• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
23 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Mülk suresinin 16. Ve 17. ayetleri

    Mülk suresinin 16. Ve 17. ayetlerinin, Diyanet'in resmi çevirisindeki anlamı şöyle:


    "Gökte olan'ın, sizi yerin dibine geçirmesinden güvende mi siniz ? O zaman, yer sarsıldıkça sarsılır. Gökte olan'ın, başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz ? Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz."

    Ayetlerin başında, "men fi'Sokak-Sema" yer alıyor. Gökte olan anlamında. Bu gökte olan kim ?

    Kuşkusuz, anlatılmak istenen, "Tanrı".

    Demek ki bu ayetlerde, "Tanrı"nın gökte olduğu, çok açık biçimde anlatılmakta.
    "Tanrı" için "gökte olan" denmesi, bir çok konuda olduğu gibi şaşkınlığa ve
    bocalamalara yol açmış Müslüman yorumcular arasında. Bir kesimi, buna da
    dayanarak şöyle demişlerdir:

    -Tanrının yeri yurdu vardır. (Bkz. F. Razi, e't -Tefsiru'l-Kebir, 30/69)

    Ne var ki buna karşılık şu sorular sorulmuş:

    -Tanrı gökte olsa, tanrının gökten daha küçük olması gerekir. Böyle bir şey nasıl düşünebilir?

    -Tanrının gökte olduğu düşünülürse, varlığının ve varlığını sürdürebilmesinin, bir başka şeye bağlı olduğunu da düşünmek gerekir. Bu nasıl olabilir ? (Bkz. Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, 7/5233)

    Kuran yorumcularından, "gökte olma" yı , "yerinin yurdunun olması"nı, "Tanrı" ya, "Tanrı" kavramına yakıştırmayanlar pek çok. Ne var ki Kur'an'ın kendisinin, bunu "Tanrı"ya yakıştırdığı ve öyle anlattığı da bir gerçek. Yorumcular, zorlamalı yorumlara sapsalar da bu gerçeği değiştirememekte. İlkel insanlar da, "Tanrı"yı gökte görmezler miydi ve "çağdaş ilkeller"de öyle görmüyorlar mı? Ebu Müslim de, ayetlerde Tanrı için "gökte olan" denmesini, Arapların, Tanrı'yı gökte görmelerine bağlıyor. (Bkz. F. Razi, 30/70)

    Bakara Suresinin 210. ayetinde de şöyle denir:

    "Onlar, Tanrı'nın ve meleklerin, gölgeli bulutlar (ya da buluttan gölgeler) içinde gelmesini beklerler yalnızca. Ve işin bitirilivermesini...İşler, Tanrı'ya döner."
    Diyanet çevirisinde "Allah'ın azbının ve meleklerin tepelerine binip..."biçiminde bir anlam veriliyor. Ayetin sözleri, böyle bir anlama elverişli değil. Ayette, "Allah'ın azabının gelmesinden değil ; kendisinin bulutlar içinde gelmesinden söz ediliyor. Ayette açıkça yer aldığı halde, tanrının bulutlar içinde gelmesi Tanrı'ya yakıştırılmadığı için, çeviriye yorum katılıyor ve "Allah'ın azabının..." deniliyor. Bu yorum, kimi Kuran yorumlarında da var. ( Örneğin bkz. Tefsiru'n -Nesefi, 1/105; Tefsiru'l-Celaleyn, 1/31;Taberi, Camiu'l-Beyan,2/191-192; F.Razi, 5/215 )

    "Tanrı"nın bulutlar içinde gelmesi Tevrat'ta da var. Kaynakda zaten orası. Şunları okuyoruz Tevrat'ta:

    "Ey Efendi Tanrım, çok büyüksün ! (...) Sensin bulutları kendine araba edinen..." (Tevrat, Mezmurlar, 104:1-2 ) "İşte Efendi Tanrı, hızlı bir buluta binmiş olarak Mısır'a gidiyor. Onun bulunmasından Mısır'ın putları titreyecek..." ( Tevrat, İşaya, 19:1 )

    Bununla birlikte Kuran'ın Tanrı'sının da, Tevrat'ın Tanrı'sının da asıl yeri, "tahtı-sarayı" demek olan "arş"ı, "göklerin üstünde"dir. Kuran'da, yeri ve gökleri yarattıktan sonra "arşa dayandığı" bildirilir. Hadislerde de "Arş"ın, göklerin üstünde bulunduğu bildirilir. Arş'a ve Tanrı'nın üzerinde bulunduğu bildirilen "sekiz dağ keçisi" ne ilişkin ayet ve hadisler sunulduğunda ayrıntılar görülecektir. Ayrıca unutmamak gerekir ki, Muhammed'in de, "Tanrı'yla görüşüp konuşmak için göklerin ötesine, O'nun "arş"ına gittiği bildirilir (Mirac olayı). Tevrat'ta da şu tür anlatımlar göze çarpar: "Göklerin göğü üstüne binmiş olana ezgiler söyleyin!" (Tevrat, Mezmurlar, 68:33) "Efendi Tanrı, kutsal tapınağındadır. O'nun tahtı göklerdedir." (Mezmurlar, 11:4) "Efendi Tanrı, tahtını göklerde kurdu."

    İlk çağların ilkellerinin de, çağdaş ilkellerin de "tanrı"larının yeri göklerdir.
    Tanrı'nın asıl yerinin göklerde olduğu bildiriliyor. Ama bu, Tanrı'nın o yerden, zaman zaman inmesine engel değil. Kuran'da Tanrı'nın "kıyamet günü, meleklerle birlikte geleceği" (Fecr:22), "Tahtı'nı taşıyan 8 melekle geleceği"(el Hakke: 17) bildirilir. Hadisçilerce tartışmasız sağlamlıktaki bir hadiste de Muhammed, şöyle der:

    "Efendi Tanrımız, her gece, gecenin son üçte biri kaldığında, dünya göğüne iner..."(Bkz. Buhari, e's -Sahih, Kitabu'tanrı-Tehacüd/14;Tecrid, hadis no:590)

    Tanrı'nın dünya göğüne inmesini Tanrı'ya yakıştıramayan Müslüman yorumcular, "te'vil" yoluna sapıp yorumlarla durumu kurtarmaya çabalarlar. Ama İbn Teymiyye gibi bu yola karşı çıkanlar, sözlerden ne anlaşılıyorsa öyle anlamak gerektiğini savunurlar. (Bkz. İbn Teymiyye, Der'u Tearuzi'l-Akli ve'n -Nakl Arapça,1971, 1/15)

    -
    Turan Dursun Sitesi - Turan Dursun

    yaratıcının yeri gök mü oluyor nedır bu ayetlerın acıklaması ?
    ............
    imza

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    01-12-2007
    Mesajlar
    264
    Karizma Gücü
    0
    sanattarihçi kurandan bir kaç ayetle hüküm vermek ancak cahillerin işidir. kuran bir bütündür başka bir çok ayet bu ayetlerde anlatılana açıklık getirmektedir. madem bu kadar ince araştırmalar yapıyorsun bunu da araştırırsın artık.

    bu ince detaylarla uğraşarak kuranda eksiklik araman nafile sadece bu yazın için konuşmuyorum forumda yazdığın din hakkındaki tüm yazılar dini anlamak için değil yalanlamak için alaya almak için yazdığın yazılar.

    tanrının maddi bir varlığının olduğunu düşünmen hatadır bir kere. madde ile tanrıyı tanımlayamayız.

    Allah mekandan ve zamandan münezzehtir. dolayısıyla bir mekan tayin etmek imkansızdır. bizim bildiğimiz madde açısından konuşuyorum. maddenin de sahibi tanrı olduğuna göre bizden daha iyi bilen O'dur.

    ayetlerde anlatılmak istenen insanın fıtratı ile alakalı bir durumdur. şiirleri düşün gökler hep yücedir uludur bakidir. toprak ise yer ise faniliktir kargaşadır. yani insanın fıtratından gelen tanımlamalar vardır.bu yüzden bunlar kadim tarihlere dayanır.

    yaratan gönderdiğine göre bu kitabı yarattığının nasıl daha rahat anlayacağını da bilir.
    madem araştırıyorsun kuranı bilirsin o halde kuran en açık şekilde anlaşılır şekilde saf bir arapça ile inmiştir.

    kuran teknik bir kitap değildir ki uzun uzun açıklansın herşey.
    kuranı uzun uzun açıklayan tefsirler var.

    insanların açık bir şekilde anlayabilmesi için insana fıtratında olan benzetmeler yapılması kadar doğal bir şey olamaz. fıtratı yaratan da Allah tır.

    sorularını dolandırmadan açık ve net sor ki hakkında yanlış düşüncelere kapılmayım böylece daha rahat anlaşabiliriz.

    eğer seni yanlış tanımışsam lütfen düzelt.

    saygılarımla...

  3. #3
    MyComputeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-06-2005
    Mesajlar
    1,760
    Karizma Gücü
    7
    Açıkçası benimde kafam karıştı şimdi. Konuyla ilgili elmalılının tefsirine baktım ama tam aydınlanmış sayılmam. 'Gökte olanın sizi yerin dibine geçirmesinden eminmisiniz' den kastedilen bir göktaşı ya da kozmik bir etki olarak algılanabiir belki. Bilemiyorum.

    17. "Gökte olandan emin mi oldunuz?" "Semadaki zat (gökte olan)" demektir. Bu ünvan bizden üstün olarak gökte bulunan akıl sahibi varlıkların hepsini içine almaktadır. Onun için bazı müfessirler "göktekiler"den maksadın melekler olduğunu söylemişlerdir. Lâkin sözün gelişi, bunun melekler değil de, Allah Teâlâ olduğunu göstermektedir ki selef âlimlerinden nakledilen görüş de çoğunlukla budur. Ancak "O'nun kürsüsü (tahtı) gökleri ve yeri içine alır..." (Bakara, 2/255) âyetinde ifade edildiği gibi Arş'tan da üstün olan ve "O'nun benzeri hiçbir şey yoktur." (Şûrâ, 42/11) âyetine göre de benzeri bulunmayan Allah Teâlâ göktedir demek nasıl olur? zarfiyyet mânâsına geldiği ve zarf, mazrûfundan (zarflanandan) büyük olduğu cihetle göğün Allah Teâlâ'dan daha büyük olması, yahut O'nun da yarattığı cisimler gibi mekana muhtaç olması ve mekanın O'na ihtiyaç duymaması lazım gelmez mi? Ve o halde O, her şeyi kuşatıcı olur mu? diye birçok soru sorulabilir. Zaten bu yüzdendir ki sözkonusu âyetle ilgili oldukça fazla münakaşa yapılmıştır. Bu konuda mânâsı en muhkem (açık ve kesin) olan âyetini, Allah Teâlâ'nın mekandan ve cihetten berî olduğuna dair zikredilen naklî ve aklî delilleri iyi kavrayamamış olan Müşebbihe Mezhebi taraftarları, birçok mânâya ihtimali olması itibariyle az çok müteşabih olan "gökte olan" dan maksadın Allah Teâla olduğunda ve bundan dolayı da "Allah göktedir." demekte ısrar etmişler ve gökten de cismânî mânâ anlamak istemişlerdir. Bazıları da "Rahmân Arş'a istivâ etti." (Tâhâ, 20/5) âyeti ile uyumlu hale getirmek için buradaki yı mânâsına alarak göğün üzerinde, yani fevkında Arş üzerinde demek olduğunu söylemişlerdir. Ancak bundan kimisi sabit kalmak, kimisi de cihet (yön) mânâsını çıkarmışlardır. Bunlar ise, muhkem olan âyetine ve daha başka âyet ve delillere de ters düşmektedir.

    Ebu Müslim el-İsfahâni gibi bazıları da bunun, "Allah göktedir." diye zanneden müşriklerin zanlarına göre bir hitab olduğunu benimsemişlerse de, burada da hitabın önceki âyette olduğu gibi umumi bir anlam taşımasının sözgelimine daha uygun olmasından dolayı bu görüşün de makbul olduğunu ileri sürmek oldukça zordur. Bir kısım âlimler de bunun, "Gökteki ilâh da, yerdeki ilâh da O'dur." (Zuhruf, 43/84), "Ve her göğe görevini vahyetti." (Fussilet, 41/12) âyetleri doğrultusunda yani "Hükmü, emri gökte cereyan etmektedir." demek olduğunu söylemişlerdir. Selef âlimleri ise bunu da âyeti gibi müteşabih kabul ederek "Müteşabihin te'vilini Allah'tan başka kimse bilmez..." (Al-i İmrân, 3/7) deyip te'vile girişmemişler, yani bundan şu kasdedilmektedir, diye mânâyı tayin etmeye kalkışmamışlar; mahiyetini Allah'a havale ederek bir cariye hadisinde olduğu gibi "gökte" demekle yetinmeyi daha ihtiyatlı görmüşler ve "O'nun benzeri hiçbir şey yoktur." demekten de geri durmamışlardır.

    Allah Teâlâ'nın yüce zatına ters düştüğü aklen ve naklen bilinen cisimlendirmek, benzetmek ve hulûl (bir cisme girme) fikirleri gibi batıl inançlara düşülmemesi için bizim ulaştığımız kanaat şudur: Buradaki sema, gök dediğimiz cismânî semadan ibaret değil, mutlak yükseklik ve üstünlük işaretidir. Maddî, manevî, cismânî ve ruhani bütün yaratıkların, mekanın ve zamanın üstü demek olan mutlak yükseklik mânâsınadır. İşte bu anlama göre ancak Allah Teâlâ'dır. Zira her şeyin üzerinde, her şeyden üstün olan ancak O'dur. Arşın üzerinde demenin mânâsı da budur. Bunlar, gerek "Rahmân Arş'a istivâ etti." (Tâhâ, 20/5) gerek "semada olan" (Mülk, 67/16) vasıfları, tıpkı "yüce ve yüksek olmak" "O, yücedir, büyüktür." (Bakara, 2/255), "O, her şeye gücü yetendir." (Hadid, 57/2), "O, her şeyi kuşatıcıdır." (Fussilet, 41/54), "O'nun benzeri hiçbir şey yoktur." (Şûrâ, 42/11) âyetlerinde olduğu gibi mutlak tenzih ifade eden vasıflardır. Ve bu mânâ ile yücelik O'nun gerek yeryüzünde ve gerek semada eşyadan hiçbir şeye karşı nisbetinde bir fark ifade etmez. O, "Hem gökte hem de yerde ilâhtır." (Zuhruf, 43/84) âyetinin de gösterdiği gibi yerin ve göğün yaratıcısıdır. Ayrıca O, "Nerede bulunursanız Allah sizinle beraberdir." (Hadid, 57/4) âyetine göre de, nerede olursak olalım bizimle beraberdir. Ancak O, her şeyden üstündür. Bizim nazarımızda yüceliğin en yüksek örneği gök olduğu için Allah Teâlâ'nın mutlak yüceliği de onunla ifade edilmiştir. Yalnızca yaratıcı ve yaratıkların isimlerini mukayese etmekle bile bu mânâ açıkça anlaşılmış olur. Allah göktedir. Göğün üzerindedir. Arş'ın üstündedir demekte ısrar edenlerin asıl maksatları da, Allah'ı cisimlendirmekten berî kılmakla bu mutlak yüceliği ispat etmektir. Fakat bunu takdir edemeyenler teşbihe sapmışlardır. Biz gök kelimesinden de yükseklik mânâsı anlarsak da, bu kelimenin kökü renk mânâsına olan "gök"le ilgilidir ve sema ise mutlak yükseklik mânâsını ifade eden "sümüv"den türemiştir. Bu yüzdendir ki gök tabirinde tecsim (cisimlendirme), sema tabirinde de yükseklik mânâsı açıkça anlaşılmaktadır. Gök demek her zaman sema demenin yerini tutmaz. Onun için "Allah semadadır." demek, Allah şu cisimlendirilen göktedir anlamında değildir. Sonra şunu da belirtmek gerekir ki harfinin ifade ettiği zarfiyyet ister hakiki olsun, ister mecazi olsun "kapsamak" mânâsını gerektirmez. Mesela, "Sema başımızdadır." "Yer ayağımızın altındadır." dediğimiz zaman bu cümlelerden "Kuş havadadır." cümlesinde olduğu gibi zarfiyyet mânâsı anlamayız. Ne başımızın semayı, ne de ayağımızın altının yeri kuşatmış olduğu iddiasında bulunmayız. İşte bu gibi yerlerde gibi diğer bir harf mânâsıyla da tefsir edilebilir. Bu yüzdendir ki sözündeki zarfiyyet ile "yıldız semadadır" cümlesindeki zarfiyyet aynı anlamda değildir. Bunun gibi Allah Teâlâ'nın semada olmasını, Güneş'in semada olması arzında değil, hisse göre ilmin, cahile göre âlimin, yaratıklara göre yaratıcının, mahkûma göre hâkimin ve memura göre âmirin üstünlüğü tarzında anlamak gerekmektedir. Âyette buyurulmayıp olarak zikredilmesi ise, O'nun yüceliğinin görünen ve görünmeyen her şeyi dışardan ve içerden kuşatmış olduğunu, semanın yalnız üstünde değil, içinde de hükmünü, ulûhiyyet ve yaratıcılığını ifade etmek gibi bir nükteyi de kapsadığını gösterir. Bu ise tamamen "O, göklerde ve yerde tek Allah'tır. Sizin gizlinizi, açığınızı, (hayır ve şerden) ne kazanacağınızı bilir." (En'âm, 6/3) âyeti gibidir. "Allah'ın emri semadadır," şeklinde tefsir edenler de bu anlamı kasdetmişlerdir. Demek ki, "Allah, yerde değil, göktedir." tezini savunanlar, O'nun mekândan münezzeh (ber&#238 olarak her yerde hazır ve nâzır olduğunu inkâr edip âyetinin açık anlamına karşı gelmişlerdir. Evet, sadece "Allah yerdedir." demenin de caiz olmayacağında ittifak vardır. Çünkü bununla mekan anlamı kasdedilmese bile, alçaklık mânâsına geldiği kolayca anlaşılmaktadır. Halbuki sadece "Allah semadadır." demek ise, cisim, mekân ve cihet kasdedilmeyerek, mutlak yücelik ve yükseklik mânâsıyla caizdir. Çünkü sema, yeri de kuşatmaktadır. Fakat "Allah yerde değildir." sözü O'nun yerde Allahlık ve tapınılma vasfını, ilim ve kudretinin nüfuzunu inkâr, yahut yeri O'nun kuşatması dışında tutmak kasdıyla söylenirse caiz olmaz, küfür olur. Çünkü "O, göklerde ve yerde tek Allah'tır." (En'âm, 6/3) ve "Muhakkak O, her şeyi kuşatıcıdır." (Fussilet, 41/54) Ancak mekân, alçaklık ve cisimlendirmeyi ortadan kaldırma mânâsı kasdedilirse, noksan sıfatlardan berî kılınmış olacağı için doğrudur. Yer, bize göre bile itaatkârdır. Lâkin bu mânâda "Allah, semada değildir, yani semada sabit değildir." demek de doğrudur ve öyle itikad edilmelidir. Çünkü O, semanın yaratıcısıdır. "O'nun kürsüsü semavat ve arzı kuşatmış." (Bakara, 2/255)dır. "O yücedir, büyüktür." (Bakara, 2/255), "O'nun benzeri hiçbir şey yoktur." (Şûrâ, 42/11) "Allah sameddir, O, doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O'na eş ya da denk değildir." (İhlas, 112/2-4) Bunun için âyetinden de "Allah Teâlâ'nın zatı, gökler ve yerin içinde sabittir." tarzında bir mânâ çıkarmaya kalkışmak doğru değildir. O'nu, göklerde ve yerde tapınılan Allah, diye anlamak gerekir. "Sizin gizlinizi de açığınızı da bilir." (En'âm, 6/3) âyeti de bunu beyan etmektedir. Allah bütün göklerden ve yerden, Arş ve Kürsi'den ve her şeyden büyük, lütufkâr ve haberdardır. Her şeyden mutlak bir üstünlükle üstün olan yüce Rab'dır. İşte bu mânâ ile 'dan "Allah" mânâsı anlamak doğru olur. Yaratan O, yeri itaatkâr kılan O, dönüş kendisine olan, dünya ve ahiret kendisinde birleşen mülkün sahibi, üstün ve yüce olan ancak O'dur. "Şu halde yerin omuzlarında dolaşın ve Allah'ın rızkından yeyin. Dönüş ancak O'nadır." (Mülk, 67/15) emriyle bizim yeryüzünde yürümemizin ve dönüşümüzün kendisinden geldiği gibi yine kendisinde son bulduğunu bildirerek bizi, yalnız yerdeki rızık ve hayat ile bırakmayıp "Rızkınız semadadır." (Zariyat, 51/22) âyetinin ifade ettiği gibi gökte rızıklandırmak üzere kendisine davet buyurmakta olduğunu ve şu halde bizim yerin omuzlarında yürürken yer ile beraber ona doğru gidiyor olduğumuzu, bu gidişin ise kolay olmayıp ilerlemesi ne kadar yüksek ise, alçalma ve iniş tehlikesinin de o nisbette büyük bulunduğunu beyan ederek uyarı makamında siz lütfu ve kudreti altında bulunduğunuz "O semadakinden emin misiniz?" diye buyurmuştur.

    Yani O'nun sizi ve yeri hep bulunduğunuz halde tutup duracağından ve gidişinizde sizi hiç helak etmeyeceğinden emin oldunuz, güven kazandınız da hiç korkunuz kalmadı mı? O yer üzerindeki hareketlerinizde nasıl küfür ve nankörlüğe, şeytanlık ve isyana sapar da korkmazsınız O üstünüzdekinden? Sizi yere geçirivermesinden, yahut yer ile beraber batırıvermesinden ki o vakit bir de bakarsınız ki o altınızdaki itaatkâr olan yer ızdırapla çalkalanıyordur. O ızdıraplarla bir volkan ateşinde kaynar gidersiniz, o cehennemi boylarsınız. O halde Allah'tan korkun da o yerin üzerinde yürürken küfür ve şeytanlıkla onu bozmaktan, Allah'ın emirleri hilafına haksız ve çirkin hareketlerden sakının. Bu uyarı, yerin itaatkârlığını ortadan kaldırmakla dahilinden uyarıdır. âyeti de, yerin itaatkârlığı ve uysallığı durduğu halde haricinden uyarıdır. Yani yoksa emin misiniz o semadakinden, korkmaz mısınız? Şeytanlara atış taneleriyle saldırıldığı gibi üzerinize semadan bir hâsıb, taşlar, mermiler yağdırmağa memur bir elçi, bir melek, bir rüzgar gönderivermesinden. Artık ileride nezirimin nasıl olduğunu bileceksiniz. Gönderdiğim peygamberin yahut onunla haber verdiğim uyarı ve tehdidimin ne olduğunu, yani şimdi iman etmezseniz ileride fiilen bilmeğe mecbur olacaksınız.
    Adilin ağzı bilgeliğini
    Ve dili hakkaniyeti söylemeli
    Kutsanmış olan cezbedici günahlara
    kanmayan insandır
    Bir kerelik denemek için ile olsa
    Yaşamın tacını alacaktır
    Oh,Tanrım, Kutsal Ateş,Merhamet et
    Oh, ne kadar huzurlu, ne kadar sevimli
    Ne kadar yardım sever, ne kadar kutsal
    Ey, saflığın zambağı..

  4. #4
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    sanattarihçi kurandan bir kaç ayetle hüküm vermek ancak cahillerin işidir. kuran bir bütündür başka bir çok ayet bu ayetlerde anlatılana açıklık getirmektedir. madem bu kadar ince araştırmalar yapıyorsun bunu da araştırırsın artık.

    kuranın hepsını buraya yazacak degılız demı asım..konuyu ayet ustunden acıyoruz...

    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    bu ince detaylarla uğraşarak kuranda eksiklik araman nafile sadece bu yazın için konuşmuyorum forumda yazdığın din hakkındaki tüm yazılar dini anlamak için değil yalanlamak için alaya almak için yazdığın yazılar. .
    ıslam elestırıyı saldırmak olarak alıyor,dını alaya alsam bunu cok rahat bısekılde yaparım fakat gerek yok bana yakışmaz,artı daha önceden de cok tartısmalara gırdık hersey sorgulanır.

    [QUOTE=ASIM_;6183177] tanrının maddi bir varlığının olduğunu düşünmen hatadır bir kere. madde ile tanrıyı tanımlayamayız.

    tanrının oldugunu dusunmuyorum kı maddeyle acıklamaya yöneleyım

    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Allah mekandan ve zamandan münezzehtir. dolayısıyla bir mekan tayin etmek imkansızdır. bizim bildiğimiz madde açısından konuşuyorum. maddenin de sahibi tanrı olduğuna göre bizden daha iyi bilen O'dur.
    durumun maddeyle alakası yok ayetler yukarda acıklamalar da aşagısında artık arapcanın derınlıgımı dersın yorumlanıs farkımı dersın ne dersen de durum böyle

    ayetlerde anlatılmak istenen insanın fıtratı ile alakalı bir durumdur. şiirleri düşün gökler hep yücedir uludur bakidir. toprak ise yer ise faniliktir kargaşadır. yani insanın fıtratından gelen tanımlamalar vardır.bu yüzden bunlar kadim tarihlere dayanır.

    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    yaratan gönderdiğine göre bu kitabı yarattığının nasıl daha rahat anlayacağını da bilir.
    madem araştırıyorsun kuranı bilirsin o halde kuran en açık şekilde anlaşılır şekilde saf bir arapça ile inmiştir..
    allah neden kendı anlayabılecegı bır kıtap ındırsın kı ? nıye kıtap yazıp kullarına göndersın,varsa gucu kendısı de ıspat eder yoksa ınsan daha mı guclu tanrıdan ?

    kuran teknik bir kitap değildir ki uzun uzun açıklansın herşey.
    kuranı uzun uzun açıklayan tefsirler var.

    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    insanların açık bir şekilde anlayabilmesi için insana fıtratında olan benzetmeler yapılması kadar doğal bir şey olamaz. fıtratı yaratan da Allah tı

    senın dedıgın belkı de hataları kapatma nedenlerınden bırıdır


    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    sorularını dolandırmadan açık ve net sor ki hakkında yanlış düşüncelere kapılmayım böylece daha rahat anlaşabiliriz.
    soru acık dıkkat edersen

    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    eğer seni yanlış tanımışsam lütfen düzelt.

    saygılarımla...
    zamanla tanırsın
    ............
    imza

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    01-12-2007
    Mesajlar
    264
    Karizma Gücü
    0
    kuranın hepsini yaz demiyorum oku diyorum eğer bu tip şeyleri merak ediyorsan.

    bir mekan arıyorsun ve konunun madde ile ilgili olmadığını söylüyorsun ilginç.

    Allah insanların anlayabileceği bir kitap indirdi dedim.

    Allah ın kendini ispat etme gibi bir derdi yok kulun Allah ı bulma gibi bir derdi var.
    eğer senin dediğin gibi kendi ispat etseydi hiçbir insanın inanmama gibi bir seçeneği olamazdı ama mesele kimin iman edip kimin etmeyeceği yani seçenekler olmak zorunda yoksa sınav olmaz değil mi

    yaratılan yaratandan nasıl güçlü olabilir... biraz mantık...

    kuranda ne hata buldun bir söyle bakalım.

    inanmadığın anlaşılıyor zaten fakat bu benim söylediklerime mantıklı cevaplar vermemeni gerektirmez...

  6. #6
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    bir mekan arıyorsun ve konunun madde ile ilgili olmadığını söylüyorsun ilginç....

    olan bı mekandan bahsettım=gök

    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Allah insanların anlayabileceği bir kitap indirdi dedim.
    ben de anladım ve ınancsızlıga yöneldım...

    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Allah ın kendini ispat etme gibi bir derdi yok
    bu yuzdenmı neden her dönemde kıtap ve peygamber göndermıstır ınsanlara yasaklayıp cennet cehennem vaadetmıstır? ıstese herkesı musluman yapamızmı ?

    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    kulun Allah ı bulma gibi bir derdi var.
    eğer senin dediğin gibi kendi ispat etseydi hiçbir insanın inanmama gibi bir seçeneği olamazdı ama mesele kimin iman edip kimin etmeyeceği yani seçenekler olmak zorunda yoksa sınav olmaz değil mi
    asım kardes cennet cehhenem yoktur sınav yoktur.

    yaratılan yaratandan nasıl güçlü olabilir... biraz mantık...

    kuranda ne hata buldun bir söyle bakalım.

    QUOTE=ASIM_;6183347] inanmadığın anlaşılıyor zaten fakat bu benim söylediklerime mantıklı cevaplar vermemeni gerektirmez...[/QUOTE]

    mantıklı cevaplar vermeye calısyorm...
    ............
    imza

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    01-12-2007
    Mesajlar
    264
    Karizma Gücü
    0
    ben olmayan mekan mı dedim, tanrıyı mekanda arayıp maddeden bahsetmediğini söylemeye çalıştım neyse şimdi anlaşılmıştır sanırım

    insan anlamak için öğrenir öğrenmek için sorar.soru anlamak için vardır

    anlamadığın için hala sorular sorduğunu sanmıştım madem anladın niçin soru soruyorsun zaten anlamışsın. sorular anlamak için sorulur. ben seni anlamak için soru soruyorum mesela. sen ne için soruyorsun beni anlamak için mi?

    ki zannetmiyorum çünkü açtığında konuda sorun tanrı ile ilgili idi demek hala anlayamamışsın ki soru soruyorsun
    tabi art niyetli olmadığını başta belirttiğin için bu seçeneği düşünmüyorum bile...

    istese herkesi müslüman yapar ama hoca da istese tüm sınıfa aa verir. adil olur mu bu?
    sınava inanmadığını söylüyorsun o halde senin açından bunları dert etmeye gerek yok .

    ama sınav yoksa bu hayat sınavının kuralları da yoktur peki sen ahlak kurallarını ne ile açıklıyorsun çünkü tamda sınav ile alakalı o, mesela bir müslüman bu kurallara uyar ki sınavını iyi verebilsin zaten sınavda da bu ahlak soruları çıkmaktadır.

    peygamberler tanrıyı ispatlamak için gönderilmemiştir hatırlatmak için gönderilir.

    kuranda bulduğun hata bu değil herhalde (sınav yoktur cennet yoktur cehennem yoktur) bunlar senin çıkarımların ben de tam bunları soruyorum nasıl ulaştın bunlara?

    cevap vermemişsin ki mantıklı olup olmadığını anlayım...

  8. #8
    N@néLémoN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-05-2008
    Mesajlar
    825
    Karizma Gücü
    5
    "Gökte olan'ın, sizi yerin dibine geçirmesinden güvende mi siniz ? O zaman, yer sarsıldıkça sarsılır. Gökte olan'ın, başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz ? Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz."

    Burada Allah göktedir diyenlere bir hitap olduğunu görüyorum,yani hitap inkarcılara yönelik ve Allah göktedir diye isnad ve iftira edenlere (başka bir guruhunda Hani Allah her yerdeydi demelerine karşılık olarak) bir tehditle bitmiş ayet

  9. #9
    the_red_devil adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-05-2005
    Mesajlar
    1,470
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Çok bilgim yok bu konuda yanlış şeyler yazmak istemem ama benim bildiğim Kur'an-ı Kerim'in basit bir dille ifade edilmediğidir. Bildiğim kadarıyla ayetler "tasvir" yolu ile aktarılmıştır. Bunun nedenide sanıyorum, sınırlı bilgilerle donatılmış olan insanların daha önce görmedikleri bir gücü (bilginin büyüklüğünü kastediyorum) hayal etmelerine yardımcı olmaktır.

    Tabi bu konuda en sağlıklı bilgiyi bu konuda uzman birisi verebilir. Tanrının düz mantıkla anlaşılamayacağını zannediyorum. Eğer öyle olsaydı peygamberlere ve dine ihtiyaç olmazdı.
    ve Tanrı Eymen'i yarattı...



  10. #10
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    istese herkesi müslüman yapar ama hoca da istese tüm sınıfa aa verir. adil olur mu bu?
    sınava inanmadığını söylüyorsun o halde senin açından bunları dert etmeye gerek yok ....
    basıt örneklerle bu durum acıklanamaz sonucta ınsanları hoca yaratmadı demı madem yaratıyosun nıye sınava sokuyosun madem sınava sokuyosun kendı gucunumu göstermeye calısyosun bır kenara cekılır gıbı dunyada olup bıtenı ızlıyosun bı taraf ac yasıyor bı taraf tok bu mu senın adaletın ?adalet yok.

    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ama sınav yoksa bu hayat sınavının kuralları da yoktur peki sen ahlak kurallarını ne ile açıklıyorsun çünkü tamda sınav ile alakalı o, mesela bir müslüman bu kurallara uyar ki sınavını iyi verebilsin zaten sınavda da bu ahlak soruları çıkmaktadır.....

    musluman mı yasıyor bu dunyada ahlak yasalarını muslumanlar mı koydu da ınsanların ahlakını ıkı bacak arasında ahıret ınancında göruyor,ahlak yasaları yöresel ve evrenseldır oratk ahlak yasası olamaz bana ınancla ahlak yasası getırmeyın

    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    peygamberler tanrıyı ispatlamak için gönderilmemiştir hatırlatmak için gönderilir......
    savunmamı bu sımdı ? ıspat ıcın degıl hatırlatmak ıcınmıs...bırseyı hatırlatman onun ıspatı oldugunu gösterır ıspatsız bısey nasl hatırlatılır ?sımdı buraya bı cumle yazıcam olamayacak ama yıne yazıyorum bu yaratıcı da ego vardır...


    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    kuranda bulduğun hata bu değil herhalde (sınav yoktur cennet yoktur cehennem yoktur) bunlar senin çıkarımların ben de tam bunları soruyorum nasıl ulaştın bunlara?......
    ıslam ınsanları sorgusuz teslım olmaya ıter dınler ve tanrılar benım mantıgıma sıgmaz cok basıt bır dusunceyle bıle dınlerın ve tanrıların olmadıgını anlarsın cunku dınler ınsanların beynıne kucukken vurulan kılıtler gıbıdır kılıt asagıda vuruldugunda kısıler daha az dusunur yukarda vuruldugunda dusunce ve sorgulama gucu artar bu kılıtlerı de aıle ve cevreler vurur...

    Alıntı ASIM_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    cevap vermemişsin ki mantıklı olup olmadığını anlayım...
    verdıgım cevabın mantıgını anlayamazsan benım yapabılecek bıseyım yok.
    ............
    imza

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Yabancıya mülk satışında yeni yasa
    2005 Konuları bölümünde murathan tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 30.07.05, 17:43
  2. En fazla mülk İngilizlerin
    2005 Konuları bölümünde bloodbeer tarafından açılmış
    Yanıt: 31
    Son Mesaj: 29.07.05, 02:42

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •