Gittiğin gün;
İçime gizledim matemi
İsyanlarımı yutkunarak.
Sesinin susuşunda kestim kendimi
Kendime kanayarak.
Yar
Bilmiyordum
Aşkın sıradanlığında
Gölgemin
Kalabalığına düştüğünü
Yalnızlığa sürüldüğünü
Bilmiyordum…
Karalandım
Varlığıma tutundu da
Yalan bakışların
Karaladı beni.
Tedavisiz bir yarayım şimdi
Sürgün pişmanlıklarında
Çoğalan
Yar
Açtığın kapıları
Kapa yüzüme.
Anlamadığım gitmelere
Gönder sessizce.
İtiraz/sızım
İtiraf/sızım sana
Dilime uzanan çığlıklarım
Yumruklaşırda sessiz feryatlarımda
Ulaşmaz varlığına.
Güçlü duruşumun boy aynasında
İçe kesik yüreğim..
Erkenciyim pençesinde Azrail’in
Yar
Kızgınsın öyle mi?
Hatırımda bırakmadığın yüzünü
Susuşunda boğuyor sarmaşıklar
Ayrılığın düşkünlüğünde
Senle başlıyor acılar
Yar
Ağrısını unuttum
Ortada kalakalmışlığın
Sana müebbedimi
İmzalarken ihanetlerin
Ağrısını unuttum
Aşkının.
Fotoğrafına sarıldı fotoğrafım
Devrildim doğruluğumda
Hiç
Koca bir hiç
Varlığım
Yar
Acelesi yok
Ağırdan boğ soluğumu soluğunla
Fotoğrafında; fotoğrafım ölsün
Düşünde düşüm
İhanetinde ömrüm
Acelesi yok
Bu ölümcül düş/ün
Yar
Keskin acısı ihanetinin
Öldürdü içimin kalabalığını
Mütevazı acılarla
Doldu tuvalim
Geç kaldın bana
Ve gelişimsiz konuşmalarıma
İşaret koydun yokluğunla
Eskidim
Yenilere terk edildi yüreğim
Ve günah çıkarışlarında
Affedişlerle kesildi
Gülümseyişlerim
Kapımda;
Söylemediğin, esmer
Kumral. Sarışın aşklar
Kızgınsın öyle mi?
Sevgilim
Düşümün özrüdür
Küsmüş yüreğim
17.05.08
Aşkın büyüdüğü yerde ayrık otu yalanlar…


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla




