İstanbul’daki işbirlikçi ve gerici Türk basınının ulusal bağımsızlık hareketine karşı aldığı tavır,yakınçağ tarihimizin yüz kızartıcı sayfalarını oluşturmaktadır.
Mondros andlaşmasından sonra İstanbul basını birbirine düşmüş ve kişisel hesaplaşmalara girişmiştir.Ancak bu hesaplaşmalar ülkenin içinde bulunduğu ağır koşulların ve sorunların ötesinde,bir İttihat ve Terakki-Hürriyet ve itilaf çekişmesinden kaynaklanıyordu.Basının bir bölümü İttihatçılar’a ve yandaşlarına karşı yaylım ateşine girişmişti.
İzmir’in işgalinden ve Mustafa Kemal’in ulusal direnişi başlatmasından sonra İstanbul basını,direnişi destekleyenler ve direnişe karşı olanların oluşturduğu iki kampa bölündü.
Kurtuluş Savaşı’nın yanında yer alan gazeteler Falih Rıfkı(Atay) ve Necmettin Sadık(Sadak)’ın başyazarlıklarını yaptıkları Akşam, Suphi Nuri ve Celal Nuri(İleri) kardeşlerin başında bulundukları İleri, Ahmet Emin(Yalman) ve Yunus Nadi’nin sahip ve başyazarlığını yaptığı Yeni Gün’dü.Ahmet Cevdet(Oran) ın İkdamıyla,Velid Ebüzziya’nın Tasvir-i Efkar’ı da bir miktar Ankara’yı destekliyordu.Ayrıca Mustafa Nihat (Özon) tarafından kurulan Dergah Dergisi’de bağımsızlık direnişinden yanaydı.Ancak bunların hepsi büyük baskılar ve sürgün tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyorlardı.Örneğin;Yunus Nadi işgalci güçlerin baskısına daha fazla dayanamayarak 1918 de kurduğu Yeni Gün’ün matbaasını Ankara’ya taşıyor ve gazete 1920 Ağustosundan başlayarak yayımını Ankara’dan sürdürmeye başladı.
İşbirlikçi basın ise kendisi için çok rahat bir ortamda sesini alabildiğine yükseltme olanağını bulmakta ve Mustafa Kemal’e sövgüler yağdırmaktadır.
İşbirlikçilerin yayın organları,Peyam-ı Sabah,Alemdar,Türkçe İstanbul,Ferda,Renin ve Açıksöz isimli gazetelerdi.
Peyam-ı Sabah’ın başında ihanetin zirvesinde olan Ali Kemal vardı.Alemdar,İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin görüşlerini savunuyordu.Refi Cevat(Ulunay) ın başyazarlığını yaptığı gazete ayrıca,Refik Halit (Karay),Şeyhülislam Mustafa Sabri ve Hafız İsmail Ankara’ya tüm güçleriyle saldırıyorlardı.Türkçe İstanbul,İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin resmi yayın organıydı adeta.Başında ünlü Sait Molla bulunuyordu.
Bu gazetelerden yalnız ikisinde,Alemdar ve Peyam-ı Sabah’ta çeşitli tarihlerde çıkan yazıların başlıklarına bir göz atmak,ihanetin ulaştığı boyutları görmeye yeter de artar.
Alemdar;
Mustafa Kemal Layık olduğu cezayı gördü.(Dürrizade’nin idam fetvası üzerine ,15 Nisan 1920)
Anadolu Kemalistler’den Temizlenecektir.(29 Nisan 1920)
Rıfat’ın Deccal Fetvası (Ankara Müftüsü Rıfat Efendinin Dürrizade’nin fetvasına karşı verdiği fetva üzerine,11 Mayıs 1920)
Kemal’i Başkent Ankara (10 Ocak 1921)
Ankara Hükümeti Bolşevikleri seçmiştir.(27 Mayıs 1921)
Peyam-ı Sabah
Mustafa Kemal ne yaptı? İsyan ! (2 Ağustos 1921)
İdam,İdam,İdam,İdam! Mustafa Kemal cezasını bulacak (25 Nisan 1920)
Mustafa Kemal’in maskaralıkları (7 Mayıs 1920)
Mustafa Kemal ve Hempalarının (kötü arkadaş) idamı (13 Mayıs 1920)
Büyük Millet Meclisi küçük heriflerin kölesidir. (28 Mayıs 1920)
Kaderimizi Mustafa Kemal’e ve Ankara’ya bırakamayız. (1 Ocak 1922)
Peyam-ı Sabah’ta bu yazıları yazan ve tüm kurtuluş savaşı boyunca Mustafa Kemal’e sonsuz bir kinle kudurmuşçasına saldıran Ali Kemal,Türk Ordusunun İzmir’e girişi üzerine 9 Eylül 1922 de “TÜRKÜN BAYRAMI” ve 10 Eylül 1922 de “Amaçlar birdi ve birdir” başlıklarıyla iki yazı kaleme alacaktır ama bu yazılar onun son çirkin çırpınışları olacaktır.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla