Yıl 2001. Erbakan Hocamız, Washington Georgetown Universitesi’ne konferans vermesi için davet edilmişti. Hocamın yanında gitmek bize de nasip oldu.
Salonda kalabalık bir katılımcı grubu vardı. Akademisyenler, uzmanlar, diplomatlar, çeşitli think-tank kuruluşları temsilcileri bürokratlar kısacası hemen hemen
her kesimden insanlar vardı.
Profesör John Esposito ve Profesör John Voll da oradaydı ve Dr. Voll bir açılış konuşması yaptı. Bu açılış konuşmasında hem konferansı hem de konferansçıyı takdim etti. Özetle
Erbakan Hocamız
hakkında şu ifadeleri kullandı; “Şu anda size konferans veren insanı eminim hepiniz bir şekilde tanıyorsunuzdur. Ancak şunu da bilesiniz ki Sn. Erbakan 20. yüzyılın ikinci yarısının Türkiye ve İslam dünyasındaki en önemli lideridir. Söylediklerini iyi dinleyin çünkü böyle fırsatlar her zaman insanın eline geçmez...”
Hocam, “Yeni Bir Dünya” içerikli çok güzel bir konferans verdi. Akabinde sorular soruldu ve konferansın bitiminde katılımcılar ile sohbet edilip ayrılındı. Sohbet esnasında, değişik kesimlerden bir çok insan bana “Biz Erbakan Hoca’yı duyardık; ancak bugün burada daha yakından dinleme ve değerlendirme fırsatımız oldu.
Batıya karşı hiçbir kompleksi olmayan, kendinden emin, kararlı, vizyon sahibi ve çok zeki bir lider.
Müthiş bir onurlu duruş...”
Bu, o gezi esnasında Hocam ile ilgili olarak “yabancılardan” duyduğum birçok iltifat ve değerlendirmelerden küçük bir anımdır.
Bir başka anımı da takdim ederek mevcut durum ile ilgili olarak birkaç şey söylemek istiyorum.
Bu sefer
tarih 1996 Ağustos ayı. Hocam iktidara gelir gelmez hemen Yeni Bir Dünya için ilk adım olan
D8 çalışmalarını başlatmış ve bu çerçevede UzakDoğu seyahatine çıkmıştı. Bu seyahat esnasında Pakistan’ın o zamanki başbakanı Merhume Benazir Bhutto ile de kapsamlı bir görüşme yapıldı. Görüşmede Hocamın yanı sıra Sn.
Abdullah Gül ve evsahibesi olarak Merhume Bhutto’nun yanı sıra kendisinin (yanılmıyorsam) dışişlerinden sorumlu bakanı Sn. Necmeddin Sheikh vardı. Toplantının yapıldığı günlerde de muhalefet ortalığı birbirine katıyordu. Meydanlarda dev mitingler yaparak Bhutto’yu sıkıştırıyorlardı. Erbakan Hoca için de sevgi, saygı ifadelerinde bulunuyorlar ve sahip çıkıyorlardı. Kısacası, zor bir görüşme gibi gözüküyordu.
Erbakan Hoca görüşmeye başlayınca Merhume Bhutto’ya özetle
Yeni Bir Dünya Konferansı verdi. Hocam anlatıyor,
Bhutto’nun göz pınarları doluyordu. Hocamın takdimini dinledikten sonra Bhutto’nun şu ifadeleri hala kulağımda çınlar; “Sn Erbakan bugün, şu anda ben çok sevinçliyim. Çünkü, soğuk harp dönemi bittiğinden bu yana onlarca devlet adamı, akademisyen, lider, fikiradamı vs birçok kişi ile görüştüm ve hep şu sorunun cevabını aradım; “soğuk harp dönemi bitti. Peki şimdi ne olacak? Müslüman coğrafya nasıl şekillenecek? Ne yapmamız lazım?” İnanın sizi dinledikten sonra çok rahatlıkla söyleyebilirim ki sorularımın cevaplarını buldum. Takdim ettiğiniz proje bizim topluca kurtuluş reçetemizdir. Hatta, dünyadaki bütün insanlığın saadet ve selametinin reçetesidir. Ben böyle bir projeye varım. Bu konudaki her türlü gayretlerinizde yanınızda olmaya da hazırım...” demiştir.
İnanın, sizlere özetle anlattığım bu iki tablo çok daha müthiş tablolardı. Bunları anlatırken ya da yazarken hala olayları yeni yaşıyormuş gibi heyecanlanıyorum. Hatta heyecanım her anlatışımda daha da artıyor.
Şimdi sizlere aklımızda ve hatıratımızda olan yüzlerce örnekten sadece iki tanesini aktardım. Eminim, kendisi ile yakın çalışan diğer ağabeylerimizde de yüzlercesi vardır. Zaman içerisinde de hocam ve mücadelesi ile ilgili olarak onlarca kitap ve yüzlerce makale yazılacaktır.
İleride birçok insan hocam ile ilgili olarak yaptıklarından dolayı birçokları da yapamadıklarından dolayı pişman olacaklardır.
Çünkü muhterem hocamız, şu anda, aslında mahkum değil bir hatanın mağdurudur.
Bizim Anayasamız’a göre, siyasi partilerin hesaplarını Anayasa Mahkemesi inceler. Eğer bu anayasa hükmüne, gayet doğal bir gereksinim olarak “her halükârda” ifadesi eklenseydi, bunların hiçbiri yaşanmayacaktı. Bu davaların hiçbirine lüzum kalmayacaktı. Ben bu konuyu daha fazla detaylandırmayacağım. Ancak, ne kadar çok ve ne kadar büyük yanlışlıklar yapıldığını gözler önüne seren Sn. Kazan’ın kitabını okuyunca inanın çok daha fazla üzüleceksiniz. Hocam şimdi ev hapsinde. “Güya talebeleri” de iktidarda ve hataları düzeltebilecek makam ve mevkilerde.
Sayın talebeler, Hocam özgür değil, tutsak ama sizler özgürsünüz öyle mi? Ama bir dakika müsadenizle, sizlere düşündüklerimi söyleyeyim.
Aslında Hocam çok ama çok daha özgür ve mutmain. Kuvvet ve kudret sahibi Cenab-ı Allah’dan başka hiçbir şeye de muhtaç değil. Sadece Allah’a mütevekkil. Sadece O’na bağlı ve sadece O’ndan bekliyor kurtuluşu.
Pekiyi, aynı şeyleri siz de kendiniz için söyleyebilir misiniz lütfen?
Kim daha özgür acaba, kim?
Bir çift söz de “Erbakan’ı gömdük, üzerine beton döktük” diyenlere; Siz betonu kafalarınızın içine dökerek beton kafalılardan olmuşsunuz. Çünkü anlamıyorsunuz, görmüyorsunuz, duymuyorsunuz.
Hocamız alabildiğine özgür ve söyledikleri fersah fersah ötelerden yankı buluyor. Bugün sadece Türkiye’den değil, dünyanın her yanından milyonlarca Erbakan haykırıyor;
Adil temeller üzerine Yeni Bir Dünya istiyoruz.
Elbette ve elbette,
Yaşanabilir Bir Türkiye,
Yeniden Büyük Türkiye ve
Yeni Bir Dünya
Milli Görüş ile...
Kurulacaktır,
pek yakında.
kaynak:
haber5com : gerçek ve özgürlükçü