• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 5 12345 SonSon
42 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    recognizer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-04-2007
    Mesajlar
    509
    Karizma Gücü
    6

    Allah ile Konuşma Vahiy - İlham - Rüyâ

    Allah ile Konuşma Vahiy - İlham - Rüyâ
    Kur'an'da kişinin kendi çabasıyla elde edeceği ilim yollarının dışında iki ilim yolundan daha bahsedilir: Vahiy ve ilham.
    Kur'an'a göre, her iki kavramın da fâili, tahmin edilebileceği üzere Allah'tır.
    Bu kavramları sırasıyla ele alalım.


    1. Sözlükte vahiy:
    (يَحِي), (وَحَي) , masdarı (وَحْيٌ) ve türemişi (أَوْحَى[): vahyetmek, (الى) ve (ب) ile bir şeye bir şeyi ilham etmek, (الى) ve (ل,ب) ile bir şeye bir şeyi göstermek, işaret etmek.
    Yani arap dilinde vahiy cümle içinde bağlayıcı bir anlam olmadığında vahyin yanısıra, ilham, esinlenme gibi manaları da içerir.

    2. Sözlükte vahiy:
    (يَلْهَمُ), (لَهِمَ), masdarı (لَهْمٌ): Bu kök hali ve türemişi olan (اِلْتَهَمَ) ve (تَلَهَّمَ) de çabucak yutuvermek(yalamadan yutmak), yakıp kül etmek anlamına gelir. (اَلْهَمَ) ise (masdarı: اِلْهاَمٌ) türemiş bir fiildir ve İlham etmek anlamına gelir.

    Kur'an'daki kullanımında vahiy kelimesi mutlak olarak geçtiğinde Peygamberlere verilen gaybî bilgi anlamına gelir. Şayet vahiy kelimesi mutlak değil de bir isim veya kavramla ilişkilendirildiği zaman mecaz ifade eder ve kullanıldığı yere göre farklı anlamlara gelir. Bunlar:

    a) Peygambere Vahiy: Konuyu ele alış nedeni ve kolayca ulaşılabilecek bir bilgi olması sebebiyle bunu açıklamaya sanırım gerek yok.

    b) Canlılara Vahiy:: Mesela Nahl Sûresinde (ki çevirirsek zaten Arı Sûresi demektir) arıya vahiy:

    وَأَوْحَى رَبُّكَ إِلَى النَّحْلِ أَنِ اتَّخِذِي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتاً وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ 68 ثُمَّ كُلِي مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ فَاسْلُكِي سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلاً يَخْرُجُ مِن بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَانُهُ فِيهِ شِفَاء لِلنَّاسِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ 69
    Nahl (68) Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: "Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler edin." (69) "Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarına gir." Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibret vardır.
    Ayette geçen vahiyden kasıt canlıya verilen yetenek/doğuşsal bilgi/içgüdüsü anlamındadır. Diğer canlılarda da bu durum böyledir çünkü burada arı örnek olarak verilmiştir.

    c) İnsanlara Vahiy:: Mesela Mâide Sûresinde Havarilere vahiy:

    وَإِذْ أَوْحَيْتُ إِلَى الْحَوَارِيِّينَ أَنْ ءَامِنُوا بِي وَبِرَسُولِي قَالُوا ءَامَنَّا وَاشْهَدْ بِأَنَّنَا مُسْلِمُونَ 111
    Mâide (111) Hani bir de, "Bana ve Peygamberime iman edin" diye havarilere vahyetmiştim. Onlar da "İman ettik. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.
    Burada vahiy, yine mecazdır ve içe doğma/esinlenme anlamında bir çeşit ilhamdır. Bu ilham da Havarileri harekete geçirmiş ve yukarıdaki sözü söyletmiştir.

    d) Anneye Vahiy:: Tâhâ ve Kasas Surelerinde:

    قَالَ قَدْ أُوتِيتَ سُؤْلَكَ يَا مُوسَى 36 وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَيْكَ مَرَّةً أُخْرَى 37 إِذْ أَوْحَيْنَا إِلَى أُمِّكَ مَا يُوحَى 38 أَنِ اقْذِفِيهِ فِي التَّابُوتِ فَاقْذِفِيهِ فِي الْيَمِّ فَلْيُلْقِهِ الْيَمُّ بِالسَّاحِلِ يَأْخُذْهُ عَدُوٌّ لِّي وَعَدُوٌّ لَّهُ وَأَلْقَيْتُ عَلَيْكَ مَحَبَّةً مِّنِّي وَلِتُصْنَعَ عَلَى عَيْنِي 39 إِذْ تَمْشِي أُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَى مَن يَكْفُلُهُ فَرَجَعْنَاكَ إِلَى أُمِّكَ كَيْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَقَتَلْتَ نَفْساً فَنَجَّيْنَاكَ مِنَ الْغَمِّ وَفَتَنَّاكَ فُتُوناً فَلَبِثْتَ سِنِينَ فِي أَهْلِ مَدْيَنَ ثُمَّ جِئْتَ عَلَى قَدَرٍ يَا مُوسَى 40
    Tâhâ (36) Allah şöyle dedi: "İstediğin sana verildi ey Mûsâ!" (37) "Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk." (38) "Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri vahyetmiştik:" (39) "Onu sandığın içine koy ve denize bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım." (40) "Hani kız kardeşin gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük. Ve bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık seni sıkı bir denemeden geçirdik. Medyen halkı içinde yıllarca kaldın sonra takdir edildiği üzere geldin ey Mûsâ!"
    وَأَوْحَيْنَا إِلَى أُمِّ مُوسَى أَنْ أَرْضِعِيهِ فَإِذَا خِفْتِ عَلَيْهِ فَأَلْقِيهِ فِي الْيَمِّ وَلَا تَخَافِي وَلَا تَحْزَنِي إِنَّا رَادُّوهُ إِلَيْكِ وَجَاعِلُوهُ مِنَ الْمُرْسَلِينَ 7 فَالْتَقَطَهُ آلُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُوّاً وَحَزَناً إِنَّ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا كَانُوا خَاطِئِينَ 8 وَقَالَتِ امْرَأَتُ فِرْعَوْنَ قُرَّتُ عَيْنٍ لِّي وَلَكَ لَا تَقْتُلُوهُ عَسَى أَن يَنفَعَنَا أَوْ نَتَّخِذَهُ وَلَداً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ 9 وَأَصْبَحَ فُؤَادُ أُمِّ مُوسَى فَارِغاً إِن كَادَتْ لَتُبْدِي بِهِ لَوْلَا أَن رَّبَطْنَا عَلَى قَلْبِهَا لِتَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ 10
    Kasas (7) Mûsâ'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız" diye vahyettik. (8) Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı. (9) Firavun'un karısı şöyle dedi: "Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz." Oysaki onlar farkında değillerdi. (10) Mûsâ'nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz inançlılardan olması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
    Her iki ayette de vahiy yine mecaz anlamda olup içgüdü/içe doğuş gibi ilhamlardandır.

    f) Yeryüzüne Vahiy:: Mesela Zilzâl(Zelzele) Sûresinde:

    إِذَا زُلْزِلَتِ الْأَرْضُ زِلْزَالَهَا 1 وَأَخْرَجَتِ الْأَرْضُ أَثْقَالَهَا 2 وَقَالَ الْإِنسَانُ مَا لَهَا 3 يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا 4 بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَى لَهَا 5
    Zilzâl (1) Yeryüzü bir sarsıntıyla sarsıldığında, (2) İçindekileri dışarıya çıkarıp attığında, (3) Ve insan, "Ona ne oluyor?" dediği zaman, (4-5) Şüphesiz Rabbin ona vahyetmesiyle; işte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır.
    Burada vahiy mecazdır ve emir/emretmek anlamına gelir.

    Demiştik ki Şayet vahiy kelimesi mutlak değil de bir isim veya kavramla ilişkilendirildiği zaman mecaz ifade eder ve kullanıldığı yere göre farklı anlamlara gelir. Bunun sebebi vahiy kelimesinin ilham manasını da içeren daha geniş bir kavram olmasıdır. İlham ise Kur'an'daki kullanıma göre mutlak olarak kullanılmadığında tıpkı vahiy gibi ilişkili olduğu kelimeye göre değişir.

    g) Nefse İlhâm:: Mesela Şems Sûresinde:

    وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا 7 فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا 8 قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّاهَا 9
    Şems (7) Ve Nefse, onu düzgünce şekillendirene, (8) Ve ona kötülüğü ve takvayı ilham edene, andolsun ki; (9) Nefsini arındıran şüphesiz kurtulmuştur.
    Burada ilham, nefsin iyilik ve kötülük yapabilme yeteneği/kabiliyeti anlamındadır.

    DEĞERLENDİRME::
    Peki gaybî bir bilgi olan vahiy nerden gelir. Gaybî bilgi insana gâib (bilinmez/kayıp) olduğundan onu kimse kendi çalışması ve çabasıyla elde edemez. O halde hiç şüphesiz ancak aşkın bir varlıktan yani Allah'tan gelir. Tecrübe edilebilir bir şey olmadığından gaybî bilginin muhteviyatı veya nasıllığı hakkında kimsenin bir fikri veya bilgisi olamaz. Biz ancak vahye muhatap olmuş istisna insanların bize bildirilmesi sebebiyle bunları söyleyebiliyoruz.
    İnsanların doğrudan bu kaynağa ulaşması mümkün müdür veya ulaşabiliyorsa insanlar bu konuda edilgen midir yoksa ulaşmak imkansız mıdır diye sorarsak:
    İnsanların doğrudan vahye veya gaybî bilgiye aracısız (peygambersiz) ulaşması imkansızdır. Peygamberler bile bu konuda edilgendir. Yani vahiy onlar talep ettiğinden veya talep ettikleri zaman gelmez. Allah dilediği kişiyi seçer dilediği zaman dilediği kadar muhatap olur. Burada peygamberlerin bir seçimi söz konusu değildir.

    يُنَزِّلُ الْمَلآئِكَةَ بِالْرُّوحِ مِنْ أَمْرِهِ عَلَى مَن يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ أَنْ أَنذِرُواْ أَنَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ أَنَاْ فَاتَّقُونِ 2
    Nahl (2) Allah, "Benden başka ilah yoktur. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının" diye uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri, kullarından dilediğine indirir.

    Ayetlerde görüleceği üzere Allah bir kuluna vahyedeceğinde; ya onunla doğrudan konuşur, ya ona bir hitap gönderir veya elçi gönderir. Allah'ın bunun dışında kullarıyla bir bilgi iletişimi söz konusu değildir. Vahyin Allah'tan kula şeklinde tek taraflı gerçekleştiğine bir kez daha dikkat çekelim. Kulun bir bilgi kaynağı olarak doğrudan iletişim kurarak vahiy veya gâibden bilgi alması ise imkansızdır. Öyle olsaydı her çalışan uğraşan peygamber olurdu. Aşağıdaki ayetler de bize bunu ifade ederler.
    وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ اللَّهُ إِلَّا وَحْياً أَوْ مِن وَرَاء حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولاً فَيُوحِيَ بِإِذْنِهِ مَا يَشَاءُ إِنَّهُ عَلِيٌّ حَكِيمٌ 51 وَكَذَلِكَ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ رُوحاً مِّنْ أَمْرِنَا مَا كُنتَ تَدْرِي مَا الْكِتَابُ وَلَا الْإِيمَانُ وَلَكِن جَعَلْنَاهُ نُوراً نَّهْدِي بِهِ مَنْ نَّشَاء مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِي إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ 52 صِرَاطِ اللَّهِ الَّذِي لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ أَلَا إِلَى اللَّهِ تَصِيرُ الأمُورُ 53
    Şûrâ (51) Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir. (52) İşte sana da, emrimizle, bir ruh vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; (53) Göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah'a döner.
    قَالَ يَامُوسَى إِنِّي اصْطَفَيْتُكَ عَلَى النَّاسِ بِرِسَالَاتِي وَبِكَلَامِي فَخُذْ مَا ءَاتَيْتُكَ وَكُنْ مِنَ الشَّاكِرِينَ 144
    Araf (144) "Ey Mûsâ! Vahiylerim ve konuşmamla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. Öyleyse sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol" dedi.
    وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَاهُمْ عَلَيْكَ مِنْ قَبْلُ وَرُسُلًا لَمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ وَكَلَّمَ اللَّهُ مُوسَى تَكْلِيمًا 164
    Nisa (164) Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Anlatmadığımız peygamberler de gönderdik. Allah Mûsa ile de doğrudan konuştu.

    Allah'ın herhangi bir insan ile gerçek anlamda konuşması yalnız ve yalnızca vahiyle mümkündür.
    Peki biz insanlar için Allah ile konuşmak nasıl mümkün olabilir. Bu ancak mecazen mümkündür. Örneğin; Kur'an, Allah kelamıdır. O halde Kur'an okuyan kişi Allah ile konuşmuş sayılır.
    O halde herhangi bir kişinin bunun dışında Allah ile konuşma iddiası zalimliktir ve iddiası da ancak Allah'a iftiradır. Bu fiil de Allah'a düşman olanların yaptığı bir fiildir. Peygamberleri istisan edersek Allah ile konuştuğunu veya onun kendisine bilgiler gönderdiğini iddia eden ayetlerden yüz çevirmiş sayılır ve bu kişi hem apaçık bir yalancı, hem Allah'a karşı zulüm fiili sebebiyle Allah düşmanıdır. Aşağılık bir azaba müstehaktır.

    وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللّهِ كَذِبًا أَوْ قَالَ أُوْحِيَ إِلَيَّ وَلَمْ يُوحَ إِلَيْهِ شَيْءٌ وَمَن قَالَ سَأُنزِلُ مِثْلَ مَا أَنَزلَ اللّهُ وَلَوْ تَرَى إِذِ الظَّالِمُونَ فِي غَمَرَاتِ الْمَوْتِ وَالْمَلآئِكَةُ بَاسِطُواْ أَيْدِيهِمْ أَخْرِجُواْ أَنفُسَكُمُ الْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ بِمَا كُنتُمْ تَقُولُونَ عَلَى اللّهِ غَيْرَ الْحَقِّ وَكُنتُمْ عَنْ آيَاتِهِ تَسْتَكْبِرُونَ 93
    Enam (93) Allah'a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, "Bana vahyolundu" diyen, ya da "Allah'ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim" diyen kimseden daha zalim olabilir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, "Haydi canlarınızı kurtarın! Allah'a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve onun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız" diyecekleri zaman hallerini bir görsen!

    Dedik ya Allah'ın insanlarla konuşması ancak vahiyledir diye... Bunun dışında bir yol aramak da nafiledir.
    أَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَسْتَمِعُونَ فِيهِ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُم بِسُلْطَانٍ مُّبِينٍ 38
    Tûr (38) Yoksa onların, kendisi vasıtasıyla dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? O halde dinleyenleri, açık bir delil getirsin!
    أَمْ عِندَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ 41
    Tûr (41) Yoksa, gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar?
    -------------------------------------------------------------------
    Bir de rüya meselesi var; mü'minlerin gördüğü salih rüyanın da bir bilgi kaynağı olup olmayacağı tartışılmıştır fakat bu tartışmaların konusu Allah'ı görmek veya onunla konuşmak değildir. Tartışma rüyada Peygamberi görmekle yatinmeyip ondan bilgi aktarmanın mümkün olup olmayacağı veya gaybi bir takım bilgiler hususunda rüyanın bir bilgi kaynağı sayılıp sayılamaycağı hakkındadır. Görülen salih rüyanın gören için kesin bir bilgi değil zanni bilgi ifade ettiği, gören dışındaki kişiler için ise zanni bilgi bile olmadığı kesindir. Çünkü rüyanın bilgi açısından sağlaması ve ispatı olmadığı gibi kötüye kullanıma da açıktır. Bu sebeple "rüya ile amel olmaz" gibi fıkhi bir prensip vardır. Kısacası salih rüyada görülen şeyler doğru yorumlanırsa ancak gören kişi için bir takım güzelliklerdir. Salih olmayan rüya ise zaten şeytan aldatmasıdır. Kişi eğer yukarıda bahsettiğimiz hususları (Allah ile konuşma, gaybî bilgi alma vb) rüyasında gördüğünü veya yaptığını söylüyorsa ya yalan söylüyordur ya da olsa olsa o kişiyi şeytan aldatmıştır.

    İTHÂF:
    Çıkıp sahte peygamberlik/sahte şeyhlik taslayan, vahiy aldığını iddia eden ve Allah'la konuşuyorum (Allah'a sor, biz soruyoruz/konuşuyoruz vb.) diyen Allah düşmanlarına ithaf olunur.

    Ibn Abbas (r.a)’tan, Peygamber (s.a.v):"Sen Allah’ı bollukta bil, Allah da seni şiddet anında bilsin, istediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile. Olacak şeyler hakkında kalem kurudu. Eğer yaratıkların tümü Allah’ın hükmetmediği birşeyle sana fayda vermek isteseler, buna güç yetiremezler. Şayet Allah’ın senin aleyhine yazmadığı birşeyle sana zarar vermek isteseler, buna da güç yetiremezler. Bil ki hoşlanmadığın şeye sabırda çok hayır vardır, zafer sabırladır, çıkış kapısı sıkıntıyladır ve zorlukla beraber kolaylık vardır."
    [Hadis Hasen-Sahihtir. Tirmizi, Sünen - Ahmed b. Hanbel, Müsned - Abd b. Humeyd, Müsned - İbn Receb, Câmiu'l-Ulûm, vd.]

  2. #2
    toprak... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-03-2008
    Mesajlar
    83
    Karizma Gücü
    0
    çok hoş bir çalışma olmuş,Allah razı olsun...kainatta var olan herne Allah'ın vayhi,kelamı diilki...peygamberlik iddasında bulunanlara gelince;kibrinden burnunun ucunu görmeyenlerden başka ne beklenir,Allah ıslah eylesin...
    sabır zamanında gösterilirse sabırdır,güzeldir...

  3. #3
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    student ayet mı ınkar edıyor oysa cok savunuyordu ıslamı eksık yönlerımı var merak ettım dogrusu.
    ............
    imza

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    13-05-2008
    Mesajlar
    330
    Karizma Gücü
    0
    ALLAH RAZI olsun mükemmel bir çalışma....

  5. #5
    arimaya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    85
    Karizma Gücü
    0
    bekleyelim student bizde bekleyelim sizde bekleyin .nasılsa gerçek çok yakında ortaya çıkıcak.
    merak ediyorum Allah'tan açık bir ayetmi var Kur'an da evliya yoktur diye ya da HZ.Allah kimlerle konustugunu,konuşacağını Kur'an da listelemişte biz mi bilmiyoruz?
    Ayrıca Allah ben yalnızca Peygamberlere konuşurum gerisi yalancıdır mı diyor?
    Bunu demiyor ise siz Allah hakkında hüküm verme hadsizliğinde nasıl bulunabiliyorsunuz?
    Böyle bir iftira ve yalanı sırf nefsinize uyduramadıgınız için reddine gittiğiniz bu laflardan dolayı hele de iftiradan dolayı ahirette huzura çıktıgınız zaman nasıl hesap vericeksiniz hiç düşündünüz mü ?İnsan bildiginin alimi bilmediğinin ise cahilidir değil mi? peki neden bilmediğinizin cahiliyken alimliğe kalkışıyorsunuz ? kendinize yazık ediyorsunuz.
    Bakın hadis-i şerif e :
    "Evliyama eza edene harp ilan ederim"diyor HZ.Allah!
    Bundanda beyninize birşey dank etmediyse Allah'tan başka nasıl bir harp beklersiniz ki?
    Allah inşaAllah size merhamet eder.Amin.
    Bu mesaj en son " 23.05.08 " tarihinde saat 18:56 itibariyle arimaya tarafından düzenlenmiştir...
    Ey NEFS!

    İlgilendiğin ve mesul olduğun her iş ve hususta doğru bildiğin ve inandığın şekilde;yalan söylemeden,hak yemeden,gıybet yapmadan ve Allah rızası için çalış.Çünkü bu senin vazifen ve sorumluluğundur.
    O iş ve hususta sonuç ortaya çıktığında tevekkül göster ve isyankar olma.

    Takdir şüphesiz Allah(c.c)ındır.
    Allah;fesad,hased ve bozguncuları sevmez.

  6. #6
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Bak Sanat Tarihçi sana yukarıda dediğim gibi Galibiler kendi Şeyhlerini kabul etmeyeni sanki Evilayayı kabul etmiyor diye lanse ederler diye.

    Şimdi arımayanın yazısını oku ve arımayaya sor , student hangi yazısında '' Evliya yoktur '' demiş ki sen ;

    merak ediyorum Allah'tan açık bir ayetmi var Kur'an da evliya yoktur diye ya da HZ.Allah kimlerle konustugunu,konuşacağını Kur'an da listelemişte biz mi bilmiyoruz?
    student a soruyorsun .Ben desem cevap veremeyecek , bir de sen sor bakalım nasıl kıvıracak ?


    Allah ile konuşma meseleside nedense ilmi olmayanların iddiası ,ilim yok ki insanları ikna edebilsin , ben Allah ile konuşuyorum , ben Peygamberle görüşüyorum diyecek , kendisine kutsallık izafe edecek , ondan sonra etrafındakilerde , Tabi canum Şeyhimiz Allah ile konuşuyor , alimler de kim oluyor ki , ilme ne gerek var ki ? direl ledün ilmi varken di mi yani ,


    Konuşun siz , konuşun ahirette Şeytan da dalgasını geçer sizinle ...

    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  7. #7
    egdt1970 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2007
    Mesajlar
    1,176
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Sanat Tarihçi demiş ki ,



    Sen bakma Galibilerin dediklerine , Galibilerin Şeyhlerinin dediklerini inkar edenelere Galibiler neler demedi ki ,

    Yok siz Evliya yı reddediyorsunuz , yok ayetleri reddediyorsunuz ,

    Oysa bizim reddettiğimiz sadece Şeyhlerinin dedikleri idi.Şeyhlerinin her dediği doğru kabul ettikleri için Şeyhlerinin dediklerini inkar edeni heemn Kuranı ,peygamberi inkar etmekle suçlarlar,Peygamberi inkar edene müslüman deyip , Evkliyayı inkarı küfür diye gösterenden başka ne beklenir ki ? Onlar konuşurlar böyle , biz alıştık...


    Varsa delilleri koysunlar ortaya , onlara kalsa Şeyhleride , kendileride Allah ile konuşuyor ya ,o yüzden saldırmaya başladılar.

    Çok yakındır Şeyhlerinin banada vahy geliyor , bende Allah ile konuşuyorum , Allah bana şunkarı dedi deyip Peygamberliğini ilan etmesi.Tabi tepkilerden korkup ilan da etmeyebilir ama ilan etmesinbe de gerek yok, zaten birçok kişiyi Allah ile konuşuyorum diye kandırmış.Peygamberliğini ilan etmesine de gerek yok.Ne de olsa Peygamber varisi (!).


    selam ve dua ile,
    Aynı soruyu soracam izninizle;
    Çok mu zor ALLAH NE DEDİYSE ODUR DEMEK..Nedir bu kabul zorluğu..Allah kime nasıl isterse vahyeder ve "öyle yaparım" diyor..Bunda kabul etmeyecek,bin dereden su getirecek ne var?..Yahu bak kardeş,peygamberimizi de sırf bu türlü metafizik bildiriyi kabul edemediklerinden dolayı red etmişlerdi.Bu gün de varisine aynı karşı geliş devam ediyor..Zaman ve mekan değişse de haller devam ediyor.
    "Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer."





  8. #8
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Ahzâb Sûresi

    مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِّن رِّجَالِكُمْ وَلَكِن رَّسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا


    40 - Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resülü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.


    Peygamber son elçidir.Peygamber efendimizden sonra Allah'tan vahy alacak herhangi bir elçi gelmeyecektir.Son kitap Kuranı Kerimdir son elçi Hz.Muhammed (sas) dir.

    Gönderilen her elçiye kitap verilmemiştir , daha önceki Peygamberlerin şeriatleri ile hüküm veren eelçilerde olmuştur , kendisine kitap verilmeden vahyle sadece kendsinden önceki Peygamberlerin getirdiği şeriatleri tekrar eden elçilerde vardır.Peygamberimizden sonra başka elçi gelmeyeceğini Allah Kuranı Kerimde bildirmiştir.

    Bazıları uyanıklık yapıp Allah istediğine vahyedemez mi ? diyerek akılları sıra konuyu Allah'ın kudretine getiriyorlar , Allah tabiki istediğine vahyeder , istediğini tekrar Peygamber olarak gönderir , konu bu değildir , Allah son Peygamberi , son kitabı göndermiştir.Bundan başka vahyle bilgi ulaştıracağı elçi göndermeyeceğini Kuranı Kerimde bildirmiştir.


    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  9. #9
    arimaya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    85
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bak Sanat Tarihçi sana yukarıda dediğim gibi Galibiler kendi Şeyhlerini kabul etmeyeni sanki Evilayayı kabul etmiyor diye lanse ederler diye.

    Şimdi arımayanın yazısını oku ve arımayaya sor , student hangi yazısında '' Evliya yoktur '' demiş ki sen ;



    student a soruyorsun .Ben desem cevap veremeyecek , bir de sen sor bakalım nasıl kıvıracak ?


    Allah ile konuşma meseleside nedense ilmi olmayanların iddiası ,ilim yok ki insanları ikna edebilsin , ben Allah ile konuşuyorum , ben Peygamberle görüşüyorum diyecek , kendisine kutsallık izafe edecek , ondan sonra etrafındakilerde , Tabi canum Şeyhimiz Allah ile konuşuyor , alimler de kim oluyor ki , ilme ne gerek var ki ? direl ledün ilmi varken di mi yani ,


    Konuşun siz , konuşun ahirette Şeytan da dalgasını geçer sizinle ...

    selam ve dua ile,
    Peygamberi inkar edene müslüman deyip , Evkliyayı inkarı küfür diye gösterenden başka ne beklenir ki ?
    Başka söze gerek var mı ?

    Dünyada bu türlü hikmetten habersiz, asr-ı saadetteki marifetullahtan habersiz, ehl-i aşkın aşkından habersiz, emr-i ilahinin manevi tertibinden habersiz, Peygamber efendilerimizin beşeri yönünü çok güzel bilir ve anlatırlar amma manevi yaşantılarından habersiz, o bakımdan varisü’l-enbiya, nedim-i ilahi olan ezel-i ervahda ALLAH’ın tertibi, Kur’anı Kerim’de açık beyan ettiği evliyayı da kabul edemezler amma hakikatleri dışlayarak inkara cüret ettiklerini makul gösteren nasıl bir ilim, nasıl bir alimdir ?. Bir hadis-i şerifte beyan edildiği gibi "insan bildiğinin alimi, bilmediğinin cahilidir" buyuruldu. “Gerçekleri ancak ben bilirim” diyorsun hayret.? Din-i İslamı manası ve maddesi ile kabul eden gerçek ulemayı bu türlü ithamlardan tenzih ederim.

    "Ölçmek için hiç gayret göstermediğin, yaratanından da istemeyi mevcut imanınla bağdaştıramadığın metafizik hikmet ve rahmet-i ilahiyi duymak dahi zatını çileden çıkarmaya yeterli olurken, nasibin olmayan yalnız ehl-i aşkın zevki ve gıdası olan hikmeti anlayamazsın."

    (H.GALİP HASAN KUŞ&#199OĞLU_METAFİZİK II)

    başka bir taraftan anlayamadığım evliyamı kabul edemiyorsun (şeyhimi kabul edemiyorsun!)
    Sorarım sana sen şeyhliğin nasıl verildiğini sanıyorsun ?Yoksa insandan insana babadan oğula geçer gibi kişinin tekelinde oldugunumu sanıyorsun.Bu nakil Allah 'ın istemesiyle olur ve bu şekilde veraset verilir.Ama sen bunada inanmazsın.

    Yalnız fiziki zuhuratlardan başka zuhurat-ı ilâhiyeyi kabul edemeyen, maddeden gayrı var olana yeteri kadar inanamıyan felsefeci, beş duygunun esiri materyalist: bu zümrelerde görülür ki HZ. ALLAH’ın peygamber efendilerimizle ihsanı olan, Benî Âdem’e tahsis edilen, nakle değil de bildiğimiz, çoğunu bilemediğimiz cümle mahlukata derece derece, kısım kısım, dünyada hayatını maddede yürütebilecek türde verilmiş aklı ön plânda tutarlar da ALLAH ELÇİLERİ vasıtası ile tebliğ edilen nakle iltifat edemezler. Tabir caizse “akılcı din” ihdas ederler.

    Bu tür inanarak yaşayanları her devirde görmek mümkün. Bu türlü felsefecileri rehber kabul eder de fizikten öteye, METAFİZİĞE yolu olmayan bir düstur ki ademlikten öteye, insan olmaya namzet ilâhi terakkıyatı kabul edemez.

    (H.GALİP HASAN KUŞ&#199OĞLU_METAFİZİK II)

    Tarihten bahsediyorsun evet tarih tekerrürden ibarettir!Ve 1400 sene önce hatta dahada evvelinde ne olmuşsa zamana göre aynı şeyler devam ediyor.görüntüsü farklı olsa da manası aynı maalesef
    Son olarak sana ve senin gibilere kimse zorla birşey kabul ettirmeye çalışmıyor zaten biz aciz kulların haddi değil Allah dilerse olur.
    Yalnızca hatalarına karşı dogruları göstermeye çalışıyoruz o kadar.Gerçek gerçektir.Doğru 1 tanedir 2 tane doğru olmaz.
    Bu mesaj en son " 23.05.08 " tarihinde saat 19:45 itibariyle arimaya tarafından düzenlenmiştir...
    Ey NEFS!

    İlgilendiğin ve mesul olduğun her iş ve hususta doğru bildiğin ve inandığın şekilde;yalan söylemeden,hak yemeden,gıybet yapmadan ve Allah rızası için çalış.Çünkü bu senin vazifen ve sorumluluğundur.
    O iş ve hususta sonuç ortaya çıktığında tevekkül göster ve isyankar olma.

    Takdir şüphesiz Allah(c.c)ındır.
    Allah;fesad,hased ve bozguncuları sevmez.

  10. #10
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Gördün mü Sanat Tarihçi arımaya nasıl isbat etti benim '' Evliya yoktur '' dediğimi .

    başka bir taraftan anlayamadığım evliyamı kabul edemiyorsun (şeyhimi kabul edemiyorsun!)
    Gördüğün gibi Şeyhlerini kabul etmeyince otomatikman '' Evliya yoktur '' demiş oluyorum (!).


    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •