Bu söz öfke hakkında en sevdiğim sözlerden biridir. Öfke ektiğimiz olaylardan pişmanlık doğması bizim için bir gerçekliktir.
"Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmanına ya varır, ya varmaz"...
Sanırım yukardaki sözüde çoğumuz biliyoruz...
Öfke insanda ağır nörolojik engeller ve nöbetler yaratır. Bir çok ailede öfke kronikdir. Yani bir çok aile öfkeyi vücudunun ihtiyacı olduğunu nörolojik olarak ağır sinyaller ile beynine iletir bu da bir anda damarların genişlemesine göz bebeklerinin büyümesine yol açar. Yaşanılan bu nöbet sonrasında kişi genellikle göz yaşlarıyla kendine gelir. Ya da bulunduğu ortamda yürüyüş yapar.
Öfke, insanda baş ve boyun ağrısı öncelikli olmak üzere birçok beden ve ruh şikayetine sebep olur. Beyin, kafatası içinde korunan bölümde sıvı bir yapıda olduğundan kan damarları ve sinir hücreleri birbirinden bağımsız şekilde zorlanmaya başlıyor. Öfke sonrasında burun kanama nöbeti geçiren bir insanın sinir hücrelerinde kopma olasılığı yüksektir.
Şimdi verdiğim bu bilgileri göz önünde bulundururak soruyorum.
Hangimiz öfkelenmek isteriz ki ?
Öfkelenme nedenlerimiz nelerdir ? Öfke anında kendimizi nasıl yatıştırıyoruz?


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla





