• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    Srebrenica <s>hakdin</s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-04-2005
    Mesajlar
    11,061
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10

    Vicdanı ve adaleti olmayan mahkeme...Ahmet Kekeç



    Emin Çölaşan’ın kulakları çınlasın... Kovulmadan önce, her yıl, bir punduna getirip 31 Mart ve Menemen yazıları yazıyordu ya... Ben de ondan aldığım cesaretle, 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat yazıları çırpıştırıyorum. Buna, yaşarsak, ‘elektronik muhtıra’ ve ‘Yargıçlar Darbesi’ de ilave olunacak. Kekeç yazıyor...

    Kusura bakmazsanız ‘self-plagiarism’ yapacağım. Üstelik, duble olacak. Yani kendimden aşırdığım yazıdan aşıracağım.

    Emin Çölaşan’ın kulakları çınlasın... Kovulmadan önce, her yıl, bir punduna getirip 31 Mart ve Menemen yazıları yazıyordu ya...

    Ben de ondan aldığım cesaretle, 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat yazıları çırpıştırıyorum. Buna, yaşarsak, ‘elektronik muhtıra’ ve ‘Yargıçlar Darbesi’ de ilave olunacak.

    Fakat ayrıldığımız küçük (belki de büyük) bir husus var:

    Ben, ‘demokratik normale’ yönelik her türlü müdahalenin karşısında olduğumu söylüyorum. O darbeler arasında taraf tutuyor.

    Şimdi Emin abi yok ama onu aratmayacak başka değerli kalemler var.

    Mesela, bunlardan biri, ‘27 Mayıs iyidir, 12 Mart ve 12 Eylül kötü... Tarık Akan’ın babası böyle söylüyor’ gibilerden şeyler yazıyordu.

    Bu Hürriyet’in yazarlarında bir tuhaflık var zaten...

    Giderek ‘Türk Solu’ dergisi müntesiplerine benziyorlar.

    Kendisini ‘gözlem köpeği’ ilan eden Ertuğrul Özkök, demek ki, bu durumu iyi tarassut edemiyor.

    Neyse... Bugünkü konumuz, konvansiyon artıklarının utanmadan ‘devrim’ dedikleri 27 Mayıs...

    Emin Çölaşan gibi başlayalım isterseniz:

    Evet sevgili okuyucular, bugün 27 Mayıs... Bu darbenin bir de mahkemesi vardı, ‘Yassıada Mahkemesi’ deniyordu. Kamuoyunu aylarca ‘bebek davası’, ‘köpek davası’, ‘cımbız davası’ gibi maskaralıklarla uğraştırmış tuhaf-ötesi bir mahkeme...

    Diyeceksiniz ki, ‘Efendim, Yassıada tipik bir ‘devrim mahkemesi’dir, devrimde doğaldır ki adalet aranmaz...’

    Elbette Yassıada bir görüşe göre devrim mahkemesidir ve devrimde adalet aranmaz ama, Yassıada’da olmayan sadece ‘adalet’ değildi.

    Nezaket ve vicdan da yoktu!

    İnsanlık hiç arama...

    Sanıkların mahrem hayatı didikleniyor, işlemedikleri cürümlerin hesabı soruluyordu. Mahkeme Başkanı sanıklara ‘fırça’ atabiliyor, ‘senli benli’ sözcüklerle tarizde bulunabiliyordu. Sanıklar, duruşmalara, adeta ‘aşağılamak’ için çıkarılıyordu.

    Mahkemenin ilerleyen safahatında, Menderes’i savunan avukatların tutuklandığı, bir kısmının yaka paça salondan atıldığı, gazetelere savunma makamını yıpratan özel haberler sipariş edildiği vakıa.

    Yassıada’da ‘günlük hayat’ ise tam bir işkenceydi. Sanıklar azarlanıyor, aşağılanıyor, hatta dövülüyordu.

    Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, kollarından kıskıvrak yakalanarak, bir teğmen tarafından dövülmüştü. Baskılara dayanamayan Konya Valisi Cemal Keleşoğlu intihar etmişti.

    Teşebbüs safhasında kalan intiharlar da vardı.

    DP Fatih İlçe Teşkilatı Başkanı Dr. Faruk Sorgun ölmeyi başaramamıştı mesela.

    Lütfü Saylan, Dr. Zakar, Nuri Yamut ve Yümni Üresin Yassıada’nın zor koşullaranı dayanamayarak hayatlarını kaybetmişlerdi.

    Millî Birlik Komitesi’nce darbenin başına getirilen Orgeneral Cemal Gürsel şöyle diyordu: ‘Bir halt ettik de profesörlerin (Yassıada Mahkemesi fikrini ortaya atan ‘ilerici’ öğretim üyelerinin) sözüne uyduk, başımıza dert açtık. Ne yapmak lazım geldiğini ben de kestiremedim. Bu iş uzarsa kötü olur, anladığıma göre kısa kesmek de zor, bir defa başladık. Biraz daha düşünelim ve bir formül bulalım. Bu işten bıktım. Bir an önce bitirelim.’

    İş, bir süre sonra bitirildi.

    Başbakan Menderes ve iki bakan arkadaşı (Zorlu ve Polatkan) idam cezasına çarptırıldılar. Cezaları Eylül 1961’de infaz edildi.

    Demokratik normale müdahale edip darağacı kuranlar, sonradan bu ‘kanlı gün’ün anısına bir ‘millî bayram’ ihdas ettiler: ‘27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa Bayramı.’

    Kenan Evren’i günahım kadar sevmem ama, 12 Eylül’ün tek olumlu icraatı, belki de, bu utanç gününü millî bayramlar listesinden çıkarmış olmasıdır.

    Vicdanı ve adaleti olmayan mahkeme... / iyibilgi

    Adalet kendisine yararsa adalet olur malum bizim adaletimizde kendi işine gelince Adaleti uyguluyor hale gelmiş
    Bu mesaj en son " 10.07.08 " tarihinde saat 13:52 itibariyle FLoRa tarafından düzenlenmiştir... Neden: yazar eklendi
    Faşist değilim.Lakin dün Van da PKK cenazelerinde Kürdistan diye nara atanlar.Bugün "İş makinelerini buraya gönderin,doktorları buraya gönderin,polis gelsin,mehmetçik bize yardım etsin.." diyenlere : İŞ MAKİNALARINI YAKTINIZ, DOKTORLARI ÖLDÜRDÜNÜZ,POLİSİ TAŞLADINIZ,MEHMETÇİĞİ ŞEHİT ETTİNİZ, EDENLERE YARDIM ETTİNİZ... Demekten kendimi alamıyorum..!

  2. #2
    3UygaR5 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-08-2005
    Mesajlar
    7,167
    Karizma Gücü
    8
    Burası Köşe Yazıları Böl&#252;m&#252; Değildir Sayın Kullanıcı

    Hırçın Denizde Bir Dalgayım Sadece

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    24-05-2008
    Mesajlar
    2,825
    Karizma Gücü
    0
    s&#252;per bir yazı, sağol... aynen kekeç in dediği gibi...

  4. #4
    N@néLémoN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-05-2008
    Mesajlar
    825
    Karizma Gücü
    5
    Aynen öyle vicdan ve adalet yok

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •