenip o bayanın 65 li yaşlarına kadar onunla evli kalıp başkasıyla evlenmemeyi "şehvet düşkünlüğüyle" açıklayamıyorken aynı mantık diğer evliliklerde "farklı nedenler aramalı" değil miydi?

    eğer burada Peygamber oldu fırsat buldu gibi bir iddia da bulunulsa o zaman "Peygamberliğinin ilk döneminde mekke liderleri ona bütün bunları teklif etmişti zaten. Hiç bu kadar çile çekmeden ve hem de risksiz bir kazanç yoluna gidebilirdi. Ona saltanat, mal, mülk ve en güzel kadınları teklif etmişlerdi""

    Kendi kızımı 50 yaşında bir adamla evlendirmeyi tabiki de istemezdim. Ama sözü edilen kişi bir peygamber. Son Peygamber. Hz. Ayşe gönülsüz bir şekilde de evlenmemişti üstelik.

    ve yine 2. yazımda belirttiğim iklimsel özelliklerin insanların olgunluk ve psikolojilerinde etki ettiği özelliği iyi gözlemlemek lazım. Afrika'nın güney Amerika'nın ve Avustralya'nın sıcak bölgelerinde yetişen çocukların ergenliklerine 9-10 yaşlarında girddikleri düşünülecek olursa, onların 18 yaşındaki kızların bizdeki 18 yaşındaki kızlar gibi olduğunu ( çocuk ) söylemek güç olacaktır.

    Bir diğer mesele İslam ümmetinde sağlam bir yeri olan "sünnete uyma" mevzusunu bu evlilik konusunda görmüyoruz. Demek ki Hz. Peygamberin evliliklerindeki esas unsurun başka nedenler olduğu -rvayetlere güvenilmese bile- görülebilir.

    Bu sadece güven meselesi. İnkarcılığa götüren yorumların yanında, yazılı kaynakların bize sunduğu bilgiler. Kişiye bundan sonra sadece diğer bütün meselelerle birlikte değerlendirerek "inanç noktasında nerede olduğunu" kendisine sormak kalacaktır.
    Bu mesaj en son " 17.05.08 " tarihinde saat 21:17 itibariyle aslanbash tarafından düzenlenmiştir...
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  7. #7
    Zeyno85 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-04-2007
    Mesajlar
    130
    Karizma Gücü
    0
    teşekkürler kırıcı olmayan, yapıcı cevabınız için.

    Bir diğer mesele İslam ümmetinde sağlam bir yeri olan "sünnete uyma" mevzusunu bu evlilik konusunda görmüyoruz. Demek ki Hz. Peygamberin evliliklerindeki esas unsurun başka nedenler olduğu -rvayetlere güvenilmese bile- görülebilir.
    Özellikle bu tespitiniz şehvetlerine dinsel temel oluşturup meşrulaştırmak isteyen azgın tekelere iyi bir cevap niteliğinde.
    and the rain sets in
    it's the angel-man
    i'm deranged..

  8. #8
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Arap Toplumunun genel yapısını bilmeyenler bu konuya çomak sokmaya devam ediyorlar. Hala Vaha araplarında bile kızların yaşı ergenlikten sonra sayılmaya devam ediyor. Zaten Diyanet işleri başkanlığıda bu konuda bildiri yayınldı.
    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Hz. ÂISE (r.a.)



    Allah Resulü Hz. Muhammed (s.a.s.)'e ilk iman eden onun en sadik arkadasi Hz. Ebu Bekr es-Siddîk'in kizi ve Hz. Peygamber'in zevcesi. Hicret'ten dokuz veya on sene önce Mekke-i Mükerreme'de dogdu. Annesi Ümmi Rûmân binti Âmir ibn Umeyr'dir. Hz. Âise çok küçük yasta müslüman olmustur.

    Resulullah, ilk zevcesi Hatîcetü'lKübrâ hayatta iken baska bir kadinla evlenmemisti. Onun vefatindan sonra bir süre daha evlenmedi. Resulullah, Hatice (r.a.)'in ölümüne çok üzüldü. Osman ibn Maz'un'un hanimi Havle binti Hakim, Resulullah'a gelerek Ebu Bekr es-Siddîk'in kizi Âise ile evlenmesini teklif etti. Sonra da Resulullah adina Ebu Bekr'e giderek kizi Âise'yi istedi.

    Hz. Âise'nin Resulullah'a nikâhlanmasi Hicret'ten iki veya üç sene önce oldu. Kaynaklar, bu nikâhlanma sirasinda Hz. Âise'nin yasinin küçük oldugunu kaydetmektedir. Nikâhin kiyilmasindan iki yil kadar zaman geçtikten sonra zifâf vukû bulmustur. Hz. Âise'nin o zaman dokuz veya on bir yasinda oldugu rivayet edilmektedir. Bu rivayetleri bazi tarihçiler cerhetmekte ve Âise validemizin evlendikleri zaman daha büyük oldugunu ileri sürmektedirler. Âise validemizden rivayet edilen bir hadiste, Hz. Cebrâil Âise'nin resmini ipek bir hirka içinde Resulullah'a getirmis ve "Bu, senin dünya ve ahirette zevcendir." demisti. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in bâkire olarak nikâhladiklari tek zevcesi vâlidemiz Hz. Âise'dir. Resulullah onu çok severdi. Ona 'Hümeyra' lâkabini vermis ve: "Dininizin yarisini bu Hümeyra'dan aliniz" buyurmuslardir. Hazret-i Âise, Medine'de Peygamberimizin muharebelerine katildi ve diger sahâbe hanimlari gibi harpte yaralilarin tedavisiyle bizzat mesgul oldu. Uhud gazâsinda sirtinda su ve yiyecek tasiyip yardim için Peygamber Efendimizin hep yaninda kalmisti. Hatta, peygamberimizin Uhud'da müsriklerin taslariyla yaralanan mübarek yüzlerine, hasir yakip, külünü basarak kanlarinin durmasini saglamisti. Hz. Âise bir ara Uhud'da kiliçla cepheye gitmek istemisse de, Resulullah buna müsaade etmemistir.

    Âise 14-15 yaslarinda iken Benu Mustalik (Müreysi') gazâsina Resulullah'la beraber katildi. Gazâ dönüsü tuvalet için geride kalmasi yüzünden iftiraya ugradi; savasa ganimet için katilan münafiklar Hz. Âise'nin, gecikmesi sebebiyle, kâfilenin ardindan yaninda Ashabtan Safvan ile birlikte geldigini görünce bunu kötü sözlerle ve çirkin bir sekilde yorumladilar. Yolda bu dedikodulara bazi müslümanlar da karisinca Hz. Âise çok üzüldü; Medine'ye gelince hastalandi. iftira, dedikodu etrafa yayilmisti. Atesi yükselerek yataga düstü. Bu arada kendisini fazla aramayan Rasûlullah'tan izin isteyerek babasi Ebû Bekir'in evine gitti. Orada bir müddet kaldi; sabirla bekledi. Bu arada Rasûlullah diger hanimlarina ve sahâbeden en yakinlarina Âise'nin durumunun ne olabilecegini sordu. Hepsi de Hz. Âise'nin temiz ve suçsuz oldugunu söylediler; "Peygamberini fenaliklardan koruyan Cenâb-i Hak, size böyle bir seyi revâ görmez, sabreyleyin" dediler.

    Aradan bir ay gibi uzun bir zaman geçinceye kadar danismalarini sabirla sürdüren Resulullah, sonunda Hz. Ebû Bekir'in evine ugradi. Hz. Âise'yi, anne, babasi ve sahâbeden bir hanimla aglar buldu: "Ya Âise, senin için bana söyle söyle söylediler. Eger sen, dedikleri gibi degilsen; Allah'u Teâlâ yakinda senin dogrulugunu tasdik eder. Eger bir günah islediysen, tövbe ve istigfar eyle! Allah'u Teâlâ, günahina tövbe edenlerin tövbesini kabul eder. " buyurdular. Resulullah'in mübarek sesini isitince aglamayi kesen Hz. Âise babasina bakip cevap vermesini istedi. Hz. Ebû Bekir ve Âise'nin annesi böyle söylentilere ve dedi-kodu yapanlara sadece sasirdiklarini söylediler. Hz. Âise ise: "Allah'u Teâlâ'ya yemin ederim ki kulaginiza gelen lâflarin hepsi yalandir, iftiradir, Allah biliyor ki benim bir seyden haberim yoktur. Yapmadigim bir seye evet dedigimde kendime iftira etmis olurum. Sabretmek iyidir. Onlarin söyledigi sey için Allah'u Teâlâ'dan yardim bekliyorum." dedi. Günahsiz oldugundan, kalbinin temizligi ile ve kendinden emin olarak bekledi .

    Bu sirada Hz. Peygamber (s.a.s.)'in yüzünde vahiy alâmetleri belirdi. Hz. Ebû Bekir, Resulullah'in basinin altina bir yastik koyup üzerine çarsaf örterek beklediler. Vahiy tamamlaninca Resulullah terlemis yüzünü örtünün altindan kaldirarak: "Müjdeler olsun sana ey Âise! Allah'u Teâlâ seni temize çikardi. Senin pak olduguna sahit oldu." deyip Kur'an'daki Nûr Suresinden, o an nazil olunan 10 ayeti okudu. Hz. Ebû Bekir hemen kalkip kizi Âise'yi basindan öptü, "Kalk, Resulullah'a tesekkür et." dedi. Kendisi için ayet inecegini aklindan geçirmeyen Âise saskinlik içinde: "Hayir kalkmam baba vallahi kalkmam. Allah'u Teâlâ'dan baskasina sükretmem. Çünkü Rabbim beni Ayet-i Kerîme ile methetti." dedi. Ama, çok sevindi. iftirada bulunanlar zamanla hakîr ve zelîl oldular.

    Peygamberimiz (s.a.s.) 632 senesinde hastalaninca son gününü Hz. Âise validemizin evinde geçirdi. Rebiü'levvel ayinin onikinci pazartesi günü ögleden önce mübarek basi, Hz. Âise validemizin gögsüne yaslanmis oldugu halde vefat etti. Resulullah'in vefatindan sonra Ashâb-i Kirâm, Hz. Aise validemize müminlerin annesi adini vererek, ona büyük hürmet göstermislerdir. Hz. Âise de, sahâbe içinde, kirk yila yakin bir müddet daha yasamis ve pek çok hadis rivayet etmistir



    Kaynak: Samil Islam ansiklopedisi

  10. #10
    deniz006 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-03-2008
    Mesajlar
    2,271
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Konunun uzmanları tarafından her yönüyle açıklığa kavuşturulmuş bir konu. Hz. Ayşe evlendiğinde ergenlik çağını çoktan tamamlamış ve evlilik yapacak yaştaydı. Bunun aksini söyleyenler iki tür olabilir.

    1-Bu konu üzerinden müslümanlığı aşağılama kötü gösterme amaçlı kişiler

    2-Kendi sübyancılığına, sapıklığına dini kılıf arayan pislikler.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Fethullah gülenin karışık namaz ile ilgili soruya verdiği cevap.net bir cevap yok??
    2006 Konuları bölümünde Tek_Yol_İslam tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 08.01.08, 22:31
  2. Ayşe Teyze
    2006 Konuları bölümünde ESHQUIA tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 09.02.06, 04:56

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •