• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
33 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5

    Neden bazı hadisler çelişkilidir..?? Allah Resulunde çelişki aramak hüsrandır

    Kardeşlerim bir çok yerde bu soruyu duydum ve bazı kişilerin bunları dayanak noktası olarak islama hucumları elbette bizi üzmüştür bu yuzden dilimin döndüğü kadar hazırladıgım bu yazıyı sizinle paylaşmak istedim umarım yardımcı olurum (tabikide öğrenmek isteyenlere)

    Neden bazı hadisler çelişkilidir..??

    Öncelikle biz ehli sünnet iman ederiz ki Resulullah hak peygamberdir ve hadislerinde ise zahiren yani görünüşte çelişki varsa da hakikatte yoktur.bunu inşALLAH açıklamaya çalışacağız.

    ALLAH ayette demiş ki:

    ALLAH dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. (Nahl 93)


    Burada tek "ümmet" kelimesinden kasıt "tek bir topluluk" hatta "aynı dili konuşan bir tek cemaat". diyede niteleyenler vardır.

    Bu ayetten anlaşılacağı gibi ALLAH insanları farklı farklı yaratmıştır demek ki bu farklılık dil ile olduğu gibi davranış ve huy ile de olabilir ve sosyal çevre bunlara dahil edilebilir.(ve ırk ve reng gibi) .Aksi takdirde farklılık söz konusu değildir.


    ALLAH her topluluğu ayrı ayrı yaratmıştır bu vesile ile dinin zaruri hükümleri dışındaki teferruatlar (ayrıntı) bu topluluğa göre değişmesi gayet olanaktır ve değişmiştir.Yaşanılan ortama ve içtimai hayatın (sosyal hayatın ) zaruriyetleri buna delildir.


    ALLAH ayette:"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ, 107). demiştir. ALLAH resulune bazı yetkileri ve onunda bazı beyanlarda bulunabileceğini burda açıkca söylemiştir.

    "Sanada zikri indirdikki,insanlara kendilerine indirileni beyan edesin diye." (Nahl 44) ayetleri bunlara delildir.Başka kişilerin ALLAH resulunu (haşa) devre dışı bırakmak istemeleri ve "Sadece Kur'an" demeleri onların kuruntusudur ehli sünneti bağlamaz.


    Bir hastaya göre tuzlu yemeğin doktorlarca mahrum edilmesi gibi.

    ALLAH resulü bir hadisinde demiştir ki:

    (Kan aldırmak abdesti bozmaz.) [Beyheki]

    Diğer bir hadisi şeriflerinde ise :

    (Akar kan abdesti bozar.) [Beyheki, Dare Kutni]

    Şafiilere göre kanın akması abdesti (Hanbeli ve Maliki mezhebinde de) bozmaz ama Hanefilere göre vucudda çıkan irin ve kan abdesti bozar.Peki neden bu farklılık çıkmıştır??

    Bir bedevi (köylü) işi gereği ekin ve çiftçilik ile uğraşır ve yaralanma veyahut parmağının çizilmesi gayet normaldir ve sıkça yaşanır

    Buna göre bedevinin her daim abdest alması epey zorlaşmıştır ve (Akar kan abdesti bozar) hadisi bir tek hüküm olsa idi kan akması her an ihtimal olan başka ümmet için namaz kılmak epey zorlaşacaktı

    Halbu ki ALLAH ayette: “ALLAH hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez...”demiştir. (Bakara Sûresi, âyet: 286.)

    ALLAH resulü (Akar kan abdesti bozar.) [Beyheki, Dare Kutni] demekle kent hayatı yaşayan ve kan akması her an muhtemel olmayan insanlar için hüküm verdiğini ve

    (Kan aldırmak abdesti bozmaz.) [Beyheki] demekle ise bedevi kardeşlerimiz hakkında bir hüküm olduğunu (buna nispet edilebilir) akıl sahiblerine bildirmiştir.

    Tabi buna bezer hadis çoktur avam halkın ayet ve hadislerden hüküm çıkarmaları doğru değildir.çünkü muçtehidler kılı kırk yararak içtihad etmişlerdir.


    Yine aynı şekilde: M. Hadimi hazretleri demiş ki:

    Dindeki dört delil, müctehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü bizler, âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Mezhebin bir hükmü, âyete, hadise uymuyor gibi görünse de yanlış değildir. Çünkü âyet ve hadis ictihad isteyebilir,başka bir âyet veya hadisle değişmiş olabilir veya bilmediğimiz bir tevili vardır. (Berika s. 94)



    Hatta bazı hadisler hususi kişilere hitap etmiştir.o yüzden umumi kişilere hitap eden hadisler ile çelişebilir.buna dayanarak hadisleri haşa tutarsız gibi gösterip Resulullahın sünnetine saldırmak ehli insafın işi değildir.

    Bir rivayette ALLAH resulüne sorduklarında “dünya neyin üzerindedir? “Ales sewr” demiş yani öküzün üzerinderdi.

    Başka zaman ise yine sorduklarında ise “alel Hut”demiş yani Balığın üzerindedir.. zahiren çelişki gözüksede bir hikmetide şudur ki :

    Birinci defa sorduklarında dünya buruc denilen (o zaman güneşin her 30 derecelik hareketi,şimdi ise dünya) ve boğa burcu ile isimlendirilmiş boğa burcunda idi…

    İkinci defa ise: balık burcu üzerinde idi.işte bütün bu hikmetleri bilemeyecek dar beyinli ehli zındıka ALLAH resulünün haşa tutarsız dediği hadislerin hikmetini bilemeyecek kadar körleşmiştir.

    Bir rivayette:

    (Eshâbımın hiçbirine dil uzatmayınız. Onların şânlarına yakışmayan bir şey söylemeyiniz! ALLAHü teâlâya yemin ederim ki, bir kimse, Uhud dağı kadar altın sadaka verse, ashâbımdan birinin bir müd arpası kadar sevap alamaz.) [Ebu Davud]

    Ve


    (Ashabım, cin ve insanların hepsinden daha üstündür.) [Bezzar]

    Hâlbuki başka rivayetlerde sonraki asırdaki insanlara "kardeşim" demesi ve bazı hadislerde üstünmüş gibi övmesi bir takım hususi insanlar içindir ve taus ismi ile meşhur ve günde bin rekât kılan ve hususi ibadetlerinde sahabeleri geçen zatlar içindir.
    ama külli üstünlük sahabelerindir hadiste rivayet edilen üstünlük hususi ibadetlerine aiddir..


    wesselam

    NuruLikA





    Bu Husuda güzel fikri olan kendi beyanını yazsa çok hoş olur allah reslulu "din nasihattır" deimiştir.umarım forum kardeşleğimiz gittikçe dahada artar
    Bu mesaj en son " 12.06.08 " tarihinde saat 23:49 itibariyle NuruLik@ tarafından düzenlenmiştir... Neden: kelime hatası
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  2. #2
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Hadislerin söyleniş sebebleri de ayetlerin nüzul sebeblerini bilmek kadar önemlidir.

    Bazı ayetler daha önce inen ayetlerin hükmünü daraltabilir veya kaldırabilir.Ayetlerin ne zaman indiği , nüzul senbebi çok önemlidir aynı şekilde hadislerinde söyleni,ş sebebleri hadisleri daha iyi anlamamız için
    önemlidir.

    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  3. #3
    <span style='color: #8B0000'>Tek Adam</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2007
    Mesajlar
    8,692
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hadislerin söyleniş sebebleri de ayetlerin nüzul sebeblerini bilmek kadar önemlidir.

    Bazı ayetler daha önce inen ayetlerin hükmünü daraltabilir veya kaldırabilir.Ayetlerin ne zaman indiği , nüzul senbebi çok önemlidir aynı şekilde hadislerinde söyleni,ş sebebleri hadisleri daha iyi anlamamız için
    önemlidir.

    selam ve dua ile,
    Evet hadisler çelişiyor demek çok mu zor, illa bir bahane uydurucaksın yani.Ezbere din yapıyorsun.Hadislerin doğruluk payı çok az.

    haç ve namaz ile,
    “Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.”

    Ülke ne zaman darda kalsa bir KEMAL çıkıyor!

  4. #4
    SINCE 1071 baltaci_027 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-01-2008
    Mesajlar
    861
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı Tek Adam tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Evet hadisler çelişiyor demek çok mu zor, illa bir bahane uydurucaksın yani.Ezbere din yapıyorsun.Hadislerin doğruluk payı çok az.

    haç ve namaz ile,

    evet sende ben islama inanmıyorum diyemiyorsun çelişkiler var diyorsun madem inanmıyorsun inanma eğer gerçek bir müslüman olsaydın hiç bir şeye kulak asmaz be seni yaratandan bir an olsan şüphe duymazdın.....



    ALLAH SİZ VE SİZİN GİBİLERE HİDAYET ETMESİ DİLEĞİ İLE ;
    [B][COLOR="#B22222"][CENTER]Failimeçhul...
    Öyle yazıyordu aldanışımın son otopsi raporunda. Oysa ben seni günün en kalabalık saatlerinde yitirdim. Ne çabuk gittin? Unuttun mu yoksa, daha bana ölümlerden ölüm beğenecektin...İçimde yeni intiharlar vardı. En fiyakalısını sana getirmiştim...
    [/CENTER][/COLOR][/B]

  5. #5
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hadislerin söyleniş sebebleri de ayetlerin nüzul sebeblerini bilmek kadar önemlidir.

    Bazı ayetler daha önce inen ayetlerin hükmünü daraltabilir veya kaldırabilir.Ayetlerin ne zaman indiği , nüzul senbebi çok önemlidir aynı şekilde hadislerinde söyleni,ş sebebleri hadisleri daha iyi anlamamız için
    önemlidir.

    selam ve dua ile,
    evet haklısın kardesim hadisler çünkü bazen hususi zatlara söylenmiş olabilir.

    Alıntı Tek Adam tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Evet hadisler çelişiyor demek çok mu zor, illa bir bahane uydurucaksın yani.Ezbere din yapıyorsun.Hadislerin doğruluk payı çok az.

    haç ve namaz ile,

    Hadisler görünüşte çelişmese idi mezhebler çıkmazdı.çünkü "ümmetin ihtilafı rahmettir" o zaman mezhebsiz dalkavuklar başka bişey bulurdu.hem hadislerin hakikatte çelişmediğini yukarıdaki yazıları okuyan insaf ile anlar.hem biz dini anlayana söyleriz layık olmayana din anlatılmaz.
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  6. #6
    <span style='color: #8B0000'>Tek Adam</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2007
    Mesajlar
    8,692
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı baltaci_027 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    evet sende ben islama inanmıyorum diyemiyorsun çelişkiler var diyorsun madem inanmıyorsun inanma eğer gerçek bir müslüman olsaydın hiç bir şeye kulak asmaz be seni yaratandan bir an olsan şüphe duymazdın.....



    ALLAH SİZ VE SİZİN GİBİLERE HİDAYET ETMESİ DİLEĞİ İLE ;
    Senin gibi hadisi, ayet sanan bilgisizler yüzünden İslam yanlış yolda.

    Allah da olmuşsun ne güzel.
    “Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.”

    Ülke ne zaman darda kalsa bir KEMAL çıkıyor!

  7. #7
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    ayetler bıle tartısılırken hadıslerın celıskılı oldugunu dusunmek gayet dogal cunku hadıslerın uydurulmasının bır cok nedenı vardır.
    ............
    imza

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    11-04-2008
    Mesajlar
    277
    Karizma Gücü
    0
    &#199;oğu uydurmadır da ondan...
    TİME LİSTEN TO HEAVY METAL !!

  9. #9
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı SANATTARİHÇİ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ayetler bıle tartısılırken hadıslerın celıskılı oldugunu dusunmek gayet dogal cunku hadıslerın uydurulmasının bır cok nedenı vardır.

    Alıntı Metal-girl tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Çoğu uydurmadır da ondan...
    yazdıklarınızın basına "bence" eklerseniz bence daha az tepki alırsınız.yukarıda ki verdiğim örnekler ve yazdığım yazıyı hiç okumadıgınız belli. başkalarının ayet çelişkilidir tartısması muslumanları baglamaz.çünkü adi bir insan bile aldatmayı ve yalanı kendine yakıstırmaz haşa allah vadinde hulul eder mi? "kuranı koruyacagım" dediğine göre ve söz vediğine göre kuranı koruyan zırhlarıda korur.(hadis gibi)

    meta girl sahih hadis sayısı ve mevzu hadis sayısı hakkında br bilgin var mı?
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  10. #10
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    DİNE SOKULAN İLAVELERİN, HADİSLERİN UYDURULMA SEBEPLERİ

    1) DİNİ BOZMAK, DEJENERE ETMEK İ&#199;İN UYDURMALAR
    Din d&#252;şmanları dinimizi yaşanmaz bir şekle sokmak, dini saçma gösterip yıpratmak için birçok hadis uydurmuşlardır. Daha sonra kendileri ve kendilerinden sonra gelen birçok dinsiz de dini yıkma uğraşlarında bu hadisleri kullanmışlardır. İslama olan inançsızlıklarını, kin ve nefretlerini içlerinde gizleyerek, samimi dindar gör&#252;nt&#252;s&#252;nde halkın arasına karışan birçok m&#252;nafık, her şeyden önce İslam inancını bozmayı ve M&#252;sl&#252;manların kalplerindeki inançlarına ş&#252;phe ve teredd&#252;tler sokmayı başlıca amaç edinmişlerdi. Bu amaçla akla hayale sığmayan, kafaları bulandıracak, Peygamber’in söylemesine imkan olmayan onbinlerce uydurmayı hadis adı altında Peygamber’e fatura ettiler. Kuran’daki ayetler, daha Peygamber’imiz sağken m&#252;nafıkların nasıl M&#252;sl&#252;manlar’ın arasına karıştığını göstermektedir.

    Halife Mehdi zamanında boynu vurulmak &#252;zere yakalanan &#252;nl&#252; dinsiz Abd&#252;lkerim bin Ebil Avca öld&#252;r&#252;lmeden önce şu dehşetli açıklamayı yapar: “Siz beni öld&#252;r&#252;yorsunuz ama, ben dininizde helali haram, haramı helal yapan 4000 hadis uydurdum.” 6000 k&#252;s&#252;r Kuran ayeti olduğunu d&#252;ş&#252;n&#252;rsek sırf bir kişinin 4000 hadis uydurabilmesinin açacağı dehşetli tahribi anlayabiliriz. Ahmed bin el Cuveybari, Muhammed bin Ukeşa ve Muhammed bin Temim’in Hz. Peygamber hakkında 10.000’den fazla hadis uydurdukları söylenir [İbni Hacer, Lisanu’l Mizan]. Zehebi, Ahmed bin Abdullah’ın binlerce hadisi hadis imamlarına dayandırarak uydurduğunu, Enes bin Malik’in hizmetçisi olduğunu iddia eden Dinar Ebu Mikyes’in de Enes bin Malik’ten duyduğunu söylediği uydurma dolu bir sayfayı naklettiğini anlatır (Zehebi, Mizan). Hadisçilerin kitapları dini bozmak için kasıtlı yapılan uydurmaların itiraşarıyla doludur. Bu uydurmaların varlığı bellidir. Ama kim bu uydurmaların bug&#252;n meşhur olan hadis kitaplarına karışmadığını neye dayanarak garanti edecektir? Kuran’da geçen, Peygamber yaşarken var olan m&#252;nafıkları, bundan sonra iki y&#252;z yıl boyunca çıkan m&#252;nafıkları kim nasıl teşhis etmiştir de onların uydurduğu hadislerden kitaplarını korumuştur
    ?

    2) SİYASİ AYRILIKLARDAN DOLAYI UYDURMALAR
    Peygamberimiz’in vefatı &#252;zerinden 40 yıl bile geçmeden Hz. Ali ve Muaviye arasında çatışmalar boy göstermiştir. Bu dönemden itibaren İslam alemi geriye dön&#252;ş&#252; olmayacak bir şekilde siyasi ayrılıkların içine girmiştir. Siyasi olarak ayrılan toplumlarsa birçok alanda çelişmeyi, birbirine muhalefet etmeyi h&#252;ner saymışlar, kendi siyasi fırkalarını destekleyen hadisler uydurmuşlar, kendi siyasal hareketlerine inanmayı Allah’ın bir farzı olarak sunmuşlardır. Bu arada kendi liderlerini y&#252;celtip, karşı gör&#252;ş&#252;n liderlerini yerin dibine sokmuşlardır. Halili’de, Şiilerin Hz. Ali hakkında 300.000 hadis uydurduğu ve Hz. Ali’nin sözlerini nasıl saptırdıkları anlatılır (Halili, el-İrşad). Bu sayı, Kuran’daki ayet sayısının 50 katı kadardır. Şiilikten ayrılan bir kimse Şiileri kastederek “Allah onların canını alsın, nice hadisleri değiştirdiler” demiştir (M&#252;slim, Sahihi M&#252;slim). Hz. Ebubekir’i Hz. Ali’ye &#252;st&#252;n sayan ve bunu, mezheplerinin bir şartı gören Sunni gör&#252;şle, Hz. Ali’yi &#252;st&#252;n saymayı imanın şartına dön&#252;şt&#252;ren Şii gör&#252;ş ve onların asırlar s&#252;ren Kuran dışındakilerle vakit kaybetmekten ibaret olan boş çekişmeleri, bu maddeye g&#252;zel bir örnek teşkil etmektedir. İslam siyasallaşınca, siyasi g&#252;c&#252; elinde bulunduranlar dini, halkı isteklerine göre şekillendirmek için kullandılar. Bu kullanımlarında dini de kendi gör&#252;şleri ve menfaatleri doğrultusunda şekillendirerek, dine eklemeler ve çıkarmalar yaptılar.

    3) DİNİ EKSİK ZANNEDİP, KENDİNCE DİNİ KURTARANLARIN UYDURMALARI
    Dindar olarak tanınan birçok gözde(!) M&#252;sl&#252;manın durumu Yahya bin Said’in: “Salih kişileri hadiste olduğu kadar hiçbir şeyde yalancı görmedik.” söz&#252;nde en g&#252;zel ifadesini bulmuştur. Bu gerçeği itiraf edenlerden biri de en g&#252;venilir olduğu iddia edilen iki hadis kitabından birinin yazarı olan M&#252;slim’dir. M&#252;slim, Ebu Zennat’dan şunu nakleder: “Medine’de y&#252;z kişiyle karşılaştım, hepsi de g&#252;venilirdi, ama hadisleri alınmazdı” (M&#252;slim, Sahihi M&#252;slim, 1. cilt, sayfa 13). Gör&#252;ld&#252;ğ&#252; gibi birçok sözde dindarın hadis uydurduğu hadisçilerin bile malumudur. Kendi gör&#252;şlerini çok değerli bulan bu tipler, dine kendi gör&#252;şlerini kattıklarında çok yerinde bir hareketle dine b&#252;y&#252;k hizmet ettiklerini sanıyorlardı. &#214;rneğin Kuran’da olmayan haremlik selamlığı dine sokanlar belki de kadınla erkeği ayırarak zinayı, yozlaşmayı kendilerince önlemek istediler. Oysa Allah’ın kendilerinden daha iyi d&#252;ş&#252;nd&#252;ğ&#252;n&#252;, Allah’ın unutkan olmadığını ve gerekseydi Kuran’da gerekli konularda açıklama yapılacağını bilmeleri gerekirdi. Allah’ın açıklamadığı bir şeyi dine sokarak dine fayda getireceğini sanmak, ilkel bir d&#252;ş&#252;nme tarzıdır ve acı son da ortadadır.

    14. Böl&#252;m’de hadis dışında şahsi gör&#252;şlerin rey, içtihad adı altında nasıl dinselleştirildiğini göreceğiz. Dini şahsi reylerine muhtaç gör&#252;p, sözde dine yardım edenleri, Allah’ın serbest bıraktığı konuları açıklayarak din gibi sunanları da, dini eksik zannedip din kurtaranlar sınıfına sokabiliriz
    .

    4) DİNİ SEVDİRMEK İ&#199;İN UYDURMALAR
    Bu madde kısmen 3. maddeye benzemektedir, bu maddedeki tipler de dini kurtaracağını zannedenlerden, Allah’ın dini kurtardığından habersiz olanlardan oluşur. Bu tiplerdeki esas kaygı dini sevdirmek, ibadetleri sevimli göstermek gibi kaygılardır. Bu pop&#252;list kaygı Allah’ın indirilmiş dininin, uydurulmuş hadislerle ve izahlarla karışmasına yol açmıştır. Bu tipler arasında Ebu İsmet Nuh gibi Kuran’ın her suresinin faziletleri hakkında hadis uyduranlar da vardır. Peygamberimiz’i y&#252;celtmek için Peygamber’in &#252;st&#252;nl&#252;klerine dair hadisler &#252;retenler mevcuttur. Bu uydurucuların kendilerini savunmak için şöyle söyledikleri aktarılır: “Biz Hz. Peygamber adına yalan uydurmadık, bilakis bunu Peygamber’in getirdiği dini g&#252;çlendirmek için yaptık.” [İbni Hacer, Fethul Bari]. Bu alıntıda görd&#252;ğ&#252;m&#252;z gibi bunlar, bu tarzda hadis uydurmayı yalan olarak bile görmemişler, hatta bu korkunç Şillerinde belki de sevap ummuşlardır. “Biz Peygamber lehinde yalan söyl&#252;yor ve şeriatını takviye ediyoruz” (İbnul Cevzi, K. Mevzuat). Gör&#252;ld&#252;ğ&#252; gibi bu uydurucular Allah’ın Kuran’ını eksik görmekle, bir de &#252;st&#252;ne hadis uydurmakla kalmamış, &#252;st&#252;ne &#252;stl&#252;k dindarlık şampiyonluğunu da kimseye bırakmamışlardır.

    Aşırı dindar tanınan kimseler bu özellikleriyle din namına en tehlikeli sınışardan biri haline gelmişlerdir. Zira onlar halkın sevip g&#252;vendiği, sözlerine önem verip, hareketlerini örnek kabul ettiği kimselerdi. Onların hadis olarak tanıttığı söz, daha rahat kabul gör&#252;yor ve itiraza uğramıyordu. Böylece saf İslam, Kuran’ın ruhundan daha çok uzaklaştı ve oluşan yeni yapı t&#252;m katkılarıyla katıksız İslam sanıldı
    .

    5) MEZHEPLERİNİ, FİKİRLERİNİ DOĞRU &#199KARMAK İ&#199;İN UYDURANLAR
    Saf vahiy olan Kuran’a dayalı bir İslam modelinden uzaklaşılıp, insan sözlerinin Allah’ın h&#252;km&#252; olarak takdim edildiği, hadise dayalı gelenekçi bir modelin kuvvetlendiği ortamda, insanlar dini farklı farklı anlamaya başlamışlardı. Bu tablo İslam’ı anlama ve yaşamada birbirleriyle uzlaşmayan, dini konularda ayrılığa d&#252;şen farklı d&#252;ş&#252;ncelerin, kamplaşmaların, mezheplerin doğmasına sebep oldu. İnsanlar Kuran savunuculuğundan uzaklaşıp mezhep savunuculuğuna başladılar. Bunu yaparken de kendi d&#252;ş&#252;ncelerinin haklılığını ispat edip halkı etkileyebilmek, kendi mezheplerine çekebilmek için Hz. Peygamber’in dilinden kendi mezheplerini öven, öteki mezhepleri aşağılayan uydurma hadislere dayanma ihtiyacı hissettiler. Hanefi mensuplarının bu şekildeki uydurmasını görebiliriz: “&#220;mmetimde imam Şafii adında bir kimse ortaya çıkacaktır. O &#252;mmetime şeytandan daha zararlı olacaktır. Ve yine &#252;mmetim arasından adına Ebu Hanife denecek bir kimse gelecektir ki, o &#252;mmetimin ışığıdır” (İbnu Arrak, Tenzihus Şeria, 2. cilt, sayfa 14). Bu arada Şafii taraftarları da boş durmaz ve kendi imamlarını kurtaracak hadis uydururlar: “Kureyş alimi (İmamı Şafii) yery&#252;z&#252;n&#252;n her yerini ilimle dolduracaktır.” Maliki mezhebi taraftarları hiç durur mu, onlar da kendi hadislerini açıklarlar: “ İlim talebi için bir g&#252;n gelecek develerin boyunları vurulacak (yani uzun seyahatlere girişilecek) da Medine aliminden (İmamı Malik) daha alim birisi olmayacak.”

    Sunni mezheplerde durum böyleyken Kaderiyecilerin de nasıl hadis uydurduğu eski bir Kaderiye mezhebi &#252;yesi Ebu Reca Muhriz’e dayandırılarak anlatılır: “Kaderiyecilerden kesinlikle bir şey rivayet etmeyiniz, vallahi biz insanları mezhebimize çekebilmek için hadisler uydurur ve bu hareketimizle de sevap kazanacağımızı umardık. Ben bu suretle Kaderiye mezhebine dört bin kişi kattım.” (Er Cerhu Ve’l Tadi’l, 1. cilt, sf. 32)


    6) ZORLAMA ALTINDA UYDURANLAR
    Daha evvel de değindiğimiz gibi hadis toplama hareketinin ilk başlamasında özellikle Emevi halifelerinin zorlama, tehdit ve işkenceleri önemli yer tutar. İlk hadis toplayan kişi olduğu iddia edilen Ez Zuhri’nin şu söz&#252; bunun delilidir: “Biz hadisi yazmaktan hoşlanmıyorduk. Ne var ki o yöneticiler (Emevi halifeleri ve adamları) bizi buna zorladılar.” Zorlama altında yapılan toplamalarda hadislerin mevcut yönetimin hoşuna gidenleri, mevcut yönetimin iktidar, k&#252;lt&#252;r, gelenek, tarih anlayışını destekleyenleri toplanmış, buna aykırı olanlar elenmiştir. Mevcut hadisler zaten mana ile nakledildiğinden, birçok hadis kelime oyunlarıyla geleneği h&#252;k&#252;mleştirme yolunda kullanılmıştır. &#214;rneğin Peygamber’in kendi şahsi tercihi olarak yaptığı bir Şil anlatılırken; “Peygamber buyurdu ki”, “Peygamber emretti ki” tarzında, Peygamber’in muradı olmayacak bir tarzda kullanılmıştır. T&#252;m bu uydurma ve anlam kaydırmaları ise hiç ş&#252;phesiz hakim olan sınıfın, hadis toplama için zorlama yapan sınıfın gör&#252;şleri doğrultusunda olmuştur. Zorlama altında dine sokulan uydurmalar, sırf Emevi ve daha sonra Abbasi dönemleriyle sınırlı değildir. Bu dönemde çoğunlukla hadis uydurma yoluyla dine sokulan ilaveler, daha sonra halifelerin, valilerin zorlamasıyla fetva, içtihad adı altında kendini gösterir. Osmanlı döneminde halifeliğin, padişahlık gibi babadan oğula geçebileceği, devletin yararı için padişahların g&#252;nahsız öz kardeşlerini bile öld&#252;rtebileceği şeklindeki gör&#252;ş, içtihad ve fetvalar hep zorlama altında gerçekleşmiştir ve bunlar, mevcut iktidarların g&#252;çlerini devam ettirmek için dini yozlaştırmayı bile umursamadıklarını gösterir. Unutmayın ki, t&#252;m bu fetvalar şeyh&#252;lislam etiketini görenin önemli birisi sanacağı, mevcut yönetimin atadığı ve maaşa bağladığı kişiler tarafından verilmiştir.

    7) MADDİ &#199KAR SAĞLAMAK İ&#199;İN UYDURANLAR Hadis toplayan gezginler ticaret d&#252;ş&#252;ncesiyle hadis toplamaya başlamışlardı. &#214;rneğin Yakub bin İbrahim’in ancak 1 dinar karşılığı hadis rivayet etmeyi kabul ettiği söylenir. Ebu Naym El-Fadl da naklettiği her hadis için &#252;cret talep ediyordu. Onun talebelerinden Ali bin Cafer der ki: “Ebu Naym El Fadl’dan hadis yazardık, buna karşılık bizden kıymetli dirhemler alırdı. Yanımızda kıymeti d&#252;ş&#252;k dirhemler bulunursa &#252;ste para alırdı.” Fakirlerden kesinlikle hadis yazmayın tavsiyesinde bulunduktan sonra Umera bin Hafsa’nın zengin olduğunu ve yalan söylemeyeceğini, dolayısıyla hadislerinin alınabileceğini söyleyen Şube bin Haccac’a Ali bin Asım şöyle karşılık vermiştir: “Yalan söyleyen nice zengin görd&#252;k” (El Kifaye, sayfa 155).

    M&#252;şterilerinin isteği &#252;zerine sipariş olarak hadis &#252;retenler de vardır. Birçok t&#252;ccar sattıkları mallara karşı halkın ilgisini artırabilmek için ilgili malların yararlarını anlatan hadisleri, para karşılığında hadis simsarlarına uydurtmuşlardır. &#214;rneğin koku satıcılarının g&#252;zel koku kullanmanın faziletleri hakkında uydurttukları hadisler buna örnektir. Şube bin Haccac’ın ifade ettiği gibi 1 kuruş karşılığında 70 hadis uyduran Ebul Muhezzem gibiler, hadis uydurucularına birer örnektirler.


    8) MANEVİ &#199KAR SAĞLAMAK İ&#199;İN UYDURANLAR
    Peygamberimiz’in vefatından ve dört halife devrinden sonra hikayeci-kıssacı denilen bazı kimseler, cami ve mescitlerde oturmayı ve çevrelerinde halka oluşturan cemaate vaaz ve öğ&#252;tte bulunmayı alışkanlık haline getirmişlerdi. Aslında bu kimseleri vaaz ve öğ&#252;tten ziyade, halkın nazarında kazanacakları y&#252;ksek mertebe ve şöhret ilgilendiriyordu. Vaazlarını, kendilerini bu amaca göt&#252;recek bir şekilde hazırlıyorlardı. Bunlar şöhrete giden yolun, halkın nazarında önemli bir m&#252;essese olan dinin, dini duyguların tahrik edilmesinden geçtiğini bildikleri için, onları coşturacak şekilde vaaz ediyorlar, dramatik konuşmalarla halkı ağlatmaya gayret ediyorlardı. Bunun için Peygamber’imizin adına d&#252;zenledikleri garip hikayelerle konuşmalarını s&#252;sleyerek, halkı etkileme ve inandırma uğraşı içindeydiler. Halkı en çok etki altında bırakan konuşmaların başında cennet, cehennem tasvirleri geliyordu. Cennet ve cehennem hakkında gerekli olan her şey Kuran’da anlatılmasına rağmen bu hikayeci-kıssacı kesim halkı daha çok h&#252;z&#252;nlendirmek, Şafi ırtmak ve coşturmak için uydurma hadislerde buldukları zengin hazineyi özellikle bu konuda çok kullandılar. Bu kesimin mesleki başarısı bol hadis uydurmaktan geçiyordu. Ortaya çıkan iç sızlatıcı tabloda belki de insanı en çok g&#252;ld&#252;rebilecek olaylardan biri; bu kıssacılardan Şair K&#252;ls&#252;m’&#252;n dilini burnunun ucuna dokundurabilen herkesin cehenneme girmeyeceğinin garanti olmasını söylemesi &#252;zerine, vaaz ettiği cemaatin bunu denemeye başlamasıdır.

    İbnul Cevzi, bu tipleri şöyle anlatır: “Bunlar arasında suratlarını her çeşit boyaya batıranlar ve bu şekilde sarımsı bir ten kazanarak, kendilerini fazla oruç tutmaktan soluk benizli hale gelmiş takva dindarlar gibi gösterenler bulunmaktaydı. Diğerleri istediği an gözyaşı dökebilmek için tuzlar kullanmaktaydı. Başka bir grup kıssacı ise allı pullu s&#252;slettikleri k&#252;rs&#252;n&#252;n tepesinden kendilerini atacak derecede gösteride ileri gitmekte veya dinleyicinin alışık olmadığı biçimde, samimiyetsiz hikayelerini abartılı jestlerle nakletmekte, k&#252;rs&#252;y&#252; yumruklamakta, basamakları koşar adım inip çıkmaktaydılar.” (İbnul Cevzi, el-Kussas vel M&#252;zekkirin, sayfa 93) Etrafımızı biraz incelersek, İbnul Cevzi’nin tespit ettiği uydurmaların kökenlerinden biri olan bu insan tiplerine tabi olanların, uydurukçu köklerine ne kadar benzediğini gör&#252;r&#252;z. Sahte gözyaşı, salya, s&#252;m&#252;k, k&#252;rs&#252; yumruklamalı, abartılı jestli tipler hepimize İbnul Cevzi’nin geçmişte tarif ettiği bu kıssacıları çağrıştıracaktır.

    Uydurmacılardan öylesi gör&#252;lm&#252;şt&#252;r ki Cafer bin Nastur Ferab 320 yaşında olduğunu, Peygamber’i görd&#252;ğ&#252;n&#252; ve Peygamber’in duası sayesinde bu kadar yaşadığını söylemiştir. Reten’in durumu da buna benzerdir. Hicri 4. ve hicri 8. asırda yaşayan bu adamlar sahabe olduklarını iddia etmişler ve bunlardan Reten &#252;ç y&#252;z hadislik hadis kitabı yazmış ve etrafına bayağı adam da toplamıştır.


    9) GELENEK, G&#214;RENEKLERİ DİNSELLEŞTİRMEK İ&#199;İN UYDURMALAR
    Kuran, insan hayatındaki belli davranışlara yön vermiş, açıklamadığı birçok konuyu ise insanların reyine, seçimine bırakmıştır. 2. Böl&#252;mde bunu teferruatlıca görd&#252;k, 39. Böl&#252;mde de göreceğiz. İnsanlar, serbest oldukları bu konularda, kendi gelenek, görenek ve d&#252;nya anlayışları çerçevesinde davranırlar. &#214;rneğin Kuran yemeği elle mi, çatalla mı, çubuklarla mı yememiz gerektiği konusunda bir açıklama yapmaz. Erkek ve kadın kıyafetinin sarık, c&#252;bbe mi olacağı, kravat, gömlek mi olacağı, yoksa kimono mu olması gerektiği konusunda Kuran’da bir izah yoktur. Açıklanmayan konularda tercihimizde serbest olduğumuza göre, Kuran’a göre biz yemekte veya kıyafette bu şıklardan herhangi birini seçebiliriz demektir. Herhangi bir seçimde fazladan g&#252;nah veya sevap olacağını söylemek ise Kuran’la çelişir. Emevi ve Abbasi döneminde Kuran’ın İslamına eklemelerin önemli bir böl&#252;m&#252;, gelenek ve göreneklerin kutsal damgası altında Kuran’ın İslamına karıştırılmasıyla oldu. Kuran’ın başı sonu belliydi ve Kuran’da bu gelenek ve görenekleri tavsiye eden hiçbir izah yoktu. &#214;yleyse tek yol, uydurma hadislerle ve Kuran’da geçmeyen bir s&#252;nnet anlayışıyla; Kuran’ın özg&#252;r bıraktığı bu konuları da dinselleştirip, kutsallaştırmaktı. Arapların-Emevilerin ırkçı, kavmiyetçi anlayışıyla, Arap dilinden, o dönemin kıyafetlerine, yemek men&#252;s&#252;nden, tuvaleti yapış biçimine kadar birçok hareket s&#252;nnet adı altında böylece dine sokuldu. (Ayrıntılı bilgi için 16. Böl&#252;m&#252; okuyun)

    10) DİĞER DİNLERDEKİ UYDURMALARIN DİNİMİZE TAŞINMASIYLA OLUŞAN UYDURMALAR
    Bu uydurmaları taşıyanları iki böl&#252;me ayırabiliriz: Birinci böl&#252;m, İslam’ı dejenere etmek, mantıksızlaştırmak veya kendi asıl inancına benzetmek için kasıtlı olarak uydurmaları dine sokanlardır. İkinci böl&#252;m ise İslam’a geçmelerine rağmen kendi eski dini, örfi alışkanlıklarını &#252;zerlerinden atamadıkları için, bunları dinimize taşıyanlardır. Yahudiler’in kıssaları, Hıristiyan hikayeleri, Putperest adetleri, T&#252;rkler açısından d&#252;ş&#252;n&#252;rsek Şaman adetleri hep dinimizin içine hadis veya içtihad olarak girmiştir. Hacim olarak bakarsak, İsrailiyat denen Yahudi hikayeleri uydurma kaynağında birinci, Mesihhiyat denen Hıristiyan hikayeleri ise ikincidir. Bunlar diğer dinlerde daha evvel kök saldıklarından dinimize de daha rahat geçmişlerdir. Biz sadece İsrailiyat ve Mesihhiyata değineceğiz.

    Dinimize İsrailiyat’ı taşıyan kişilerin en önemlileri Kab el Ahbar, Vehb bin M&#252;nebbih, Abdullah bin Selam’dır. 12. Böl&#252;mde bazı önemli hadis uydurucularına değinirken bunlara da değineceğimiz için 12. böl&#252;m&#252; okuyup İsrailiyatın kaynaklarının ne kadar g&#252;venilir olduğunu görebilirsiniz. M&#252;sl&#252;manlarsa bu aktarımları Kuran ayetlerinin yanında hikaye etmekte bir zarar görmediler. İşte bu, hadislerin çoğalma kaynaklarından biriydi. Bug&#252;nk&#252; tefsir kitapları başta olmak &#252;zere, birçok hadis kitabında bu kimseler kaynaklı y&#252;zlerce uydurmaya rastlayabiliriz. Biz örnek olarak sadece iki tanesini verelim. Vehb bin M&#252;nebbih’ten rivayet edilen İsrailiyat menşeli hadis denen uydurma şöyledir: “Beytul Makdis’in halkı Allah’ın komşularıdır. Komşularına azap etmemek Allah’ın &#252;zerine haktır. Beytul Makdis’e göm&#252;len kabir imtihanından ve darlığından kurtulur.” Kurtubi’nin tefsirinde de geçen Kab el Ahbar kaynaklı bir uydurma ise şöyledir: “Allah Teala kendisini yarattığında Arş dedi ki: Allah benden daha b&#252;y&#252;k bir mahluk yaratmadı. Ve böb&#252;rlenerek sallandı. Allah ona öyle bir yılan doladı ki o yılanın yetmiş bin kanadı vardı. Her bir kanadında yetmiş bin t&#252;y vardı. Her bir t&#252;yde yetmiş bin surat vardı. Her bir suratta yetmiş bin ağız vardı. Her bir ağızda yetmiş bin dil vardı. Her g&#252;n onun ağızları yağmur damlaları, ağaç yaprakları, kum ve çakıl taneleri, d&#252;nyanın g&#252;nleri ve t&#252;m meleklerin sayısı kadar tespih eder. Yılan arşın &#252;zerine d&#252;r&#252;l&#252;r ve arş onun ancak yarısına uzanabilir. İşte o zaman arş alçak gön&#252;ll&#252; olmaya başlar.”

    Mesihhiyat; yani Hıristiyan uydurma hikayelerinin dinimize sokulmasının kaynaklarından olaraksa Temim ed Dari ve İbn Cureyc’i gösterebiliriz. Hz. İsa’nın yeniden d&#252;nyaya geleceği, Deccal, öl&#252;m meleği, cennet ve cehennem Mesihhiyat uydurmalarının en çok olduğu alanlardır. (20. böl&#252;mde Hz. İsa’nın yeniden d&#252;nyaya gelişi, Mehdi ve Deccal konularının dinimizde nasıl derin yaralar açtığını göreceğiz.)

    Gelenekçi İslamcılar sırf Kuran’dan dinini anlayan M&#252;sl&#252;manlar’a çok kızdıkları gibi, yabancı İslam araştırmacılarının da hadislerin g&#252;venilmezliğini ortaya koymalarına çok kızmaktadırlar. Bu araştırmacıların niyeti ne olursa olsun bizi ilgilendiren onların ortaya koyduklarının bilimsel değeridir. M&#252;sl&#252;man toplumlarda mevcut olmayan özg&#252;r ortama sahip olan bu kişilerin hem ciddi, hem de d&#252;ş&#252;n&#252;lmesi gereken hususları ortaya koydukları bir gerçektir. Onların çalışmalarına objektif bir şekilde yaklaşmalı, hatalarını göstermeli ve ortaya koydukları doğru hususlardan yararlanmalıyız. Bu araştırmacılardan özellikle Goldziher’in, Schacht’ın Van Kremer’in, Sprenger’in ve Dozi’nin kitaplarında herkesin yararlanabileceği birçok nokta olduğu kanaatindeyiz. Bunların en &#252;nl&#252;s&#252; Goldziher şöyle der: “Rabbanilerin (Musevi, Hıristiyan din adamları) sözleri, uydurma İncil’lerden alıntılar, Yunan felsefesinin öğretileri, Fars ve Hind kökenli deyişler ve daha niceleri hadis kanalıyla İslam’a girmiştir. T&#252;m bunlar doğrudan veya dolaylı olarak İslam k&#252;lt&#252;r&#252;n&#252;n malı haline gelmiştir. Yine dini kıssalardan b&#252;y&#252;k bir böl&#252;m&#252; İslam’a sızmıştır. Eğer hadislerde kullanılan materyali ve Yahudi din k&#252;lt&#252;r&#252;n&#252; incelersek bu ikinciden b&#252;y&#252;k böl&#252;m&#252;n&#252;n, İslam din k&#252;lt&#252;r&#252;ne sızmış olduğunu gör&#252;r&#252;z
    .” (Goldziher, El Aqide veş şeria, sayfa 42-43)

    ALINTIDIR
    ............
    imza

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Neden ALLAH sadece bir kalp verdi bize..?
    Soru Sor, Cevap Ver - Ne? Nasıl? Niçin? Nerde? Ne Zaman? Kim? bölümünde mayahanım tarafından açılmış
    Yanıt: 7
    Son Mesaj: 31.10.11, 00:21

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •