Türban, senato derken Başbakan Yardımcısı Çiçek’in de resmen ifadesiyle sivil anayasa yeniden gündemde. Çıkış yolu arayışında ortaya atılan formülleri eski TBMM Başkanı Cindoruk, Prof. Sancar, Prof. Kabaoğlu ve Prof. Oran’a sorduk.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 02:17 TSİ 10 Haziran 2008 Salı

İSTANBUL - Anayasa Mahkemesi’nin türbanla ilgili kararı “yargının yasamayı gasp etmesi” şeklinde yorumlandı ve çıkış yolu olarak önerilenler arasında sürpriz olanı TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın senato önerisi oldu. Ancak öneri tersine yankı yarattı ve sivil anayasa yeniden gündeme girdi. Anayasa hukukçusu ve siyaset bilimciler, senato formülünün 12 Eylül öncesindeki yapısı değiştirilerek düşünülebileceğini, ancak çözüm için yeni bir anayasa gerektiğini savunuyor. Prof. İbrahim Kaboğlu, 7 sivil toplum örgütü adına, içinde senato seçeneğinin de yer aldığı sivil-demokratik bir anayasa raporu hazırladıklarını açıklarken, “Yeni anayasa Türkiye’yi de, AK Parti’yi de kurtarır” diyor.

Sivil anayasa fikri geçen yıl AK Parti tarafından gündeme getirilmiş, Başbakan’ın isteği üzerine Prof. Ergun Özbudun başkanlığındaki bilim ekibi bir taslak hazırlamış, basına sızan ve her kesimde yankı bulan taslak sert tartışmalara yol açınca, AK Parti “Taslağa son şeklini biz vereceğiz” açıklaması yapmış, Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat başkanlığındaki ekip çalışmalara başlamıştı.

BEKLENEN ÇARŞAMBA GELMEDİ
AK Parti’nin taslakta yaptığı değişiklikler merakla beklenirken, Sapanca’da üç gün süren toplantının ardından, 16 Eylül 2007 tarihinde bir açıklama yapan Fırat, çalışmaları tamamladıklarını bildirmiş, “Özgür bir anayasa yapmaya çalıştık. Çarşamba günü Merkez Yürütme Kurulu’na sunarız. Sonra da önümüzdeki hafta içinde Başbakan ya da ben basın toplantısı düzenleyerek taslağı kamuoyuna açıklarız” demişti.

Ancak beklenen çarşamba gelmedi. Ocak ayında Başbakan’ın “Velev ki türban siyasi simge olsun...” diye başlayan sözü üzerine yeni bir süreç başlayınca da, MHP’nin desteğiyle üniversitede türban serbestisi sağlamak amacıyla Anayasa’da 2 maddelik değişiklik yapılmış, sivil anayasa rafa kaldırılmıştı.

Anayasa Mahkemesi’nin türbanla ilgili anayasa değişikliğini iptal etmesi üzerine önce TBMM Başkanı Toptan ortaya “Senato” formülünü attı. Ancak önce muhalefet, hem TBMM Başkanı’nın tarafsızlık ilkesini ihlal ettiği, AK Parti’nin yanında yer aldığı hem de senatonun işleri yavaşlatacağı gerekçesiyle reddetti, ardından da beklenenin aksine AK Parti’liler reddetti. Nihayet dün de, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek hükümet adına açıklama yaparak “Senato ne hükümet, ne de AK Partisi olarak gündemimizde. TBMM’nin yetkisine müdahale edilmiştir ve önce bu konu TBMM’de tartışılmalıdır” dedi. Çiçek bir soru üzerine ise, yeni anayasanın gündemde olduğunu söyledi ve yeni anayasa krizden çıkış önerisi olarak resmen gündeme girdi.

SENATO NE YAPACAK?
ABD’de Senato ve Temsilciler Meclisi, İngiltere’de Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası gibi örnekleri olan, Avrupa ülkelerinin çoğunda görülen ‘çift meclis’ sistemi, Türkiye’de de iki darbe arasında 20 yıl süreyle uygulandı. 1961 anayasası ile getirilen sistemde TBMM, Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Senatoya genel oyla 150, Cumhurbaşkanı tarafından da 15 (kontenjan) senatör seçiliyor; Milli Birlik Komitesi üyeleri ve eski cumhurbaşkanları ise tabii senatör oluyordu. Millet Meclisi çıkardığı yasaları Senato’ya gönderiyor; Senato onaylıyor ya da değiştirilmesini istiyordu. Milletvekili seçilmek için okur-yazar olmak yeterliyken, senatör olabilmek için yüksek eğitim gerekiyordu. 1960 darbesinden sonra 1961 anayasası ile getirilen uygulama, 12 Eylül darbesinden sonra 1982 Anayasası hazırlanırken “yasama faaliyetlerini yavaşlattığı” gerekçesiyle kaldırıldı.

NTVMSNBC senatonun uygulanabilirliğini, çözüm olup olmayacağını ve yeni-sivil anayasa teklifini eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk ile Ankara Hukuk Fakültesi’nden Prof. Mithat Sancar, Marmara Hukuk Fakültesi’nden Prof. İbrahim Kaboğlu ile siyaset bilimci Prof. Baskın Oran’a sordu. Yanıtları şöyle:

Hüsamettin Cindoruk:
ANAYASA MAHKEMESİ DE ŞİKAYETÇİ

Geniş bir Anayasa değişikliği paketi çerçevesinde senato da düşünülbilir. Ancak sadece senato oluşturmaya yönelik bir anayasa değişikliği yanlış olur. Eski senato organizasyonuna benzemeyen, daha demokratik, seçimle gelmiş bir senato çözüm olabilir. Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin de bir konuşmasında Anayasa Mahkemesi’nin senato görevi yapmak zorunda kaldığından şikayet etmişti. Bu görüş aynı zamanda bir kurulun ihtiyacını gösteriyor, Anayasa Mahkemesi’nin bir tespitini gösteriyor. Son karar da gösteriyor ki böyle bir ihtiyaç var. Anayasa Mahkemesi çok sayıda karar verir hale geldi. Yoğunluğu arttı; sanki yasama organıyla karşı karşıyaymış gibi düşünülüyor. Bu nedenle bir senato fikrinde yarar görüyorum.

KANUN YAPMAK KOLAY OLMAMALI
Senatonun yasama faaliyetini yavaşlatacağı eleştirilerine katılmıyorum. Geçmişte 23 tane tabii senatör, 15 de kontenjan senatörü vardı. Bu, çalışmaları zorlaştırıyordu, senato parlamentosunda olması gereken dengeler bozuluyordu. Yeniden bu sisteme geçilirse tamamen seçimle gelen, siyasi partiler bünyesinde kurulan bir senato oluşturulması gerekir. Ve o senato parlamentodan çıkan yanlışları inceler, anayasaya aykırılık iddialarını inceler, düzeltir. Bir kanunun başarısı hızlı çıkması değildir. En iyi kanun en iyi incelenen, en fazla pişen kanundur. Gelişmiş ülkelerde kanun değiştirmek kolay bir şey değildir. Bilhassa İskandinav ülkelerinde 2-3 yılda bir çıkan kanunlar var. İşleyiş mekanizmasını çabuklaştırıcı önlemler alınabilir elbette. Dünyada senato çok yaygın bir uygulama. Olmayan Batı Avrupa ülkesi yok gibi. Her yerde bir ikinci kamara var.

ÇÖZÜM GENİŞ ÇAPLI ANAYASADA
Senatonun oluşturulması anayasada bir-iki maddeyi değiştirmekle olmaz. Meclis’le irtibatın sağlanması gibi pek çok yapılanmaya, çok ciddi bir sürece ihtiyaç var. Anayasa Mahkemesi’ne yeni bir işlev vermek gerekiyor. Bugünkü iktidar bunu yapabilir mi? İki maddede yapılan değişiklik görüyorsunuz sıkıntılar yarattı, tek başına iktidar partisinin anayasa yapmasının zorluğu ortaya çıktı. Uzlaşmaya açık, parlamentonun kendi içinde partiler arası bir anayasa hazırlığı yapmasını faydalı görüyorum. Ben 1992-93 senesinde bunu yaptım. 95’te çok güzel sonuç aldım. Çok faydasını gördüm. O zaman parlamentoda 7 parti vardı. Bu 7 partinin katılımıyla pek çok anayasa değişikliği yaptık. Bu çözüm geniş çaplı bir anayasa değişikliği ben buna yenilenen bir anayasa diyorum, bu şekilde sağlanabilir.

Prof. Mithat Sancar:
SENATO TEK BAŞINA YETMEZ

Senato önerisi bu soruna çözüm olamaz. Daha önce denenmiş, belli faydaları görülmüş ancak pek çok noktada işlevsiz olduğu ortaya çıkmış bir kurum. Ayrıca burada anayasal bir sistem sorunuyla karşı karşıyayız. Öyle parçalı önerilerle sorunu aşmak bana pek mümkün görünmüyor. İşin bir yanına yönelik bir öneriyle, bir tepkiyle çıkış yolu bulmak da pek mümkün görünmüyor. Senato önerisini bu çerçevede değerlendiriyorum; başka kurumsal tedbirlerle düzenlemeler olmadan gündeme getirilmesini anlamlı bulmuyorum. Kapsamlı yeni bir parlamenter sistemle ortaya çıkılırsa belki o çerçevede -hangi yapıda olacağı da belirlenerek- ele alınması doğru olabilir. Sonuç olarak senato önermek yeterli ve anlamlı değil. Meclis Başkanı’nın aklında nasıl bir senato var ona dair bir açıklama görmüyoruz.

YENİ ANAYASA YENİDEN BAŞLAMALI
Bu tıkanıklığa yönelik olarak (mutlak bir çare olup olmadığı tartışmasını bir yana bırakarak söylüyorum) demokratik, çoğulcu, özgürlükçü bir yeni anayasa tartışması, bundan önceki kısır taktiksel anayasa çalışmalarından farklı olarak yeniden gündeme gelebilir. Anayasal sistemi ve anayasayı demokratik çoğulcu esaslara göre yeniden kuracak bir çalışma sürecinin başlaması gerekiyor. Sivil anayasa tartışmalarında olduğu gibi bu işi taktik arayışların ucuz bir unsuru haline getirmemek gerekiyor.

AK PARTİ UMUTLARI YOK ETTİ
Doğrusu hükümet bu süreçte hiç de iyi bir sınav vermedi. Sivil anayasaya bağlanan umutları bile o ucuz taktikler nedeniyle belli ölçülerde yok etti. Kapsamlı bir çözüm şansını kendi elleriyle tahrip ettiler. Bu noktada demokrasi yönünde dersler çıkarmak gerek. Türkiye’de tüm bu sorunların kısa vadede değilse de, orta ve uzun vadede çözümünün kapsamlı bir demokrasi programı içeren bir anayasa tartışmasından çıkacağını düşünüyorum. Anayasa Mahkemesi’nin kararını kimse anayasa hukuku ve metodolojisine göre meşrulaştıramaz. Ortada çok açık bir zorlama var. Anayasa hükümlerinden böyle bir sonuç çıkabileceğini iddia edenlerin buna inandıklarını sanmıyorum. Çok açık bir aykırılık var. Bu noktada yeni, demokratik, çoğulcu anayasa programı hedefleyen bir sürecin başlaması gerektiğini düşünüyorum.

Prof. Baskın Oran:
DARBEYİ YARGIÇLARA YAPTIRDILAR

Ben senato konusunda hiç düşünmedim. Şu anda bana çok önemli gibi gelmiyor. Önemli olan husus 1961 yılında sistemin kilitlenmesini çözmek için kurulmuş olan Anayasa Mahkemesi’nin şu anda sistemi kilitlemiş olmasıdır. Benim için önemli husus budur. Bu tıkanıklıktan çıkış yolunu kısa vadede göremiyorum. Daha orta vadede ancak sistem kendini toparlayabilir. Önemli olan askerlerin Türkiye’de darbe yapamayacak hale gelmesidir. Bu bizim için mükemmel bir sevinç vesilesidir. Yapabilecek olsalar şimdiye kadar bin kere yapar ve de yargıçlara yaptırmazlardı. Bu bizim için bir sevinç vesilesidir. Bu sağlandıktan sonra sistem orta vadede kendini toparlar ama Anayasa Mahkemesi’nin vurduğu darbe çok sıkı bir darbedir sisteme...

BU KORKU ATMOSFERİNDE OLMAZ
Yeni anayasa tartışmalarına gelince, şu anda yeni bir anayasa yapılırsa bu 82 anayasasının kopyası olacaktır. AKP’nin büyük hatalarından biri de yolun üzerindeki kayaları temizlemeden bir yeni anayasa yapmaya teşebbüs etmesidir. 301, 215, 218, 315, 216’ncı maddeler gibi kaya parçalarını temizlemeden anayasa filan yapılmaz. Yani demokratik ortam getirilmeden anayasa yapılmaz. Anayasa Mahkemesi’nin bu ikinci 367 kararını çıkarmasıyla gördük ki Türkiye’de müthiş bir korku atmosferi hakim ve bu atmosferde yeni bir anayasa filan yapılmaz. Yaparsanız, iki yıl sonra değiştirmeye kalktığınızda “İki yıl önce yaptık, ne değiştirmesi derler.” Yani yapılamaz şu anda.

GERÇEK BİR ANAYASAYA İHTİYAÇ VAR
Yaşanan süreç yeni ve gerçek bir anayasaya ne kadar ihtiyaç olduğunu gösteriyor. AKP’yi bu konularda çok beceriksiz buluyorum. Çok hata yapıyor. Esas olayların üzerine gitmiyor. Türbanı Türkiye’nin tek demokratik sorunu olarak takdim ediyor. Türban meselesini bahsettiğim kaya parçalarını temizleyecek bir demokrasi paketiyle birlikte getirseydi, kim karşı çıkabilirdi?

Prof. İbrahim Kaboğlu:
NİSAN’DA SENATO RAPORU VERDİK

Senato konusunu “Demokratik, Sosyal, Eşitlikçi bir Anayasa için Girişim ve Temel İlkeler Raporu”nda işledik. Bu raporu DİSK, KESK, Türk Tabibler Birliği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği gibi 7 meslek örgütü için hazırladık. Raporu Nisan ortalarında teslim ettik, ama araya 1 Mayıs olayları ve Sosyal Güvenlik Kanunu tartışmaları girdiği için henüz açıklanmadı. Burada senatoyu ilk kez bu kadar karşılaştırmalı bir yaklaşımla, gerekçesiyle, hangi ilkelerle oluşacağı yönleriyle tartıştık. Türkiye’de senatonun kurulmasını yeni bir anayasada öngörülecek yeni kurumlar listesinde önerdik. Yararlı ve gerekli olduğunu savunduk. Hem bir fren ve denge vesilesi hem de yasaların nitelikli çıkmasını, demokratik temsili sağlayacağını düşünüyoruz

ESKİ SENATO DENEYİMİNDEN DERS ALINMALI
Tabii Türkiye’de önceki senato deneyiminden de ders alınarak yeniden yapılandırmalı. Daha önce zaafı görülen ve hataların ışığında, aynısı yapılmadan yeni düzenlemelere gidilmeli. Örneğin yasama faaliyetinde süre kaydı olması, senatör seçiminde antidemokratik yollara gidilmemesi, senatörlerin milletvekilleriyle aynı anda seçilmemesi gibi yeni kurallar getirilmeli. Bu bakımdan senato, hem yasamanın faaliyetleri için (özellikle de tek başına çoğunluğu elinde bulunduran ve parti liderinin bir işaretiyle yasa oylayan Meclis’in dengelenmesi açısından) hem de ortaya çıkacak yasanın daha serinkanlı bir biçimde görüşülmesi için fayda sağlayacaktır.

YENİ ANAYASA HERKESİ KURTARIR
Senato uygulaması, kesinlikle anayasa değişiliğiyle gündeme getirilemez. Zaten bu kısmi değişiklikler Türkiye’yi uçurumun kenarına getirdi. Kısmi değişiklik yapmamak gerekir. Gerçekten demokratikleşme istiyorsak, hukuk devleti istiyorsak yeni bir anayasa için harekete geçmek gerek. Ancak yeni anayasa koşulları bugün için mevcut değil. Öncelikle siyasal bakımdan gerilimden uzaklaşmak, toplumsal ve siyasal barış dönemine girmek lazım. Ondan sonra bir partinin tekelinde olmayan, bütün tarafların katılımıyla ve Meclis’in yanında anayasayı hazırlamak amacıyla ayrı bir Kurucu Meclis’le yeni anayasa hazırlanmalıdır. Kurucu Meclis seçim yoluyla ortaya çıkmalıdır ve yalnızca yeni anayasayı hazırlamakla görevli olmalıdır. TBMM de bu arada Meclis faaaliyetini yürütmelidir. Şu anki iktidarı bu yönde gereken istekte göremiyorum. Ancak eğer demokratik hukuk devletinde samimi iseler, o zaman bu yönde samimi bir adım atmalılar. Bu aslında sadece Türkiye için değil, kendileri için de kurtarıcı olabilir.

Kaynak: Çıkış için yeni anayasa yeniden gündemde

Rejimi değiştirmek için çalışmalara son hız devam ediliyor. Özal Hükümeti gibi bildiğini okuyarak ülkeyi yönetecek bir oluşum hazırlanmak isteniyor. Başlıca silah da din bezirganlığı ve din simsarlığıdır.