Korkularımın matemine karalarından sürdüm yalnızlığın. Büyüyordum da sevdiğim hep küçük kalıyordum yüreğinde. Görünmezlik miydi kaderi alnımdaki yazgının. Bugün büyük düşlerimi uykuya yatırdım sevdiğim. Bir şarkıya eşlik ettim seninle. Sesimin en olmadık yerde susuşunda gizledim söyleyemediklerimi. Vakitleri geçirip götürüyordu ellerinde cücelerde bana faydası olmuyordu hiç birinin. Bak bugünü takvimin en işlek yerinden kopardım. Yanıldığımı anlatıp duran dostların gözlerinden kaçırdım gözlerimi. Söylemek istediklerimi gözlerimin ardına gizledim yine. Biliyordum ne kadar konuşursam konuşayım ve o şarkıya ne kadar katılırsam katılayım bana faydası olmadığını. Ben kalmayı seçtiğim sende. Yüreğine öyle sessizce gelip gidiyorum ki farkıma varmıyorsun hiçbir şekilde. Sessiz gelişlerin sessiz gidişleri oluyorum hep. Karamsarlığımın üzerine renkli boyalarından bir parça sür istiyorum. Söze gelmeyen düşüncelerimle ve Sen kokan kokular gönder istiyorum mevsimimin serinliğinde. Bugün biriktirip durduğum yalnızlıklarıma bir parça sen gönder söylenmesiz. Yüreğime oturmayan bir hayal ol bu gece düşümde. Gördüğüme pişman uyanmayayım uykuların hafifinden. Ve ardından ağlamayayım hiç birinin, sen kokusu eksik yastığımdan huzurla kaldırayım başımı.
Pencereme kapalı gecenin bütün ışıkları. Baktığım her yerin bir tarafından eksikliğini söylüyor kalabalıklar. Bu yazının ana karakteri oluyor unutmaların. Ve ben hep bu deli masalların noktasını koyamayan külkedisi oluyorum ocak başlarında hüzünleri süpüren. Anlaşılmayan cümleler kurarken penceremin önünde belki şimdi bir yerde bir şekilde beni duyarsın düşüncesiyle bekleyeni oluyorum hep.
Bekleyişleri yaslı bir yürek gördün mü sevdiğim. Umudu aralayamayan olduğu yerde sana adanıp kalan bir yürek gördün mü ve hiç teselli olsun diye küçük bir gülümseyiş düşürdün mü gecenin üçünde bekleyenine… Bilmiyorsun değil mi sevdiğim her masalın sonuna yazılan ayrılıkların bir ölümden farksız olduğunu. Bilemiyorsun değil mi? yorulduğum yerde gözlerime kara bir toprak ayrılık; silkelenip üzerinden atılmayan. Kara bir özleyiş başı, sonu sen olan. Bilmiyorsun değil mi?
Sevdiğim bana dair hiçbir şey yok hatırında biliyorum.
Yaşımın kaçıncısını düştüm takvimden, hangi yemeği sevmem, hangi rengi giymem, hangi şarkıları dinlemem, bilmiyorsun değil mi?
Yarım kalmışlığımla ve senin farkında olmadığın seni bulmuşluğumla o şehrin bir yerlerinde köşe bucak seni bulacakmışım gibi dolandığımı. bilmiyorsun değil mi?
Bilme…
Matem karası gözlerimin tek düze kıpırtısızlığında sana ağladığını, yüreğimin yüz kırk yedi attığını, ölümün keskin dokunuşlarının kapımı araladığını… Bilme.
Usulca geçtiğin gölgemin yanından yine usulca geç. Ben küçük ağlayışlarıma eski şarkılardan birkaç söz ekleyeyim ve bekleyeyim seni. Zamanın gideceği yerden emin yumayım gözlerimi yokluğuna. Kaldığım yerin bütün sorgularına hazırlık yapayım içimin vicdanlarıyla ve seni beklerken bir yudum hayat alayım helalinden gözlerinden ve bir yudum hayat bağışlarken bana varlığınla; bir yudum aşk göndereyim sana karşılığı aranmayan.
Bu mevsim erken mi geldi bahar sevdiğim yoksa ben mi geç kaldım. Hüznümün kaçıncısını kutluyorum odamda. Senin yerine üflüyorum mumlarını yalnızlığımın. Beklediğim yerde sessiz ölümlerimle unutuyorum kendimi.
Beni bu kâğıdın beyaz sayfalarından sil sevdiğim. Hiç anlamı olmayan kelimelerden eksilt varlığımı. Darılmam yokluğunun canımı acıtışlarına… Beni bu aşkın sayfalarından sil sevdiğim… Sil yalnızlığın inadına…
21.05.08


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla






