• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,898
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    Hayat Kadar Yalan Ölüm Kadar Gerçektik

    Bugün yine hatıralarımı gözlerime yükleyip “senin gözyaşların “ diye bulutların Bugün yine hatıralarımı gözlerime yükleyip “senin gözyaşların “ diye bulutların eteklerinden düşen yağmur tanelerini topladım küçük ellerimle. Ve yokluğunda üşüdüm biraz. Sıcak sesini aradım kurak topraklara bereketi dağıtan rüzgarın koynunda. Varlığını sorguladım cümlelerin virgülsüz sokaklarında..Seni aradım gecenin iç cebinde.. Yüzünü, gülüşünü aradım hatıralarımın ağlayan suretinde..Bazen senin yüreğinde sevilmiş olmanın gururuyla kendimle onur duydum bazen de yalnızlığını soludum. Sonbahar yapraklarının sokaklarında gezindiği vakitlerde ben adının her bir harfini gözyaşlarımla yıkayıp gülüşlerimin sıcak avlusunda kuruladım. Ölmeden önce ezbere tanıdığım karanlıkların içinde benden yabancı kollarda baharın beyaz duvağını giyinmiş yüreğine emanet ettim yüreğimi. Sen mavi düş ülkelerinin bulutlarında gezinirken ben ayak uçlarına serpiştirilmiş acılarını sırtlanıp gülüşlerinde tazeledim yitirilmiş düşlerimi. Bedeller ödedim senin için. Kah yalnızlık sinmiş odamda cığlık cığlığa sevdanı sayıklattım dudaklarıma kah adının her harfini kanattım parmak uçlarımda. Bağışla beni sevgili. İçimdeki sana olan ölümsüz sevgiyi “ varlığımda” yaşatamasam da senden uzaklarda acılarını bedenimle ödemek sensizlikte yapabileceğim tek şey ne yazık ki..Bir ömür boyu mutlu olacağını bilsem, bedenimi kefenleyip varlığına serilsin bu yamalı kalbim.Çünkü ben bir şafak vakti sis duvarlarından aşıp acılara yenilmiş dudaklarına sunulmuş bir damla can suyum…

    Yokluğuna kanayan her gecede “ benden ömür uzaklıktaki yüreğinden ” kurak toprağa düşen cümlelerin ölüme mevzilenmiş namlusunda kanattım hasretini. Sen kirpiklerini gökyüzünün ince dallarında uyuturken, ayrılıklara yataklık eden bir eşkıya gibi kelimelerin namlusunda ağlattım içimdeki cocuğun gözbebeklerini . Sen benden uzaklarda susmaları oynarken ben sensizliği anlatan intihar mektuplarının harflerinde susturdum yokluğunun pas tutmuş çığlıklarını. Seni sevmenin bedeli ölümle onurlandırılmışsa sevgili; gülüşlerim kefenim, saçların darağacım olsun…Çünkü ben; ayrılık şarkılarının notalarına yaslanıp uzaklarda yarınlarım için vuslat cicekleri toplayan kadının dudaklarından söylenmiş son mutluluk cümlesiyim..

    Unutma sevgili ; benden bir ömür uzaklığa gitsen de, ben hala ilk gün ki gibi seviyorum seni. Sesini duymasam da varlığına yaslanıp dualarıma ekliyorum ıslak gözyaşlarımı. Tozlanmış hatıralarımı gözlerimin önüne getirip getirip yüreğinle bana gülümsediğin hallerini anımsıyorum. Lakin gittiğin günden beri her yağmurda hüzünler üşüşüyor bedenime. Ne zaman yağmurun bulutlarla dansına tanıklık etsem; kanla yıkanmış yaşlarım düşüyor kuru toprağın ince dudaklarına. Yaşıma,başıma aldırmadan delicesine ağlıyorum gözlerimde nem, yüreğimde sensizlik ile..Biliyorum ki; gözlerimden her akan yaş, “ bana haram “ gülüşlerine dua oluyordur. Kirpiklerimden akan her nem, senin yazgına senin acılarına kefaret ödüyordur umarım.. Ve geleceğini bilsem; umuda gebe sabahlara kurşun sıkardım. Ölmeden önce gözlerini göreceğimi bilsem; dağlarını sırtlanıp tuz basardım kanayan sancılarıma..Ah gülüm, ah hicrana gelin ettiğim yarim..Gittiğin mevsimlerden dönüp baharlarıma gülümsemeyecek misin ?

    Gittin ama gidişine hiçbir zaman pes etmedim. Yokluğunda kazılmış ayrılığın dipsiz çukurlarına düştüm. Canıma, yüreğime ilmeklediğim seni benden acımasızca söküp ipsiz uçurumlara sürdüler beni. Ezildim, itildim nemli duvarların sağır dudaklarında. Kanayıp durdum sensizliğin çatısız duraklarında. Ama pes etmedim. Gittin diye, beni “ sensiz “ bıraktığın diye senden vazgeçmedim. Gidişine yargısız ve acımasız mahkemeler kurup sevgine ayrılık hükmünü giydirmedim. Gözlerinde kanayan bir hatıra olsam da ben imkansızı sevgini hep kendi nefesim bildim. Yüreğine dokunamadığım her gece taş dibekleri yumruklayıp sensiz denizleri yakıp yıktım. Sancıyla kavrulan bedenime yosun bağlamış taşları reva gördüm. Bayatlamış bir isyanı üzerine giyinip ayrılığa bayrak açan ruhumu kalbimin ölümsüz sevdasıyla savaşlar açtım.. Meydanlarda süngüsüz kalsam da sevdanı tek silahım bildim. Ayrılıklar zafer çığlıkları atsalar da, ben seni kazandım. Biliyorum bu dünyada bize vuslat yasak.. Bize kavuşmalar hep ırak. Ama aşk bu değil midir ki; gitse de bir yudum gülüşüyle hala yürekte yaşatabilmek ?..Merak etme hüzün gözlüm; sen gitsen de ben sadece seni sevdim sevgili..Çünkü biz seninle aynı yürekle gülümseyip aynı gözle ağlayan iki imkansız yürektik kavuşmaları ölüme ertelenmiş….


    Gitmiştin; ayrılığın meteliksiz sebepleri yamalı yüreğimde, kör hançeri göğsümde ışıldarken gitmiştin. Haklıydın gitmekte.. Ben gökyüzünden düşüp gülüşlerine yağan kar tanesiydim sen ise baharların en nazlı çiceği. Yüreğine her sarıldığımda sen üşüyecektin, bedeli ödenmemiş acılarını bedenimle sardığımda yine de sen ayazlara yenik düşecektin. Oysa ben sadece senin yüreğin için gökyüzünden serpilmiştim dudaklarına. Sadece senin gülüşlerin icin serilmiştim yapraklarına. Sevdana doğmuş kar tanesi iken ben senin yapraklarında ölmeye gelmiştim. Aldığın her nefesi mutluluğum bilmişken her acın benim ölümüm olacaktı..Ben senin yüreğinde yeniden doğmaya değil, senin yapraklarında ölüme kanatlanmaya gelmiştim..Bilemedin seninle öleceğimi..Bilemedin senin yüreğinde yavaş yavaş eriyeceğimi..Gittin, yapraklarından düşüp toprağa sarıldım. Kanadı düşlerim, ezildi kelimelerim. Ben senin yüreğinde ölmeyi isterken, toprağın avuçlarında yavaş yavaş eridim. Ama hiçbir zaman ayrılığa yenilmedim ben. Çünkü ben seni sensiz yaşatacak kadar cok seviyordum. Bir gülüşüne bedenimi ölümün ayak uçlarına serecek kadar cok seviyordum seni. Çünkü; sen benim nefesimdin. Cünkü biz seninle güneşe mevzilenmiş sabahların avuçlarında vuslata gülümseyecek iki sevda tohumuyduk dallarında hep mutluluk cicekleri açacak…


    Şimdi benden uzaklarda olsan da gecenin karanlığında “ umuda gülümseyen “ o gözlerini düşlüyorum. Adını bilmediğim rüzgarlara seni anlatıyor, gökyüzümden gelip geçen turnalara seni soruyorum. Bensiz uzaklarda mutlu olduğunu duydukça bir cocuk gibi seviniyorum. Gitsen de ben hala sendeyim sevgili. Gözlerini gördüğüm ilk günden beri ben hep aynı yerdeyim. Unutma sevgili; sana göre “ hiç yaşanmamış “ , bana göre “ hiç sonlanmamış “ sevda masalının iki kahramanıydık seninle..Mavi bulutların kirpiklerinde yıkanmış cümlelerin vuslat kokan satırlarıydık biz seninle..Birbirimizi severken ne savaşlar verdik seninle..İmkansızlığı kelimelere ilmekleyip kavuşmalarımızı Ahirete erteledik. Aynı gökyüzünün altında gezinip aynı baharlara gülümsedik. Aramıza devasa yalnızlıklar örüldü. Sevdamız emeklerken bize kör uçurumlarda tek başımıza yürüme reva görüldü. Aynı baharda yaşarken ayrı çöllere düştük seninle..Aynı kirpiklerinden akan iki damla gözyaşı iken sen baharlara gelin oldun ben ise toprağın kanayan yaralarına bir dirhem tuz…

    Gülüşlerimi yüreğine takıp tüm imkansızlığa inat bir gün kavuşabilseydik seninle ; yağmura aldırmadan saatlerce dans edecektim seninle gökyüzünün şahitliğinde. Sırılsıklam olmuş tenine taze gülüşlerimin sıcaklığını serip adaklar adayacaktım her nefesine.. Yağmur sonrası gökkuşağının güzelliğini çalıp baharın taze gelinciklerini örecektim naif yüreğine..Söyle ey yar; bulutları saçlarıma indirip bir bahar günü gelecek misin gülüşlerimin sıcaklığına ? Söyle ey yüreğimi acılarına adadığım sevgili; dönecek misin yüreğimin yalnızlığına ? Eşlik edecek misin yağmurla gözyaşlarımın dansına? Şahitlik edecek misin seni “ sensiz “ yaşatmama ? Kelimelerin susmalarına üzerine örtüp ben satırlarda gittiğin güne ağıtlar yakıyor olacağım. Sensiz yaşadığım her güne gitmiş olsan da yaşadığım aşkın mutluluklarını bulutlara yazıyorum olacağım. Ve sen yazılan bu satırlardan habersiz “ bensizliğe “ uyandığında ben sana nefes alıyor olacağım… Gitsen de benden, ben hala seni seviyorum çünkü biz seninle hayat kadar yalan, ölüm kadar gerçektik..



    değerli bir kişinin kaleminden alıntıdır...

  2. #2
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,898
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    Bir Rüzgarla Başlamıştı Sana Olan Aşkım

    Bir rüzgarla başlamıştı sana olan aşkım..ve yaz yağmurlarının serinliğinde filizlenip güneşe gülücük satmıştı gözlerinin elalıgında...Ne beyaz bi atın vardı, ne de hayaller ülkesinin prensiydin.."Peki ben sende neyi sevdim?" diye sorma boşuna kendine. Ben sende imkansızlıgı sevdim,elimi uzattıgımda tutabilecek kadar yakın olmana karşın şafak vakti kızıllıgının ikametindeki ufuk kadar ulaşılmaz oluşunu sevdim. Bilmedim, tanımadım, tenine bir kere bile olsun degmedim severken. Ben sendeki uçurumdan hayata bakabilmeyi sevdim. Gözümü kapadım sevdim; açtım sevdim; ölümler tattım ozman bile sevdim. Ama sevdigim sen degildin. Ben sendeki beni aramayı sevdim. Bir kapı tokmagı yakınlıgındaki ıraklıktın benim için;gurbettin, vuslatı çok uzak olan; gurbette olan ne bendim ne de sen.. Özledigim, hayalimdeki sendin. Sen sadece benim hayallerime bir kılıftın, ela iri gözleri olan deli dolu serserimdin..

    Yıkıldım. Ama yine sevdim! Agladım imkansızlıga. Ama yine sevdim! Seni tanımadan sevmek, teninin kokusunu bilemeden kokuna hasret kalmak. Sen bilmezsin sensizligin acısını çünkü sen hiç sensiz kalmadın ki!! Halbuki ben sensizlige aşık olmuşum. Yudumladıgım zamanda gözüm kapalıyken kaçırdıgım çok şey varmış. Seni gözü kapalı sevmenin acısıymış hissedipte anlam veremedigim burukluk kalbimdeki...



    Ama anladım ki sen benim için kaldırım taşındaki çocuklugum kadar uzakmışsın. Yakaladıgım kuşun özgürlüge olan sevdası bile daha hakedilebilirmiş gökyüzünün maviliginde...


    Ugruna yapraklar harcadıgım, kalemler tükettigim, harfleri yorup cümlelerin üstüne mana agırlıgı yükledigim çocuk. Ben sana gözüm kapalı duymuşum yanılgılarımı, hasretimi, sensizligimi.. Hep hep dilimin ucundaki bir türlü söyleyemediklerim arasında sakladım "seni seviyorum"ları.. Şimdi düşünüyorum da iyi ki diyememişim, iyi ki dilimin gücü yetmemiş saklanmışlıklar sandıgını açmaya... Bilmeden bir aşk yaşadın belkide kulak çınıltıları arasında. Artık sormuyorum kendime "duysa ne der?" diye. Çünkü artık sıradanlaşmış bir yaşanmışlıksın benim için,ders alınası bir hata bile degilsin. Bundan sonra seni anan kelimeler anlamsızlıklar içinde aylak aylak dolaşıyor olacak. Bir kapısın artık; hayatımın geçmişinde kapatılan.. Gün gelir de merak edersen içerde yaşanılanları boşuna bakma paspasın altına. Anahtar orda degil;anahtarı güneşe aşık olan bir yıldıza verdim tanımadan sevmenin yalan oldugunu görsün diye..


    Hayatımın aglama duvarında sana akan gözyaşlarım yok artık elveda ..


    Elveda! Gözlerine 4 yılımı verdigim hayali prensim ..


    Elveda! Sebebinden Eros'u gücendirdigim kalp yanılgım ..
    Elveda! Adına AŞK dedigim dil sürtüşüm ..
    Elveda! Kalbimin kaza sonucu kazandıgı yarabandı ..

    ELVEDA!!



    alıntıdır.

  3. #3
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,898
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    Şehirler Uyanır Gözlerinde

    En içli duruşu kuşandığımda bedenime, önce sen sileceksin gözündeki yaşı
    Her mevsim kuş sürülerinin peşine takılacak ve ülkeler aşacağız birlikte.
    Cılız kollarımla, avuçlarımdaki umutla, şiirlerimdeki divitle sararım seni
    İpeğin rengine, atların dizginlerine, güneşin yansımalarına dokunduk gizlice.


    Heybemdeki gül tohumlarıyla dağlarına vardım sonunda. Atlas yüreğinin yamaçlarında keskin bir rüzgardır belki de türkün. Ne gözlerin, ne ellerin, ne de sözlerindir güllerini dikeceğim vadilerin. Bu eşsiz güllere can verecek, renk verecek en görkemli bahçe yalnız yüreğindir yaban gülüm.

    Sevgi pikemin derin sığlarında gülüşlerini buldum ben. Gözlerinin yağmur çisentilerinde ıslanırken, yüreğinin yeşil yapraklarına saklandım hemen. Bir resim duruşu sevdan, bir ressam ağlaması bebeğim, şimdi sergilerde. Seni sevdikçe de asla ölmeyecek kutsal sevdan.

    Doludizgin gelişlerinin fırtınasında sesin yeryüzünü çınlatmıştı, gülüşlerinin kanatlarına tutunarak arşa değmişti başım. Seni sevdikçe bir sızı iniyordu yüreğime ince ince, soluğum oluyordun ismini andıkça. Aramızda gül tomurcukları ve bir ürperti ile külümüzü döküyorduk bu anlaşılmaz yeryüzüne.

    Sana dokunduğum her an çığlıklara duruyordu hayat. Seninle günlerim sabah, seninle sevinçlerim tamah, seninle göz yaşlarım bile tohumlara duruyor, bu yeryüzü kayalığının en olmaz yerlerinde çiçeklere açıyordum. Sözcüklerindeki pırıltılarla, nakaratı tamamlanan sözlerinle, hiçbir sözümüzün üzerini çizmeden buluyorduk birbirimizi erişilmezliklerde. Bazen hiç kullanmadığımız bir mısrada, bazen önümüzde bize gülümseyen tas tas çorbalarda açlığımızı geçiştiriyorduk.

    Cılızdı kollarım, avuçlarımın içinde bir umut, içine kahır düşen şiirlerimdeki divitle okşuyordum saçlarını. Yollar denizdi, mırıltılı bir sözcüktü söyleyemediklerimiz. Gecenin saçaklarına her tutunduğumuzda yalnızlığımızın ellerinden tutuyor, asla sıyrılamadığımız düşlerin kollarında yuvarlanıyorduk. Aşk’ın Venüs’ü bizi ararken oyunlara doymamış kirli ellerimizi saklıyor, evrenden topladığımız sözcükleri birbirimizle değiş tokuş ediyorduk.

    Dilediğim tek şey, güzelliğinin meze olmasıydı meyime. Tıka basa doygun kalkarken sofradan bizi izleyenler, biz aç kalkıyorduk aşk sofrasından. İpeğin rengine, şahlanan atların dizginlerine, güneşin yansımalarına dokunuyorduk gizlice ve gökyüzünde çılgın danslar yapıyorduk uçarı. Bulutlar silkelendikçe, kafesimizdeki kuşları özgür mavilere salıyor, sonsuz ömür yaşanacak bir yerkürede hızla akan zamana meydan okuyorduk.

    Şehrimiz kuşatmalardaydı oysa. Kararlı direnişlerimize mancınıklar yağıyor, göğsümüze gerilmiş oklara kılıç bakışlar atıyorduk. Toprağa dizilmiş cesetlerimize ağıt, şövalye ruhumuzda kanlı bir şahit, devrilmiş burçlarımızda tekrar dikilen bir yapıt oluyorduk. Direndikçe bir sevdaya ekmeğimizi çaya batırıyor, gülücüklerimizle oluşan kırışıklıkları sayıyorduk yüzümüzdeki. Yüreğimiz damar damar atarken biz sıralı kitaplar içinde birbirimizi arıyorduk.

    Sıktıkça parmaklarımı omuzlarına devrilir, onca gürültü arasında sesinin mırıltılarını dinlerdim. Bu ağrı kesici sözcüklerinin nikotin sarmalında ordular yürürdü üzerime. Sesinle yıkanmaktan, canıma can katan gülüşlerine tutunmam da bundandı işte. Lime lime olduğum bir panayır dönüşlerinde ıhlamur çağrıları yapardı yüreğin yüreğime. Öyle gümbürderdi ki yüreğimiz, bize kalsa o an korkularımız biterdi.

    En içli duruşu kuşandığımda bedenime önce sen sileceksin gözündeki yaşı. Gökyüzüne, ağaçlara ve kuşlara bakmasını bilmeyen bu insan kalabalığında kafesini zorlayan ozan yüreğimizle ve deniz gözlerimizle kimsenin bilmediği yazıtlar indireceğiz her dem göklerden. Her mevsim kuş sürülerinin peşine takılacak ülkeler aşacağız birlikte. Az gidip-uz varılan bir sevgi imparatorluğunun sevda göletlerinde yıkanacağız korkusuzca. Yürekleri yanmalara dayanamayan, hokkasında mürekkebi kalmayan bu yalnızlar kütüphanesinde biz bulutları kızdırmadan ıslanmalara duracağız.

    Şimdi, alnında parıldayan yıldızlara bir öpüş de ben kondurdum işte. Çayına üç şeker atıp karıştır sevincini. Sana baktıkça şehirler uyanır gözlerinde ve bilmezsin beni nasıl keyiflendirdiğini. Herkesin aklından geçirdiği kadar hayal kurduğu bu liman meyhanesinde kolay bulmadım ben seni. Yangınımsın sen benim, içimde şehirler yansa da şikayet etmem. Toprağım oldun benim, kürek kürek alsalar da özümden feryat etmem. Sen benim mavi gökyüzüm, ışığımsın sensiz bu sahipsiz ülkeye hükümdar olsam da asla istemem.


    Alıntıdır...!!!

  4. #4
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,898
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    Dostların Aşkı

    Fırtınalı bir hayatın ortasında birleştik. Sen, kendine yakın bulduğun insanların sana yaptığı hatalardan şikayet ediyordun, bense uzun yıllar acısını çektiğim bir aşkın yaralarını sarmaya çalışıyordum.
    İyi birer dosttuk, her şeyi paylaşır olmuştuk. Bu yakınlaşmamızın kısa bir sürede olmasına rağmen zamanım öyle tatlı, öyle güzle geçiyordu ki ben içimdeki kıpırdanmalardan habersizdim.
    Sanki rüyadaydım, gözlerimi açtığımda dostluğun yerini aşk almıştı. Kendimi tutamamıştım işte. Duygularıma hakim olamamıştım. Sen benim aşkım, bense senin dostundum artık. Sana aşık olduğumdan habersizdin. İçimdeki volkan öyle taşmıştı ki patlamak için sabırsızlanıyordu.

    Sonunda o gün gelip çatmıştı. Bütün duygularımı bütün hislerimi açıklamıştım ben sana. Sense bana sadece şaşkın bir ifadeyle bunların yalan ve şakadan ibaret olması için yalvarmıştın.
    Bende sana bunların ne şaka ne de yalan olduğunu üstüne basa basa vurgulamıştım. İçim rahatlamıştı. Çünkü bir insana "seni seviyorum" demek kolay bir iş değildi. Yürek isterdi. Ben bu işi becerememiştim ama sonucuna da katlanmak elimde değildi. Çünkü asıl olan benim için bugündü ve ben bugün sana söylemem gereken şeyleri yarına bırakmamıştım. Yarın böyle bir fırsatın elime geçeceğini düşünerek bütün her şeyi açıklamıştım.

    Dünya fani her an her şey olabilir bizim dünyamızda... Şimdi içim çok rahat ama bir o kadar da huzursuzum. Çünkü bunları sana anlatınca suçlu ben oldum. Şimdi o eski günleri arıyorum, hiç sebepsiz, ani ayrılışın şokunu üzerimden atamamamın sonucundandır. Ve zaman eskiden öyle güzel öyle tatlı geçerken şimdilerde, bin bir azap bin bir acıyla geçiyor.

    O günün üstünden çok zaman geçti. Şimdi ben senden benim olmanı değil bana biraz hak vermeni istiyorum. Bana duyduğun nefreti duygularımın üstünden çekmen için yalvarıyorum. Bana ne kadar kızsan ne kadar nefret etsen de ben seni yine de seviyorum. Duydun değil mi? Seni seviyorum...


    Alıntıdır...!!!

  5. #5
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,898
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    Sensizliğe Son Şarkı

    Hiç inanmamıştım aşkım, hem de hiçbir zaman inanmamıştım. Beni kendime düşman edip kalbimin bir yarsını söküp alıp gideceğine... Benden başka herkes biliyordu oysa, senin günün birinde beni yarı yolda bırakıp gideceğini.
    Şu kahrolası dünyada bir ben vardım zaten sana inanan, güvenen, seven ve her zaman her şartta destek olan. Ama sen sana inanmayanları haklı çıkardın ve beni terk ettin.
    Seninle birlikte kurduğum dünyayı yerle bir edip gitmene ne sebep oldu bilmiyorum. Ben yalnızca sana aşık değildim sen benim en iyi dostumdun. Neler yapacaksam danışırdık birbirimize, hayatımızı paylaşırdık. Ağlamaktan korkmazdım. Biliyordum ki ağladığımda sen yanımda olup göz yaşlarımı silerdin. Artık ağlamıyorum bile. Seninle ilgili her hatıra acıtıyor yüreğimi. Gecen gün markette senin o çok sevdiğin acı biberlerden alacaktım . birden aklıma geldin ve ben boğulacağımı sandım. Tıkandım. Nefes alamadım. Ağlayamadım. Patates böreği yemiyorum. Ebru Gündeş’i dinlemiyorum. Bütün resimlerimizi kaldırdım. Kimsenin senin hakkında konuşmasına izin vermiyorum. Ve günde bir paket sigara içiyorum. Hayatta en nefret ettiğin şeyi yapıyorum yani. Artık uzun yıllar yaşamanın pek anlamı yok öyle değil mi?Ne için yaşayacağım ki!
    Seninle birlikte hayallerimi de kaybettim ben.Tek katlı bahçeli ve bahçesinde köpekleri olan bir evim olmayacak artık. Domates, biber, sebze yetiştirmeyi de öğrenemeyeceğim. salonumuzun tavanını balıkçı ağıyla süsleyemeyeceğiz.Sana sürpriz yapacaktım,yatak odamızın duvarlarını sana yazdığım aşk mektuplarıyla ve en güzel fotoğraflarımızla süsleyecektim. Bütün hayallerime evime çocuklarımıza, mutlu geleceğimize emin olduğum geleceğimize veda etmek kolay mı olacak sanıyorsun. Seni aramıyorum diye, bu kez peşinden gelmedim diye unuttuğumu zannetme. Her zamankinden daha çok seviyorum seni. Şu an şu saniye uğrunda ölebilecek kadar çok seviyorum. Öfkem de aşkımda dinmek bilmiyor.

    Senden sonra ben nasıl yaşarım bilmiyorum, ama senin hep mutlu olmanı isterim. Birlikte geçirdiğimiz yıllar içinde seninle yaşadığım her an özeldi, her anı doyasıya yaşadım. Beni çok mutlu ettin. Zaman içinde kızgınlığım geçince seni hep o güzel günlerimizdeki hatıralarla anacağım. Yıllar sonra ben eğer aklına gelirsem bil ki pencerenin önünde en sevdiğin şarkıyı mırıldanıyorumdur yıldızlara “Dün akşam yine benim yollarıma bakmışsın...”

    Alıntıdır...!!!

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Şİmdİye Kadar Bu Kadar MuhteŞem Bİr Resİm GÖrmedİĞİnİzİ İddİa Edİyorum
    2003 - 2004 Konuları bölümünde monhaml tarafından açılmış
    Yanıt: 71
    Son Mesaj: 16.01.08, 02:49

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •