Bahçeli: Erdoğan yargıya karşı cihat ilan etti
Cumhurbaşkanı'nı inisiyatif almaya çağıran MHP lideri, Gül'ün yürütme, yasama ve yargı organlarını biraraya getirmesini teklif etti
AA
--------------------------------------------------------------------------------
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Yasama
ve yürütmenin yargıyı etki ve vesayet altına almaya çalışması ve
görevine müdahalesi ne kadar yanlış ve kabul edilmezse, yargının da
yasama ve yürütmenin yetkilerini alenen sorgulaması ve bu alana taşacak
tutumlar içine girmesi de aynı derecede hatalı ve kabul edilemez bir
durumdur" dedi.
Bahçeli, "yargıyı hedef alan saldırılar ve buna gösterilen tepkiler"
hakkında yaptığı yazılı açıklamada, son dönemde şahit olunan
gelişmelerin demokratik hukuk devleti, hukukun üstünlüğü, yargı
bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkeleriyle bağdaştırılmasının mümkün
olmadığını bildirdi.
Türkiye'nin maalesef çok tehlikeli bir ayrışma ve cepheleşme sürecine
sokulduğunu, ortak milli ve manevi değerlerin siyasi istismar aracı ve
çatışma alanı haline getirildiğini savunan Bahçeli, "Türk toplumunun
din, inanç ve etnik temelde ve cumhuriyetin değerleri etrafında kamplara
bölünmesinden sonra bu cepheleşme kamu kurumlarına da sirayet etmiştir.
Son gelişmeler, bu tehlikeli süreçte sıranın Anayasal kurumlara
geldiğini göstermektedir" dedi.
Bahçeli, kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanan demokratik parlamenter
rejimlerde "devlet kurumlarının birbiriyle kavga etmesi ve bunun
kamuoyu önünde bildiri savaşlarıyla topyekun bir çatışmaya dönüşmesinin
çok vahim bir durum" olduğu görüşünü dile getirdi.
Türkiye'nin nereye sürüklenmek istendiği ve bunun sonuçlarının ne
olacağı üzerinde, başta hükümet olmak üzere bütün Anayasal kurumların
çok dikkatli bir değerlendirme ve muhasebe yapmasının hayati önem
taşıdığını kaydeden Bahçeli, cepheleşme ve çatışma ortamında, Türk
demokrasisinin tahrip edildiğini, siyaset kurumunun zedelendiğini ve
Anayasal kuruluşların itibar kaybına uğradığını savundu. Bahçeli,
şunları kaydetti:
"Son dönemdeki gelişmelere bakıldığında karşımıza çıkan gerçekler
şunlardır:AKP'nin kapatılması için açılan dava sonrasında Başbakan
Erdoğan ve AKP, bağımsız Türk yargısını hedef alan, hukuk ve ahlak dışı
bir taciz, tehdit ve terör kampanyası başlatmıştır. Başbakan ve AKP,
kendilerini meşru zeminlerde savunmak yerine, siyasi güç gösterisi ve
meydan okuma yolunu seçmiş ve yargıya karşı adeta cihat ilan etmiştir.
AKP'nin siyasi ihtirasları uğruna Türkiye'nin onuru ve haysiyeti ayaklar
altına alınmış, Başbakan ve arkadaşları Anayasa Mahkemesi'ni baskı
altına almak için yabancı başkentlerin karanlık koridorlarında yargıyı
ihbar turlarına çıkmıştır. Türkiye'yi aşağılamayı meslek edinen Avrupalı
müfettişlerin Cumhuriyet'in temel değerlerine dil uzatmaları ve Anayasal
kurumlara yönelttikleri ağır hakaretler, bizzat Başbakan tarafından
haklı ve meşru müdahale olarak görülmüş ve savunulmuştur. Bu süreçte,
Anayasa Mahkemesi'nin vereceği kararın ne olması gerektiği konusunda da
yol göstermeye yeltenilmiş, bazı çevreler kararı dikte ettirecek kadar
çizmeyi aşmıştır."
-"MEYDAN OKUMALAR ÇATIŞMALARI TIRMANDIRIR"-
Yargıtay Başkanlar Kurulunun bildirisinin yargıyı hedef alan sistemli
tahrik ve tehditlerin ağırlaşarak süregeldiği bir ortamda
yayımlandığını, bildirinin her noktası ile tam bir mutabakat içinde
olmasa bile herkesin en azından bu hususu kabul etmek durumunda olduğunu
ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:
"Bu bakımdan, bu bildiriyi, içerden ve dışardan kuşatma altına alınan,
bizzat hükümetin yönlendirdiği çok ağır bir saldırı ve hakaret
kampanyasının hedefi yapılan ve savunmasız bir hale getirilmeye
çalışılan Türk yargısının, bağımsızlığını ve onurunu korumayı amaçlayan
haklı bir tepki ve tavır olarak görmek mümkündür. Ancak, burada çok
hayati bir nokta gözden kaçırılmamalıdır. Yasama, yürütme ve yargının
görev ve sorumlulukları Anayasa'da açıkça belirtilmiştir. Yasama ve
yürütmenin yargıyı etki ve vesayet altına almaya çalışması ve görevine
müdahalesi ne kadar yanlış ve kabul edilmezse, yargının da yasama ve
yürütmenin yetkilerini alenen sorgulaması ve bu alana taşacak tutumlar
içine girmesi de aynı derecede hatalı ve kabul edilemez bir durumdur."
Devletin temel organları arasında yaşanan sorunların kamuoyu önünde bir
savaşa dönüştürülmeden önce diyalog kanalları kullanılarak suhuletle ele
alınmasının, demokrasi ve hukuk devletinin bir icabı olarak görülmesi
gerektiğini vurgulayan Bahçeli, aksi takdirde, gergin ortamın daha da
ağırlaşacağını, karşılıklı meydan okumaların çatışmaları
tırmandıracağını savundu.
"Bunun sonucu doğacak siyasi ve Anayasal kriz ortamında kaybedecek olan
da Türkiye olacaktır" diyen Bahçeli, şu görüşleri deli getirdi:
"Son dönemde diyalog yöntemlerine itibar edilmemesi ve sağ duyunun
ihmal edilmesi bu bakımdan büyük bir talihsizlik olmuştur. AKP'nin
Yargıtay bildirisi hakkında yaptığa açıklama, hükümetin gerilimden
beslenen sorumsuz tutumunu sürdürme kararlılığını göstermek bakımından
ibret verici olmuştur. Açıklamada yer alan Yargıtay'ın, bu yolla kapatma
davasına taraf olduğu ve görev ve yetkisinin dışına çıktığı iddia ve
suçlamaları geçersiz ve mesnetsizdir. Avrupa Birliği'nin davaya müdahil
olması için yardım seferberliği başlatan ve Yüce Mahkemeyi bu amaçla
kuşatma altına alan hükümetin, şimdi Yargıtay'ın davaya taraf olduğunu
söylemesi ve bundan şikayet etmesi kara bir mizah örneğidir. Milletten
aldığı yönetim yetkisini, her türlü kanunsuzluk ve yolsuzluk için açık
çek olarak gören; devlet bürokrasisinde her kademede büyük bir kıyım
yaparak partizan kadrolar kuran; yandaş medya yaratmada büyük mesafe
alan AKP, yargının siyasallaşması suçlamasında bulunmadan önce çok iyi
düşünmelidir. Yargı reformu gibi temel bir düzenlemeyi yargı kurumlarını
yok sayarak siyasi hedefleri doğrultusunda hazırlayan ve Avrupa
Birliği'nin onayına sunan hükümetin, bu garabete gösterilen haklı
tepkilerin Yargıtay'ın görev ve yetkisinin dışında kaldığını
söyleyebilmesi, yargıya darbe niyetlerinin artık saklanamayacak bir
noktaya geldiğini ortaya koymuştur."
-"İŞ ŞİRAZESİNDEN TAMAMEN ÇIKMIŞTIR"-
Bahçeli, gelinen noktada "işin şirazesinden tamamen çıktığını" ifade
ederek, "AKP'nin bundan sonra dış destekle ve zorlamalarla yürüyeceği
bir yol kalmamıştır. Türk milletinin de, verdiği emanete ihanet eden AKP
ile gideceği bir yol olmadığı bütün çıplaklığıyla anlaşılmıştır" dedi.
Milli irade istismarını siyasi meşruiyet kaynağı olarak gören ve
karanlıklar diktatörlüğüne heveslenen AK Parti'nin hukuki, siyasi ve
ahlaki meşruiyetini kaybettiğini iddia eden Bahçeli, şunları kaydetti:
"Kapatma davasının sonucu ne olursa olsun, bu süreci etkilemek için
kurulan tezgahlara ve yazılan siyasi senaryolara hangi ümitler
bağlanırsa bağlansın, bu gerçekler değişmeyecektir. Testi artık
kırılmış, taşlar yerinden oynamıştır. Türkiye, temiz ve dürüst siyaset
anlayışının, hukuka saygının, siyasi ahlakın ve demokratik meşruiyetin
egemen olacağı yeni bir dönemin eşiğine gelmiştir.
Gerilimin ağırlaştığı ve devlet organları arasındaki güven bunalımının
çatışmaya döndüğü bu sürecin en az zararla atlatılması ve bir rejim
krizine yol açmasının önlenmesi hayati önem taşımaktadır."
-"CUMHURBAŞKANI'NIN İNİSİYATİF ALMASI YARARLI OLACAKTIR"-
Anayasa Mahkemesi'ndeki kapatma davası sürecinin sağlıklı bir biçimde
işlemesine herkesin yardımcı olmasını isteyen Bahçeli, bunun için yargı
süreci sonuçlanana kadar bu konudaki tartışmalara, iç ve dış tahrik ve
müdahalelere son verilmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. Basın ve yayın
organlarının da yargı sürecini etkileyecek ve gölgeleyecek tartışmalara
zemin hazırlamamak için üzerine düşen sorumluluğun gereğini yerine
getirmesi gerektiğini bildiren Bahçeli, açıklamasını şöyle tamamladı:
"Anayasa'nın 104. maddesi uyarınca 'Anayasanın uygulanmasını, Devlet
organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetme' görev ve yetkileri
Sayın Cumhurbaşkanı'nın uhdesindedir. Bugün gelinen noktada
Cumhuriyet'in temel organları arasında aleni bir çatışma yaşanıyor
olması karşısında, Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu konuda inisiyatif alması
yerinde ve yararlı olabilecektir.
Bu amaçla konunun bütün yönleriyle bir diyalog ortamında ele alınarak bu
çatışmalara son verilmesi için Sayın Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında
Yasama, Yürütme ve Yargı kurumları başkanlarının bir araya gelmesi
üzerinde durulmalıdır."
Kaynak/Vatan Gazetesi