Türkiye ekonomisi hızla krizin eşiğine yönelmekte…
Biz bu krizi yaklaşık bir yıldır dillendiriyoruz. “Aman Dikkat” diyoruz. Ama bu günlere kadar bunu anlayan olmadı. Bir kısım insanımız siyasi gözlükleri kendilerini kör ettiği için görmedi, bir kısım insanımız kredi borçları ile cebelleştiği için göremedi, bir kısım ise ortaya çıkacak olan krizden nemalandığı için görmek istemedi. Hatta diğer insanların görmesini engelledi.
Hükümeti oynayan figüran heyet insanların gözlerini boyadı. “Ekonomi iyi yolda, aman kimse taş koymaya kalkmasın” dedi. “Durmak yok yola devam” dedi. İnsanlarımız ne olduğunu anlayamadı.
Şimdi ise Hükümet iyice kendini gösteren krizin sorumlusunun Yargı olduğunu iddia ediyor. Bu ise KÜLLÜM YALAN… Halkını kandırmaya, Yalan söylemeye alışanlar suçlarının vebalini her zamanki gibi masumlara yüklemeye çalışıyorlar. Gerçi AKP Hükümetinin bakanlarından birisi geçen gün açıklama yapmış. Sayın Bakan (Kürşat Tüzmen) diyor ki, “efendim enflasyon hedefinde %100 e yakın bir yanılmamız mevcut” Var mı böyle bir şey. %10 değil, %15 değil. %100 lük bir yanılma… Merak ediyorum bu yanılmamıdır, delalet midir yoksa hıyanet midir?
Aşağıda vereceğim rakamlar 2002-2007 tarihleri arasına aittir. Devlet İstatistik Kurumu kaynaklıdır. İsteyen kuruma sorabilir. Öncelikle CARİ İŞLEMLER AÇIĞIMIZA BAKALIM. Öncelikle Cari açık nedir bunu kısaca anlatalım, Yabancılara sattığımız mal ve hizmetler karşılığında kazandığımız döviz tutarı, yabancılardan aldığımız mal ve hizmetler karşılığında ödediğimiz döviz tutarından az ise cari açığımız var demektir. Cari dengesi açık veren ülke, bu açığı finanse edebilmek için dışarıdan finansman arar. Yani yabancılarla olan alışverişinde kendi aleyhine, yabancılar lehine oluşan açığı yabancılara finanse ettirmeye çalışır. Yani Cari Açık büyükse ekonomi çok sıkıntılı demektir. Peki 2002 tarihindeki Cari açığımız ne kadar dı? 1,5 Milyar Dolar. AKP hükümeti sürekli ekonomi iyi diyordu ya merak ettik ve ,statistiklere baktık. 2007 itibariyle Cari Açığımız: 38 Milyar Dolar… Aslında başka söze gerek yok. Hesap ortada. AKP hükümetleri döneminde Cari açığımız yaklaşık 25 kat artmış. Yani ekonomimiz 25 kat batmış…
Başka bir parametreye bakalım. Borç Stoklarımız. Yani iç borcumuz ve dış borcumuz. Herhalde borç ne demek bilmeyen yoktur. Zira AKP hükümetinin ekonomi politikaları sayesinde Bankalara borçlu olmayan herhalde yok denecek kadar azdır. Gelelim rakamlara…
İç borcumuz 2002 yılında 149,9 Milyar dolarken bu borç 2007 de 255,3 milyar dolara çıktı. Dış borcumuz ise 129,7 Milyar Dolarken, 237,3 Milyar Dolara çıktı. Ekonomi iyi olsaydı bu borç ödenir, yani AZALIRDI. Hâlbuki borç arttı. AKP hükümeti artan borç oranını iyi gördü herhalde. Artıyorya, neyin arttığı önemli değil. Nasıl olsa AKP ye göre Türk Milleti *****, Geri Zekâlı bir millet. AKP milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Zira verdiğimiz rakamlara göre iç borcumuz %70, dış borcumuz %83 artmış. Özel sektörün borcu ise %235 artmış. Özel sektörden hükümete de, fabrikalar borç yaptıysa kim ne diyebilir şeklinde bir düşünceye sahip olabilirsiniz. Bu Hükümetin döviz kurlarıyla alakalı başarısız kur politikasının neticesidir.
Gelelim Hükümetimizin Dış Ticaret Açığına. Hani hükümetimizin sevgili bakanları AFRİKA İLE TİCARET YAPACAĞIZ diye milleti kandırmaya çalışıyor ya, AKP nin Arap ve Afrika sevdası bakın Türk Milletine kaça mal oldu. Ama öncelikle Dış Ticaret açığı nedir bunu anlatmamız lazım. İthalatın ihracattan fazla olması halinde ülkede Dış Ticaret açığı olur. Yani üretim yok, ama tüketim için sürekli dışarıdan mal alınıyor. Hepimizin bildiği gibi üretimi olmayan bir ülke ekonomik olarak batar. Düşünün ülkede insanların çalışacağı fabrikalar olmazsa insanlar nereden para kazanacaklar ki harcama yapsınlar. Yani Dış Ticaret açığı büyükse işsiz sayısında artış var demektir. 2002 yılında 15,5 Milyar Dolar olan Dış Ticaret açığımız ekonominin Dümenine AKP geçtikten sonra 63 Milyar Dolara ulaşmış.
AKP hükümetinin başka bi yalanı ise “Hızla büyüyoruz” yalanıdır. Mesela 2002 de büyüme hızımız %7,9 iken 2004 tarihinde bu durum %9,9 a kadar çıkmış. Fakat AKP ekonomi programını değiştirince karşımıza çıkan tablo çok hazin... 2007 tarihi itibariyle %2,2 lik bir büyüme hızı. Evet kısmi bir büyüme var ama Türkiye’nin büyüme hızının önüne adı AKP olan bir takoz sıkışmış. Bu takoz büyüme hızımızı kesti…
Birde şuna bakalım. AKP nin ülkemiz ekonomisini hızla uçuruma sürüklemesindeki ortaklarına. Yani Yabancı Sermayeli şirketlerin oranına… 2002 yılında 495 yabancı sermayeli firma Türkiye’de varken 2007 yılında 3677 yabacı sermayeli firma bulunmakta. Şimdi AKP liler diyecek ki “bak ne güzel ekonomi iyi ki yabancı yatırımcı ülkemize yöneliyor”. Hayır kazın ayağı hiç de AKP nin söylediği gibi değil. Çünkü Ticaretde “Kâr Transferi” denen bir olgu var. Yani firma kârını bulunduğu ülkeye bırakmıyor. Kendi ülkesine transfer ediyor. Bakalım Kâr transfer oranlarına. 2002 de bu transfer 401 milyon dolar iken 2007 de bu oran 2005 milyon dolara çıkmış. Yani yabancı kaynaklı firmalar Kârlarının zerresini dahi bu ülkeye bırakmıyor.
Yine AKP liler diyecek ki “çalışanları yurt dışından getirmiyorlarya bu adamlar. Türk İnsanını çalıştırıyorlar”. Bu da tamamiyle yalan olan bir söylem. Üstelik sadece yalan değil, aynı zamanda söyleyenin Cehaletini ortaya çıkartan bir söylem. Zira AKP aracılığıyla ülkemize giren yabancı kaynaklı firmaların sadece %13 ü personel çalıştırıyor ve üretim yapıyor. Yabancı kaynaklı firmaların büyük bir kısmı ya Toptancılık yapıyor, yada Emlakçılık. Bu sektörlerde çalışan personel sayısının azlığını herkes biliyordur herhalde.
Gelelim ekonominin can damarına. Yani BORSA ya…
Borsa ilginç bir kurum. Kimin parası çoksa borsayı o yönetiyor. Bu da borsayı yöneten ülke ekonomisini yönetiyor anlamına geliyor. Borsa’daki yabancı sermayeli Sıcak para 2002 yılında 6,6 milyar dolardı. O dönemde yaşanan ekonomik kriz yabancı sermayenin bu 6,6 milyar doların büyük bir kısmını aynı anda borsadan çekmesiyle olmuştu. Zannediyorum bunu herkes hatırlar. 57. Hükümetin sonu olan krizin kaynağı buydu: 6,6 milyar dolar. Peki; şimdi borsamızda ne kadar yabancı sermayeli sıcak para var biliyor musunuz? Tam 107 milyar dolar… Kaç hükümet yıkar siz hesaplayın. Peki borsamızı yabancı sermaye işgaline uğratan ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyetini yabancı sermayeye peşkeş çeken kim?? AKP hükümeti…
Birde milletimize bakalım. Halkımızın ekonomisi ne durumda? AKP nin devletin ekonomisinin içine ettiğini anlamayan kalmamıştır herhalde. Şimid AKP nin kendisine oy veren bu insanları ne hale getirdiğine bakalım. En bariz örnek Kredi Kartı Borçları… Türk Halkının 2002 de 4 milyar dolar kredi kartı borcu varmış… bu borç oranı AKP hükümeti döneminde %542 artarak 25,7 milyar dolara yükselmiş. Yani milletin parası olmadığı için yüklenmiş kredi kartına…
Esnafın hali berbat. Bakınız 2002 yılnda protesto edilen senet sayısı 498748 iken bu rakam 2007 de 1470758 olmuş. Başka bir dille anlatalım. 2002 yıl itibariyle protesto edilen senet tutarı 816 milyon dolar. 2007 de bu rakam 5732 milyon dolara fırlamış. Karşılıksız Çek sayısı 2002 tarihinde 742968 imiş. 2007 de bu rakam 1324664 e fırlamış…
Ekonomi iyi olsa insanlar borçlarını ödemez mi…
Demek ki AKP YALAN SÖYLÜYOR…
kaynak
AKP hükümetinin yalanlarına bakın
hala daha akp hükümeti ekonomiyi büyüttü diyorsanız ya aklınızdan zorunuz vadır yada siz zaten akp sinizdir


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla