Eksikliğini söyleyen her şeye inat tamlığına dair hayaller kuruyorum yine. Sabahın ilk ışıkları vuruyor yalnızlığımın duvarlarına. Hiçbir şeyin tadı yok. Çayımda eksiliyor düşlerimin sensizliğe başlayanı. Boğazımda kalıyor yokluğuna biriktirilmiş cümlelerim. Kitaplarımı kolilere dolduruyorum tek tek. Şimdi gitmenin vaktine alışmamış yüreğimi, gidişlere alıştırıyorum. Sensizliği bana hediye ettiğinden beri ilk defa olumsuz bir yanıt gibi duruyorum karşında. Hep istediğini yapıyorum. Sensizliği kabul ediyorum ve imzalıyorum gönderilmenin defterini. Sana vedaları uzun mektuplar yazamıyorum, biliyorum ki “unutursun” dediğin her gerçekliğe inat unutulmuyorsun yüreğimde. Sevdiğim; Her şeyini bırakıyorum boş odalarıma. Yine de duyguları daha az acıtıcı birkaç kelimen var bavulumda. Kitaplarımı, kıyafetlerimi, sensizliğimi dolduruyorum ucu açılmamak üzere kapatılmış kutularıma. Odamın her yeri ayrılık kokuyor. Kaç yılı geçmişti yüreğimin bu evde sekiz mi, on mu? Bilmiyorum. Zaten hesaplamak yersiz şimdi. Ben çok önceden terk etmiştim yaşadığım yerleri değil mi?
Yeni bir yer eski bir yerin anılarını unutturur mu sevdiğim. Kurduğum hayallerin her birini siler mi beynimden. Yokluğuna biriktirilmiş onca düşü silebilir mi bir kalemde? Bilmeden geldiğin şehrimden yine bilmeden gönderiliyorsun işte. “Hiç gelmedim” dersin biliyorum. Bu satırlarımı okursan bir gün noktası erken konulmuş bütün konuşmalarıma bir cevap verir gibi “hiç gelmemiştim sen sadece gelmemi ümit etmiştin” dersin biliyorum. Kim bilir belki bu defa seslice konuşursun benimle bir veda sabahında. Vakit var hala. Kitaplarımı kaldırıyorum, kıyafetlerimi, defterlerimi, sapı kırık fincanımı, diş fırçamı. Her şeyi kırılacak yazan kutuların içine kırılmışlıklarıyla yerleştiriyorum. Bu ev beni tutamıyor sen yokken. Gidişine daha çok sözler yazarım biliyorum bu yüzden söz vermiyorum sana “yazmam” diyerek ama büyük yeminlerimden ilk ve sonunu yapıyorum umutlarımı toplarken odamdan. “Bir daha asla ama asla rahatsız etmem seni varlığımla” telefonumdan adını silmeye gücü yok yüreğimin, kanayışlarımın durduğu bir gece yarısı iki tuşa bırakacağım senden uzak kalışlarımı. Mesaj tonumdan sileceğim sevdiğin müziği. Seni hatırlatıcı ne varsa bırakacağım evimin odalarında bir zamanlar seni bulduğum gibi... Sevdiğim; Sözlerin büyüklerini veremem biliyorsun, versem de hiç tutamam bu yüzden büyük lokma yiyip küçük sözler veriyorum kendime ve düşlerime yasaklıyorum seni. Senin bana kendini yasakladığın gibi. Gözlerimin feri sönüyor yokluğun bavuluma girerken, duvarlarımın rengi uçuşuyor anılarımın salındığı rüzgârda. Seni büyüttüğüm yüreğim gömüyor seni varlığının en kıymetli yanına.
Sözlerimi boğuyorum sevdiğim. Yastığımı, yorganımı, seni hayal ettiğim yatağımı almıyorum yanıma. “Unutursun” diyorum kendime; cesur cümlelerimi kolilere yerleştirirken. Yeniden diye çok başladım biliyorum ve hep eskilerde kaldım. Hiç başaramadım sensizliği yaşamayı ama bu defa yapmalıyım diyorum.
Sesini unuttum biliyor musun? Hangi sesi duysam bu muydu diyorum, hangi cümlede siyah geçse içime kocaman bir çizik atılıyor sensizliğiyle can yakan. “Sevmedi” diye sayıklıyorum “seviyordu bir zamanlar” diyen içimdeki periye. Yüreğim hala masum senle ilgili yalanlarında. Gülüp geçiyorum bütün hayallerime. “Sevmedi hiç” diye başlayan bir cümleyi -unuttuğumda hatırlatıcı-koyuyorum yüreğimin en üstüne bir yere.
Uykulara yenik sevdiğim, rüyalarda unuttuğun beni bir gün bir şekilde hatırlayacaksın biliyorum. Hani sevdaların canını yaktığı bir vakitte her şeye rağmen beni seven birisi vardı diye. Bir hatırlayış ve bir tebessüm olarak düşeceğim hatırına bir gün biliyorum. Ama hepsi o kadar da kalacak. Hiç sevmeyene, çok sevenin hatırlanışı birkaç saniye olacak.
Kesiklerimin sancısını alıyor fotoğrafların. Hiç birini silmeye kıyamıyor yüreğim. Fark ediyorum ki bütün resimlerinde bir eksikliğim yanında. Sadece seni sığdırmışım karelerin arasına. Konduramamışım kendimi varlığına. Senin olduğun benim olmadığım bu masalı bir süre için en gerilerine atacağım bavulumun. Günün birinde yaşadığım yerde konuk edersem unutmaları çıkarıp okuyacağım… Günün birinde sevdiğim
Şimdi gitme vakti, yokluğunu odalara bırakıp gitme vakti. Seni terk etme vakti sevdiğim. Seni kendime terk edip gitme vakti… Sen hep hoşça kal sevdiğim, sen hep hoşça kal.


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla





