• Reklam
1 sonuçtan 1 --- 1 arası gösteriliyor
  1. #1
    kdvmuhtasar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-10-2006
    Mesajlar
    1,419
    Karizma Gücü
    6

    Sezer, Samanyolu Tv Izlesin...Dilek Yaraş

    Eski Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer, Kanal Türk kapandıktan sonra izleyecek kanal bulamadığından yakınıyormuş. Üzüldüm doğrusu… Kendisine yardımcı olmak amacıyla Samanyolu kanalını ve özellikle de ‘’Beşinci Boyut’’ isimli diziyi önermek istiyorum. Belki Kanal Türk’ün örttüğü perdeleri açar, ‘’öteki’’ leştirilenlerin de hepimiz gibi insan olduğunu hatırlatır ve farklı bakış açıları kazandırır biraz.


    Tuncay Bey’e (Özkan) ise yine aynı kanaldaki ‘’Büyük Buluşma’’ yı takip etmesini tavsiye ediyorum… Beşinci Boyut fazla ‘’soft’’ gelebilir ona…

    Şaka bir yana, ben de aynı Sezer gibi, özellikle de Cumhuriyet mitingleri, 1 Mayıs gösterileri gibi provokatif olabilecek olayları Kanal Türk’ten izlemeyi hiç ihmal etmemişimdir. Dolayısıyla bu kanalın yayıncılığı konusunda fikir yürütebilecek kadar bilgi ve gözlem edindiğimi düşünüyorum…

    İktidarın medyayı ele geçirmesinden yakınıp duranların bir Cumhurbaşkanının bir televizyon kanalına (ve gazeteye) bu kadar açıktan sahip çıkmasını, hatta empoze etmesini eleştirdiklerine pek rastlamadık nedense…

    Sanki Cumhurbaşkanlığı makamının iktidarla, devletle bir ilgisi yokmuş gibi hep görmezden geldiler bu konuyu… Bir kanalın muhalefet partisinin reklamını yapması, halkla ilişkilerini (!) yürütmesi, o kanalın devletin en tepe noktasını temsil eden kişi tarafından sahiplenilebileceğini mi gösterirdi acaba?

    Böyle bir durum tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanını muhalif konumuna sokmaz mıydı?

    Ben de ne kadar basit, bayat ve saf sorular soruyorum değil mi?..

    Aslında, bu durumu ‘’Burası Türkiye,’’ diyerek kabul edebilirdi insan. Ama bu kanal basın tarihinin belki de en kışkırtıcı, en agresif, en tahammülsüz ve en hoşgörüsüz kanalı olmasaydı… Orduyu, muhalefeti, Atatürk’ü, Cumhuriyeti ve tabii ki laiklik kisvesi altında dini kişisel hırslarına alet eden sahibinin sesinden başka bir ses getirebilseydi…

    Dolayısıyla, yakın zamana kadar Türkiye’nin en önemli koltuğunu işgal etmiş bir şahsın böyle nefret ve kin dolu bir yayın politikasını benimsemesini, sahiplenmesini ve hatta empoze etmesini vahim ötesi bir durum olarak nitelendiriyorum…

    Sadece bu kanalı izleyen ve takviye olarak da Cumhuriyet gazetesinden başka gazete okumayan kesimin ‘’bir kısımının’’ ruhsal dengesine dair de derin endişelerim var doğrusu.

    Gözlemlediğim kadarıyla, bu yayın organlarının sadık izleyicileri, basbayağı beyni yıkanmış insanların tepkilerini gösteriyorlardı: Konuşurken donuk bakan ve bir yere sabitlenmiş gözler, farklı seslere karşı ne olursa olsun tıkanan kulaklar, proglanmış slogan cümleleri kullanan bir dil, metalik ve sert bir ses tonu, onlar ve biz ayrımı yaparak ötekileştirdiğini can düşmanı sayan bir zihin…

    (Benzeri tavırları bir bunlarda gördüm ben, bir de kendilerinin o çok korktukları can düşmanları ‘’gerçek’’ şeriatçılarda… )

    Bu durum çok doğal aslında... Kim gece gündüz sürekli ve sadece, her yerin düşmanla sarılı olduğuna, memleketin elden gittiğine, karanlığın hepimizi yutacağına, ötekilerin çok korkunç kötü yaratıklar olduklarına dair yayınları takip etse bu duruma gelir.

    (Artık Baykal mı bunlardan etkilendi de böyle oldu, yoksa bunlar mı Baykal’dan etkilendiler bilemeyeceğim… O mesele biraz yumurta-tavuk durumudur bence…)

    Gelelim yazının başında şaka yollu önerdiğim ‘’dinci’’ denilen medyaya:

    Üzerinize afiyet, onları da aynı Kanal Türk ve diğerleri gibi takibe aldım. (Hem de görüş bildirmeye yetecek kadar uzun bir süre.)

    Eski okuyucularımız bilir, Şubat Soğuğu adlı bir dizi dışında (o da sadece, Kurtlar Vadisi ile bir karşılaştırma yapmak için) görüşlerimi paylaşmadım bu kanallar hakkında…

    Medyanın büyük çoğunluğu (bunların da yüzde doksanı hiçbir şekilde izlemediği halde, sadece kulaktan dolma, empoze edilmiş bilgilerle) bu kanalların üzerine giderken ben sustum… Ne övdüm, ne de yerdim onları… Görmezden gelir gibi yaptım ama gözlerim üzerlerindeydi doğrusu… Hem de müthiş bir art niyetle… ‘’Bakalım vahim bir hatalarını yakalayacak mıyım,’’ diyerek… Ne de olsa Türk basınının geneli tarafından mimlenmiş kanallardandılar…



    Fazla militan olması nedeniyle Kanal Türk’ü bir kenara koyalım ve diğer medyaya bakalım bu değerlendirmede...

    Gördüğüm odur ki; Doğan Medya Grubu başta olmak üzere medyanın büyük çoğunluğu bir yandan milli ve dini konularda her türlü provokasyona prim verirken, diğer yandan da en adisinden magazin programlarıyla toplumsal kültürü sürekli aşağılara çeken, yozlaştıran bir yayıncılık anlayışı içindeler…

    Örneğin; Rahip Santano cinayetinden önce medyada yer alan ve Türkiye’deki misyonerlik faaliyetleri hakkındaki kampanyavari, -neredeyse azmettirici- yayınların en kışkırtıcısını ‘’dinci’’ bir kanalın ‘’cihad’’ programında değil (yok zaten öyle bir program, paniklemeyin hemen) magazin programı mı haber programı mı olduğunu çözemediğim ‘’Deşifre’’ isimli pespaye bir programda izledim…

    O tetikçi, ‘’gariban’’ çocuk Ogün Samast’ın, Hran Dink’i katletmesini izleyen günlerde, anlı şanlı medyamız timsah gözyaşları döktükleri birkaç tartışma/haber programı ile yetinmiş ve seyircilerini ucuz Amerikan dizilerinin kopyası Türk dizileriyle oyalamaya devam etmişti.

    Bu arada ‘’dinci’’ Samanyolu kanalı; ‘’Büyük Buluşma’’ isimli dizide bu olayı gayet dengeli bir biçimde ele almış ve gençleri şiddete, kin ve öfkeye karşı uyarmayı görev bilmişti….

    Sahi, çok entelektüel gazeteci abilerim, ablalarım ve kardeşlerim! Sizler dinci diye açmaya tenezzül buyurmadığınız, izleyenleri de gizli/açık küçümsediğiniz Samanyolu kanalında akşam haberlerinden önce çok güzel doğa ve hayvan belgeselleri olduğunu biliyor musunuz? Hani ‘’hiç belgesel yayını yapılmıyor,’’ diye şikayet edersiniz ya her fırsatta o bakımdan diyorum.

    Haberlerdeki sunumlara da çok dikkat ediyorum, ‘’dinci’’ kanallarda son derece özenli, kışkırtıcılıktan uzak, toplumu uzlaşı ve hoşgörüye davet eden bir dil kullanılmaya çalışılıyor. Ucuz milliyetçilik ve tabii ki bir kısım ‘’kalpazan’’ medya gibi Atatürk sahteciliği yapılmıyor. Terör olaylarında da duyguların fazla kışkırtılmamasına dikkat ediliyor. (Ve Allah biliyor ya, dini değerlerin de kışkırtıcı bir şekilde kullanıldığına hiç rastlamadım.)

    Ha, bütün bu anlattıklarım bu kanalların kusursuz ve mükemmel oldukları anlamına gelmiyor tabii ki… Eleştirilecek bir çok yanları, programları var, ama inanın afrasından tafrasından geçilmeyen, küçük dağları ben yarattım havalarındaki diğer kanallar kadar değil.

    Evet muhafazakarlar; ama o muhafazakarlıklarında bile samimi bir şeyler var. Sonucunda diyorsunuz ki adamların dünya görüşü ve yayın politikaları bu. Baldır bacak görmeden duramayanlardan değilseniz bu durum pek önemli bir problem değil. Özellikle çocuklarınıza ve gençlerinize izletebileceğiniz en eli yüzü düzgün birkaç kanaldan biri de bu ‘’dinci’’ kanallar…

    Metropolün boğucu karmaşasından, yoz kültüründen kaçıp, -iyi/kötü yanlarıyla- küçük ve muhafazakar, geleneklerine, kutsal saydığı değerlerine tutunmaya çalışan bir kasabaya gitmiş gibi oluyorsunuz bu kanalları izleyince.

    Artık, yazının başında şakayla karışık da olsa eski Cumhurbaşkanımıza bu kanalları izlemesini önermemin nedenini daha iyi anlamışsınızdır herhalde…

    Ha, bütün bu anlattıklarımdaki mantığı anlayıp bana hak verseniz dahi belki ‘’Ama, takiye yapıyorlar, gerçek yüzleri bu değil,’’ diyeceksiniz…

    Ben de size diyeceğim ki o zaman:

    Yapıyorlarsa da yapsınlar…. İyi yapıyorlar… Sıkalım dişimizi biraz daha, bu güzel takiye (!) mesajlarına kulak verelim, çok değil sadece birkaç yıl daha bu şekilde takiye yapmaya devam ederlerse (hele bir de bu mesajları medyanın geneline yayabilirsek) bilinçli, zorbalara, yozlaşmaya prim vermeyen bir toplum olma şansımız bile var…

    Öyle bir topluma da ne şeriat getirebilirler ne de cunta…



    Sahi ne isteniyor bizden?...

    Sırf birileri ‘’Bunlar takiye yapıyor,’’ dediği için sevgi, hoşgörü, birlik ve beraberlik mesajlarına kulaklarımızı tıkayıp -sadece onların karşısında göründükleri için- ağzını her açtığında kan, kin, ve nefret kusan, halkın bir kısmını diğer kısmına karşı kışkırtan ‘’bölücüleri’’ mi alkışlayacağız yani?..

    Ne farkımız kalıcak bizim o zaman Hitler’i alkışlayan yığınlardan?…

    NOT: Burada ‘’dinci’’ televizyon kanalı olarak bahsettiğim kanallar, en yaygın ve en mimlenmişleri olması nedeniyle Kanal 7 ve Samanyolu TV’dir….

    IV. KUVVET MEDYA
    Bu mesaj en son " 10.07.08 " tarihinde saat 13:55 itibariyle FLoRa tarafından düzenlenmiştir... Neden: yazar eklendi
    ||BDP||

    Hey ekpekü’l-küpekâ! Köpekten tekepküp etmiş köpek!
    Siyaseti dinsizliğe âlet yapan bazı adamlar, kabahatini setr(örtmek) için başkasını irtica ile ve dinini siyasete âlet yapmakla itham ederler.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Samanyolu çarpışmaya hazırlanıyor
    2003 - 2004 Konuları bölümünde goktugvw tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 29.10.04, 12:26

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •