• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
27 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Uye ostrakismos adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-09-2007
    Mesajlar
    4,973
    Karizma Gücü
    5

    Taraf yazarı kendini kaybetti

    Taraf yazarı kendini kaybetti

    Deniz Gezmiş'e 'ırkçı' diyen Kütahyalı, bu kez de "bağımsızlık'ı hedef aldı.
    Fethullah Gülen - Abdullah Gül çizgisinde yayın yapan Taraf Gazetesi Yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, "Tam bağımsızlığı savunmak, tam barbarlığı savunmaktır" dedi. İşte Taraf yazarının "mandacılığı" savunduğu ve kendini kaybettiği o yazıdan bir bölüm:

    Tam bağımsızlık, tam barbarlık demektir!

    RASİM OZAN KÜTAHYALI* /

    Hem ortodoks sosyalistlerin hem de özgürlükçü olma iddiasındaki sosyalistlerin bu derece ulusalcılığa cephe aldıklarını söyledikleri halde en az ulusalcılar kadar değer atfettikleri bir kavram hâlâ yerli yerinde duruyor. O da Tam Bağımsızlık...

    Geçen yazıda da söyledim, bu tür sol grupların, mesela Ufuk Uras gibi bir ismin, ulusalcı-sol grupları, mesela Erol Manisalı gibi bir ismi sıkıştırabildikleri temel argüman “Biz de tam bağımsızlıktan yanayız, o zaman Türk ordusu NATO’dan ve ilgili uluslararası antlaşmalardan çıksın, çıkabiliyor mu? Çıkamıyor” tipi bir söylemdir. *** Ulusalcı-solcular bilmeli ki inandıkları Kemalizm tasavvuru uydurmadır.

    Kemalizm, düvel-i muazzama ile kavga etmeye odaklanmış, kendini mazlum ulusların öncüsü gören anti-emperyalist sol bir ideoloji asla değildir. Tam aksine “Düvel-i muazzama trenine içerdeki iktidarımı muhafaza ederek nasıl bu ülkeyi dahil edebilirim” sorusu Türk devlet zihniyeti için temel meseledir.

    *** Türkiye’de kendini solda tanımlayan ve aynı zamanda özgürlükçü-demokrat olduğuna inanan tüm çevrelerin iyi anlaması gereken bir şey var... Tam bağımsızlık demek tam barbarlık demektir... Bu tam bağımsızlık söylemi bütünüyle terk edilmelidir. Sadece Türkiye çapında değil evrensel bazda da “tam bağımsızlık” tam keyfilik, tam iktidar konsolidasyonu ve sonuç olarak tam barbarlık demektir.

    Bu üçüncü dünyalı Marksizm-Leninizmden türemiş saçma sapan sözün ahlak adına, özgürlük adına, demokrasi adına ne bu ülke yurttaşları olan bizlere ne de Dünya halklarına hiçbir yararı yoktur. Güç/iktidar denen kavramın doğası gereği tam bağımsızlık barbarlıktan başka bir şey üretemez.
    kaynak

    İşte bunlar her dönem böyle, Hürriyet ve itilaf fırkası, Teali İslam Ve Kürt teali Cemiyetleri, İttihadi Muhammedi cemiyeti her zaman bağımsızlık ve özgürlük dşmanı olmuşlardır. Bu günde bunlar şu an iktidarda medyada eski ataları gibi aynen devam ediyorlar. Bunlar düşman çizmesine secde etmeye ve onlara tapmaya bayılırlar. Tıpkı Teali İslam Cemiyeti başkanı İskilipli atıf, ve İttihadi Muhammedi cemiyeti sempatizanı,kürt teali cemiyeti kurucu üyesi SAİD'i Nursi yani Kürt sait gibi ve yukarıda yazan YENİ NESİL ALİ KEMAL gibi..
    Bu millet ve azmi sizi yendi üstüne üstlük düşmanı da yendi.. Din iman ,TÜRBAN vs diyerek bu milleti kandırsanızda yine de dersinizi alacaksınız

    [CENTER][B]
    [QUOTE]'' Her ağacın kurdu nasıl özünden gelirse, köpek de kurdun çürük yanlarından doğup gelişir. Köpek haindir ve karın tokluğuna satın alınmıştır. Zayıf olandır k[COLOR="Red"]öpek, dönek olandır. Ama kendi soyuna karşı öyle bir yetiştirilir ki, kurdu gördüğünde ağzı cehennemleşir[/COLOR]. Kolaylıkla devşirilebildiği için de insanda en ağır aşağılama ve hakaret sözü yerine geçer.'' [/B][/QUOTE][/CENTER]

  2. #2
    Misafir Anektod adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-07-2006
    Mesajlar
    7,319
    Karizma Gücü
    0
    sen hergün şaşkın be kardeş, kapıları şaşırıyon boyuna, her gün başkasının kapısını çalıp giriyon içeri dimi yani

  3. #3
    burak-35 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-10-2006
    Mesajlar
    1,209
    Karizma Gücü
    6
    Ne yapsın,adamın ruhunda satılmışlık var.O ne anlar tam bağımsızlıktan?Tam bağımsızlık ulusal onura sahip olanlara yakışır.Ulusal onurdan yoksun olanlara yakışsa yakışsa uşaklık yakışır.Zaten o yazar da bunu itiraf ediyor.

    1919 Ruhu İle ...


    Atatürk'ü sevmeyebilirisiniz,
    Fikirlerini benimsemeyebilirsiniz,
    Ama ona asla saldıramazsınız,
    Saldırırsanız ya kanınız,
    ya sütünüz bozuktur...



    "Demokrasilerde bir dâhi ile bir budalanın eşitliğini kabul ediyorum, ancak iki budalanın bir dâhiye üstünlüğünü reddediyorum."

    "Szı Lard"



    Adil olmak gerekir,Üç kuruşluk adama beş kuruşluk ceza fazla gelir.

  4. #4
    chevenburi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-05-2008
    Mesajlar
    927
    Karizma Gücü
    0
    Bu gazete önceleri objektif haberleri ve demokrat tavırlarıyla dikkatimi çekti ancak köşe yazarları birer zavallı olduklarını anlamama yetti. Özgürlüğü paranın koyduğu kuralların dışına çıkamadan yuvarlanıp gitmek sanan az gelişmiş liberaller.. Bağımsızlıktan ne anlarlar. Ancak

    Kemalizm, düvel-i muazzama ile kavga etmeye odaklanmış, kendini mazlum ulusların öncüsü gören anti-emperyalist sol bir ideoloji asla değildir. Tam aksine “Düvel-i muazzama trenine içerdeki iktidarımı muhafaza ederek nasıl bu ülkeyi dahil edebilirim” sorusu Türk devlet zihniyeti için temel meseledir.
    bölümüne katıldığımı belirtmeliyim.

    ... Ama ben sizi rahat bırakmayacağım! Kızmanızı istiyorum! Protesto etmenizi istiyorum, isyan etmenizi istiyorum. Milletvekillerine yazmanızı istemiyorum çünkü size ne yazdıracağımı bilmiyorum. Ekonomik kriz ya da enflasyon ya da savaş ya da sokaktaki şiddet hakkında ne yapılacağını da bilmiyorum. Tek bildiğim öncelikle kızmanız gerektiği! Şöyle demelisiniz:
    "Ben bir insanım, kahretsin. Hayatımın bir değeri var!"

  5. #5
    N-BAYRAK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-08-2007
    Mesajlar
    5,476
    Karizma Gücü
    6
    Ergenekoncular için, "Türkler'in bağımsızlık destanlarını lekelemek ve yeni bir kurtuluş hareketine kaynaklık edecek değerlerin içini boşaltanlar" deyip durmuştuk...


    Kuvay-ı Milliye'nin rezil hale geldiğinden, grup-sexçi olarak tanınır olduğunun bahsetmiştik.


    Evet, bence bu topluluğun oluşturulmasının amacı da buydu. Şükür ki, Kuvay-ı Milliye'yi Kuvacı Şahin gibi asıl ruhundan öğrendiğimiz için bugün bunlara değer vermiyoruz. Ama milletin kafasını karıştırmak isteyenler amaçlarına ulaşmış gibi görünüyor.



    Önce "değerlerin içini boşaltmaları için bir kesim beslenip büyütülüyor" ve daha sonra "bunun propogandasını yapması için ve bu değerlerin boş(!) olduğunu vurgulaması için yayın organları türetiliyor"



    Taraf gazetesini ilk çıktığı günden beri alıp okurdum ve pek çok konularında, bu amaç için var olduklarını belli ediyorlar.



    Amerikalı generallerin; "Ulusalcılık/Milliyetçilik duvarı aşılmalıdır" düşüncesini gerçekleştirmek için peydah oldukları ortada...




    "Tam bağımsızlık, tam barbarlıktır" demek akılsızlıktan başka birşey değildir.

    Ben TÜRKLERİN KÜRESEL GÜÇ olmasını savunan biri olarak, dünyanın barbarlar tarafından yönetildiğini ve adalet için bu güçlerden uzak, o güçlerle savaşan, adaletin tesisi için uğraşan TAM BAĞIMSIZ bir Türkiye olması gerektiğini düşünüyorum.

    Dünyayı barbarlıktan kurtarmanın yolu da budur. Barbarların sistemine entegre olarak bu köhne düzeni değiştiremeyiz.


    Atatürk'ü de yazısına alet etmiş haysiyetsiz adam. Atatürk'te Türk İktidarı'nı savunan bir liderdi. Ve paktlar, antlaşmalar, antantlarla Türkler'in küresel gücünü arttırmasını hedeflemişti.

    Biz de bu yolda olmalıyız.
    Nasılsa alışacaksın sende zamanla
    Kiminde bir neştere rehin vereceksin damarlarını
    Bazen de uykularını kurban edeceksin faili ben kabuslara
    ama alışacaksın...

    Güller yâre sevgi kanıtı; benim elimde papatya...

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    15-05-2008
    Mesajlar
    67
    Karizma Gücü
    0
    Tam bağımsızlık mı?

    Yahu siz hangi çağda yaşıyorsunuz, hiçbir ülke tam bağımsız değildir. Olamaz da. Türkiye'de ne 1928'te ne 1938'te ne 2008'te tam bağımsız olmamıştır.

    “Anti-emperyalizm” ve “Tam Bağımsızlık” diye içeriklerini bilmedikleri çünkü içeriği olmayan boş kavramlar üretildi. İkincisinden başlayalım.

    Bağımsızlık, bir dış politika terimi. “Bir devletin başka bir devlet yönetimi ve denetimi altında olmaması” demek. 1920’lerde ve 1960-70’lerde de öne çıkmıştı. Ama bu seferki takvimini şaşırmış (anakronik). Çünkü, M. Kemal 1920’lerde “İstiklal-i Tam” derken, ekonominin önemine gönderme yapıyordu. Bu ulusalcılarda ekonomi, özelleştirmeleri protestodan ibaret. 60 ve 70’lerde solcular “Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye” diyordu. Ulusalcıların çoğu demokrasiyi “Kemalist Ordu konuşacak!” diye anlıyor. Silahlı konuşursa silahsıza ne düşer?

    Ulusalcılar niye böyle konuştu? Çünkü hem dış politikayla ilgili hiçbir şey bilmiyorlar, hem de 1) Kavramın içeriğini bilmiyorlar; 2) Bugünün, 1920 ve 60-70’lerdeki dünya ve Türkiye’den 180 derece farklı olduğunu görmüyorlar. Anlatalım ve gösterelim.

    Tam bağımsızlık diye birşey yoktur, “Göreli Özerklik” vardır.

    Bağımsızlık, aslında “sınırlılık” demek. Nasıl bireyin özgürlüğü başkalarının özgürlüğüyle sınırlıysa, devletin bağımsızlığı da ötekilerin bağımsızlığıyla sınırlı. Üstelik, bağımsızlığı sınırlayan iki unsur daha var:

    1) Devletler, daha avantajlı görüyorlarsa, kendi kendilerini imzalarıyla sınırlıyorlar (Bulgaristan’ın vs. AB’ye girmek istemesi); 2) Devletleri hem iç hem de dış dinamikler sınırlıyor (birazdan geleceğiz).

    Yani, alınmayın ama devletin tam bağımsızlığı diye bir şey yok. Uluslararası ortamdan mutlak tecrit diye bir durum mümkün olmadıkça da olmayacak. Bakın, rakipsiz ABD bile kıtipiyoz Saddam Irakı’na saldırabilmek için nasıl tam 21 ülkenin askerine muhtaç oldu. Hatta, bağımsızlık da yok. Dahası, özerklik bile yok.

    Peki, ne var? Literatürde “Devletin Göreli Özerkliği” denen şey var. Yani, ilke olarak içte de dışta da bağımlı olan devleti zaman zaman nispeten rahatlatıcı dönemler var. Bize bağımsızlık (hatta, tam bağımsızlık) diye öğretilmiş bu kavramı daha yakından tahlil edelim:

    1) Devletin İç Göreli Özerkliği, o devletin ülkedeki sosyal sınıfların etkisinden kimi durumlarda nispeten sıyrılması demektir. a) Sınıflar tam oluşmadığında (Atatürk Türkiyesi); veya b) Dengede olduğunda (60 ve 70’ler) yaşanır. Ama konumuz bu değil.

    2) Konumuz, Devletin Dış Göreli Özerkliği (bundan sonra: Özerklik). Bir devletin a) başka devletlerin; ve b) uluslararası sistemin (ittifaklar, vs.) sınırlayıcı etkisinden kimi durumlarda nispeten sıyrılması demektir. Bu, a ve b’nin geçici olarak etkisizleştiği dönemlerde görülür. 1929 Bunalımı ve Hitler-Mussolini çıkınca 1930’larda ve ABD-SSCB dengesi kurulunca 60 ve 70’lerde yaşandığı gibi. Biraz daha yakından bakalım da, ulusalcıların değerini ölçelim.

    Göreli Özerkliğin de koşulları var

    Bir devletin Özerklik’e sahip olması iki unsura bağlı: Uluslararası ortama (dış dinamik) ve ulusal ortama (iç dinamik).

    1) Dış dinamik: Türkiye buna etki yapamaz. Çünkü devedişi gibi iki güçten oluşuyor: a) “Sermayenin yayılması” biçiminde tanımlanabilecek küreselleşme; b) Uluslararası siyasal sistem.

    Birincisini alalım. Yılda 44 trilyon dolarlık dünya gayri safi üretiminin %20’sini ve dünya ticaretinin %70’ini gerçekleştiren çokuluslu şirketleri “Benim jeostratejik önemim var ama!”yla nasıl etkileyeceksiniz? Dünya para piyasalarında bir günde işlem gören 1,5 trilyon doların %90’ı spekülasyon amaçlı serseri mayın iken bunu hangi Merkez Bankası denetleyecek?

    1909 yılında 371 tane olan NGO’lar bugün 25.000’in üstünde. Demek ki, soyadı asimilasyon olan Ulus-devlet “Ben içişlerime karıştırmam. Ben kendi insanıma istediğim muameleyi yaparım” dediği anda özerkliği daha da zorlaşıyor.

    İkincisini alalım. Türkiye’nin (+Osmanlı, Bizans) velinimeti olan Kuvvet Dengesi bitti. 1930’ların ve 60-70’lerin Özerklik ortamı yokken, hangi Tam Bağımsızlık?

    2) İç Dinamik: Özerklik’i güçlendirmek için yapılacak tek şey, bunu düzeltmek. Nasıl? Dış politikanın ardında bulunan ve üç halkadan oluşan (Askerî, Ekonomik, Toplumsal) “arkaplan”ı güçlendirerek. Oysa, askerî bakımdan Türkiye ABD’nin verdiği silahlara bağımlı. Ekonomik bakımdan da İMF’ye.

    Sonuç

    Bu durumda, Özerklik için yapılacak tek bir şey var: Toplumsal halkayı güçlendirmek. Yani Kürt ve İslam sorunlarını cesurca karşına alıp çözmek. Oysa ulusalcıları Türkiye’nin 75 yıldır yapageldiği devekuşluğunu, yani bütün sorunları halı altına süpürmeye devam etmesini istiyorlar.

    Kürt sorununu bütün Kürtleri Türk yaparak çöz ve olmayacağım diyenlere de “TC’nin Düşmanıdır ve Öyle Kalacaktır” bildirisi yayınla. Ermeni sorununu “Yağmur yağınca mağaradaki iskeletleri sel götürmüş, ama bakın Roma seramikleri var” diye çöz. İslam sorununu, başını örtenlere evinden çıkmayı haram ederek çöz. Sonuçta, kendini de çöz, gitsin. Ondan sonra da “Tam bağımsızlıkçıyız”, öyle mi?

    Hadi ordan...

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    06-07-2006
    Mesajlar
    381
    Karizma Gücü
    0
    adamlar satılmış kalem olsa parayla yazsalar siteleri böyle dandik olur mu kafayı çalıştırın biraz TARAF - 'Dü?ünmek Taraf Olmakt?r' site durmadan çöküyor

  8. #8
    eversman adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-10-2006
    Mesajlar
    959
    Karizma Gücü
    0
    ingilizler insanların dinlerini yaşamasına izin vermiyordu ama keşke onlar gelseydi daha özgür olurduk deseydi daha güzel olurdu
    Doğruları konuşmak için en az iki kişi gerekir; biri doğru söyleyen, biri doğru anlayan....

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    06-07-2006
    Mesajlar
    381
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı eversman tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ingilizler insanların dinlerini yaşamasına izin vermiyordu ama keşke onlar gelseydi daha özgür olurduk deseydi daha güzel olurdu


    illa devletin katıldığı düşünceler mi söylenmek zorunda bu ülkede

    aykırı bir şeytler sözylenemez mi?

    hep mi devlet haklıdır?

    düşünce özgürlüğü için yazarlara sahip çıkmalıyız özellikle türkiyenin en iyi gazetesi olan taraftaki yazarlara

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    01-12-2007
    Mesajlar
    264
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı franternité tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Tam bağımsızlık mı?

    Yahu siz hangi çağda yaşıyorsunuz, hiçbir ülke tam bağımsız değildir. Olamaz da. Türkiye'de ne 1928'te ne 1938'te ne 2008'te tam bağımsız olmamıştır.

    “Anti-emperyalizm” ve “Tam Bağımsızlık” diye içeriklerini bilmedikleri çünkü içeriği olmayan boş kavramlar üretildi. İkincisinden başlayalım.

    Bağımsızlık, bir dış politika terimi. “Bir devletin başka bir devlet yönetimi ve denetimi altında olmaması” demek. 1920’lerde ve 1960-70’lerde de öne çıkmıştı. Ama bu seferki takvimini şaşırmış (anakronik). Çünkü, M. Kemal 1920’lerde “İstiklal-i Tam” derken, ekonominin önemine gönderme yapıyordu. Bu ulusalcılarda ekonomi, özelleştirmeleri protestodan ibaret. 60 ve 70’lerde solcular “Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye” diyordu. Ulusalcıların çoğu demokrasiyi “Kemalist Ordu konuşacak!” diye anlıyor. Silahlı konuşursa silahsıza ne düşer?

    Ulusalcılar niye böyle konuştu? Çünkü hem dış politikayla ilgili hiçbir şey bilmiyorlar, hem de 1) Kavramın içeriğini bilmiyorlar; 2) Bugünün, 1920 ve 60-70’lerdeki dünya ve Türkiye’den 180 derece farklı olduğunu görmüyorlar. Anlatalım ve gösterelim.

    Tam bağımsızlık diye birşey yoktur, “Göreli Özerklik” vardır.

    Bağımsızlık, aslında “sınırlılık” demek. Nasıl bireyin özgürlüğü başkalarının özgürlüğüyle sınırlıysa, devletin bağımsızlığı da ötekilerin bağımsızlığıyla sınırlı. Üstelik, bağımsızlığı sınırlayan iki unsur daha var:

    1) Devletler, daha avantajlı görüyorlarsa, kendi kendilerini imzalarıyla sınırlıyorlar (Bulgaristan’ın vs. AB’ye girmek istemesi); 2) Devletleri hem iç hem de dış dinamikler sınırlıyor (birazdan geleceğiz).

    Yani, alınmayın ama devletin tam bağımsızlığı diye bir şey yok. Uluslararası ortamdan mutlak tecrit diye bir durum mümkün olmadıkça da olmayacak. Bakın, rakipsiz ABD bile kıtipiyoz Saddam Irakı’na saldırabilmek için nasıl tam 21 ülkenin askerine muhtaç oldu. Hatta, bağımsızlık da yok. Dahası, özerklik bile yok.

    Peki, ne var? Literatürde “Devletin Göreli Özerkliği” denen şey var. Yani, ilke olarak içte de dışta da bağımlı olan devleti zaman zaman nispeten rahatlatıcı dönemler var. Bize bağımsızlık (hatta, tam bağımsızlık) diye öğretilmiş bu kavramı daha yakından tahlil edelim:

    1) Devletin İç Göreli Özerkliği, o devletin ülkedeki sosyal sınıfların etkisinden kimi durumlarda nispeten sıyrılması demektir. a) Sınıflar tam oluşmadığında (Atatürk Türkiyesi); veya b) Dengede olduğunda (60 ve 70’ler) yaşanır. Ama konumuz bu değil.

    2) Konumuz, Devletin Dış Göreli Özerkliği (bundan sonra: Özerklik). Bir devletin a) başka devletlerin; ve b) uluslararası sistemin (ittifaklar, vs.) sınırlayıcı etkisinden kimi durumlarda nispeten sıyrılması demektir. Bu, a ve b’nin geçici olarak etkisizleştiği dönemlerde görülür. 1929 Bunalımı ve Hitler-Mussolini çıkınca 1930’larda ve ABD-SSCB dengesi kurulunca 60 ve 70’lerde yaşandığı gibi. Biraz daha yakından bakalım da, ulusalcıların değerini ölçelim.

    Göreli Özerkliğin de koşulları var

    Bir devletin Özerklik’e sahip olması iki unsura bağlı: Uluslararası ortama (dış dinamik) ve ulusal ortama (iç dinamik).

    1) Dış dinamik: Türkiye buna etki yapamaz. Çünkü devedişi gibi iki güçten oluşuyor: a) “Sermayenin yayılması” biçiminde tanımlanabilecek küreselleşme; b) Uluslararası siyasal sistem.

    Birincisini alalım. Yılda 44 trilyon dolarlık dünya gayri safi üretiminin %20’sini ve dünya ticaretinin %70’ini gerçekleştiren çokuluslu şirketleri “Benim jeostratejik önemim var ama!”yla nasıl etkileyeceksiniz? Dünya para piyasalarında bir günde işlem gören 1,5 trilyon doların %90’ı spekülasyon amaçlı serseri mayın iken bunu hangi Merkez Bankası denetleyecek?

    1909 yılında 371 tane olan NGO’lar bugün 25.000’in üstünde. Demek ki, soyadı asimilasyon olan Ulus-devlet “Ben içişlerime karıştırmam. Ben kendi insanıma istediğim muameleyi yaparım” dediği anda özerkliği daha da zorlaşıyor.

    İkincisini alalım. Türkiye’nin (+Osmanlı, Bizans) velinimeti olan Kuvvet Dengesi bitti. 1930’ların ve 60-70’lerin Özerklik ortamı yokken, hangi Tam Bağımsızlık?

    2) İç Dinamik: Özerklik’i güçlendirmek için yapılacak tek şey, bunu düzeltmek. Nasıl? Dış politikanın ardında bulunan ve üç halkadan oluşan (Askerî, Ekonomik, Toplumsal) “arkaplan”ı güçlendirerek. Oysa, askerî bakımdan Türkiye ABD’nin verdiği silahlara bağımlı. Ekonomik bakımdan da İMF’ye.

    Sonuç

    Bu durumda, Özerklik için yapılacak tek bir şey var: Toplumsal halkayı güçlendirmek. Yani Kürt ve İslam sorunlarını cesurca karşına alıp çözmek. Oysa ulusalcıları Türkiye’nin 75 yıldır yapageldiği devekuşluğunu, yani bütün sorunları halı altına süpürmeye devam etmesini istiyorlar.

    Kürt sorununu bütün Kürtleri Türk yaparak çöz ve olmayacağım diyenlere de “TC’nin Düşmanıdır ve Öyle Kalacaktır” bildirisi yayınla. Ermeni sorununu “Yağmur yağınca mağaradaki iskeletleri sel götürmüş, ama bakın Roma seramikleri var” diye çöz. İslam sorununu, başını örtenlere evinden çıkmayı haram ederek çöz. Sonuçta, kendini de çöz, gitsin. Ondan sonra da “Tam bağımsızlıkçıyız”, öyle mi?

    Hadi ordan...
    bu güzel yazıya naçizane bir özet düşmek istiyorum...

    kavramların kişiye göre değiştiği toplumumuzda bu yazıda aktarılan bilgilere ne kadar ihtiyacımız olduğu su götürmez bir gerçektir.

    fikri dünyası sloganlarla dolu insanlar elbette bu yazıyı anlamakta güçlük çekebilir tavsiyem hiç olmazsa bir sözlük alıp kavramların anlamlarına bakmaları.

    düşünce hayatımız osmanlının son 2 yüzyılından itibaren marazi bir hal almış ve nihayetinde kemalizm ile sonuçlanan bir travmayı ortaya çıkarmıştır. kemalizm ideolojisinin diğer düşünce sistemleri ve hatta en ufak düşünce kırıntılarına bile tahammülü olmayışı maalesef toplumu sloganlara mahkum etmiştir.

    sonuç olarak düşünce fikir bilim ortadan kalkınca meydan hurafelere kalır ve her daim de bu hurafelerden çıkar sağlayanlar vardır. günümüzün en büyük hurafesi kemalizm ve ondan rant elde edenler düşünce sistemimizi yok eden ve düşünemeyen asla bağımsız olamaz ilkesini bize acı bir şekilde hatırlatan bir travma oluşturmuştur.

    hasılı kelam kemalizmin kendisi ve dolayısıyla dayattığı kavramlar bilimsellikten uzak, kavram kargaşasından yararlanıp rant sağlayan toplumu geren moda tabiri ile travma yaratan bir sistemdir. bu sistemi benimseyip tam bağımsızız demek kafayı kuma gömüp şimdi kurtuldum demek ile aynı mahiyettedir.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Aileniz Tarafından Sevilmeyen Birisiyle Evlenmeyi Düşünürmüsünüz?
    Kategorisiz Konular - TF Arşiv bölümünde destina tarafından açılmış
    Yanıt: 50
    Son Mesaj: 26.07.07, 23:36
  2. Solaris'in Yazarı Lem,Hayatını Kaybetti!
    2006 Konuları bölümünde MiSS.LoNeLy tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 29.03.06, 21:13
  3. derbi maçlarda karşı taraf yok
    2005 Konuları bölümünde mavzer tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 02.08.05, 16:58

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •