taraf.com.tr
Vicdani reddini 2002’de açıklayan Mehmet Bal 8 haziranda bir kez daha tutuklandı. Adana Askeri Cezaevi’ne nakledilecek olan Bal şiddete maruz kaldığını söylüyor.

Askerlik yaptığı 23 Ekim 2002’de görevini bırakarak vicdanî reddini açıklayan, hakkında “emre itiaatsizlik ve halkı askerlikten soğutmak” suçlamasıyla dava açılan ve beraat eden Mehmet Bal, 8 haziran günü Arnavutköy sahilinde arkadaşıyla yürürken, polis tarafından durduruldu. Yapılan kimlik kontrolünden sonra gözaltına alınan Bal, 2. Motorlu Askerî İnzibat Karakol Bölük Komutanlığı’na götürüldü.
Geceyi askerî birlikte geçiren Bal’la görüşen İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı, avukat Gülseren Yoleri, Bal’ın gece saat 03:00’te nöbetçiler tarafından şiddete maruz bırakıldığını, sabah üzerine su dökerek uyandırıldığını belirtti. Bal, “emre itaatsizlikte ısrar” gerekçesiyle tutuklanarak Adana Askeri Cezaevi’ne nakledilmek üzere Hasdal Askerî Cezaevi’ne konuldu. Bal, daha önce de gözaltına alınmış, birliğine teslim olmak üzere serbest bırakılmıştı.

TÜRKİYE YARGILANMIŞTI • Türkiye’de bugüne kadar 69 kişi vicdanî reddini açıkladı. Vicdanî retçi Osman Murat Ülke’nin AİHM’e şikâyeti üzerine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “İnsanlık dışı ve onur kırıcı muamele yasağı” (3. madde), “özgürlük hakkı” (5. madde), “özel yaşama saygı” (8. madde) ve “örgütlenme özgürlüğü hakkı” (9. madde) ile ilgili düzenlemelerine dayanarak Türkiye, mahkeme tarafından mahkûm edilmişti.

KARAR DÜZENLENECEKTİ • AİHM Türkiye’yi vicdanî retçi Ülke’ye 10 bin avro (16 bin YTL) manevi tazminat, bin avro (bin 600 YTL) da mahkeme gideri olmak üzere toplam 11 bin avro ödemeye mahkûm etmiş, vicdanî reddi düzenleyen hukukî çerçevenin olmadığı uyarısında bulunmuştu. AİHM kararı üzerine Türkiye vicdanî ret kararını düzenleyeceğini açıklamıştı.
“Vicdanî Ret” konusu, Katılım Ortaklığı Belgesi’nin “Medenî ve Siyasî Hakları” başlıklı bölümün “Din Özgürlüğü” alt başlığında gerçekleştirilmesi istenen düzenlemeler arasında sayılıyor. Avrupa Birliği Konseyi kararı niteliğindeki Ortaklık Belgesi’nde Türkiye’den bu konuda kısa vadede yapılması istenen değişiklik de şöyle: “Vicdanî ret veya dinî sebeplerden dolayı askerlik hizmeti yapmak istemeyenlerin birden fazla kovuşturulması ve mahkûm edilmelerini önleyecek mevzuat çıkarılması.”

OYSA AÇIKLAMIŞLARDI • Bugüne kadar vicdanî retçi olduğunu açıkladığı halde “halkı askerlikten soğutmak ve emre itaatsizlik” gerekçesiyle Mehmet Bal, Osman Murat Ülke, Mehmet Tarhan ve Halil Savda yargılandı.

AVRUPA VİCDANI REDDİ TANIYOR • Vicdanî ret uygulamasını Avrupa’da tanıyan ülkeler çoğunlukta. Kimi ülkeler kamu hizmeti önerirken, kimi ülkelerde zorunlu askerlik uygulaması yok:
• İngiltere, Lüksemburg, İrlanda: Zorunlu askerlik uygulaması bulunmuyor.
• Belçika: Zorunlu askerlik uygulamasına 1992’de son verildi.
• Hollanda: Zorunlu askerlik uygulamasına 1996’da son verildi.
• İspanya: Zorunlu askerlik uygulamasına 2001’de son verildi. Askerlik dokuz ay. Dokuz aylık da alternatif kamu hizmeti zorunluluğu bulunuyor.
• İtalya: Zorunlu askerlik 2006’da kalktı. Askerlik 10 ay. 10 aylık alternatif kamu hizmeti zorunluluğu var.
• Portekiz: 2003 yılında zorunlu askerliğin kaldırılma kararı alındı. Askerlik dört ay. Yedi ay alternatif kamu hizmeti zorunluluğu var.
• Avusturya: Askeri hizmet yedi ay. Alternatif kamu hizmeti 12 ay.
• Almanya: Askerlik hizmeti 2002’de 10 aydan dokuz aya indi. Alternatif kamu hizmeti de 11 aydan 10 aya indi.
• Finlandiya: Askerlik süresi ortalama 8,5 ay. Alternatif kamu hizmeti 13 ay.
• Danimarka: Askerlik süresi dört ile 12 ay arasında değişiyor. Alternatif kamu hizmeti dört ile 13 ay arasında değişiyor.
• İsveç: Askerlik hizmet süresi 7,5 ile 17,5 ay arasında değişiyor. Alternatif kamu hizmeti kişilere göre ya istenmiyor, ya da 10,5 aya kadar çıkabiliyor.
• Yunanistan: Askerlik hizmeti 18 ile 23 ay arasında değişiyor. Askere gitmeyenler, 30 aya kadar silahsız askeri hizmet yapmak zorunda.

( Taraf/AYÇA ÖRER ) - 11.06.2008



Ve safdışının galatsarayda dağıttı bildiri



Safdışı: Ordular Ölüm Makinalarıdır!
12-06-2008
başka hiç bir şey değil! Askeriyede öldürmeyi öğrenirsin. Askeriyede öl denince ölmeyi, üstünde sopalar kırılmış köpekler gibi itaat etmeyi öğrenirsin. Sormamayı, hissetmemeyi, düşünmemeyi, hayatını ertelemeyi, kalbini kapatmayı öğrenirsin. Öldürmeye eğitildiğin ve belki “emirlere uyup” öldüreceğin insanların, hayvanların, doğanın canlı olduğunu, hayatın güzel olabileceğini unutmayı öğrenirsin. Askeriyede hep yok etmeyi ve yok olmayı öğrenirsin- ölmesen, sakatlanmasan, sağ kalsan bile insanın ruhunu nasıl söndürüyorlar, bunu görürsün.

Ordular tahakküm araçlarıdır –iktidarları korurlar, insan hayatını değil! Her DARBE! yaptıklarında binlerce kişi işkence tezgahlarında, kuytu köşelerde öldürülüp kaybediliyor. Kışlalarsa her zaman orduların insanları kırıp kırıp asker yaptığı baskı ve şiddet odakları. Ordular kendi generallerini korurlar-askerlerin üç kuruşluk kurşunlar kadardır değeri! Ailelerine cesetlerini yollarken “şehit” diye yüceltmeleri bundan! “Vatan” diye tabularla korkutup ürpertmeleri bundan! Korkularla, tabularla terbiye edilmiş kitlelerin kanıyla besleniyorlar -her şeyleri büyük, kanlı bir yalan!

Ama şükürler olsun ki askeri otoritelerin emirleri ve emelleri kalbin sesini kısıp, ruhun gözünü kolay kolay kapatamıyor! Birtakım insanlar da bu berbat oyunun bir parçası olmayacaklarını biliyorlar ve cümle aleme bildiriyorlar. Sevgili arkadaşımız Mehmet Bal bunlardan biridir: hiç bir zaman hiç bir askeri yapının içinde yer almayacağını 2002 yılında ilan etmişti. 8 Haziran 2008’de gün ortası sokaktan alınıp konulduğu askeri hapishanede yetkililerin teşvikiyle linç edilmeye kalkıldı; o şimdi ağır yaralı! İçimizdeki isyan ve acıyla bir daha açıkça söylüyoruz hiçbir fikir, hiçbir topluluk, hiçbir “dava”, hiçbir vatan için ölmeyeceğiz ve öldürmeyeceğiz!
Hayatlarımız, topraktan “şuheda” yerine çiçek, buğday, ağaç fışkırırsa yaşamaya değecek, biliyoruz.

Ve arkadaşımızı gözlerindeki ışıltı, saçlarındaki rüzgârla geri istiyoruz!

Gayrınizami selamlarımızla
safDışı




Artık vicdani reddi de konumaya başlamalıyız ülkemizde