ÖZEL HABER: SENDİKALIYA YAŞAM HAKKI YOK
İstanbul Büyükçehir Belediyesi iki sene önce şehir hatları gemilerinde çalıştırmak üzere 285 usta gemiciyi İDO bünyesindeki BİMTAŞ taşeron firmaya bağladı. Türkiye Denizciler Sendikası’nın daveti üzerine işçi haklarından yararlanmak için sendikalı olma teklifini kabul eden 285 gemi işçisinin çilesi bundan sonra başladı. İDO yönetimi tarafından işçiler sürgüne yolladı, tecrit edildi, uzmanı olmadığı işlerde çalıştırıldı ve tazminatsız olarak işten kovuldu. Keyfi olarak kovulan işçiler şimdi haklarını arıyor.
SENDİKALI OLMANIN FATURASI
İşçilerin sendikalı olma taleplerini kabul etmeyen İDO yönetimi 285 işçinin isimlerini isteyen sendikaya bu şahısların işyerlerinde bulunmadığını bildirdi. Bu gelişme üzerine sendika, kayıt altına alınmayan işçiler adına İDO’ya dava açtı. Davanın işçiler lehine dönmeye başladiğini farkeden İDO ve BİMTAŞ yetkilileri, 285 işçiyi çağırıp, “Ya davanızdan vazgeçersiniz ya da tazminat almadan işinizden olursunuz” diye baskı kurmaya çalıştı.
‘SENİ MIHLARIZ’
Sendikalı olduğu için işinden kovulan ve yaşanan süreci anlatan gemi ustası Ahmet Küçükgülüm, bu tehditleri kayıt cıhazına alan bir arkadaşlarının özel olarak İDO ve BİMTAŞ yetkilileri tarafından çağırılıp ‘Konuşmaları cihaza almışsın hemen onları yok et yoksa seni mıhlarız’ diye tehdit ettiklerini anlattı. Küçükgülüm, “Bunun üzerine İDO personel müdürü Ahmet Turna 285 kişiyi tek tek çağırıp davadan vazgeçirmeye çalıştı ve işçilere göz dağı vermek için en çok direnen sendikalı on işçiyi kapı dışarı etti” diye konuştu. Bu gelişmeyi gören işçilerin bir ay sonra işlerinden olacakları korkusuyla davadan vazgeçtiğini belirten Küçükgülüm, “285 kişinden kovulan on kişiyi saymazsak dokuz kişi hariç herkes işini kaybetme korkusu ile tehditlere yenik düşüp davalarını geri çekip sendikalı olma haklarından vazgeçip işbaşı yaptılar” dedi
SÜRGÜN VE TECRİT DÖNEMİ
Davadan vazgeçmeyen ve sürgün edilen dokuz kişinin içinde yer alan Ali Kuruderioğlu “Kalan dokuz kişiyi Haliç tersanesine insanlık dışı koşullar altında çalıştırmak için sürgüne yolladılar. Soyunma giyinme, yemek, yiyecek, yıkanma olanakları olmayan, emniyetsiz işlerde bile çalıştırıldık. Öyle koşullarda çalışıyorduk ki acil kaza durumlarında ne bir ambulans ne bir sağlık ekibi oluyordu” diye anlattı. Kendilere gereken hiç bir malzeme verilmediğine dikkat çeken Kuruderioğlu, “Düşünün, dışardan yemek getiren lahmacuncuya bile tersanenin içine girerken kask, baret giydiriyorlar ,diğer bir çok personele kask veriyorlar, defalarca talep etmemize rağmen bize ‘Gidin kendiniz temmin edin’ diyorlar. Bu ihmaller yüzünden üç arkadaşımız az daha kör oluyorlardı” diye sözlerini sürdürdü.
BU KADAR DA OLMAZ DEDİRTEN UYGULAMA
Sürgün sürecini anlatmaya devam eden Kuruderioğlu, normalde gemi işlerinde çalışan işçilere bir görevden başka bir göreve atanırken atama yazısı verildiğine dikkat çekerek, “Tersanede sürgünde bulunduğumuz sürece oradan oraya göndirilmemize rağmen bir yazı vermediler. Öyle ki ben yağcıyım, hiç bilmediğim işlere beni atadılar” dedi.
Kuruderioğlu, taşeron personelin tamamına giriş çıkışlarda listeye imza attırılırken sürgündeki 9 kişiye düz beyaz kağıt imzalatıldığını da belirtti. Usta gemici Polat Burak Boyra ise, sürgünde çalıştıkları sürece kenilerine yapılan ayrımcılığinin çok belirgin olduğunu ifade ederek, “işletme genelinde çalışan tüm personel bize kötü lakaplar takmışlardı. Herkes bize yaşatılan tecritten haberdardı” diye konuştu.
‘KEYFİ OLARAK TAZMİNATSIZ İŞTEN ATTILAR’
Kırk beş gün boyunca tersanede kaldıklarını belirten Boyra, “5 Haziran 2008 tarihinde BİMTAŞ hepimizi tek tek arıyarak iş sözleşmelerimizi feshettiğini bildirdi. Şirketten kovulma nedenimizi sorduğumuzda, BİMTAŞ insan kaynakları müdürü Hayrettin Yarık bize ‘Verilen işi yapmamak maddesinden işten çıkarıldığımızı söyledi. Halbuki görevimiz olmayan işlerde bile çalıştık. Süreç içersinde hakkımızda bu konu ile ilgili hiç bir rapor ya da savunma alınmamıştır. Kovulmamıza konu bu madde yüzünden işsizlik maaşı bile alamayacağız. Hakkımız olan kıdem ve ihbar tazminatlarımızı istediğimizde de ‘Gidin mahkeme yolu ile alın’ dediler’’ diye konuştu.
Boyra, “Biz sendikalı olmak istediğimiz için bizi sürgün ettiler, tecrit ettiler, işten kovdular. Bu bir anayasal suçtur, hapis cezası vardır, bu konuda haklarımızı istiyoruz ve haklarımızı hile ile gasp edenlerin cezanladırmalarını istiyoruz” diye konuştu. ZEYNEP KURAY
Kaynak
İnsanların baş kaldırmalarını bastırmakta dur durak bilmiyor bu .....ler. Bu küçükmüş gibi gözüken olayları aklınıza kazıyın ve lütfen unutmayın! Tabi din dalaşmasından soluk bulabilirseniz.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla